Çerkes Ethem Hain Mi ? Kahraman Mı ?

0

Hain veya Kahraman bu sorunun net bir cevabı ne yazık ki yok.Hayatındaki kesitleri anlatarak bu duruma okuyucuların karar vermesini bekliyorum.Hemen hemen bütün tarihçiler bu konuda bulunan dokümanları incelediğinde bu soruya net bir cevap verememektedir.Sizlere yapılan araştırmalar sonucunda yaptığı işler,aldığı sorumluluklar,kararlar ve yaşadığı durumları anlatmaya çalışacağım.

Kuvay-ı Milliye’nin gerçek komutanı… Evet bu tabir bana ait değil.Bizzat ülke kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’e aittir. Çerkes Ethem,Manisa Salihli’yi savunurken yazılan her mektupta hitap şekli bu şekildeydi.

Evin en küçük oğlu Ethem,2 ağabeyini Rumlarla girilen çatışma da şehit vermiş,2 ağabeyini ( Reşit ve Tevfik ) ise subay olarak görevde görmüştür.Bandırmanın bir köyünde 1885 yılında Emreköy’de dünyaya gelmiştir. Çerkeslerin Şapşığ boyundan gelmekteydi.Ağabeylerinden Reşit bey daha sonradan TBMM’de milletvekili görevini dahi üstlenmiştir.Ethem 19 yaşına gelmiş ve ağabeyleri gibi subay olmak istemekteydi.Ali bey ise durumu fark etmekte ve Ethem’i subay yapmak istemiyordu.Ali bey kendisinin yanında kalmasını istiyordu.Ethem ise bu durumun farkına vardıktan sonra evden kaçarak İstanbul’a yerleşip “Zabit Mektebine” giriş yaptı.Böylece Çerkes Ethem’in askerlik hayatı başlamış oldu.Başçavuş olarak terhis olduktan sonra Balkan savaşlarında Bulgar cephesinde savaştı.Bu cephede yaralanarak kıdem zammı ve madalya aldı.

Daha sonradan I.Dünya Savaşı esnasında abisi Reşit bey aracılığıyla “Teşkilat-ı Mahsusa” ile bağlantı kurmayı başardı.Eşref Kuşçubaşının isteği ile Çerkes Ethem bir çok akına katılmıştır.Afganistan,Irak gibi akınlara katılan Ethem yaralandıktan sonra köyüne baba evine döndü.

“Eşref Kuşçubaşı,Türkiye tarihinin en büyük istihbaratçısı olarak geçer.Bazı kaynaklara göre Ethem’in Abisi Reşit bey’i yanına çağırmış ve Ethem’i istediğini söylemiştir.Reşit bey,Neden sorusunu sorduğunda onun gibi vatan sevdalısı insanlara ihtiyaç olduğunu ve başarılı işler yapabileceğini söylemiştir.”

Dönemin şartları ortadadır. Kuvay-ı Milliye kurulmaya çalışılmaktadır.Bu sıralarda Çerkes Ethem,kendisine Kuvay-ı Seyyare olarak bir kol kurmuştur.Gerek kendi aldığı kararlarla çetelerle çatışmakta,gerekse Ankara’dan aldığı emirler doğrultusunda eylemleri gerçekleştirmekteydi.

Bu dönemlerde dahi Kuşçubaşı ile bağlantısını kesmemiş ve Kuvay-ı Milliye zamanlarında Manisa-Salihliyi savunmuştur.Kuşçubaşı Ethem’i yanına çağırarak birliklerinle Salihliye bir cephe açılacağını ve savunmasını bırakacaklarını bildirmiştir.Ülkenin durumu ise ortadadır.Silah ihtiyaçlarını karşılamak için yardım istediğinde ise Kuşçubaşının kendi çiftliğini adres göstermiş ve silah ihtiyacını karşılamıştır.Salihli savunmasını da tam bir anlamda yapan Ethem,Yunan askerini Salihli’den sonra geçirmemiştir.

Salihli savunması devam etmekte,İstanbul hükümeti İngiliz baskısına dayanamıyordu.Ankara hükumetinin reddine zorlanan padişah baskılara dayanamayarak Ankara hükumetini reddetti.Baskılar bitmek bilmiyordu.Anzavur Ahmet isyanı baş gösterir. Anzavur Ahmet,İstanbul hükumetinin gücü olan Kuvay-i İnzibatiye ile Ankara üzerine yola çıkmıştı.Kendisinin aslıda Çerkes olan Anzavur, Biga civarında birlikleri bozguna uğratmıştır.Hemen ardından Çerkes Ethem’e telgraf çekilmiş ve durum izah edilmiştir..

