Bulgaristan İle Aramızdaki Sorunlar

0

Komşumuz Bulgaristan’la ilişkilerimiz özellikle Cumhuriyet’in ilanından sonra zaman zaman gerildi. 1934’de Nazi Almanya’sı ve İtalya’nın Avrupa’daki dengeleri bozmasından sonra Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ve Türkiye arasında imzalanan Balkan Antantı’na Bulgaristan katılmamıştı. Çünkü Bulgaristan hala komşu ülkelerin topraklarında hak iddia ediyordu.Türkiye ve Bulgaristan arasında bir çeşit güven antlaşması 1941’de imzalandı. Bu tarihten sonra ilk gerginlik 20 Şubat 1948’de Bulgaristan tarafından iki uçağımızın düşürülmesiyle başladı. Bunun üzerine Bulgaristan’a nota verildi ve gerginlik bir şekilde geçiştirildi.

bulgaristan ile göç anlaşması ile ilgili görsel sonucu

Bulgaristan’da yaşayan Türk soydaşlarımızın sorunu henüz gündeme gelmemişti. 22 Mart 168’de Bulgaristan ile “Göç Antlaşması” imzalandı. 1 Nisan-30 Kasım 1968 tarihleri arasında haftada 300 soydaşımızın ülkemize göç etmesi kararlaştırıldı.

3 Mayıs 1972’de Erdal İnönü’nün de bulunduğu THY’ye ait yolcu uçağı, 4 silahlı anarşist tarafından Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da kaçırıldı. 67 yolcu ve mürettebat 28 saat sonra serbest bırakıldı ancak Bulgaristan, hava korsanlarına iltica hakkı verdi.

1 Kasım 1977’de ise, Türkiye’nin en sıkıntılı döneminde, elektrik borcumuzu ödemediğimiz, Bulgaristan Türkiye’ye verdiği elektriği keseceğini bildirdi.

80’lerde Bulgaristan’ın Türkiye politikasının yanında soydaşlarımıza karşı tavırlarında da bir sertleşme göründü. Örneğin, 1983’de Bulgaristan, Abdi İpekçi sukiastinin sanıklarından Bekir Çelenk’i iade etmedi.

Soydaşlarımıza yapılan kötü muamelelerin artması sonucu, 15 Ocak 1985’de Cumhurbaşkanı Evren, Bulgaristan Devlet Başkanı Todor Jivkov’dan Türklerin hak ve hukukunun korunmasını istedi.22 Ocak’ta Türkiye’de bulunan Bulgaristanlı göçmenler, Birleşmiş Milletler ve Cumhurbaşkanına 1000 imzalı birer telgraf çektiler. Bulgarlaşmayı kabul etmeyen 12.500 Bulgar vatandaşı Türk’ün, çeşitli baskılara maruz kaldıklarını ve isimlerinin zorla değiştirildiğini belirterek durumu protesto etmelerini istediler. Bulgaristan’da ki Türklere yapılan baskılar dış basında da yer almaya başladı. Bunun sonucu olarak 21 Şubat 1985’de Türkiye, soydaşlarımıza yapılan kötü muamelelerden dolayı Bulgaristan’a nota verdi. Ardından 8 Mart’ta Bulgaristan ile tüm sportif faaliyetlerimiz durduruldu ancak Bulgaristan, Türkler konusunda hiçbir taviz vermeyeceğini açıkladı.

bulgaristan türk baskısı ile ilgili görsel sonucu

21 ve 22 Mart’ta İstanbul’da, 13  Nisan’da Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yaşayan binlerce Türk, 20 Nisan’da Bursa’da Bulgaristan’da yaşayan Türklere yönelik baskıları protesto etmek için mitingler düzenlendi.

4 Nisan’da Bulgar Dışişler Bakanı, ilk kez Büyükelçimiz Ömer Lütem’i makamına çağırarak nota vermek istedi. Lütem, Dışişleri Bakanı’nın çağrısına uymayarak notayı kabul etmedi ama Türkiye 12 Nisan’da Bulgaristan’a 3. kez nota verdi.

