Bir Usta Kalem Ahmet Hamdi Tanpınar…

1
Edebiyatımızın usta kalemlerinden biri olmuş ve gerek ders kitaplarında gerek kültür yapıtlarında adından sıkça söz ettiren usta kalemin hayatı
Edebiyatımızın usta kalemlerinden biri olmuş ve gerek ders kitaplarında gerek kültür yapıtlarında adından sıkça söz ettiren usta kalemin hayatı

AHMET HAMDİ TANPINAR KİMDİR?

  1. HAYATI

Edebiyatımızın usta kalemlerinden biri olmuş ve gerek ders kitaplarında gerek kültür yapıtlarında adından sıkça söz ettiren A. Hamdi TANPINAR 23 Haziran 1901 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Eğitimine İstanbul’ da başlamış ve bu zamana kara olan süreçte ise yaşamını İstanbul’ da sürdürmüştür. Babası Hüseyin Fikri Efendi’nin kadılık mesleğini icra etmesinden dolayı zaman zaman farklı yerlere taşınmak zorunda kalmışlardır, yani çocukluğu ve gençliği Anadolu’nun farklı kesimlerinde geçmiştir.

Eğitimine İstanbul’da başlamış olsa da farklı şehirlerde devam ederek yaşamını sürdüren Tanpınar, henüz 13 yaşında iken annesini toprağa vermiştir. Bu durumdan, onun çok etkilemiş olduğunu anlayabilirsiniz, yani eserlerinde sıkça yer verdiği ölüm temasına rastlamanız olası bir durumdur.

            Kısa süre sonra babası ile birlikte Antalya’ya yerleşmiştirler. Eğitimini burada sürdüren Tanpınar, lise hayatını Antalya’da nihayete erdirir ve ardından doğduğu şehir olan İstanbul’a yeniden ayak basar. Baytar Mektebi’ni bırakarak Darülfünun-ı Osmani’ de yani bugünkü adı ile İstanbul Üniversitesi’nde eğitim görmeye başlar. Edebiyat Fakültesi’ne kaydolması gelecekti yaşamı için çok önemli bir adımdır… 1919 yılında kaydolduğu Edebiyat Fakültesinde yer alan hocaları içerisinde Yahya Kemal BEYATLI’da yer almaktaydı. Üniversite hayatı ve burada edindiği arkadaşları onun edebiyata olan sevgisini ve ilgisini etkilemiş olup kendini derin bir edebiyatın içinde bulmasına sebep olmuştur.

1923 yılında üniversite eğitimini Hüsrev-ü Şirin mesnevisi üzerine hazırlamış olduğu bir tez ile noktalayan Tanpınar, hayatına edebiyat öğretmenliği yaparak devam etmiştir. Bir süre sonra Güzel Sanatlar Akademisi’nde Sanat Tarihi alanında ihtisas yapan öğrencilere eğitimcilik yapmıştır. Ahmet Haşim’in ölümü üzerine bu görevi devamlı olarak devralmıştır. Akademisyenlik kariyerine devam ettiği süreç içerisinde başarılarına yeni başarılar eklemiştir, çalışkanlığı ve disiplini ile dikkatleri üzerine çeken Tanpınar, 1939 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne Yeni Türk Edebiyatı Profesörü olarak atanmıştır.

Sadece eğitim dünyasında değil aynı zamanda siyaset dünyasında da önemli bir rol alan usta yazar 1942 yılında Maraş Milletvekili olarak mecliste görev yapmıştır. Sonraki dönemde yeniden aday olarak gösterilmeyince ise MEB tarafından verilen müfettişlik görevini üstlenmiştir. Bunun sebebi ise eğitim sektöründe parlayan bir kariyeri olmasıdır.  Hayatı boyunca böyle birçok çeşitli başarıya imza atmış olup dolu dolu yaşamını sürdürse de 23 Ocak 1962 yılında kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuştur.  

