Bizi Dertlerimizden Kurtaracak 5 Değerli Hikaye

2
77
Hikayeler

Hikayelere sabırla başlamak istedim. Dertlerimizle başa çıkarken en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin sabır olduğunu düşünüyorum. Çünkü sabrettikçe mücadeleye devam edebiliyoruz. Derdi olana ilk söylenen şeydir sabır. Hz Allah da Bakara suresinde “Allah sabredenlerle beraberdir.” der. Sabır deyince benim aklıma hep Hz Eyüp gelir. Enbiya suresinde geçer Eyüp peygamber.
Sabır

Hikayelere sabırla başlamak istedim. Dertlerimizle başa çıkarken en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin sabır olduğunu düşünüyorum. Çünkü sabrettikçe mücadeleye devam edebiliyoruz. Derdi olana ilk söylenen şeydir sabır. Hz. Allah da Bakara suresinde “Allah sabredenlerle beraberdir.” der. Sabır deyince benim aklıma hep Hz. Eyüp gelir. Enbiya suresinde geçer Eyüp peygamber.

Eyüp’ü de hatırla. Hani o Rabbine, “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.” diye niyaz etmişti.”

“Bizde onun duasını kabul edip, kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar içinde bir ibret olmak üzere, ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.”

Hz. Eyüp çok varlıklıydı. Varlıklı olduğu kadar ahlaklıydı da. Hiçbir zaman malının mülkünün kibrine kapılmayıp, bu varlıkları Allah’ın verdiğini unutmayan Eyüp peygamber sadakasını da eksik etmezdi.

İmtihan bu ya, Hz. Eyüp günün birinde tüm malını mülkünü kaybetti. İnsanlar onun adına ondan daha çok üzülürken, Eyüp peygamber her zaman “Alan o, veren o. Her şey onun.” diyordu.

İmtihanı devam eden Eyüp peygamber daha sonra evlatlarını da kaybetti. Yanında bir tek karısı kalmıştı.

Hz. Eyüp, tüm bunların üzerine bir de sağlığından olmuştu. Dili ve kalbi dışında vücudunun her yerinde yaralar çıkmaya başlamıştı. Bu durumda bile yıllarca bir kez olsun Rabbine isyan etmeyen Eyüp peygamber, zamanla hastalığı daha da artıp kulluk vazifesini bile yerine getirememeye başlayınca hemen,

“Ya Rabbi, artık hastalığım bana zarar veriyor. Kalben kulluk vazifemi yapamıyor, dilim ile seni zikredemiyorum. İbadet etmeden yaşayamam. Durumumu senin merhametine bıraktım.”  diye Allah’a yalvardı.

Hz. Allah Eyüp peygamberin bu duasına kabul etmiş, malını mülkünü evlatlarını misliyle geri vermiş ve onu sağlığına kavuşturmuştur.

Sad Suresinde bu durum  “Biz onu gerçekten sabredici bulduk, o ne iyi kuldu. Daima Allaha yönelirdi.” şeklinde yer almıştır.

Allah sabreden kulunu sever, derdine sabredene dermanını verir. Hayatta hiçbir şey sabretmeden olmaz. 9 ay sabreder bir anne, sabrının sonunda evladına kavuşur. Toprağa bir tohum eker insan, sabreder ve o küçücük tohumdan neler çıktığına şahit olur. Sabırdan sonra gelir her şeyin en güzeli. Kışa sabredersin, bahar gelir. Geceye sabredersin, sabah olur.

İşte böyledir hayat, derdine sabredersin, gün gelir hiç geçmez sandığın o derdin ne olduğunu bile unutursun.

Hz. Osman’ın bir sözüyle bitireceğim sabır konusunu. Hz. Osman der ki, “Bir zorlukla karşılaştığında sabret. Çünkü hiçbir güçlük yoktur ki arkasından kolaylık gelmesin.”

 

 

Tevekkül teslimiyettir. Derdi olan insan tevekkül eder, Rabbine teslim olursa Allah’ın yardımıyla derdiyle baş edebilecek gücü kendinde bulur.Tevekkül

Tevekkül teslimiyettir. Derdi olan insan tevekkül eder, Rabbine teslim olursa Allah’ın yardımıyla derdiyle baş edebilecek gücü kendinde bulur.