3 Haziran’da Bulgaristan’daki Filibe Başkonsolosluğumuz abluka altına alındı. Ayrıca iki Bulgar savaş uçağı hava sahamızı ihlal etti.Bunun üzerine 4. kez Bulgaristan’a nota verildi. 14 Temmuz’da Filibe Başkonsolosluğumuzdaki abluka kaldırıldı. Türkiye’de Bulgar casus Yusufov’u bırakacağını açıkladı.

Bu sefer 30 Temmuz’da Bulgaristan Meriç Nehri’nin sularını baraja topladı. İpsala Ovası susuz kaldı. 24 Ağustos’ta Bulgaristan’a bir kez daha nota verildi. 1 Ekim’de Bursa’da Bulgaristan göçmenleriyle görüşen Uluslararası Af Örgütü temsilcisi Hugh Poulton, Türk azınlığı adlarının zorla değiştirildiğini ve baskı uygulandığını rapor etti. Daha sonra ABD Başkanı Reagan ve BM Genel Sekreteri, Bulgaristan’da Türklere yapılan baskıları, İnsan Hakları Günü’nde kınadılar.

23 Haziran 1986’da İnsan Hakları Komisyonu Helsinki İzleme Komitesi, Bulgaristan’da 1.500 Türk’ün öldürülüp Tuna Nehri’ne atıldığını, 1.500 Türk’ün Belene Adası’na sürüldüğünü açıkladı.

Aileler parçalanmış, kimi zulüm görüyor, kimi kaçıyor, kimi kayboluyor, kimi alıkonuluyordu. Bulgaristan’ın tutumunda bir değişiklik olmuyordu. 1986’da Melbourne’de düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası sırasında Naim Süleymanov’un Türkiye Büyükelçiliği’ne sığınması, Bulgaristan’daki baskıları bir kez daha Dünya gündemine taşıdı.Naim Süleymanov Türkiye’ye iltica etti. Dönemin Başbakanı Turgut Özal da bizzat devreye girdi. Süleymanov, Süleymanoğlu oldu.

1986’da sığınmalar arttı. 6 Ocak 1987’de Bulgar Hükümeti ile yapılan görüşmeler neticesinde Bulgaristan, ailelerinden ayrı kalan 103 Türk çocuğunu, Türkiye’ye göndermeyi kabul etti.

15 Kasım 1988’de önemli bir olay daha gerçekleşti. Atina’da Akropolis Turnuvası’na katılan Türk asıllı Bulgar eskrimci Sezgin Şakirov (Şakiroğlu), Atina Büyükelçiliğimize sığındı. Şakirov daha sonra Türkiye’ye getirildi.

21 Mayıs 1989’da Bulgaristan, ülkesinde yaşayan Bulgar vatandaşı Türkleri Avusturya üzerinden göçe zorlamaya başladı. binlerce Türk yollara döküldü. Bulgaristan, Türkiye’nin bütün uyarılarına rağmen göçü durdurmaya yanaşmadı. 2 Haziran’da Bulgaristan, sürdüğü zorunlu göçü direkt Türkiye üzerinden yapmaya başladı. Kapıkule ve Dereköy sınır kapılarında binlerce kadın, çocuk, yaşlı Türk, aç ve sefil halde Türkiye’ye geliyorlardı. 7 Haziran’da 2.000 dolayında soydaşımız Türkiye’deydi. 13 Haziran’da bu sayı 12.000’i buldu.

İlgili resim

Bulgarların baskılarına ve işkencelerine maruz kalan soydaşlarımız yürüyerek Türkiye’ye gelmeye devam ettiler. Hükümet, soydaşlarımız rahatça girebilmeleri için sınır kapılarını koşulsuz olarak açık tuttu. Kırklareli’ne göçmen misafirhanesi kuruldu. Gelen soydaşlarımız buraya yerleştirildi. Yurdun dört bir yanından ve yurtışında yaşayan Türklerden soydaşlarımıza yardım yapıldı. 16 Temmuz’da göç edenlerin sayısı 160.000’i buldu. 7 Ağustos’ta sayı 400.000’i aştı. Ancak 21 Aralık’da Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi olarak gelen soydaşlarımızdan 86.297’sinin geri döndüğünü açıkladı.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here