Cahiliye Döneminde Evlilik

0
2
Cahiliye Dönemi Kadın
"Cahiliyye döneminde dört çeşit nikâh vardı: a. Bunlardan biri; halkın bugünkü nikâh şekline benzerdi. (Şöyle ki evlenmek isteyen) bir adam diğer bir adama....

Nesil hususundaki bid’at, cahiliye döneminde uygulanan ve bilinen evlenme türleridir. Bu evlenme türleri o dönemde din gibi benimsenmişti. Fakat bunlar, ne Hz. İbrahim’in dininde, ne de başka dinlerde bilinen bir şeydir. Olsa olsa cahiliye döneminde uydurup icad ettikleri bid’at’lardır.

Mü’minlerin annesi Hz. Aişe’den gelen bir rivayette bu dönem­deki evlilik türlerinin dört çeşit olduğu bildirilmiştir.(1)
Bu evlenme türleri şunlardır:

Urve b. Zübeyr’in haber verdiğine göre, Hz. Aişe şunları söylemiştir:

“Cahiliyye döneminde dört çeşit nikâh vardı:

a. Bunlardan biri; halkın bugünkü nikâh şekline benzerdi. (Şöyle ki evlenmek isteyen) bir adam diğer bir adama velîsi bulunduğu kızı istemek üzere dünürlük yapardı. (Anlaştıkları takdirde kızın velîsi) mehri tayin eder, sonra (dünürlük yapan damat adayı) o kızla nikâh kıyarak evlenirdi.

b. Diğer bir nikâh şekli de şu idi: Adam karısına hayızdan temizlendiği zaman “Falan kimseye bir haber gönder de ondan (seninle) cinsî münâsebette bulunmasını iste.” derdi. Bu süre içerisinde kocası, kadının kendisiyle cinsî münâsebette bulunduğu o erkekten aldığı gebelik iyice belirinceye kadar ondan uzak durur, asla onunla cinsi münâsebette bulunmazdı. Kadının (o adamdan olan) gebelik durumu belli olunca (artık) kocası isterse onunla cinsî münasebette bulunurdu (ve evliliğini sürdürürdü) Bunu, kişi sadece çocuğun soylu olmasını istediği için yapardı ve bu tür nikâha “nikâhu’l-istibda’” adı verilirdi.

c. Bir başka nikâh şeklî de şöyleydi: Geleneğe göre, on sayısından daha az (anlaşmalı) bir erkek grubu bir araya toplanır ve hepsi de bir kadının yanına girip onunla cinsî münasebette bulunurlardı. Kadın gebe kalıp çocuğunu doğurduktan bir süre sonra onlara haber gönderir ve hepsini yanına çağırırdı. Onlardan hiçbirisi onun davetine uymaktan kaçınamazdı. Hepsi de onun önünde toplanırdı. Kadın onlara hitaben; “Aramızda olan işimizi biliyorsunuz. Ben bir çocuk dünyaya getirdim, bu çocuk senindir ey falanca!” diyerek onlardan hoşuna giden birini ismiyle çağırır ve çocuğu ona ilhak ederdi/çocuğun ona ait olduğunu söylerdi.

d. Dördüncü bir nikâh şekli de şu idi: (Sayısı belli olmayan) pek çok kimse toplanarak bir kadının yanına girerdi. Kadın kendisine gelen kimselerin hiçbirinden kaçınmazdı. Bu kadınlar fahişe kadınlardı. Kendilerine gelmek isteyen kişilere bir alâmet olsun diye, kapılarının üzerlerine bayraklar dikerlerdi. Kadın hamile olup da çocuğunu doğurunca, daha önce kendisiyle cinsî münâsebette bulunan erkeklerin hepsi onun yanında toplanırlardı. Kadın da onlar için çocuğun şekil ve şemaline bakarak babasını tespit edebilen mütehassıslar çağırırdı. Onlar da kadının çocuğunu (çocuğun babası olduğuna) kanaat getirdikleri kimseye verirlerdi, (o kimse de çocuğu) kendisine ilhak ederdi. (Artık o çocuk o kimsenin) oğlu diye çağırılırdı. (Çocuk da) bundan çekinmezdi.

Allah, Muhammed (asm)’i gönderince bugünkü Müslümanların nikâhı, Câhiliyye dönemi halkının bütün nikâhlarını kaldırdı.”(2)

 

Bu hadiste geçenlerin dışında cahiliye döneminde, kadın ile erkeğin gizli dost tutmaları şeklindeki muhadene ya da hıdnnikahı; erkeklerin mehir vermeksizin birbirlerinin kız kardeş veya üvey annelerini birbirleriyle evlendirmeleri şeklindeki şigar nikahı, eşleri karşılıklı değiştirme şeklindeki bedel nikahı, asil bir erkekten çocuk sahibi olabilmek için eşi ona sunma şeklindeki istibda nikahı, babası öldükten sonra üvey anneyle evlenme şeklindeki zayzen yada makt nikahı, bir kadının en az on erkekle cinsellik hayatı yaşaması şeklindeki muzamede nikahı ve belirli bir süre için evlilik hayatı yaşamak anlamındaki mut’a nikahı sayılabilir. Ayrıca güçlü erkeklerin, beğendiği kadınları sorgu sual olmaksızın alarak onunla cinsel temas kurması anlamındaki mahtufat nikahı, savaşlarda esir edilen kadınlardan kendi hisselerine düşenlerle cinsellik hayatı yaşamaları anlamındaki müseyyebât nikahı ve biğa denilen fahişelik de o dönemde geçerli olan cinsellik tutumları arasındadır.(3)

 

Cahiliye döneminden çok sonraları, bazı ayırımcı topluluklar gelip Allah’ın kitabını sapık bir yorumla yorumladılar. Bunlara göre dörtten fazla kadınla evlenmek caizdi. Bunu, ya —kendi inançlarına göre- peygambere uyarak yapıyorlardı. Nitekim Hz. Peygamber’e dörtten fazla kadınla evlenmek helâl kılınmış idi. Onlar bunun Allah Rasûlüne mahsus olduğuna dair müslümanların icmama (görüş birliğine) aldırış bile etmediler.                                         
Ya da, “Hoşlandığınız kadınlardan ikişer, üçer, dörder evleniniz.” (Nisa,3) ayetini bozarak dokuz kadınla evlenmenin caiz olduğunu söylüyorlardı. (Bu iddiaya göre ayette geçen sayıların toplamı dokuz ediyormuş.) Oysa ne ayetteki bu kelimelerden, ne de bu konuda rivayette bulunanlardan maksadın bu olduğu anlaşılmamıştır. Bu yorumu getiren, ümmetin içine öyle bir yeni icad sokmuştur ki ne delili ne de dayanağı vardır.(4)

 

 

 

 

Kaynakça:

1 Hadisin tamamı Buhârî’nin Sahihinde Nikah bölümün dedir. Feth’ul Bâri’de ve hadis numarası ti 127 dir. Ayrıca hadisi Ebu Davud da rivayet etmiştir. Hadis numarası 2272 dir.

2 Ebu Davud, Talak, hadis no: 2272 ve Buhari nikah 37  (sorularlaislamiyet)

Yrd. Doç. Dr. Ali DUMAN İ.Ü İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ (https://dinvekonum.tr.gg/%26%23304%3Bslam–Oe-ncesi-Cahiliye-D.oe.nemi-Nikah-%26%23350%3Bekilleri.htm)

4 İmam Şatıbi, el-İ’tisam Kitap Dünyası Yayınları: 2/56-57.   

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here