Bilimsel ve Dini Yönleriyle Ay’ın Yarılması/Şakk-ı Kamer Mucizesi

1
Tirmizî ve ibn Hanbel'de yer alan Cübeyr b. Mut'im'in rivâyeti şu şekildedir: "Müşrikler bu mucizeyi gördükten sonra Muhammed bizi büyüledi, fakat herkesi ....

AY MUCİZESİ

Günümüzde Şakk-ı Kamer (Ayın Yarılması) mucizesine, “Neden Herkes Görmedi” şekinde muarız olanlar  reddedilmektedirler fakat bu saldırılar tarihin akışı içerisinde değerlendirmeye tabi tutulacak olunsa planlı bir yıpratma saldırısı olduğu görülecektir. Bu saldırıların ve itirazların aklen tutarlılığı bulunmasa da konunun akıllarda şüphe bırakmaması adına gerekli cevap verilecektir.

 

Öncelikle Şakk-ı Kamer Mucizesinin nasıl gerçekleştiğini aktaralım.

Mucize Efendimiz (ﷺ ) peygamberlikle vazifeli kılın­dıktan sekiz sene sonra vuku buldu. Kureyş Kabilesi’nin ileri gelen müşrik­leri bir araya toplanmışlar ve Allah Resulünden, peygamberliğini ispatlaya­cak bir mucize istemeye karar vermiş­lerdi. Hep birlikte O’nun bulunduğu ye­re doğru ilerlerken gecenin ilk saatleri yaşanıyor ve Efendimiz (ﷺ ) parıl parıl parlayan ay ışığı altında Hazret-i Ali, Huzeyfe İbn-i Yeman, Abdullah Ibn-i Mes’ud, Cübeyr ibn-i Mut’im ve Abdullah İbn-i Ömer gibi büyük saha­belerle sohbet ediyordu. (1) O Nur hal­kasını çevreleyen müşriklerin mucize görme konusundaki ısrarları had safha­ya varıp sabır sınırlarını zorladığında, Fahr-i Kainat Efendimiz (ﷺ ) yerin­den doğruldu ve mübarek elini, gökyü­zünde bir altın tabak gibi ışıldayan Ay’a doğru celalle kaldırdı. Yaratıldığı günden beri vazifesinden şaşmamış olan Ay, hürmetine koca bir kainatın yaratıldığı O Zat’in (ﷺ ) bu işaretiyle bir anda ikiye ayrılmış ve gerideki Mina Dağı, Ay’ın İki parçası arasında kalarak muh­teşem ve tüyler ürpertici bir manzara teşkil etmişti.

Efendimiz (ﷺ ) etrafındaki saha­belerine “Şahit olun, şahit olun” diye tekrarlarken, Kureyş kafirleri şaşkınlık­la birbirine bakmıyor ve “Bize büyü yaptı” diyorlardı.

Bir başka Kureyşli de, “Muhammed (ﷺ ) sadece bize büyü yapmış ve Ay’ı iki parça olarak göstermiş olmalı” diyerek, bu hadisenin civar beldelerden gelen kafile ve kervanlara sorulmasını istiyordu. Bu teklif, diğerleri tarafından da ister istemez benimsendi ve ertesi sabah Yemen ve başka taraflardan gelen kervanlar soru yağmuruna tutuldu. Hepsi de gece seyahat ettikleri için Ay’ın ikiye varıldığına şahit olmuşlardı. Bunun üzerine Mekke’li Müşrikler. “Ebu Talib’in yetimindeki sihir, semaya da tesir etti” diyerek inatlarını sürdür­düler. Ve Efendimizin (ﷺ ) yanında olmamalarına rağmen bu mucizeyi gö­ren diğer müşrikler gibi, küfürlerinde sabit kaldılar.(2)

Bu olaydan hemen sonra Kamer Suresi 3. Ayet nazil oldu:

“Yalan dediler, arzularına uydular. Halbuki, her iş (Allah takdirinde) yerini almıştır.”

 

NEDEN HERKES GÖRMEDİ? 

