Birey ve Toplum

 BİREY VE TOPLUM

1.Sosyalleşme Unsurları

Toplum-birey ilişkisi sosyolojinin açıklamaya çalıştığı önemli konulardan biridir. Çünkü bireyler sosyo-kültürel değerlerle donanımlı, medeni bir varlık olarak dünyaya gelmezler. Birey, içinde doğup büyüdüğü toplumun bir parçası olarak onun yüzyıllar boyu kuşaktan kuşağa geçen değerlerini, özelliklerini tanır, öğrenir, benimser ve ona göre hayatını şekillendirir.

Bu nedenle sosyalleşme, toplumun değerler sistemini ve ideallerini bir araya aktararak onun toplumun bir parçası haline getirme sürecidir.

İnsanlar kaçınılmaz olarak hayatlarını toplum ve toplumsal gruplarla etkileşim içinde sürdürürler; öğrenirler öğretirler, etkilenir ve etkilerler.

Her toplumda bazı grup kurumlar bulunmaktadır. Bunlar bireyi toplumun sağlıklı bir üyesi haline getirmeyi amaçlarlar. Sosyalleşme araçları olarak adlandırılan bu kurum ve gruplar dört tanedir bunlar; aile, okul, arkadaş grupları ve kitle iletişim araçlarıdır.

 

Sosyalleşmenin Unsurları;

Aile: Bireyin sosyalleşmesini sağlayan ilk ve en önemli kurumdur. Aile, çocuğun toplumsal hayata katılımının en önemli basamağıdır. Bireyler, en önemli sosyalleşme kazanımlarından biri olan dili ve davranış kalıplarını ailede öğrenir.

Okul: Resmi ve örgütlü bir sosyalleşme kurumudur. Çocuğu henüz bilmediği ve daha sonraki yaşamını kolaylaştıracak pek çok şeyi öğreterek daha üst seviyelerde ki toplumsal problemlerle mücadele etme yolunu gösterir.

Arkadaş Grupları: Yetişkinler tarafından doğrudan kontrol edilemeyen ve daha özgür bir sosyalleşme ortamı sunan önemli sosyalleşme araçlarından biridir. Birey, arkadaş gruplarında çatışma, işbirliği, rekabet gibi olaylar yaşarlar ve beklentileri, arzuları ve yönelimleri doğrultusunda kendini özgürce ifade etmeye öğrenirler.

Kitle İletişim Araçları: Modem bir olgu olup diğer sosyalleşme araçlarından farklı bir etkiye sahiptir. Radyo, televizyon, sinema, gazete, internet gibi iletişim araçları geniş kitlelere ulaşabilmektedir bu araçları tek yanlı belirleyici bir etkileme gücüne sahiptir. Çocukları örnek almaları için rol modeller sunarlar.

 

2.Sosyalleşmenin Aşamaları

Sosyalleşme denilince bireyin çocukluk ve gençlik dönemlerinde geçirdiği eğitim süreci akla gelmektedir. Ancak bu tutum doğru değildir. Çünkü bir yetişkin ya da bir yaşlı da çeşitli durumlarda bir tür sosyalleşme deneyimi yaşayabilir. Bireyler yaşamları boyunca sosyalleşme açısından çeşitli aşamalardan geçerler. Bu aşamalar şunlardır;

a.Çocukluk: Sosyalleşmenin en yoğun olduğu dönem olması ve etkisini hayatını sürdürmesi bakımından diğer dönemlerden ayrılır. Bu dönemde bireyler, anne babanın ve eğitmenlerin kontrolü altında, yaşadıkları toplumun sosyo-kültürel yapısına uygun olarak temel davranış kalıplarına ve toplumsal rollerini model alma yoluyla öğrenmeye başlarlar.

b.Gençlik Dönemi: Sosyalleşme açısından önemli bir dönemdir. Büyük ölçüde problemli bir süreç olarak yaşanır. Çünkü bireyler gençlik çağında yavaş yavaş anne babalarından bağımsız bir şekilde yaşamayı ve karar almaya başlarlar. Bu da gençlik dönemi sosyalleşmesinin gerilimli bir süreç olarak yaşanmasına neden olur. Bir çok tutum ve davranış çocukluk yıllarında şekillenmiş olsa da bireyler gençlik döneminde zihinsel ruhsal olgunluğa erişirler ve çocukluğun küçük dünyasından geçliğin ufuk açıcı geniş toplumsal etkileşim alanlarına dahil olurlar. Aileden bağımsız karar alma, bir kimlik ve kişilik oturtma çabasının yarattığı gerilimlerin yanı sıra gençlik dönemi geleceğe dönük seçimlerde bulunma arefesi olması bakımından da önemlidir. Fakat bu dönemde çocuklukta olduğu gibi tek yanlı bir sosyalleşme süreci yaşanmaz; gençler bir yandan toplumun belirlemiş olduğu sınırlar içerisinde hareket ederken diğer yandan kişisel tercihlerine göre yetişkinlere doğru bir rota çizerler ve böylece içinde yaşadıkları toplumun değişim dinamiği olurlar.

