Bir Milyon Gün

0

BİR MİLYON GÜN
Bir sahil kasabasına çeksek arabamızı.
İçinde yalnız sen ve ben.
Şansımız yaver gitse de hayallerimizdeki ahşap evi bulsak.
Hem de ilk uğradığımız kasabada bulsak…
Etraf sakin olsa, sanki ıssız adaya düşmüşüz gibi. Sadece kuş ve böcek sesleri ve bir de senin sesin tabii.
Kapısının önündeki adama” Bir milyon günlüğüne kiralıyoruz” desen.
Sonra gülüşsek bir milyon gün kaç ay kaç yıl diye hesap etmeye çalışsak.
Heyyy ne huzur ama !
Bir milyon gün sen ve ben, biraz da müzik ve kırmızı şarap.
Nefes alsam derin derin.
“Meğer ne çok ihtiyacım varmış buna” desem.
Telefonum çalsa sen de kapatsan.
Dünyadan kopsak, kapatsak telefonla beraber kendimizi.
Sanki o anı bozmaktan korkar gibi bir sessizlikle fısıldasan, “Sadece biz varız “ diye.
Belimi sımsıkı sarıp kendine çeksen.
Sahiplenir gibi…
Dudaklarımız böylesine yakınken birbirine, durdursak zamanı…
Yüzündeki ifadeyi hiç bozmadan sarılsan bana. Çok ciddi bir iş yapıyormuş gibi ama minik bir kız çocuğuna sarılır gibi.
Sen öyle ciddi olsan ben çocuk gibi şımarsam, sıksam yanakları, kızartsam, kıpkırmızı olsan. Yine de gülmesen sen.
Bu ifadeni ne çok sevdiğimi bir bilsen.
Hep ciddi, hep olgun ama yumuşacık. Gıcırdayan tahta parkeli bu evi bizimmiş gibi farz etsek.
O yatakta sanki bizimmiş gibi uyusak.
Kollarını hep yastık yapacaksın ama bana.
Yolun yorgunluğundan uyuyakalmak yok. Yatakta zıplasam, yine de uyutmasam seni.
Sonra çenendeki “benim yerim “dediğim o çukura konsa dudaklarım.
Kokun…
Ah o delisi olduğum kokun…
Her şeyi unuttursa bir anda.
Benim olduğunu bir kez hissetsem tüm hücrelerimde.
Ve bir milyon gün benim olsan.
Sonra istersen yine git.
Sadece bir milyon gün.
Çok mu şey istiyorum ?

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here