Öncelikle bilinmelidir ki Ay Mucizesinin herkes tarafından görülmemesi olmadığı manasına gelmemektedir herkesçe malumdur ki, kainatta meydana gelen olaylar dikkatini ona yönelten insanlar tarafından farkedilebilir. Örneğin Nasa araştırma yaparak evren hakkında yeni bilgiler elde edip insanlara bunu bildirmekte ama hiç kimse kalkıp Nasa’nın gördüğünü ben görmedim dememektedir, çünkü bu aklen batıldır saldırmak amacıyla bir itirazdır. Akıl sahibi insanlar bilir ki bu itiraz mucizeyi geçersiz kılmaz, Hem Ay’ın her gün farklı saatler­de doğması ve farklı menzillerde bulun­masının yanısıra, o asırda gökyüzünü sürekli inceleyen alimler de yok denecek kadar az olması, aynı zamanda bazı ül­keler sis ve bulut gibi engellerden, bazıları da saat farkından dolayı Ay’ı göremiyor olmaları mucizenin herkes tarafından görülmemesinin bir diğer nedenidir. Mesela bu mucizenin gerçek­leştiği saatte İngiltere ve İspanya’da gü­neş yeni batıyor, Çin ve Japonya’da sa­bah oluyor, Amerika’da ise gündüz sa­atleri yaşanıyordu.  Ay’ın görülmesi için yeterli olan şartlar, Arap yarımada­sının dışında en iyi Hindistan’da ger­çekleşmiş ve Dhar şehri kralı Raja Bjoh ve raiyeti tarafından bütün teferruatıyla takip edilmişti.(3) Chamai Nehri kıyı­sındaki sarayının balkonundan Ay’ın ikiye ayrıldığını gören kral, önce Dünya­nın sonunun geldiğini zannederek bü­yük bir korkuya kapılmış, daha sonra da bunun Arabistan’da zuhur ettiğini duyduğu Peygamber’in bir mucizesi olabileceğini tahmin ederek vezirini Mekke’ye göndermişti. Raja’nın veziri Efendimizle (ﷺ ) görüşme şerefine erişmiş ve Şakk-ı Kamer O’nun muci­zesi olduğunu anlayarak İslamiyeti seç­mişti.

Bugün bu bahtiyar hükümdarın to­runları olan Bjohzadeler, Hindistan’da­ki Dhar şehrinin hemen dışında ikamet etmektedirler. (4)

Bu mucize sadece  Raja ve saraydakiler tarafından görülmemiş. Hindistan halkı tarafından da seyredilmişti. Mucizenin gerçekleştiği tarih, da­ha sonra bir başlangıç yılı olarak kabul edildi ve bazı eserler üzerine işlendi. Hatta bu ülkede ele geçirilen bir hey­kelde: ”Ay’ın ikiye yarıldığı senede yapılmıştır” ifadesi bulunuyordu. Bu du­rum bazı müfessirler tarafından sıkça nakledilmiş ve çok önemli bir delil ola­rak gösterilmiştir. (5)

 

On dört asır önceki astronomi ilmi­nin ve haberleşme imkanlarının yeter­sizliği sebebiyle tam olarak görüleme­yen veya görüldüğü halde haber olarak yaygınlaşanı ayan Şakk-ı Kamer Muci­zesi, 4 Mayıs 1967 yılında Florida’daki Cape Kennedy Uzay Üssü’nden fırlatı­lan Orbiter 4 uydusundan çekilen Ay fotoğraflarıyla ister istemez gündeme gelmiştir. Orbiter 4’ün bu çalışmasında, Ay’ın dünyamızdan görülmeyen arka yüzü resimlenmiş ve 3000 km. mesafe­den çekilen yakın plan fotoğraflarıyla. Ay yüzeyinin %95’lik bölümü incelene­bilmiştir. 67-1805 numara ile arşivlenen bu fotoğraflarda, daha önce küçük bölümler halinde çekilen Ay fotoğrafla­rında farkedilemeyen bazı hususlar gö­ze çarpmaktadır. Ay’ın arka yüzeyi, uzunluğu 240 genişliği de yer yer 8 ki­lometreyi bulan bir yarık tarafından boylu boyunca kuşatılmaktadır. (6) Bu çatlağın merkezi, 65 derece güney ve 105 derece doğu olarak belirlenmiştir. Tabii sebeplerle meydana gelen çatlak­lar, dalgalı ve düzensiz bir çizgi oluştur­dukları halde, bu çatlak mükemmel bir düz çizgi şeklindedir. Özel bir sebebe dayandığı intibaını uyandıran çatlaklar, Ay’a ilk defa ayak basan astronot Neil Armstrong’un da dikkatini çekmiş ve kendi ifadesiyle onu hayrete düşürmüş­tür. Size bu haberi aktardığımız “The Müslim Digest” adlı dergi, Mısırlı alim­ler tarafından N. Armstrong’a Şakk-ı Kamer Mucizesinin anlatıldığını da ifa­de etmektedir.