A. EDEBİYAT SERÜVENİ

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini kazanmasıyla yazın dünyasında kendine yer açmak istediğini ifade etmiştir, üniversite hayatı boyunca gerek hocaları gerek arkadaşlarının etkisiyle derin bir edebiyat dünyasına girmiş olup bunu mezuniyetinden sonra da sürdürmüştür. Adını  “Altın Kitap” dergisinde yayınlanan “Musul Akşamları” şiiriyle duyurmuş olsa da asıl parladığı ve ün kazandığı şiirleri Dergâh dergisinde yayımlanmıştır.

Milli Mecmua, Hayat, Görüş, Ülkü, Varlık, Oluş, Kültür Haftası ve Aile gibi dergilerde de şiirleri yayınlandı.

Yaşamı boyunca mesleğinin getirisi olan öğretme misyonunun yanı sıra birçok edebi eser yazarak çeşitli başarılara imza atmıştır.  Özellikle şiirleriyle de edebiyat ve yazın dünyasında sıkça adından söz ettirmiştir.

Üniversite sıralarında tanıştığı hocası Yahya Kemal BEYATLI’ nın etkisiyle hem klasik Türk Edebiyatı’nı hem de Batı Edebiyatını yakından inceleme ve takip etme şansını yakalamıştır.  Kelimelerini adeta bir ressamın en güzel tablosundaki renk uyumunu yakalaması gibi özenle ve yetenekli bir şekilde seçmiştir, okuyucusuna adeta kelimelerle resim çizmekteydi. Bu özelliğinde hitabeti güçlü bir eğitimci olmasının büyük payı vardır.

B. EDEBİ KİŞİLİĞİ

Eserlerinde Türk toplumun bulunduğu dönem içerisinde yaşamış olduğu kültür karmaşasına sıkça yer vermiştir.  Hocası Yahya Kemal vasıtasıyla tanışmış olduğu Batı medeniyeti ve Doğu medeniyeti arasında yaşadığı gel-gitlere eserlerinde rastlayabilirsiniz.

      Bir ustalıkla kaleme aldığı tüm eserlerinde başarı sergilemiş ve kendini saydırmış olsa da asıl başarısını nesirlerinde yakalamıştır. Yukarıda da bahsettiğim üzere adeta kelimeleriyle resim çizmekteydi yani kullandığı kelimeleri bu denli güzel seçebilmesi ve okuyucuya işlemesi sonucu adından edebiyat dünyasında sıkça söz ettirmesine şaşmamalı…

Usta yazar eserleri ile tarihsel konulara da çokça değinmiştir,  bilhassa Osmanlı Devleti’nin son dönemleri ve savaş yıllarını eserlerinde çok güzel bir şekilde işlemiştir.

Annesinin yokluğundan duyduğu acıyı ve böyle büyük bir eksiklik duyduğu anne sevgisinin özlemini de eserlerinde dile getirir. İçe dönük bir bakış açısıyla çeşitli yazılar kaleme almıştır.

C. ESERLERİ 

  • Şiir: Bütün Şiirleri (1976-1981)
  • Roman:

Mahur Beste (tefrika 1944 – basım 1975)

Huzur (1949-1983)

Sahnenin Dışındakiler (tefrika 1950- basım 1973)

Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1961-1977)

Ay’daki Kadın (ölümünden sonra 1987)

  • Öykü:

Abdullah Efendi’nin Rüyaları (1943-1983)

Yaz Yağmuru (1955-1983)

Hikayeler (Kitaplaşmayan iki hikayesiyle birlikte tüm öyküleri, 1983)

  • Deneme:

Beş Şehir (1946-2001)

Yaşadığım Gibi (1970-1977)

Araştırma-İnceleme:

Tevfik Fikret (1937-1944)

Namık Kemal (1942)

Edebiyat Üzerine Makaleler (1969-1977)

Yahya Kemal (1940-1982)

19.Asır Türk Edebiyatı Tarihi (Ancak birinci cildini tamamlayabildi,1942-1985)

D. BİR KAÇ SATIRDA TANPINAR

 

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.

 

Havva Nur Akı

☺ Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve kaktüsleri çok seven Makine Mühendisi Adayı???
Havva Nur Akı

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here