c.Yetişkinlik Dönemi: Bireylerin gençlik döneminde aldıkları kararların bir kısmını hayata geçirip hedeflerini gerçekleştirdikleri, bir kısmında terk ettikleri bir dönemdir. Yetişkinlikte bireyler çocukluk ve gençlik dönemlerinde olduğu gibi yaş kategorileri ile değil toplumda işgal ettikleri sosyal konumları ve sosyal ilişkilere göre tanımlanırlar. Dolayısıyla yetişkin sosyalleşmesi yeni sosyal ilişkiler, sosyal konumlar ve meslekler aracılığıyla gerçekleşecek. Yetişkinlik dönemi yaşlılığa kadar uzanan en uzun sosyalleşme dönemidir.

d.Yaşlılık Dönemi: Yaşlılığın genel kabul görebilecek yaş sınırlarından söz edilemez. Sosyalleşme bağlamında sosyolojik açıdan bakıldığında yaşlanma olgusu, bireylerin topluma yönlendiren ana ilişkilerinin dışına çıkması olarak tanımlanabilir.

Mesela, emekli olan biri sosyolojik açıdan yaşlı olarak kabul edilebilir. Çünkü emekli olarak iş gücünden çıktığı için yaşamı, yetişkinlik dönemine kıyasla sosyal ilişkileri açısından daha yoksundur. Fakat bu tespit modern toplumda için geçerlidir. Çocukluk dönemi ile ilgili olarak vurgulandığı gibi yaşlılıkta modern toplumlarda sosyolojik bir sorun oluşturmaya başlamıştır. Mesleki işlevsellik ve güce dayalı ilişkiler çerçevesinde kurulan modern hayatta zorunlu olarak toplumsal hayatın dışına itilmiş bireylerin nasıl sosyalleşeceği meselesi sosyoloji ile sosyal bilimlerin kesişme noktası olmuştur.

 

Sosyalleşme ve Toplumsal İlişkiler

Sosyalleşme, toplumsal değerlerin (insani, ahlaki, milli, manevi ve demokratik vb.) bireylere aktarılma ve benimsetilmesi sürecidir. Bu süreçte, topluma hakim olan ilişkilerde bireyi biçimlendirir. Bu nedenle, bireyin yaşamı boyunca kurduğu ilişkiler, davranış biçimleri sosyalleşme sürecinden izler taşır.

Sosyalleşme de en etkili unsur bireyin içinde bulunduğu çevre ve kültürel ortamdır. Doğuştan gelen özelliklerinde bireylerin sosyalleşmeler üzerinde etkili olduğu söylenebilir.

Bireyler toplumun değerlerini benimseyerek o topluma ait olma özelliğini kazandırırken ilişki biçimi de o toplumdan izler taşır. Sosyalleşmenin gerçekleşmesinde kurulan ilişki biçimi daha sonra kurulacak toplumsal ilişkilerde de rol oynar.

Max Weber’e göre Bir ilişkilerin sosyal ilişki olabilmesi için;

 ➡ En az iki insan arasında olması,

 ➡ Tarafların birbirinden haberdar olması,

 ➡ Bir zaman süreci içinde oluşması,

 ➡ İlişkinin taraflarca ortak bir anlam taşıması,

 ➡ Tarafların karşılıklı etkileşim içerisinde bulunması,

 ➡ Karşılıklı bir güven duygusunun egemen olması gerekir.

 

Sosyal ilişki, toplumsal grupların oluşmasına sağlayan bir süreçtir. Bireylerin birbirleriyle girdikleri bu ilişkiler ortak davranışların oluşmasını sağlar. Böylece her birey nerede, nasıl davranacağını bu ilişkiler sayesinde öğrenir.

 

Sosyal İlişki Çeşitleri;

Sosyal ilişkiler ilişkinin niteliğine, süresine, birey sayısına, bireyin isteğine göre veresiye olup olmamasına göre çeşitli sınıfları ayrılır.

A.Birey sayısına göre sosyal ilişkiler

Biri sesine göre sosyal ilişkiler üçe ayrılır;

1.Birey-birey ilişkisi: İki kişi arasında geçen ilişkidir. Örneğin; bir kadın ile kocası arasında geçen ilişkidir.
2.Birey-grup ilişkisi: Bir tek bireyin, grup ya da gruplar ile girdiği ilişki biçimidir. Öğretmenin sınıftaki öğrencilerle ilişkisi bu türden bir ilişkidir.
3.Grup-grup ilişkisi: İki farklı grubun birbirleriyle kurduğu ilişkiyi ifade eder. İki futbol takımı arasındaki ilişki bu ilişkiye örnektir.