Öte yandan bu mucize Kur’an, Hadis ve nakiller, Şakk-ı Ka­mer Mucizesi gerçekleşip Ay’ın iki parçaya bölündüğünü ifade ettiğine göre, bu parçaların tekrar birleşmesi sırasın­da meydana geldiği tahmin edilen çiz­ginin Ay’ın tamamını dolaşması gerek­mektedir.

Yani birleşme çizgisi veya çatlağı, Ay’ın dünyadan görünen yüzünde de bulunmalıdır.

Uzay çalışmalarını yürüten ülkeler, su ana kadar Ay’ın bu yüzünü çevrele­yen bir çatlaktan bahsetmemiştir. An­cak burada ilk defa ZAFER’in ortaya koyacağı bir delil, sanırız astronomi sa­hasında daha önceden ele alınmamış veya gözlerden saklanmıştır. Bu delil, İtalyan gök alimi Cassini tarafından gü­nümüzden tam 311 sene önce çizilmiş olan bir Ay haritasıdır.

Modern astronomiyle uğrasan ilim adamları tarafından fevkalade önemli bir kaynak olarak kabul edilen ve ilmi yönü tartışılmadığı için birçok kitapta yer alan bu harita, günümüzde çekilen Ay fotoğraflarıyla da mükemmel bir uyum arz etmektedir. Cassini’nin 311 yıllık bu haritasında, dünyamızdan gö­rülen Ay yüzeyinin tamamını kuşatan ve tesadüflerle meydana gelmeyecek kadar muntazam olan bir çizginin varlı­ğı, son derece açık ve net olarak görül­mektedir. Fotoğrafını takdim ettiğimiz bu haritayı inceleyen insaf sahiplerinin, cetvelle çizilmiş gibi muntazam olan bu çizgiyi ne şekilde yorumlayacaklarını bilemiyoruz. Ancak iki büyük taşın üst üste konduğunu veya bazı yerlerde de­rince çizgiler çizildiğini görüp de bunla­rın uzaylılar tarafından yapıldığını iddia eden Daniken gibi sahte alimlerin bu harita karşısındaki suskunluklarının se­bebini az-çok tahmin edebiliyoruz.

 

Lavların taşması(Mesela Ebemkuşağı Körfezi (Sinüs Iridum) gibi), aşındırma,  sıcaklık dere­cesindeki ani farklılıklar, Ay’ın son derece yoğun bir meteor yağmuruna maruz kalması gibi sebeplerden dolayı 311 yıl önce kaydedilmiş haritanın bugün birebir aynı olarak gözlemlenememesi doğaldır.

 

Bu konuyla ilgili Jeoloji Profesörü olan Halil Murat Özler, Popüler bilim dergisi Nature’de yayınlanan makalesinde Nasa’nın verilerinden yola çıkarak Şakk-ı Kamer mucizesinin kanıtlanabildiğini ifade etmiş ve 2012’de tespit edilip 2014 yılında yayınlanan haritadan şu görselleri yayınlamıştı:

 

 

KAYNAKLAR:

1-Tecrid-i Sarih Tercümesi, İst.1945, clll:9, s.367,372. Elmalılı: Hak Dini Kuran Dili,

II.baskı, fst.l960,c.7, s.4622.

2-Kadı İyad: EI-Şifa.

3-4- The Muslini Digest, Vol.34, Nos: 3-4, p.35.

5-Ömer Nasuhi Bilmen: Muvazzaf-ı İlm-1 Ke­lam, S.baskı, İst-1959, 8.161 İsmail Tekin: Inşikaku’l-Kamer, Ank.1970, s.17.

6-The Müslim Digest, Vol.34, Nos: 3-4, p.35.

Kaynak ve fotoğraflar için bakınız: Gerçeğe Doğru-2, Sayı 15, s. 3-8, Zafer Yayınları.

Alıntılar  http://www.risaleajans.com/soru-cevap/ay-mucizesini-ispat-edebilir-misiniz kaynağından alınmıştır

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here