Bir Dava Adamı “Muhsin Yazıcıoğlu”

0
Bir Dava Adamı
Bir Dava Adamı "Muhsin Yazıcıoğlu"

Muhsin yazıcıoğlu kimdir? 

Türk siyasetçi, veteriner hekim ve ülkücü lideri  Muhsin Yazıcıoğlu, Halit ve Fidan çiftinin son çocuğu olarak – 31 aralık 1954-  Sivas şarkışla ilçesi elmalı köyünde dünyaya gelmiştir. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da, üniversite eğitimi ise Ankara Üniversitesi veterinerlik fakültesinde yapmıştır. Gülefer Yazıcıoğlu ile hayatını birleştiren Muhsin Yazıcıoğlu, biri kız diğeri erkek olmak üzre iki evlat sahibi bir babadır.

 

 

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Siyasi hayatı

 

1968’de “Genç Ülkücüler Hareketi”ne katıldı.

1972’de Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde görev yapmaya başladı.

(1977 – 1978). Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’nda bulundu

1978’de Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı oldu.

1980 yılına kadar MHP’de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu.

1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi’ne (MÇP) girdi ve Genel Sekreter Yardımcılığı yaptı.

20 Ekim 1991 Millet vekili genel seçimlerinde, sivastan millet vekili seçildi.

29 Ocak 1993’de, bir grup arkadaşı ile Büyük Birlik Partisi, (BBP) kurdu ve partinin Genel Başkanı oldu.

22 Temmuz 2007 seçimlerinde Sivas’tan bağımsız milletvekili olarak TBMM’ye girdi ve seçimlerden önce bıraktığı BBP Genel Başkanlığına tekrar seçildi.

 

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Hapishane Dönemi

O zor dönemi Muhsin yazıcıoğlu şöyle dile getiriyor.

 

“İhtilalin yapıldığı 12 Eylül 1980 sabahına karşı ben Sivas`ta, bir bürokrat arkadaşımızın evinde misafirdim. Gece bir tanıdığımız telefonla uyandırdı ve `Radyolar marş çalıyor` dedi. İhtilal olduğunu anlamıştık. Sokağa çıkma yasağı vardı ama ben gerekli tedbirleri alarak Sivas`a 45 dakika mesafedeki Şarkışla`nın Elmalı Köyü`ne gittim. Annem ve babama, ihtilal olduğunu ama merak etmemelerini söyledim. `Radyodan benimle ilgili `Teslim ol` çağrısı yapılacak, bir gün de yakalandığım söylenecek. Savcılar idam talebiyle cezalandırılmamı isteyecekler. Tabii bunun mahkeme safahatı var; o zaman zaten beraat edeceğim. Bunlar söylense de beni merak etmeyin` diyerek onlara teselli verdim”

 

Aralık ayının sonlarıydı. Rahmetli Türkeş, o dönemde çok haber gönderdi bana; `Mutlaka yurt dışına çıksın` diye; ama ben ayrılmadım. Sayın Türkeş`in dışarı çıkmamı istemesinin nedeni, çok ağır işkencelere ve kötü muameleye maruz kalmamamdı. Ben, dışarı çıkmam halinde içerideki birçok arkadaşımın mağdur olacağını, son kişi kalana kadar bunun uygun olmayacağını söyledim.

 

Bir dönemin haksız uygulamalara maruz kaldım ve kaldık. Anlattıklarım bir kişiden ziyade, Ülkesine ve milletine bedel ödemiş bir gençliğin duygusudur. İşkence tezgahlarında maddi ve manevi kayıplar verdim. Maddi tarafı işkence izini halen taşıyor olmamdır. Sopalı işkencede sağ ayağımın ikinci parmağı zarar gördü. Kırılan tırnağım bir daha çıkmadı. Çorabımı her çıkardığımda o günler aklıma geliyor. Manevi tarafta ise terbiyesi ve hayası hiçe sayılmış, hakaretlerle ezilmiş bir Muhsin Yazıcıoğlu var.

 

Muhsin Yazıcıoğlu’na Yapılan İşkenceler

 

Muhsin Yazıcıoğlu, Mamak cezaevinde beş buçuk yıl hücrede olmak üzre yedi buçuk yıl hapis yatmış, ve türlü türlü iskencelere maruz bırakılmıştır. Dile bile zor gelen o işkenceleri kendisi  bizzat şöyle anlatmıştır.