B.Sürelerine göre sosyal ilişkiler

1.Kısa süreli ilişkiler: Zaman bakımından kısa süren ilişkilerdir. Örneğin; yolculuk yaparken veya pazar yerinde alışveriş yaparken kurulan ilişkiler gibi.
2.Uzun süreli ilişkiler: Bu tür ilişkiler uzun sürelidir. Bazen insanın doğumundan ölümüne kadar sürebilir. Aile ve akraba bireyleri arasındaki ilişkiler bu türdendir.
3.Periyodik (devirli) ilişkiler: Bu ilişki sadece yılın belli dönemlerinde kurulur ve bir dahaki döneme kadar ortadan kalkar. Örneğin; her yıl aynı yere tatile giden insanlar veya mevsimlik işçiler arasındaki ilişkiler bu türden ilişkilerdir.

C.Niteliklerine göre sosyal ilişkiler

1.Birincil ilişkiler: İçten, sevgi, bağlılık, dostluk ve duygusal yakınlığı bağlı olarak oluşan ilişkilerdir. Aile bireyleri arasındaki ilişkiler buna örnek gösterilebilir.

Özellikleri;

 ➡ İlişkiler uzun sürelidir
 ➡ Bireyler arası etkileşim güçlüdür
 ➡ Biz duygusu egemendir
 ➡ Üye sayısı az olan küçük gruplar da görülür (Aile, akraba, komşu, arkadaşlık)
 ➡ İlişkiler yüz yüze ve samimidir
 ➡ Yazılı kurallar yoktur
 ➡ Yardımlaşma duygusu güçlüdür
 ➡ İlişkileri duygusal yoğunluk yönlendirir.
 ➡ Bireysel çıkarlardan arınıktır.

 

2.İkincil ilişkiler: Birden fazla insanın önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde oluşturdukları resmi, kısa süreli ilişkilerde. Örneğin; alıcı-satıcı, komutan-asker, amir-memur ilişkileri buna örnek gösterilebilir.

Özellikleri;

 ➡ İlişkilerde resmiyet söz konusudur
 ➡ Geçici yüzeysel ilişkilerdir
 ➡ Yazılı kurallara dayalıdır
  ➡ Çıkarlara dayalıdır, çıkarları bitince ilişkide biter
 ➡ İlişkilerde rasyonellik (akılcılık) vardır
 ➡ Büyük gruplarda, geçici gruplarda ve resmi kuruluşlar da görülür
 ➡ Sosyalleşme de ikinci basamak olup etkili olanıdır
 ➡ Duygusal etkileşim yok denecek kadar azdır
 ➡ Ben duygusu egemendir

, toplumsal rol ve saygınlık (prestij)

Toplumsal statü

Bireyin toplumsal yapıda sahip olduğu yeri ve konumudur. Bulunduğu konum bireye birtakım yetki ve sorumluluklar sağlar. Statü kişinin kendi hakkındaki düşüncesi değil, çevresindeki insanların onun hakkındaki düşüncelerini gösterir.

Toplumda kişilerin olduğu kadar toplumsal kurumların da statüsü vardır. Çocuk, anne, baba, öğretmen, işçi; Müslüman, hristiyan; siyah, beyaz olmak gibi. Statüler kişiye bulunduğu konuma göre bazı görevler yüklediği gibi bazı haklar da sağlar statü toplumu tarafından belirlenir.

Bireylerin sahip oldukları statüleri belirleyen temel etkenler şunlardır;

 ➡ Mülkiyet sahipliği
 ➡ Soy bağı
 ➡ Eğitim basamaklarının sayısı ve çeşidi
 ➡ Bazı toplumlarda kişinin dinsel inanış ve fikirleri
 ➡ Cinsiyet faktörü

 

Statünün özellikleri;

 ➡ Toplumda her bireyin bir statüsü vardır.
 ➡ Bilirkişi aynı anda birden çok statüye sahip olabilir.
 ➡ Statüler birbirleriyle karşılıklı etkileşim içerisindedir.
 ➡ Bazı statüler diğerlerine göre daha ağır basabilir.
 ➡ Statülerini niteliği ve önemi toplumlara göre farklılık gösterir.
 ➡ Statüye verilen değerler toplumsal yapının niteliğine, kültürel özelliklere ve tarihsel süreçte yaşananlara göre zamanla değişir.
 ➡ Her sosyal statü rolünü de birlikte getirir.

 

Sosyal statüler elde edilişlerine göre iki gruba ayrılır;

1.Verilmiş (edinilmiş) statüler: Doğuştan gelen ve çoğunlukla değişmeyen statülerdir. Bunlar yaş, cinsiyet ya da bir bölge ait olma gibi statülerdir. Ayrıca bir kişinin ulusunun, ırkının, renginin belirlenmesi doğuştan gelen toplumsal statülerdendİr. Örneğin; Türk ya da İngiliz olmak veya Müslüman ya da hristiyan olmak bireyin çaba harcamadan elde ettiği statülerdir.

2.Kazanılmış statüler: İnsanın yaşam içerisinde bilge, emek, yetenek, eğitim ve deneyimleriyle sonradan kazandığı statülerdir. Bu statüler sonradan değiştirilebilir. Örneğin; öğretmen, doktor, öğrenci, anne ve baba olmak gibi. Bireyin toplumsal yapıda birden fazla statüsü olabilir.