“Salihli komutanı Ethem Beyefendiye (10 Mart 1920) Biga civarında kuvvetlerimizi bozmayı başaran Anzavur melunu birkaç gün önce Gönen üzerine ilerleyerek Kaymakam Rahmi Bey alayını yenmiş… Esir ettiği subayları ve askerleri halife adına yemin ettiriyor. Sonra serbest bırakıyor. Böylelikle zihinleri karıştırıyor. Ve Kuvayi Milliye aleyhine tahrik ediyor. Durumu tehlikeli gören kolordu komutanlarımız Yusuf İzzet Paşa, Bandırma`dan çekilmiş, Anzavur ise Bandırma`ya girmiştir… Asilerin Balıkesir`i ellerine geçirmeleri, Yunanlılarla ilişki kurmalarına olanak sağlayacaktır ki, bunun ne kadar vahim bir sonuç doğuracağını tahmin edebilirsiniz… Bu yüzden bizzat ve herhalde kâfi bir kuvvetle ve süratle Balikesir`e hareket ediniz.

28. Tümen Komutanı Albay Kâzım Bey.

Çerkes Ethem telgrafı aldıktan sonra Balıkesir’e yola çıkmış ve 2 gün süren yolculukla ulaşmayı başarmıştır.10 saat süren çatışmadan sonra Anzavur Ahmet’in birlikleri büyük bir bozguna uğramış ve dağılması sağlanmıştır.Bu çatışmalar yaşanırken Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü ile telgraf aracılığı ile görüşmüş ve aralarında şu konuşmalar geçmiştir.

İnönü: Merhaba Ethem Bey! Nasılsınız, iyisiniz inşallah. Gazanız mübarek olsun.
Ethem: Merhaba Efendim. Teşekkür ederim. Ben iyiyim. Siz nasılsınız?
İnönü: Genel durumumuz iyi değil. Mustafa Kemal Paşa ve Reşit Bey yanımdalar. Makine başındayız. Size genel durumu izah ederken bazı acı haberler de vereceğim.
Ethem: Söyleyiniz efendim. Acı da olsa gerçeği bilmek daha iyidir.
İsmet Bey: Sizinle şu görüşmeyi temin edebilmek için çok zorluğa uğradık. Bazı yerlerde şimendifer tellerinden yararlandık. Birçok yerle irtibatımız yoktur. Merkezde ise kuvvetimiz kalmadı… Bulunduğunuz yerde ikinci derecedeki işleri tümen komutanı Kâzım Bey`e bırakarak, Geyve Boğazında Ali Fuat Paşa’nın yardımına koşmanızı rica ederiz.
Ethem: Yarın Geyve’ye hareket edeceğim.”

Çerkes Ethem ise durumu değerlendirdikten sonra Geyve Boğazına yola çıkmış ve ulaşmıştır.Hemen bir taarruz planı yaparak İstanbul hükumetinin kolluk kuvvetleriyle Geyve Boğazının biraz gerisinde şiddetli bir çatışmaya girilmiştir.Çatışma sonucunda Ethem ve birlikleri büyük bir başarı kazanmıştır.Hemen ardından yaşanan Düzce İsyanı baş gösterir.Düzce yöresinde İstanbul kaynaklı bir ayaklanmadır.Adapazarı yöresinde olan Ethem ve birlikleri Düzceye geçer ve bu ayaklanmayı da kısa sürede bastırır.Bu sıralarda Ankara’dan Ali Fuat Paşa’dan bir telgraf gelir. Yozgatta,Çapanoğlu ayaklanmasının bastırılması yönündedir.Düzce bulunan Çerkes Ethem,Yunan işgalini hızlandırmak istediği istihbaratını almaktadır.Bir an evvel Yunan Cephesine dönmek istemektedir.Reşit bey’de Ankara’dan Adapazarına gelerek kardeşini ikna etme çabalarına girişmiştir. Çerkes Ethem,Yozgat ayaklanmasını da bastırmayı bu şekilde kabul etmiştir.Birliklerinin bir kısmını Salihli’ye gönderirken bir kısmı ile Ankaraya dönmüştür.