 

KALASA SARIP YUKARIYA ASTILAR: Selanik Caddesi’nde bulunan evimden emniyet mensuplarınca alındım. Mamak Askeri Cezaevi’ne yaklaştığımızda gözlerim kaşkolumla bağlandı ve arabanın içinde dövülmeye başladım. Soyum sülalem de katılarak sözle de her türlü hakarete maruz kaldım. Mamak’ta getirildiğim yerde, seslerinden tanıyorum, aynı kişiler hiçbir şey sormadan tartakladı. Kafam yarıldı, burnumdan ve ağzımdan kanlar akarken, yere yatırılıp cereyana tabi tutuldum. Sonra da kollarımın üstüne konan bir kalasa sarılarak yukarı asıldım. Belden aşağı soyundurularak el ve tenasül uzvumdan cereyan verildi. Yumruklandım.

BAŞKALARINI SUÇLAMAM İÇİN İŞKENCE YAPILDI:
Yaralarım iyileşene kadar bekletildim. İşkence yapılmadan ifadem alınabilirdi. Ama hırs ve kinle işkence yapıldı. Bu kişiler şerefli Türk ordusunun da adını kullanarak eylemlerine ordumuz ve Devlet Başkanımızın da adını karıştırmıştır. Şahsımın işlemiş veya işleme muhtemeli olan suçlarımın itirafı için değil, başkalarını suçlamam için özellikle işkence yapıldı. Şahsıma da kin ve garezle, hakaretle darp yapıldı.

SAVCI İŞKENCE İDDİAMI İFADEME ALMADI:
İsteğim: kanunlarımıza göre suç olan işkenceyi, yapanlar hakkında davacıyım. Sorguda savcı, belirtmeme rağmen kayda geçmemiş ve ifademin içinde işkence iddiama yer vermemiştir. Şikayetimin sonradan yapılması istenmiştir. Aradan 13 gün geçmesine rağmen dış belirtiler cezaevi doktoru tarafından tespit edilmiştir. Gereken işlemin yapılarak dava açılmasını saygılarımla arz ederim. 19.2.1981 Muhsin Yazıcıoğlu. Mamak Askeri Cezaevi B – Blok 5. Koğuş.

 

 

O dönem birde hapishanedeki soğuk ve zor günlerini yazmış olduğu şiir’i vardır Muhsin yazıcıoğlu’nun. 

 

Üşüyorum

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum…

Muhsin YAZICIOĞLU

 

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Unutulmaz Sözleri

 

Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir.

 

Türkiye İran olmaz. Türkiye Cezayir olmayacak. Türkiye’nin Suriye olmasına da biz müsaade etmeyeceğiz.

 

Milletine namlusunu çevirmiş tankı asla selamlamayız. (28 Şubat süreci için.)

 

Bir kar tanesi olsam Mekke’ye düşmek isterdim.

 

Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için; bu kadar fırıldak olmaya gerek yok!

 

Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne kadar zevkli bir başlangıçtır!

 

Zulüm Azrail olsa da hep Hakk’ı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.

 

Bizim çocukları kitap okumak sıkar. O yüzden fikri tartışmalarda biraz zayıf kalırlar. Ama kavga var dersen, Ayrancı’dan Kızılay’a koşa koşa gelirler!

 

Haksız bir dava uğruna sultanlık yapacağıma, gerekirse haklı davada tek başıma yürüyeceğimi söylüyorum.

 

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Ölümü

 

Mitinge gitmek için 25 Mart 2009 tarihinde havalanan Muhsin Yazıcıoğlu bilinmeyen bir nedenle düşen helikopter kazasında yaşamını yitirmiştir. Muhsin yazıcıoğlu’nun ölümünde tesadüfler, birçok soru işaretleri uyandırması ve daha öncesinden Muhsin yazıcıoğlu’nun (4 ay içerisinde 3 kaza) atlamasını göz önünde bulundurarak bu kazanın Suikast girişimi olduğunu iddia edenler olmuş olsa da kesin düşü sebebi bilinmiyor.



Söylemiş olduğu sözlerden, yapmış olduğu işlerden de anlaşılacağı üzre pırıl pırıl bir yüreğe sahip adamdı Muhsin yazıcıoğlu, göğsünden iman taşıyan, içinde Allah korkusu olan bu uğurda canını heba eden,  hiçe sayan bir Vatan evladı idi.

O böyle bir adamdı İşte. O bir dava adamı idi.  Onu soğuk yerlerde yatırdılar “üşüyorum” diye şiir yazdırdılar. Onu üşütenleri sen cehenneminde ısıt Ya Rabbi.

 

 

Rahmetle anıyoruz.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here