Bir Halk Masalı “Kızılırmak”

0

Bir Halk Masalı “Kızılırmak”

Dillere destan olan Kızılırmak. Türkiye’nin kalbi, şehirlerin sessiz, durgun yoldaşı. Tarlada ki çiçeğin su duası, kurak toprağın rahmeti,

Adına türküler yazılan Kızılırmak. Efsanesi derinlerden gelen, öykülere şiirlere konu olan, sanki nefes alan Kızılırmak. Mezopotamya’yı ortadan ikiye ayıran, şehirlerin iki kıyısını kavuşturan. Hem yuva yıkan, hem yuva yapan Kızılırmak. Ne haşmetlidir ki Rabbinin bahşettiği bu nehir 11 ile can veren, toprağına eş olandır.  Kızılırmak, adına yazılan şiirleri okurken, suların sel olduğu, türküleri söylerken hüznün duvar ördüğü. Ey Kızılırmak.

Kızılırmaknedir, nerededir sorusunu soracak olursam kaçınız cevaplayabilir. İşte tam olarak bu sorulara cevap verip, gözlerinizde canlandırmak için Kızılırmağı bu satırlara hayat veriyorum şuan.


Kızılırmak İle İlgili Herşey

Türkiye’nin topraklarında can bulan Kızılırmak; yine bu topraklardan denize dökülen en uzun nehirdir. Kendine eş seçtiği başlıca kolları ise; Delice Irmağı, Devrez ve Gökırmak’tır. Uzunluğu ise (şaşırmaya hazır olun) tamı tamına 1.355 kilometredir. Akaçlama havzası ise 75.000 kilometredir.

Sivas ilinin Zara ilçesinde; Kızıldağ’ın soğuk yamaçlarında doğar. Güney yamacının saçlarını okşayıp, önce Batı’nın kayıp hazinelerine daha sonra güneybatıya doğru yol alır. Yalnız bir gezgindir Kızılırmak. Sivas’ın merkezinin güneyinden geçip, Kayseri sınırları, Avanos doğusunda Nevşehir toprakları. Nevşehir ve Kırşehir’i çizdiği sınır ile birbirinden ayırır kızgın nehir… Çizdiği yol ile hem 11 ile can veren, hemde illeri birbirinden ayıran. Son durak Karadeniz’in soğuk suları diyen Kızılırmak, bir Karadeniz sevdası için aşar tüm yolları. Kavuşur denizine en sonunda.

Ey Kızılırmak kimdir senin komşuların? Kuzeydoğusunda Yeşilırmak havzası gülümserken, doğudan Fırat havzası el sallar Kızılırmağa. Güneydoğudan Seyhan, güney ve güneybatıdan Konya kapalı havzası, batıdan Sakarya nehri havzası ve kuzeybatıdan da Yenice ile sessiz sedasız komşuluk ediyor.

İklimi delidir bu havanın. Yağmurun ıslattığı, karın lütfettiği sularla beslenir Kızılırmak. Her daim açtır daha fazlasına. İklimi örnek alan Kızılırmak’da delidir. Rejimi düzensizdir. Temmuz ve Şubat arasında sessiz sedasız akan Kızılırmak, Mart ayında öfkelenir ve kabarır. Nisan ayında ise artık seni bağrına almayacak kadar yüksektir. Kızılırmağın aşağı havzası; Karadeniz iklimi, orta ve yukarı havzası ise karasal iklimi yaşatır bizlere.

Kızılırmağın üzerine 8 adet baraj inşa edilmiştir. Bu barajlar; Kayseri ilinde: Sarıoğlan, Yemliha adını verdikleri kasabada kurulmuş olan Yamula Barajı. Ankara ili yakınında; Kesikköprü, Hirfanlı ve Kapulukaya’dır. Nehrin Bafra ovasına ise Altınkaya ve Derbent adlı iki baraj konulmuştur. Ve son olarak Obruk Barajı yapılarak 2007 yılında su tutumuna başlanmıştır. İrili ufaklı bisürü gölete ev sahipliği yapar Kızılırmak. Özelliğini kaybetmemiş ve kendini koruyabilmiş olan nadir sulak alanlardan biri Kızılırmak deltası 321 adet kuş türünü içinde barındırıyor. Deltanın doğusunda ise şu ormanlardan biri olan Galeriç Ormanı yer alır.

Tamı tamına 11 ile hayat veren Kızılırmak, bu illerin ve ilçelerin bazıları ile yapılan barajlar nedeni ile sınır komşusu olmuştur.  Bu iller;

ο Çorum: Kargı, Osmancık, Dodurga, Laçin, Oğuzlar, İskilip, Uğurludağ, Bayat, Sungurlu.

ο Kırıkkale: Sulakyurt, Bahşılı, Yahşihan, Keskin, Karakeçili, Çelebi.

ο Sivas: Semerek, Şarkışla, Yıldızeli, Hafik, Zara, İmranlı.

ο Kayseri: İncesu, Felahiye, Özvatan, Sarıoğlan.