Teslimiyet deyince peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) dedesi Abdülmuttalip ile Yemen valisinin arasında ki diyalog gelir aklıma. Hatırlar mısınız Kabe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’yi? Abdülmuttalip Ebrehe’den yağmalama sırasında alıkoyulan develerini istemişti. Ebrehe şaşırmıştı bu duruma. Kabe’nin yıkılmaması için ona yalvaracaklarını düşünüyordu. Abdülmuttalip Ebrehe’ye çok güzel bir cevap vermişti o zaman, “Ben develerimin sahibiyim. Kabe’nin sahibi ise Allahtır. Onu o korur.” demişti. Teslimiyeti görüyor musunuz? Sonrasında akıllardan çıkmayan fil vakası gerçekleşmişti. Yüce Allah sahibi olduğu Kabe’yi ebabil kuşlarıyla korumuştu Ebrehe’nin koca fil ordusuna karşı. Ne diyor fil suresinde?

“Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine?
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.
Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.
Derken onları yenişmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi.”

İşte bu yüzden dertlerimizle başa çıkarken teslimiyet önemli. Allah hiç ona sığınan, ona teslim olan kulunu yarıda bırakır mı?

Ben her durumda şükredilmesi gerektiğine inanırım. Bazen pollyannacılıkla eleştiriliyorum bu yüzden. Halbuki Hz Allah Bakara suresinde der ki “Beni anın, bende sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.” Ne kadar uyuyoruz bu ayete?
Şükür

Ben her durumda şükredilmesi gerektiğine inanırım. Bazen pollyannacılıkla eleştiriliyorum bu yüzden. Halbuki Hz. Allah Bakara suresinde der ki “Beni anın, bende sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.” Ne kadar uyuyoruz bu ayete?

Düşünsenize, uyandığınız her gün size bir şans veriliyor. Nefes alıyorsunuz. Görüyorsunuz. Duyuyorsunuz. Yürüyor, konuşuyor, hissediyor, bir çok şey yapıyorsunuz. Bunların hepsi birer nimet. Bunların hepsi şükür sebebi. Ama insanız işte, şükredecek ne kadar çok şeye sahip olduğumuzun farkında değiliz. Kaybetmeden değerini anlamıyoruz hiçbir şeyin.

Bu kez kendimle ilgili bir hikaye anlatmak istiyorum. Bana şükretmeyi öğreten bir hikaye. Benim hikayem. Birkaç yıl önce, bende aslında nasıl şükredilmesi gereken şeylere sahip olduğumun farkında değildim. Şımarıklıktan, kibirden dünya benim etrafımda dönüyor sanıyordum. Doğum günüme az bir zaman kala bir sürü planlar yaparken, evime gittiğim bir gün taksiden indim ve bastığım yer buzmuş. Ayağım tamamen ters döndü, ve çok kötü bir şekilde kırıldı. Evime o kadar yakındım ki, ama adım atamıyordum. Amcamın hastanesi var, hem de ortopedi üzerine. Beni apar topar oraya götürdüler. Doktorum kuzenimdi. O kadar acı çekiyordum ki. Bütün doktorlar benim için koşuşturuyordu. Acıdan kıvranıyordum, hastane amcamındı, doktor kuzenimdi ama kimse bir şey yapamıyordu. Ailem çektiğim acıyı görüp, dayanamayıp halime ağlıyordu. İlk ameliyatımı oldum, doğum günümü hastane de geçirdim. Günler sona eve geldim.

Aylarca ayağa kalkamayacaktım. Okula gidemeyecektim. Odama bile aylarca çıkamadım. Evin en alt katında bir odada, aylarımı geçirdim. Hiçbir ihtiyacımı kendim karşılayamıyordum. Her gece ağlıyordum. O zaman anladım biliyor musunuz. O zaman dedim ki işte sen bu kadar hiçsin Büşra. Her şey senin sanıyordun, tüm güç sende. Ama Allah sana gücün kimde olduğunu hatırlattı. Ne paran ne pulun ne gücün ne hastanen ne doktorun, kimse bir şey yapamadı. Allah izin vermezse, adım atamazsın adım. Kendime öyle kızdım ki. Öyle sert bir yüzleşme yaşadım ki.

Önce hiç olduğumu anladım. Her şeyi veren Allah’ın, her şeyi aynı şekilde alabilecek güçte olduğunu anladım. Sonra şükrettim biliyor musunuz. Derdime şükrettim. Evet yürüyemiyordum. Evet çok acı çekiyordum. Ama bildiğim bir şey vardı. Ben birkaç ay sonra da olsa ayağa kalkacaktım. Yürüyecek, hatta koşacaktım. Peki ya ömrünü yatakta geçirmek zorunda kalanlar? Tekerlekli sandalyeye muhtaç olanlar? Hep şükrettim. Sanki ufacık şikayet etsem, ayağa kalkamam diye korktum. Öyle korktum ki.

