Biyografi – Otobiyografi


(BİYOGRAFİ)

Bir kişinin yaşamı, hizmetleri ve kişiliğiyle ilgili bilgi veren yapıtlara yaşam öyküsü denir. Bu tür geçmişte tercüme-i hal, tezkire gibi adlarla karşılanmıştır. Ali Şir Nevai’nin Mecalisü’n Nefais adlı yapıtı edebiyatımızda ilk öz yaşam öyküleridir. Yaşamı anlatılan kişi ilginç olmalıdır. Bu nedenle düşünürlerin, sanatçıların, bilginlerin, devlet adamlarının herhangi bir yönüyle ün kazanmış kişilerin yaşam öyküsü yazılır.

 

Yaşam öyküsünde şu özelliklerin olması beklenir:

 ➡ Gerçekleri bağlı kalınmalıdır.

 ➡ Yaşamı anlatılan kişinin, kronolojisi verilmelidir.

 ➡ Yaşamı anlatılan kişinin yaşamındaki önemli olaylar yansıtılmalıdır.

 ➡ Kişinin kişisel özelliklerine yer verilmelidir.

 ➡ Kişinin düşünce yaşamı ve yapıtlarını yer verilmelidir.

 ➡ Yaşam öyküsü yazarı, yaşamını anlattığı kişinin yaşadığı toplumun niteliklerini yansıtarak bu kişinin nasıl bir toplumda yetiştiğini ve toplumuna kazandırdıkları gösterilmelidir.

 

ÖRNEĞİN;

ADİLE NAŞİT

17 Haziran 1930 tarihinde İstanbul’da doğdu. Asıl adı Adile Keskiner’dir. Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Nait’in kızıdır. Babasının ölümü üzerine, öğrenimini yarım bıraktı.

1944 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk tiyatrosuna girdi.

Her şeyden Biraz oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nın tiyatrosuna girdi.

1948’den 1951 yılına kadar, komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le birlikte kurdukları toplulukta çalıştı. 1948 yılında, Lüküs Hayat filmi ile, sinema oyunculuğuna başladı. 1950’de, kendisi gibi tiyatrocu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca Tiyatrosu’na döndü ve 1960‘a kadar çalıştı. 1961’de, eşi Ziya Keskiner ve abisi Selim Nait Özcan ile birlikte, Nait Tiyatrosunu kurdu. Bu topluluğun dağılmasından sonra 1963’te Gazanfer Özcan Gönül Ülkü Tiyatrosu’nda, 1975’e kadar aralıksız olarak çalıştı.  

Sinemaya ikinci ve asıl girişine, 1970’lerde yaptı. Lüküs Hayat adlı filmindeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.

Bu, Türk sinemasında, “Star“ olmayan bir baş oyuncunun, kazandığı ilk ödüldü. Hababam Sınıfı oyunculuğuyla büyük beğeni kazandı.

1978’de Uluslararası sanat gösterilerinin tiyatro müzikallerinde rol almaya başladı. 1981 yılında TRT televizyonunda Uykudan Önce isimli bir çocuk program yaptı. Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu.

Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda: basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı.

11 Aralık 1987’de İstanbul’da vefat etti.

 

ÖZ YAŞAM ÖYKÜSÜ (OTOBİYOGRAFİ)

Kişilerin özel yaşamına, duygularını, düşüncelerini, eğilimlerine, eylemlerini kapsayan yazılara öz yaşam öyküsü denir.

Öz yaşam öyküsü kişinin kendi yaşamını yazmasıdır. Bu yazıda ve günlük nitelikleri de ayrıntı olarak görülür; ama yazının amacı yaşamın yazılmasıdır.

 

ÖRNEĞİN;

1980 yılında Sivas’ın Zara ilçesinde doğmuşum. Annem ev hanımı, babam ise uzun yıllar devlet memuru yapmış, doğduğum yıllarda ticaretle uğraşan bir adamdı. Sivas’ta bir müddet yaşadıktan sonra İstanbul’a göç etmemiz, benim okul çağına gelmemle gerçekleşmiş.

Bu nedenle eğitim ve öğretim hayatıma İstanbul’da bir ilkokulda başladım. Ortaokulu bitirdikten sonra, iyi bir okul derecesiyle, İstanbul Lisesi’ne yazıldım. Lise hayatım, durgun geçti. Sadece ders çalışıyor ve birkaç yayın takip ediyordum.

Liseden sonra İstanbul Üniversitesi – Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Okumalarımı yoğunlaştırarak, süreli yayınların tamamına yakınını takip ediyordum. İlgi alanlarıma doğru sivrilmiştim. Sürekli okuyor ve alanımla ilgili akademik çalışmaları takip ediyordum.

Üniversiteden sonra Ankara’da avukatlık yapmak için atandım. 2007 yılından bu yana avukatlık yaparak hayatımı sürdürüyorum. Evli ve bir kız babasıyım. Eşimle 2005 yılında tanıştık. Bir arkadaşım vasıtasıyla ailelerimiz tanıştıktan sonra görüştük ve anlaşarak evlenme yoluna gittik.

2006 yılında kızımız dünyaya geldi. O gün bugündür, bütün hayatımız değişti. Kız evlat sahibi olmak, insanın bütün ruh dünyasını değiştiriyor. Gece ve gündüzlerin birbirine karışıyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Adını, Şule koyduk. Annesi Nergis Hanım’ın arzusuyla karar verdik. Sürekli Ahmet Bey, diye başlayan cümlelerinde Şule isminden bahsederdi.

 

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Berna KARAÖZ

YAZAR - MAREŞAL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up