 

Anahtar statü: Toplum üyeleri birbirine genellikle sahip oldukları statülere göre tanırlar. Her bireyin birden fazla sütatüsü olmasına rağmen, bunların arasındaki en baskın statüye “anahtar statü“ adı verilir. Anahtar statü kişinin toplum tarafından en çok tanınan statüsüdür.

Örneğin bir kuruluşun yönetim kurulu başkanı aynı zamanda kurulu üyesi değil. Ama onu nasıl statüsünü “başkan“ oluşu belirler.

 

 

UYARI:

Birey toplumsal yapı içinde birden fazla statüye sahip olabilir. Örneğin; bir kişi evinde baba, okulda öğretmen, sendikada üye olabilir.

 

 

UYARI:

Toplumun gözünde bazı statülerini değeri yüksek, bazılarının ki ise daha düşük olabilir. Statülere verilen değer toplumdan topluma değiştiği gibi aynı toplumda zamanla değişebilir. Örneğin; geçmiş yıllarda lise mezunu olmak Türk toplumunda önemli bir statü sayılırken günümüzde üniversite mezunu olmak önemli sayılmaya başlanmış, lise mezunu olmanın prestiji düşmüştür.

 

Toplumsal rol

Toplumun belirli bir statüde bulunan bireyden beklediği davranışlar bütünü toplumsal rol denir. Toplumsal rol, sahip olunan statülerini nasıl yerine getirileceğini belirleyen davranış örüntülerine dile getirir. Örneğin; öğretmenin ders anlatması, doktorun hastasının muayene etmesi, annenin çocuğuna bakması toplumsal rolüdür.

Belirli bir statüdeki kişinin yapması gereken davranışlara rol beklentileri ya da ideal rol denir.

 

NOT:

Statü, kişinin toplumsal yerinin “neresi olduğunu“ gösterir. Rol ise “kişinin ne yaptığını“ belirtir.

 

Rol çatışması

Bazen bireyler birden fazla rol yapmak zorunda olduğu için bireyin herhangi bir rolü bir başka rolünü yerine getirmesini zorlaştıra bilir. Bu duruma “rol çatışması“ denir. Örneğin; kendi çocuğunun öğretmeni olan bir kadının, evde anne gibi davranması gerekirken öğretmen gibi davranması rol çatışmasıdır.

 

Rol pekişmesi

Benzer rollerin birbirini kolaylaştırmasına rol pekişmesi denir. Örneğin, bir avukatın daha sonra savcı olması gibi.

 

Anahtar rol

Anahtar statüsü doktorluk olan bireyin, anahtar rolü de hastayı tedavi etmek olacaktır.

 

Sosyal prestij (saygınlık)

Aynı statüye sahip kişi veya grupların başka kişi ve gruplar karşısındaki üstünlükleri onların prestijlerini belirler.

➡ Prestij, her zaman statü belirlemeye bilir.
➡ Prestij, kişinin yakınlarını da etkiler.
➡ Prestij, zamanla değişebilir.
➡ Prestiji, kişinin kendi yetenekleri belirler.
➡ Prestij, toplumdan topluma farklılık gösterir.

 

Toplumsal değer,

Toplumsal değerler

Toplumsal değerler, belli bir toplumda ya da toplumsal grupta bireylerin olumlu tepki gösterdiği düşünce, kural, uygulama biçimi ve nesnelerdir. Sosyal değerler, insan davranışlarının hangilerinin iyi hangilerinin doğru ve yararlı olduğunu belirler. Genellikle ahlak ve inançlara dayanır. Toplum tarafından ortaklaşa paylaşılan, toplumu bir arada tutan ve toplum üyeleri tarafından kendilerine sahip çıkılan değerlerdir. Örneğin; doğruluk, dürüstlük, yurtseverlik, bağımsızlık, bayrak vb. birer sosyal değerdir.

 

Toplumsal değerlerin özellikleri;

 ➡ Bireyin davranışlarına yön verir.
 ➡ Sonradan sosyalleşme yoluyla kazanılır.
 ➡ Kuşaktan kuşağa aktarılır.
 ➡ Toplumsal bütünleşmeyi sağlar.
 ➡ Toplumdan topluma değişir.
 ➡ Çoğunluk tarafından paylaşılan düşünce ve nesnelerdir.
 ➡ Bireyin sosyal kişilik kazanmasında etkilidir.
 ➡ Bireylerin toplumsal rollerini seçmesinde ve gerçekleştirmesinde rehberlik eder.
 ➡ Kişiler arasında dayanışma duygusunu güçlendirirler.
 ➡ Yaptırım güçleri vardır.
 ➡ Aynı değerleri paylaşan insanlar arasında dayanışma daha fazladır.

 

Toplumsal norm

Sosyal yaşamda insanların tavır ve davranışlarının nasıl olması gerektiğini belirleyen ve yaptırımlarla desteklenen toplumsal kurallardır. Toplumsal değerlerin bir kısmı kesin bir hal alınca normlar ortaya çıkar.