ο Ankara: Kalecik, Bala, Şereflikoçhisar, Evren.

ο Kırşehir: Kaman, Mucur.

ο Nevşehir: Avanos, Ürgüp, Gülşehir.

ο Sinop: Durağan, Saraydüzü.

ο Samsun: Bafra, Vezirköprü.

ο Çankırı: Kızılırmak.

ο Aksaray: Sarıyahşi.

İçinde sakladığı yaşam formları ve birbirinden ilginç canlılar ile kendine hayran bırakan Kızılırmak sizleri büyülü bir dünyaya çekmek için bekliyor. Tam olarak 10 familyaya ait; 22 tür ve 3 alttürü içinde barındıran Kızılırmak, başlı başına bir yaşam kaynağıdır.


Kızılırmak Tarihçesi 

Antik çağda Halys adıyla bahsedilen Kızılırmak; adını suyunun renginden almıştır. Anadolu’da kurulup yaşamış, bir süre sonra da göçüp gitmiş tüm medeniyetlere ev sahipliği yapıp, oldukça misafirperver olup yaşam saçan enerjisini herkese hediye etmiştir. Günümüzde Kızılırmak Vadisi’nde tarihin tozlu izlerini, medeniyetlere ait kalıntıları (kaya mezarlar, medeniyetlere ait kaleler, köprüler ve benzeri) bulabiliriz.

Hititlerin Marassantiya Nehri adını verdiği Kızılırmak; Hititlerin ana toprağı sayılan Hatti’nin batı sınırlarını şekillendirmiştir. Çok eski zamanlarda Asya ve Ön Asya’nın da sınırlarını çizmiş olan Kızılırmak; MÖ 28 Mayıs 585 yılında, Medler ile Lidyalılar arasında yapılan; Battle of Hallys’e (Kızılırmak Savaşı) tanıklık etmiştir.


Kızılırmak

Adına şiirler yazılmıştır Kızılırmağın. Suyunun renginden gelen adına. Kıyısında oturup elinizde bir taş, kıyısında oturup elinizde bir sopa suyun içine yansıyan hüznünü görmediniz mi siz hala? Üzgün olduğunuzda paçalarınızı sıvayıp unutmaya çalıştığınız sularında, mutlu olduğunuzda uzun uzun baktığınız gülümseyerek sularına. Ey Kızılırmak! Rabbin bahşettiği en güzel hediye. Ey Kızılırmak! Suları toprağa şifa, çiçeğe deva olan Kızılırmak.

Aşık Veysel Şatıroğlu’nun yazdığı bir Kızılırmak şiiri ile taçlandıralım ki bu yazıyı hem ruhunuz doysun hem zihniniz.

Kızılırmak

Daima bulanın, asla durulman,
Nedir bu sendeki hal, Kızılırmak?
Çağlayıp akarsın, hiç mi yorulman?
Seni zapteyleyemez göl, Kızılırmak.

Bahar gelir, bulanırsın, coşarsın,
Dalga vurur, kenarlara taşarsın.
Dünya kurulalı böyle yaşarsın,
Tükenmez ömrün var bol, Kızılırmak.

Toplanır suların yayladan, köyden,
Kuvvetler alırsın çeşmeden, çaydan.
Fariğ olup vazgeçmen mi bu huydan?
Kimseye vermezsin yol, Kızılırmak.

Yel estikçe dağlar karın eritir,
Güneş olur, çayır çimen yürütür;
Dünyada bâkisin, hükmün câridir,
Sana kuvvet verir sel, Kızılırmak.

Zara dağlarından toplaşın gelin,
Sivas’ın kenarın dolaşın gelin,
Yıldız ırmağına ulaşın gelin,
Göksu’yu beraber al, kızılırmak.

Kızıldağ’dan doğru çıkıp gelişin,
Kayseri’de Karasu’ya karışın,
Cahdın nedir, yola devam çalışın,
Delice ırmağın bul, Kızılırmak.

Ulu sular ile akıp gidersin,
Tavşanlı dağına bakıp gidersin,
Uğradığın yeri yıkıp gidersin,
Git Karadeniz’e dol, Kızılırmak.

Veysel’in gözünden çağlayan sular;
Derdim gizli durur, yüzlerim güler,
Seni tutsun beni tutan uykular,
Derin uykulara dal, Kızılırmak.

Aşık Veysel Şatıroğlu


Kızılırmak Efsanesi

Her doğal yapının bir hikayesi vardır öyle değil mi? Aşklar sonucu doğan derin izler, yıllar yıllar boyunca kulaktan kulağa nesillere aktarılır. Bir konu açıldığında sizleri gülümseten ya da hüzünlendiren efsaneler. Peki ya adını renginden almış olan Kızılırmağın Efsanesi nedir?