Ethem Bey,Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın onur konuğudur. Yüksek iltifatlarla burada karşılanmıştır.Halide Edip Adıvar bu anı şöyle anlatmaktadır.

“Ethem Ankara`ya silahlı kuvvetleriyle girdiği zaman, sokaklar doldurulmuştu. Adamları arasında kadınlar da vardı. Ethem, büyük şevkle karşılandı. Mustafa Kemal Paşa otomobilini ona verdi. Bu, Ankara`da bulunan tek otomobildi. Ethem TBMM`e geldiği zaman coşkunlukla karşılandı.Ethem bey TBMM girdiği anda tüm vekillerin ayağa kalkarak “Münci millet” “Milletin Kurtarıcısı diyerek ayakta alkışlamaları ve yoğun ilgi bazı kem gözlerin de oluşmasına neden olmuş bu durum geleceğe yatırım yapanların dikkatinden kaçmamıştı.”

Bütün bu ayaklanmalar yaşanırken ve savaşlara girilirken Çerkes Ethem sağlık problemleri yaşıyordu.Salihli’de yunanla tekrar savaşmak isterken dahi 2 kere mide kanaması geçirmiştir.Sağlık problemleri devam ediyor sürekli yorgunluk ve halsizlik sorunu ile karşı karşıya kalıyordu.Bütün bu olaylar yaşandıktan sonra Ankara karşılaması esnasında İsmet İnönü ile konuşmuş durumu izah etmeye çalışmıştır.Bazı kaynaklara göre kendisine hakaret etmiş ve İsmet İnönüye sadece bir tokat atmıştır.Bunun sonucunda kulağında hasar oluşan İnönü meşhur lakabını almıştır.Bu olaylar yaşanmadan önce dahi Mustafa Kemal Paşa,Çerkes Ethem’i sevmekte ve ona güvenmektedir.Albay İsmet Paşa ise tam tersi bu durumu kullanmakta ve kendisini sevmediğini ve güvenmediğini bir çok platform’da dile getirmiştir.

 

Ankara’da İsmet Paşa,Mustafa Kemal Paşa,Fevzi Çakmak ve Çerkes Ethem toplantı yaparlar.

İsmet İnönü : Bizim, Yozgat dolaylarındaki ayaklanışı ne yazık ki kökünden söndürecek bir gücümüz kalmamıştır. Bu gerçeği acı da olsa aramızda açığa vurmalıyız diyerek bu konuyu açar.

Çerkes Ethem ise bu toplantıya dair hatıratında detaylar vermektedir.

İsmet Bey: İstirahate olan ihtiyacınıza rağmen, ziyaretçiler üşüşmeden, mevcut önemli sorunlar hakkında lütfen görüşmelere başlayalım. Bilhassa malum olan şu isyan meselesi hakkında yolumuzu ve kararımızı tespit edelim ki, istirahati kalp ve sükuneti fikirle hem istiharatinizin teminine ve hem de diğer musahafemize sıra gelsin.Son istirhamımız üzerine, Eskişehir’den cepheye sevkiyatınızın geri bıraktırılmasına dair emir vermeyi herhalde unutmamışsınızdır.”
Çerkes Ethem: Evet, cepheye olan asker sevkiyatımız zaten genel değil. Yozgat cihetine ilişkin düşüncenizi dikkate alarak kuvvetlerimin çoğunu Eskişehir`de tutuyorum. Zaten Ankara`yı ziyaret maksadım da daha çok, benim önemsiz gördüğüm ve sizin pek çok önem verdiğiniz Yozgat cihetindeki isyanın derecesini hakkıyla anlamak, sonra Yunan cephesine dair tehlike arz eden şüphelerimle mukayase ederek ona göre çok önemlisini tercih ederek, yahut mümkün mertebe her iki ciheti de ihmal etmeyerek hatasızca bir karar vermemiz içindir.
Fevzi Paşa: Biz hiç ihtimal vermeyiz ki, Yunan ordusunun ciddi bir taarruzu karşısında bulunmuş olalım. Eğer Yunanlıların öyle bir niyeti ve yeteneği olsaydı, bu taarruzu, 3 aydır devam eden iç ihtilallerimizin şiddetli geçen safhaları sırasında yapmaları lazım gelirdi.
İsmet Bey: Bununla beraber, biz cepheleri de ihmal etmek taraftarı değiliz. Asıl gaye ve amacımız, vatanı düşman ayağından temizlemektir. Yunan ordusu en tehlikelisidir. Bu böyle olmakla beraber, iç sorunlarda çok önemli bir esas teşkil eder. Bizim, Yozgat ve civarındaki isyanı kökünden söndürmeye maalesef bir kuvvetimiz kalmamıştır.