Şükredin arkadaşlar. Sahip olduğunuz her şeye şükredin. Derdinize bile şükredin. Kötünün de kötüsü var. Belki sizin derdinize keşke benim de derdim öyle ufak olsa diyecek kadar büyük dertleri olanlar vardır. Bakın bu pollyannacılık değil. Bu hayatın gerçeği. Şükredin ki, Allah size daha büyük bir dert vermemiş. Şükrü dilinizden eksik etmeyin..

Dua kadar insanı rahatlatan bir şey var mıdır? Allah Mümin suresinde “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.” diyor.  Bize vereceği hiçbir şey Allah’a çok gelmez. Yeter ki doğru dua edin, yeter ki istemeyi bilin. Her anahtar her kapıyı açmaz. Kapının açılmasını istiyorsak, doğru kilidi bulacağız.
Dua

Dua kadar insanı rahatlatan bir şey var mıdır? Allah Mümin suresinde “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.” diyor.  Bize vereceği hiçbir şey Allah’a çok gelmez. Yeter ki doğru dua edin, yeter ki istemeyi bilin. Her anahtar her kapıyı açmaz. Kapının açılmasını istiyorsak, doğru kilidi bulacağız.

Züleyha’yı hatırlayın. Ne çok istiyordu Yusuf’u. Hz Yusuf için itibarından oldu Züleyha. Güzelliğini kaybetti. Her şeyini kaybetti. Hayatta istediği tek şey Hz Yusuf’tu. O kadar umutsuzdu ki, o kadar çaresiz bir haldeydi ki. Hem tek derdi Yusuf’tu hem de “Yusuf beni bu halde ne yapsın.” diyecek kadar umutsuzdu.

Duanın olduğu yerde umutsuzluk olur mu? Züleyha’ya Yusuf’u vermedi mi Allah? Derdine derman olmadı mı. Çünkü Züleyha doğru kilidi bulmuştu. “Yusuf’u Yusuf’un Rabbinden istiyorum.” demişti. Allah ona hem Yusuf’u verdi, hem kaybolan gençliğini ve güzelliğini.

Ayetler o kadar açık ki. Allah ol der, olur. Hayatta her şey Allah’ın bir ol emrine bakar. Hani meşhur bir söz vardır ya, dert etme dua et diye. Dert etmeyin, dua edin. Rabbinizden isteyin. Başka kimimiz var ki? Güç onda, kudret onda.

Kapanışı bu sözle yapmak istiyorum. Geçmiyor mu? Bakın bu başlığa gelmeden önce, dört farklı hikayeden söz ettim.Bu Da Geçer Ya Hu

Kapanışı bu sözle yapmak istiyorum. Geçmiyor mu? Bakın bu başlığa gelmeden önce, dört farklı hikayeden söz ettim.

Hz Eyüp malını mülkünü kaybetti, evlatlarını kaybetti, sağlığını kaybetti. Sabretti. Geçti.

Kendimden söz ettim. Günler geçmek bilmiyordu. Tekrar yürüyeceğim günlerin hayallerini kuruyordum. Bugün Allah’a şükür sağlıklıyım. Geçmedi mi?

Züleyha güzelliğini, itibarını her şeyini kaybetti. Yusuf’a kavuşmadı mı?

Her şeyin bir bedeli var arkadaşlar. Her dert bitiyor. Emin olun bir şekilde o derdin mükafatını Rabbim veriyor.

Hz Yusuf kuyulara atıldı, zindanlara düştü. Babasına hasret kaldı. Sonra? Mısır’a sultan oldu. Öyle kolay değil Mısır’a sultan olmak.

Herkesin bir derdi var, herkesin bir sıkıntısı var. Çok sevdiğim bir söz var, “La rahate fid dünya.” “Dünyada rahat yoktur.”

Dünya imtihan dünyası arkadaşlar. Hz. Allah kainatı efendimiz Hz. Muhammed (sav) için yaratmış. Efendimiz’in (sav) dertlerinden daha mı büyük bizim dertlerimiz? İbadeti sırasında tepesinden deve pisliği bile dökülmüşken, onca imtihan yaşamışken, derdim var derken bile iki kez düşünmeliyiz. Varsa bile geçiyor. Geçmişinizden bugününüze bir hatırlayın. Her dönem belli şeyleri dert etmişsinizdir kendinize, ama çoğu bugün aklınıza bile gelmiyordur belki. Şimdi dertlerinize dönün ve Bu Da Geçer Ya Hu deyin..

You may also like

Share

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here