Normlar kişiler için yol gösterici, toplumsal hayatı düzenleyici ve dengeleyici işleve sahiptir her bireyin istenilen davranışa uygun davranmaya zorlanır. İstenilen davranışa uymayanlar değişik yollarla cezalandırılır. Normlar toplumsal ilişkileri düzenler ve onları süreklilik kazandırır.

Toplumsal normlar resmi ve resmi olmayan normlar olmak üzere ikiye ayrılır;

1.Resmi (yazılı) normlar: Devlet düzenini koruma ihtiyacından doğan ve uyulmadıkları takdirde devlet tarafından yaptırıma tabi tutulan normlardır. Bu normlar yasa, tüzük, yönetmelik gibi bazı yazılı kurallardır. Resmi normlar, gücünü devletten alır ve uyulmadıkları takdirde devlet tarafından yaptırıma tabi tutulurlar. Bu normların yaptırımı, hizmetten yoksun bırakma, para cezası, özgürlüğün kısıtlanması şeklinde olabilir. Resmi normların en önemli özelliği cezai yaptırımları kapsaması ve herkes için zorunlu olmasıdır.
2.Resmi olmayan (yazısız) normlar: Toplum düzenini koruma ihtiyacından doğan ve uyulmadıkları takdirde toplum tarafından yaptırıma tabi tutulan normlardır. Bu normlar yazılı değildir. Dinsel ahlaki kurallar, gelenekler, görenekler, adetler, resmi olmayan toplumsal normlardır. Bu tür normlara uymayanlar genellikle ayıplama, kınama, toplumdan dışlanma gibi yaptırımlarla karşılaşırlar.

 

Toplumsal normların özellikleri;

 ➡ Her toplum belli bir süreç içinde kendine özgü normlar geliştirir.
 ➡ Normlar, toplumu üyeleri tarafından benimsendikleri için sosyal yapının bir parçasını oluşturur.
 ➡ Sosyal normların kendine özgü yaptırımları vardır.
 ➡ İnsanlar normları grup içinde yaşadıkları deneyimlerle öğrenir.
 ➡ Normlar insan eylemlerinin tümünde kendini gösterir. İnsanın duygu, düşünce ve davranışlarını etkiler.
 ➡ Normlar, bazen toplumda egemen olan grup ve sınıfların yararlarına göre biçim alır.
 ➡ Normlar sosyal sistem içinde üyelerin geniş bir kısmı tarafından kabul edildiği zaman kurumlaşmış olur.
 ➡ Sosyal normlar istenildiği zaman değiştirilebilir.
 ➡ Normlar toplumdan topluma, her toplumun kendi içinde zamandan zamana değişebilir.

 

Sosyal kontrol

Sosyal kontrol, İnsanların toplumda beklenen şekilde davranmalarını sağlayan ve böylece insanların davranışlarını belirleyen toplumsal düzenlemelerin genel adıdır.

Sosyal kontrolün amacı, toplumsal normlara uyumanı sağlamak, bunlardan sapmayı önlemek ve toplumsal uyumu gerçekleştirmektir. Ayrıca toplumun varlığının, bütünlüğünün ve sürekliliğinin korunmasında sosyal kontrolün amaçları arasında yer alır.

Sosyal kontrolün işleyişi otoriteye dayanır. Devlet sosyal kontrolü sağlayan en büyük mekanizmadır.

 

Toplumsal sapma

Bireyin içinde yaşadığı toplumsal grupların kural ve değerlerini etkin biçimde öğrenemediği, bunları uyumlu davranışlar da bulunmadı, grubun yerleşik ölçülerini ve değerlerine aykırı davranışlarda bulunduğu durumlara sosyal sapma denir.

Sosyal sapma davranışının nedenleri şunlardır;

 ➡ Yanlış sosyalleşme
 ➡ Sosyal yaptırımların zayıf olması
 ➡ Kültürel çatışmalar
 ➡ Bireysel iradeyi aşan istekler
 ➡ Hızlı toplumsal değişme
 ➡ Ekonomik ve Siyasal sıkıntılar

 

Toplumsal sapma, ister olumlu ister olumsuz olsun toplum tarafından onaylanan bir durum değildir. Olumlu sapma, zamanla toplum tarafından idealleştirilmiş olan köleliğin egemen olduğu bir toplumda köleliğe karşı çıkmak ya da adil bir bölüşümün olmadığı bir toplumda dengeli bir gelir dağılımını gerçekleştirmeye yönelik izinsiz gösteri yapmak gibi norm dışı davranışları ifade eder.

Buna karşılık olumsuz sapma toplum tarafından onaylanmayan rüşvet, hırsızlık, cinayet, cinsel istismar, kaba ve küfürlü konuşma gibi norm dışı davranışları içerir.

Örneğin; ağır doğum sancıları içindeki karısına en yakın hastane arabası ile götürmekte olan bir adam, trafik kurallarını ihlal edip dakika kazanması olumlu toplumsal sapmadır.

 

Topluluk çeşitleri

Sosyal hayat alanı üzerinde birlikte yaşayan ve bir toplumu oluşturan bireyler gerek toplumun tamamı, gerekse daha alt birimler düşünüldüğünde çeşitli örgütler topluluklar biçiminde yaşarlar.