Daha sonra yozgat isyanı bastırılmış ve sorumluları dar ağacında kendisi bulmuştur.Bu isyanı da bastırdıktan sonra hiç bir şey eskisi gibi kalmayacak durumlar tamamen değişkenlik gösterecekti.

Fırtınalı günler boy göstermiş ve artık düzenli orduya geçiş zamanı gelmişti.Ethem ise lüzum gördüğü her şeyi kendisi yapıyordu.Haini infaz ettiriyor suçlu askerleri de kendi mahkemesinde yargılıyordu.Bu senaryolar düzenlenmeye başlamış ve söylentiler bir çok yere ulaşmıştı.Mustafa Kemal Paşa’nın düzenli ordu açıklamasından sonra Ethem,İsmet İnönü’nün Eskişehir’deki karargahına baskın düzenler.

İnönü,Ethem bey’i yatıştırarak geri dönmesini sağlar.Durumdan haberdar olan Mustafa Kemal Paşa Çerkes Ethem’e bir heyet yollar.Heyet ile Çerkes Ethem’in görüşmesinden bir sonuç çıkmaz.Tam bu sırada Albay İsmet büyük bir kuvvetle Çerkes Ethem’e saldırır.Bu sırada Çerkes Ethem isyanını fırsat bilen Yunan Komutanlığı, 6 Ocak 1921’de Bursa – Eskişehir ve Uşak – Afyon bölgelerinde ileri harekete geçti. Cephe Komutanlığı, durumun ciddiyetini görerek Ethem’e karşı Kütahya’da iki alaylı bir tümen ile bir süvari grubu bırakıp, geri kalan kuvvetleri hızla Batı Cephesine çekti ve İnönü’de mevziine girdi.

Mustafa Kemal Paşa ise 1920’de Batı ve Güney Cephesine telgraf çeker.Telgrafta;

“Kuvay-i Seyyare işinin artık barış yoluyla ve siyasetle çözümünün mümkün olamayacağı ispat olunmuş ve sorunun kuvvet zoruyla çözümlenmesi gereği ortaya çıkmıştır.Bunun son safhasını şimdiden Meclise bildirmeye ihtiyaç yoktur.Başarıyla sonuçlandırırsak,Meclisin yaptıklarımızı onaylayacağı kuşkusuzdur. “

Çerkes Ethem’in isyan ettiğine delil olarak gösterilen telgraf 29 Aralık 1920’ye aittir.Ethem’e taarruz ise bu telgraftan 2 gün önce başlamıştır.Yunanlılara işbirliği yaptığı söylenerek yapılan bu telgraf ise TBMM kayıtlarına şu şekilde geçmiştir.

Masum millet ve asker kardeşlerim…
Ankara Hükümeti rezilleşmektedir. 29 Aralık tarihinde gönderdiğim memleket ihtiyaçlarına ait telgrafımın gazetelerde yayınlanmasını isteyiniz.Askerler şerre alet olmayacağız, ahirette mesuliyetinizden korkunuz.Maziden intibah olarak her türlü felaketi ve vatanı kurtarmayı haris menfaatlerine kurban etmek isteyenlere karşı hakkınızı müdafaa ediniz. Şahsi ihtiraslara alet olmayınız.Ey subay arkadaşlar; emir kulu olmaktan sarfınazar ediniz. Allah`ın kulu değilseniz, aksi halde geliyorum ha, son pişmanlık fayda vermez.`
Umumi Kuvay-i Milliyeti Komutanı Ethem

Bu telgraf ise kendi anılarında şu şekilde anlatılmaktadır.