Günlerden birinde, Kızılırmağın ayırdığı iki şehrin bir tarafından diğer tarafına bir gelin gidecekmiş. Bu güzeller güzeli gelin yedi kardeşinin arasında tek kızmış. Ailenin gözbebeği olan kızı ata bindirmişler. Kızılırmağın öksüz bıraktığı kıyıya gelince, diğer taraftan gelen düğün alayı, gelini de alıp yola çıkmış. Çıkmış çıkmasına da düğün alayı Kızılırmak Köprüsü’nün üzerinden geçerken, alayın ağırlığına dayanamayıp çöken köprü; gelin ve düğün alayına katılan insanların çoğunun sonu olmuş. Kurtulanlar ise o anın şaşkınlığı ile bir kısmı gelinin ailesine bir kısmı da damadın ailesine haber vermek için yola çıkmış. Haberi veren üzgün, alan bir çare. Haberi duyup kendini yerlerden yerlere atan gelinin ailesi koşup gitmiş köprü başına. Gözlerinden yaşlar akan gelinin kız kardeşi köprü başında şunları söylemiş;

Yedi kardeştik de bindirdik ata,

Köprünün başında oldu bir hata,

Aldırdık gelini Kızılırmak’a,

Ne yaptın Kızılırmak! ne yaptın allı gelini?

Gelini, gelini de Türkmen torunu.

 

Köprüden geçerken köprü bükülüp çöktü,

Bütün seymen Kızılırmak’a düştü.

Bu hali görenin hep aklı şaştı,

Ne yaptın Kızılırmak! ne yaptın allı gelini?

Gelini, gelini de Türkmen torunu.

 

Davulcusu kaya başı dolaşır,

Seymeni koyun gibi meleşir,

Damat Bey’e kara haber ulaşır,

Ne yaptın Kızılırmak! ne yaptın allı gelini?

Gelini, gelini de Türkmen torunu.

Kız kardeşin bu ağıdı herkesi bir hayli üzmüş durumda iken, haber ulaşan damat tarafında işler bir hayli karışır. Koşarak köprü başına gelen damat, köprünün başında su sözleri söylemiş;

Bileydim de nazlı yare varaydım,

Atının başından tutup yedektim.

Düşüyorum dedikçe de sıkı sıkı tutaydım,

Ne yaptın Kızılırmak! ne yaptın allı gelini?

Gerdanı beş karış benim yarimi.

Bu sözleri tekrar Edip duran damat kendinden geçer ve tekrar kendine geldiğinde şu sözleri söyler;

Avcıyı getirin de şu kartalı vursun,

Dalgıcı getirin de gelini bulsun.

Cerrah getirin de Damat Bey’in halinden bilsin,

Ne yaptın Kızılırmak! ne yaptın allı gelini?

Gerdanı beş karış benim yarimi.

Bir süre sonra düğün alayından ölmüş olanları bulup defnetmek için bir çok kişi Kızılırmağın kanlı kıyısında ölenleri arar. Bulunan köylüler ve düğün alayından olanlar götürülüp defnedilir. O günden sonra da bu talihsizlik dillerden dillere, kulaktan kulağa yayılır kalır. İki kıyıyı birbirine düşman eden Kızılırmak. İki seveni ayırıp nice yuvalar yapan Kızılırmak.


Kızılırmak Türküsü

Efsanelerin konularına sığdıramadığı, şiirlerin mısralarından taşan Kızılırmak bir türküye nasıl sığar mı diyorsunuz. Sivas’ın yanık bağrından kopup gelen acılı bir ağıt, Kızılırmağın gözünden damlayan bir damla yaş. Kızılırmak Türküsü’nün sözleri ve hikayesini hep birlikte öğrenelim.

Kızılırmak Türküsü

Şu sılanın gülen yüzü,
Yazın açar gül nergisi.
Kör olasın zalim felek ,
Yârsiz koydun gelin kızı

Oy dağlar, sıra dağlar,
Eteğinde yârim ağlar.

Nazlı nazlı gezemedik,
Bir araya gelemedik.
Felek aldı nazlı yâri,
Doyasıya sevemedik.

Oy dağlar sıra dağlar,
Eteğinde yârim ağlar.

Aşık Veysel Şatıroğlu’nun ve daha nice kıymetli sanatçının seslendirdiği bu türkünün bir de hikayesi var elbet.

Kızılırmak Efsanesine göre köprünün yıkılması ile köprünün altında kalan gelin ve daha yarime kavuşamayan ayrılığın ağırlığı altında ezilen damadın hikayesi bir o kadar üzücü olup dilden dile yayılmış ve bütün yurtta duyulmuştur. İşte bu türkü, bu ağıtta o acının etkisi ile yakılmış ve dillerde kalmıştır. Sözleri de ezgisi kadar güzel olan bu türkü okuyanın da dinleyenin de tüylerini diken diken etmeye yeter eminim.

Dilerseniz aşık Veysel Şatıroğlu’nun yüreğe dokunan sesinden dinleyelim. Suları kanlı Kızılırmak. Kimi aşkın katili, kimisinin yeniden doğuşu. Sularında bir dünya, ayrı bir hayat barındıran Kızılırmak. Hepinize selam olsun.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here