Sosyal hayat alanı üzerinde yaşayan bireylerin oluşturduğu başlıca topluluk türlerini üç grupta sıralamak mümkündür. Bunlar;

 ➡ Toplumsal gruplar
 ➡ Toplumsal yığınlar
 ➡ Toplumsal kategoriler

 

1.Toplumsal gruplar

Toplumsal grup, iki veya daha fazla kişinin sürekli bir etkileşim içinde bulunarak ortak bir amacı gerçekleştirmek için oluşturduğu topluluktur. Buna göre bir grupta üç temel öge vardır. Bunlar;
 ➡ Üyeler arasında ortak amacı ve çıkara dayalı ilişkinin olması.
 ➡ Göreceli bir sürekli olan insan topluluğu olması.
 ➡ Biz ve başkaları duygusunu geliştirerek kendilerine diğerlerinden ayırmalarıdır.

Bu üç temel öge; grubu gelişigüzel topluluklardan ayırır. Örneğin; bir otobüste yolculuk eden ya da sinemada film izleyen insanlar birer grup değildir. Çünkü bu insanlar arasındaki ilişkiler yok denecek kadar azdır.
Gruptaki her bireyin, öteki insanlara göre belli bir yeri ve bu yerin gerektirdiği bir işi vardır.
Toplumsal grupların özellikleri
 ➡ Birbiriyle karşılıklı ilişki ve etkileşimde bulunan, birbirinin davranışına dikkat eden insanlardan oluşur.
 ➡ Grup içinde, insanların rol ve statüleri bellidir.
 ➡ Grup, üyelerinin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda çalışır.
 ➡ Beklentileri karşılamayan sosyal gruplar dağılır veya şekil değiştirir.
 ➡ rup üyeleri arasında organik ve mekanik dayanışma söz konusudur.
 ➡ Sosyal grupların yapı ve işleyişi toplumdan topluma farklılık gösterir.
 ➡ Grupta yazılı veya sözlü kurallar vardır.
 ➡ Ortak bir amaç doğrultusunda oluşur.
 ➡ Grup üyeleri arasında bir grup bilinci vardır.
 ➡ Sosyal gruplar dinamik bir yapıya sahiptir.
Toplumsal grupların işlevleri
 ➡ Kişinin sosyalleşmesinde etkili olur.
 ➡ İnsanları topluluk ruhu aşılar ve moral verir.
 ➡ Üyelerine kişilik kazandırır.
 ➡ Üyeler arasındaki işbirliği sayesinde toplumsal ilişkileri kuvvetlendirir.
 ➡ Bağlılık ve dayanışma duygularını geliştirir.
 ➡ Güven duygusunu artırır.
Toplumsal grup çeşitleri
Toplumsal gruplar son derece karmaşık ve çeşitlidir. Sayıca çok oldukları gibi çok değişik işlevleri de sahiptir. Bu nedenle tek bir sınıflandırma yapmak imkansızdır. Toplumsal gruplara çeşitli özelliklerine göre sınıflandırmak mümkündür.

1.Niceliklerine (Büyüklüklerine) göre toplumsal gruplar

a. Büyük gruplar: Üye sayısı fazla, ilişkilerin genellikle resmi ve yüzeysel olduğu gruplardır. Dernekler, siyasi partiler, sendikalar vs. bu gruba örnek oluşturur.
b. Küçük gruplar: Üye sayısının az, ilişkilerin yüz yüze olduğu gruplardır. Üyeler birbirlerini iyi tanırlar. Örneğin; aile, arkadaş grupları bu grupları örnek oluşturur.

2.Kuruluş biçimlerine göre toplumsal gruplar

a. Resmi gruplar: Yetkili organlarca oluşturulmuş kanunlara göre yönetilen gruplardır. Örneğin; vakıf, dernek, sendika gibi.
b. Resmi olmayan toplumsal gruplar: Arkadaş grupları, bir iş yerinde yardım amacıyla bir araya gelen gruplar resmi olmayan gruplardır. İlişkilerin resmi olmayıp yüz yüze ve samimidir.

 

3.Sürelerine göre toplumsal gruplar

a. Geçici toplumsal gruplar: Bir amacı gerçekleştirmek için kurulan, bu amaç gerçekleştikten belli bir süre sonra dağılan gruplardır. Örneğin; inşaatta çalışan işçiler bu gruba girer.
b. Devirli (periyodik) toplumsal gruplar: Yılın belli zamanlarında bir araya gelip bir müddet sonra dağılan gruplardır. Örneğin; her hafta kurulan pazarlar, mevsimlik işçiler, yazlıktaki komşular vs. bu gruba girer.
c. Sürekli toplumsal gruplar: Ömürleri, üyelerinin ömründen daha uzun olan gruplardır. Ulus, aile, şehir, millet bu gruba örnektir.