“Bazı kumandanlarının Garp Cephesi askerlerine karşı taarruz etmek taraftarı olmasına rağmen geri çekilmek suretiyle çarpışmaktan kaçındığını, Yunanlılara iltica etmek zorunda kaldığını, buna karşılık, kuvvetlerini Refet Bey`in tarafına geçebilmeleri için serbest bıraktığını söylemektedir.Kemal Paşanın 24 aralık 1920 tarihinde Celal Bayarı Ethem-İsmet paşa sorununu çözmesi için Eskişehir’e trenle oradan da küçük trenle Kütahya’ya geçecekti.Paşa bu çıkan olaylardan çok üzgün her iki tarafı da kırmadan İsmet Paşa ve Çerkes Ethem’in arasındaki duruma bir son vermek istiyor.

Çerkes Ethem’in saygı duyduğu ve sözüne itibar ettiği bir kaç kişi ile heyet oluşturmuş ve Çerkes Ethem ile görüşmeye gönderilmiştir.Bu durum ise Celal Bayar şöyle anlatmaktadır.

Arkadaşlar ayak üstü kısa bilgi verdiler: Çerkez Ethem olayı had safhada..İsmet paşa ile silahlı çatışma ha başladı ha başlayacak.Paşa çok üzgün.olayı –her iki tarafı kırmadan- bir yoluna koymak istiyor.Onun için beni, kılıç ali bey’i, Balıkesir mebusu Vehbi bey’i , görevlendirmiş, Ethemle konuşup olayları yoluna sokacağız!”Heyete alınanlar aşağı yukarı Ethem Bey’in şahıslarına saygı beslediği ve sözlerine kıymet verdiği kişiler denilebilirdi.Bende aralarındaydım.Kütahyayı Ethem bizimle konuşmamak için terk etmiş.Bizde ethemin kurmayları arasındaki yetkililerle tartışıyorduk.Ara bulmak, yatıştırmak mümkün değil görünüyordu. Bütün teklifleri reddettiler ve Ethemin kurmayları bizi bir odaya kapattılar.Biz geceyi odada geçirirken asker ve askeri malzeme seslerini dinledik.Besbelli Ethemin orduları çekiliyordu.Sabah oldu.Dışarı çıkartmadılar.İçkili Parti Pelvan içeri girdi.

İsmet bey bizden ne istiyor ? Biz kardeşi kardeşe kırdırmayalım deyip geri çekildikçe üstümüze geliyor. diyerek sözlerini sonlandırmıştır.

Eski Cumhurbaşkanımız Celal Bayar ise “Çerkes Ethem asi biri ama isyancı değil,vatanseverdir” sözleri mevcuttur.

Çerkes Ethem bir strateji uzmanı değildi.Kendi gücünü kullanıyor ve yaptığı hareketleri buna güvenerek yapıyordu.Bütün bu olaylar esnasında dahi Çerkes Ethem’in sağlık problemleri devam ediyordu.Kendisi tarih kitaplarına İnönü’nün kendisine saldırdığında dahi Garp cephesini bırakmamış ve Yunanlılarla savaşmaya devam etmiştir.Tarih kitaplarına bu yansımıştır.Bu olayların ardından kendisinin Yunanlara sığındığı söylendi.Fakat kendi hatıratında tedavi için Berlin’e gittiğini belirtiyor.Bu tedavi durumu yanındaki arkadaşları da teyit etmektedir.Bu süreçten sonra Ethem’in torunları dahi memlekette büyük sıkıntılar çekmiştir. Çerkeslere dahi Ethem’in torunları diyerek hak vermemezlik yaptıkları olmuştur.Eğer tarihimizi sorgulamamız gerekiyorsa bunu ideolojik düşüncelerden arınıp yapmalıyız.Aksi takdirde bir değerlendirme içine girer bir kısmını alıp hain damgası vurmak daha kolay hale gelebilecektir.Son yıllarda ülkemizde hain olmadığını savunan bir çok tarihçi olduğunu biliyoruz.Öncesinde ise bunu dile getirmeye korkan insanlar tanıyoruz.Öyle ki bir kaç yıl öncesine kadar Atatürk ile aynı karede yer alan Çerkes Ethem’i sansürleyerek fotoğrafını paylaşan bir TSK mevcuttu.Daha sonra sansüre son vererek fotoğrafın orjinalini paylaşmıştır.Aşağıda paylaşılan fotoğrafı görebilirsiniz.

 

Bu bilgileri ışığında karar sizin…Çerkes Ethem hain mi ? Kahraman mı ?

 

 

Orhan Meşin
Orhan Meşin

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here