Büyüklere Masal

0

Masal anlatmayanınız, dinlemeyeniniz yoktur değil mi ?
Masallar tamamen hayal ürünü olup, sonunda illaki bir mesaj bırakırlar hafızamıza.
Çocuklarımızı büyütürken dünya klasikleri olan masalları anlatmışızdır.
Bazen de kendimizle başbaşa kalınca bir masalın içinde buluruz kendimizi veya bunu bilerek yaparız.

Şimdi size anlatacağım bir masal var. Bunu hiç bir yerde duymadınız ama vereceği mesajı aslında hepimiz biliyoruz.

Vaktiyle ülkenin birinde dünyalar güzeli bir kız çocuğu doğar. Annesi babası ona gözü gibi bakıp büyütürler ama kız 10 yaşına geldiği zaman artık yalnızlıktan sıkılıp bir arkadaş istediğini söyler.
Babası kızını gözünden bile sakınırken hiç bir insanoğluyla arkadaşlık etmesini istemez. Ona kimsenin dokunmasına, yaklaşmasına izin vermez. Günler böyle geçerken bir gün kızının ağladığını gören baba dayanamaz ona bir aslan yavrusu hediye eder.

Kız bu aslanı gördüğünde sevinçten bayılır.

Günlerini bu aslanla geçirmeye başlayan kız zaman içinde ona bağlanır. Artık tek dostu tek arkadaşı bu aslan olmuştur. Koşmayı, avlanmayı, yüzmeyi hep aslandan öğrenmiştir.

Geçen yıllar içinde kız güzelliğine güzellik katmış aslan da kocaman yeleleri olan vahşi görünümlü bir hal almıştır. Onun büyüklüğünden ve korkunç yüzünden bile hiç korkmayan kız, bir an olsun yanından ayrılmaz olur.

Aslan da ona bağlanmış aralarındaki ilişki zaman içinde kuvvetlenmiştir. Masal bu ya, birbirlerinden ayrılmaz olmuşlardır. Artık ne aslan olmasının, ne de insan olmasının hiç bir önemi olmadan, bir bütün olurlar.
Aslanın kocaman pençeleri kıza her dokunduğunda vücudunda yaralar açmaya başlar. Kız buna aldırış etmeden aslanın sıcaklığını duymak için onun yakınlaşmasına izin verir. Aslan bu ! Doğası gereği zaman zaman hırçınlaşıp sertçe sever kızı. Kanayan hiç bir yarasına aldırış etmez. Çünkü onun doğasının bir parçası olan pençe atmalarının insana verebileceği zararı hesap edemez.
Her pençesinde kızda açılan yaralar büyür ve artık onların acısıyla hırçınlaşmaya başlar kız.
Her hırçınlığında da kalbini kırdığı kişi en sevdiği aslan olmaktadır. Onu bu kadar severken neden kırdığını kendisi dahi anlayamaz.

 

Gel zaman git zaman kızın yaraları kapanmaz olur. Bu duruma çok üzülen babası aslanı öldürmeye karar verir. Ancak kızının daha çok hasta olmasından endişe etmektedir.

Yine bir gün ormanda gezinirlerken aslan çok susar. Eğilip dereden su içmek ister. Bu güne kadar kendi yüzüne hiç dikkat etmeyen aslan suda aksini görünce korkar. Baktığı tek şeyin kız olması nedeniyle, kendisinin ne kadar korkunç olduğunu göremeyen aslan, kızın ne kadar narin olduğunu düşünür.

Ona zarar verdiğini düşünerek uzaklaşır kızdan. Aslanın bu tavırlarından dolayı çok üzülen kız bütün üzüntüsünü aslanı sözleriyle yaralayarak gösterir. Yapmak istediği tek şey onu geri kazanmakken daha da uzaklaşmasına neden olur.
Aslanın yokluğunda yataklara düşen genç kız ölümün eşiğine gelmiştir. Kızının bu haline üzülen baba gidip ormanda aslanı bulur ve dönmesi için yalvarır. Aslan hastalandığını öğrenince vakit kaybetmeden geri döner.

Yatağının başında duran aslan “Sana açtığım yaralar yüzünden bu haldesin ama yine de beni istersin. “ der

Kızın cevabı ise şöyle olur:
“Açtığın her yara kan değil güldür bana,
Hiç bir şey acı vermez yokluğun kadar bu cana “

Aslan kalır kızın yanında, dayanamaz sözlerine.
Sabahlara kadar iyileşsin diye sevgisini sunar ama dokunamaz ona. Korkar pençelerinden yine zarar vermekten.

Kız hasta yatağından uzanamaz aslana, aslanda ona yaklaşamaz. Günler böyle geçerken kız günden güne solar ve aslanı suçlar: “Yanımda olmak istemiyorsun, çünkü bana uzak duruyorsun neden gitmiyorsun ? “ diyerek
tekrar uzaklaşmasına neden olur.
Bu kez dönmemeye kararlı olan aslan çok kırılmıştır.

Kızın babası ne kadar doktorlar getirse de kızını bir türlü iyileştiremez. Artık ölecek gözüyle bakarlar. Kız hasta yatağında baygın yatarken bir rüya görür. Rüyasında güzel bir peri kızı ona şöyle der:
“Güçlen ve kalk ayağa. Ne arkadaşın aslan için ne de bir başkası için. Hiç kimsenin sana zarar vermemesi için sadece güçlen “

Gözlerini açan kız etrafına ilk baktığında aslanı görmek ister ama yoktur. Günler sonra kız iyileşir ayağa kalkar. Aradan geçen zaman içinde aslanı çok özlemiştir ama elinden bir şey gelmez. Bir gün dere kenarında otururken eline kağıdı kalemi alır şunları yazar:

“Özlemine terketmek senin tercihin, bunu çekmekse benim tercihim. Artık pençelerin yok ama sen de yoksun. Şimdi gelsen sana sarılırdım çünkü güçlü pençelerinle sevdim seni ve kabul ettim, sen yavaşça dokunmayı, ben de kendimi korumayı becebiliriz.”

Böyle yazdıktan sonra bir şişeye koyup bırakır dereye. Aslan o şişeyi bulur mu bilinmez.

Masal bu, aslan şişeyi açabilir mi sorulmaz ama gerçek dostluklarda kalpler her şeyi bilir, her şeyin yolunu bulur.

Gökten düşen üç elmanın biri kızın başına, biri aslana, biri de varsa beklediklerinize düşsün efendim…

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here