4.Katılışı biçimlerine göre sosyal gruplar

a. İsteye bağlı gruplar: Bireyin kendi özgür iradesi ile katıldığı gruplarda. Bu tür gruplardan bazılarına girebilmek için yetenek, düzeyi, yaş, cinsiyet vb. niteliklere bakılır. Meslek grupları, arkadaşlık, dernek, parti, yüksek okullar bu türden gruplardır.
b. İstek dışı gruplar: Bu tür grupları bireyler özgür iradeleri ile katılmazlar. Örneğin; bir aileye veya ulusa katılırken bireylerin kendileri karar vermezler.


5.İlişki biçimlerine (niteliklerine) göre toplumsal gruplar

Cooley İlişki biçimlerini göre grupları ikiye ayırır;

 

a. Birincil gruplar: Yüz  yüze ilişkilerin, yardımlaşma, dostluk ve sevgi bağlarının yüksek olduğu gruplardır. Grup üyelerinin de “biz“ bilinci hakimdir. Yüksek bir dayanışma söz konusudur. Üye sayısı azdır ve bireyler arasındaki ilişkilerde süreklilik vardır. İlişkileri manevi bağlar yönlendirir. Aile, arkadaş, komşu, akraba gibi toplumsal gruplar “birincil gruplar“ olarak tanımlanır.
b. İkincil gruplar: Yapı bakımından büyük olup, yazılı normlara dayalı olarak kurulan, belli bir amacı gerçekleştirdikten sonra dağılan, resmi ilişkilerin bulunduğu gruplardır. Bu gruplar özellikle sanayileşmiş toplumlarda ve kentlerde görülür. Bu gruplar ilişkiler resmi ve mesafelidir. Üyeler arası ilişkileri manevi değerler değil, kanunlar belirler. Bu gruplarda toplumsal kontrol makinesi nasıl daha zayıftır. Yüz yüze ilişkiler kurulsa bile bir takım kurallara uyulması zorunludur. Şirketler, bankalar, dernekler bu tür gruplardır.
Alman sosyolog F. Tönnies de toplumsal grupları ilişkinin niteliğine göre ikiye ayırır;
a.Cemaat (Topluluk)
Toplumsal yapısı küçük ve geleneksel değil. İnsanlar birbirlerine yardım amacıyla yaklaşır. Çıkar ilişkileri ön planda değildir. Evlilik ilişkilerinde geleneksel kalıplar hakimdir. Örneğin; eş seçiminde anne babanın kararlarına önem verilir. İşbölümü yok denecek kadar azdır.
Geleneksel kalıplar egemendir. Bu tür gruplara köyde tarım toplumlarında daha sık rastlanır. “Biz“ duygusu egemendir.
 ➡ Ortak irade egemendir.
 ➡ Grubun çıkarları önde gelir.
 ➡ Gelenekler etkilidir.
 ➡ Birincil ilişkiler etkindir.
 ➡ Doğal dayanışma egemendir.
 ➡ Kollektif mülkiyet egemendir.
b.Cemiyet (Toplumu)
Gelişmiş ve kalabalık toplumlarda görülen resmi, akılcı, çıkara dayalı, her şeyin karşılığının olduğu bir ilişki sistemi geçerlidir. Sevgiye dayalı duygusallık bağı yoktur. Kişisel irade ve kişisel mülkiyet vardır. Hukuk kuralları önem kazanır. İşbölümü son derece gelişmiştir. Kültürel etkinlikler çeşitlilik gösterir. Şehir, sosyal gruplar örnek gösterilebilir.
 ➡ Bireysel irade egemen de.
 ➡ Bireysel çıkarlar önde gelir.
 ➡ Kamuoyu baskısı etkilidir.
 ➡ İkincil ilişkiler etkindir.
 ➡ Resmi dayanışma egemendir.
 ➡ Kişisel mülkiyet vardır.
2.Toplumsal yığınlar
Aralarında fiziksel yakınlık olmasına rağmen, karşılıklı ilişkiler, birleştirici bütünleştirici bağlar bulunmayan veya yüzeysel ve geçici bir süre için birbirlerine bağlanan insanlardan oluşur. Bir tesadüf Sonucu bir araya gelmekte birlikte aralarında ortak bir amaç yoktur. Daldıklarında aynı elemanlarla oluşması çok zordur. Kısa sürede dağılır veya şekil değiştirirler. Genelde insanlar birbirlerini tanımazlar, rol ve statüler belirlenmemiştir.
Sosyal yayınları kendi aralarında sınıflandırmak mümkündür.
a. Sıradan (adi) kalabalık: Kısa bir süre bir arada bulunan, sürekli olmayan topluluklardır. Aralarında hiçbir bağ ve ilişki bulunmayan topluluklardır. Sokakta gezenler, trafik ışıkları nda bekleyenler bir gün sinem önünde bekleyenler bu türden kalabalığı oluşturur.
b. Gösteri topluluğu: Bir fikir ya da durumun yanında veya karşısında yer alan kalabalıktır. Bir amaç için bir araya gelen ve amaç gerçekleştikten sonra dağdan insan birlikleridir. Miting alanında toplananlar, resmi geçit yapanlar bu türden kalabalığa örnektir.
c. İzleyici ve dinleyici kalabalığı: belli bir süre için aynı yerde toplanan ve hepsi aynı uyarıcı dönük bulunan insanlardan oluşur. Ortak uyarana bağlı olarak, ortak tepkiler gösterirler. Sinema, tiyatro izleyicileri, konferans dinleyicileri bu tür kalabalık örneğidir.
d. Etkin (faal) kalabalıklar: herhangi bir nedenle kışkırtma, tahrik ve yönlendirme Sonucu bir araya gelmiş, çevresine zarar veren, yakan, talan eden, saldırgan kalabalıklardır. Linç, yağmalama ve isyan eden insanların oluşturduğu kalabalıklar bu türden kalabalıklar oluşturur.
3.Toplumsal kategoriler
Fiziksel olarak bir arada bulunmamalarına rağmen, benzer sosyal özelliklerden dolayı bir arada düşünen topluluk sosyal kategori denir.
Belli bir sosyal kategoriye tabi tutulanlar, böyle bir kategorinin varlığını ya da başkada ile bir kategori oluşturduklarının farkında olmayabilirler. Bireyler hangi kategoride ele alındıklarının farkında değildir. Örneğin; üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler aynı TV kalanını izleyenler, aynı partiye oy verenler, işçiler bu türden kategorileri oluşturur.
NOT:
sosyal özellik taşımayan ayrımlar, sosyal kategori kabul edilmezler. Örneğin; sarışın-esmer ayrımı kate göre oluşturmaz.

Toplumsal kategoriler, kitle, toplumsal azınlık ve toplumsal sınıf olarak üç kısma ayrılır;

 

a. Kitle: aynı uyarıcılardan etkilenmekte birlikte aralarına fiziksel yakınlık bulunmayan insanların oluşturduğu bir sosyal kategoridir. Aynı futbol takımını tutanlar, aynı gazete okuyanlar, aynı sanatçıyı dinleyenler gibi. İnsanların herhangi bir özelliğinden dolayı oluşan topluluktur.
b. Toplumsal azınlık: toplumda egemen olan insanların siyasi, kültürel ve ekonomik yönden sahip olduğu haklardan daha az hakları olan insanların oluşturduğu kategoridir. Ülkede yaşamak da beraber ülkenin haklarından tam olarak yararlanamayan topluluktur.
Azınlığın ölçtü Sayaca azlık değildir, mevcut haklardan tam olarak yararlanamamaktır. Örneğin; güney Afrika’da Siyahlar sayıca çok olmalarına rağmen azınlık durumundadırlar. Yunanistan’da türkler azınlık durumundadırlar.
c. Toplumsal sınıf: toplumsal yapı içerisinde aynı yaşam standardına sahip olan, eğitim, gelir, kültür ve meslek gibi çeşitli özellikler bakımından birbirine benzeyen insanların oluşturdukları bir kategoridir. Örneğin; işçi, memur, öğretmen, köylü, sanayici gibi.
Toplumsal Dayanışma

Topluluk halinde yaşayan bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerinde yardımlaşma şeklinde ortaya çıkan duruma dayanışma denir. E. Durkheim dayanışmayı ikiye ayırır;

 

I. Organik dayanışma: Bir toplumdaki insanların farklı iş ve mesleklerde çalışarak dolaylı bir şekilde yardımlaşmaları Sonucu ortaya çıkan dayanışmadır buna işbölümü nedeniyle yapılan dayanışma da denir.

 

Özellikleri;
 ➡ Nüfus yoğunluğuna bağlı olarak ortaya çıkmıştır.
 ➡ Değişim hızlıdır.
 ➡ Resmi normlar geçerlidir.
 ➡ Ferdi mülkiyet ve hukuk geçerlidir.
 ➡ İş bölümü vardır.
 ➡ Ben duygusu egemendir.
 ➡ Sanayi toplumlarında daha çok yaygındır.
Örneğin; öğretmen, fırıncı, minibüsçü, doktor, berber, polis arasındaki dayanışma organik dayanışmadır.

II. Mekanik dayanışma: Bir toplumdaki kişilerin aynı iş yaparak doğrudan doğruya yardımlaşmaları sonucu oluşan dayanışma türüdür buna benzeşme nedeniyle yapılan dayanışma da denir.

 

Özellikleri;
 ➡ Basit ve benzeşimlidir.
 ➡ Üye sayısı azdır.
 ➡ Resmi olmayan normlar geçerlidir.
 ➡ İş bölümü yoktur.
 ➡ Dayanışma aile bağlarına dayalıdır.
 ➡ Biz duygusu gelişmiştir.
 ➡ Rol ayrımı söz konusu değildir.
 ➡ Sosyal menfaatler ön plandadır.
 ➡ Tarım toplumlarında daha çok rastlanır.
Örneğin; köylülerin hasat döneminde imece (yardımlaşma) yapmaları halinde herkeze aynı işi yaptığı için mekanik dayanışma vardır.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Berna KARAÖZ

YAZAR - MAREŞAL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up