Bilime ve İnsanlığa Işık Olan Radyoloji

0

 

 

Bugün, bundan 122 yıl önce 8 Kasım 1895 tarihinde Alman fizikçi Prof. Dr. Wilhelm Conrad ROENTGEN  x-ışınlarını keşfettiği ve insanlığın hizmetine sunduğu çok anlamlı bir gündür.   

Bugün radyoloji biliminin doğduğu gün….

Radyoloji nedir dersek; Radyasyonun, hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanımı ve bu amaçla geliştirilen teknik ve yöntemleri konu alan bilim dalıdır..  Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sağlıklı yaşam kalitesini artırdığını herkes bilir.. Ancak; teknolojik gelişmelerin birçok yararı yanında, bazı olumsuz etkileri olduğuda  bilinir.. Radyasyon, tıpta teşhis ve tedavi amacıyla kullanılır.. Hiçbir duyu organımızla hissedilmeyen, ancak özel olarak üretilmiş dedektörler ile tespit edilebilen radyasyon özel korunma önlemleri alınmadığı takdirde maruz kalındığında vücutta ölüme kadar varabilen ciddi etkiler yaratabilir. Bu etkiler radyasyon yanıkları, katarak, kısırlık, kanser ve genetik bozukluklardır.

Radyolojik yöntemlerle teşhis edilen hastalıklar neler?

Radyoloji; insan anatomisini görüntüleme yöntemleri kullanarak inceleyen, insanları kesmeden içindeki hastalığın ne olduğunu ilgili uzman hekime bildiren branştır. Radyoloji organların anatomisini değerlendirir. Bir radyologun tecrübesi, anatomiyi ve patolojiyi çok iyi bilmeye dayanır. Bilgisi dahilinde görüntülemeler sırasında saptadığı anormal durumları ilgili doktora rapor eder. Radyoloji organları özellikle morfolojik  yönden inceleyen bir bilim dalı olduğu için, fonksiyonel hastalıkları teşhis etmede çoğu zaman yetersiz kalır. Fonksiyonel hastalıklardan kastım; organların çalışması ile alakalı. Misal; bağırsakların az çalışması ile oluşan kabızlık ve çok çalışması ile kendini gösteren ishal. Bu kadar basit de olsa radyolojinin böyle bir fonksiyon buzukluğunun teşhisini koyabilecek bir yöntemi yoktur.

Hangi hastalıklar radyolojinin teşhis alanına girer?

Anatomik morfolojik bozukluk oluşturmuş hastalıklar radyolojinin temel konusudur. Nöroloji uzmanı hastadan “KranialMR” ister. Burada amaç baş ağrısını ispatlamak değil, baş ağrısına sebep olacak anatomik bozukluk var mı bunu göstermektir. Misal migren de baş ağrısı yapar, beyindeki tümör de.Migreni olan hastadan istenilen KranialMR genelde normal çıkar ama hastanın tümörü varsa radyoloji bunu kolaylıkla tespit edebilir. Baş ağrısı organın fonksiyonuna göre bir bozukluktur. Radyoloji bu zemindeki anatomik bozukluğu ayırt etmeye çalışır.

Radyolojik sonuçlar, hastalar için tek ve net sonuç mudur?

Tıp, birimlerin birbirine iş gördürdüğü bir bilim değildir, multidisipliner(çok alanlı) bir bilimdir. Pek çok branşın, o hasta hakkında görüş bildirmesine dayanır. Örneğin; karnı ağrıyan bir hastaya dahiliye doktoru fizik muayene yapar. Burada önemli olan hastayı iyi dinlemek, şikayetlerini doğru anlamaktır. Muayene sonunda hekim bir fikir edinir ve bunun sonucunda bazı tetkiklere ihtiyaç duyar. Burada doğru tetkikleri istemek o branş doktorunun sorumluluğundadır. Radyoloji uzman doktorun istediği tetkiklerden sadece birisidir. Bunun yanında patolojik tetkikler, biyokimyasal tetkikler, mikrobiyolojik tetkikler vardır. Radyoloji doğru tanıya giden yollardan sadece birisidir. Radyoloji ile teşhis konulabilen hastalıklar da vardır. Bunun dışında bir radyoloğun yaptığı şey organdaki anormalliği tespit etmektir. Patolojik tanı çoğu zaman radyologtan beklenir. Hastanın karaciğerinde şu boyutlarda tümör var dersiniz. O tümörün karaciğer kanseri mi olduğunu biyopsi sonucu söyler. Hastayı gereksiz tetkiklerle oyalamamak gerekir. Misal; karın sağ alt kadran ağrısıyla gelen bir hastaya eğer apandisitten şüpheleniliyorsa, ayakta direk batın filmi çekmenin artık bir manası yok. Elimizde çok daha güçlü silahlarımız var hastalığı tanıyabilmek için.

Hangi hastalıklarda yapılan görüntülemeler belli aralıklarla tekrarlanmalıdır?

Her hastalık her insanda farklı seyredebilir. Öncelikle hastanın tetkikten ne yarar göreceğini düşünmek gerekir. Radyoloğun fayda sağlamayacağını düşündüğü tetkikleri reddedip, ilgili hekimi yönlendirdiğide olur.. Görüntüleme sıklıklarını, beklentiler belirler, o tetkikten nasıl bir sonuç bekliyoruz o önemlidir. Örneğin beynindeki tümör sebebiyle ameliyat geçirmiş kişiden hekimi MR ister, geride tümörlü doku kalıp kalmadığını teyit etmek için. Aynı hastanın başı ağrıdı diye 2 gün sonra tekrar MR çekilmez. Referansımız; Dünya Sağlık Örgütü’nün ve ilgili tıp disiplinlerinin otoritesi sayılan kurumların koyduğu limitlerdir. Başka bir örnekle açıklamak gerekirse, ailesinde meme kanseri vakası bulunan kişi 6 ayda bir, bulunmayan kişi belli bir yaşın üstünde senede bir mamografi çektirebilir.

Görüntüleme tekniklerinin çocuklar üzerinde uygulanabilir mi?

Anne karnındayken bile ultrasonla görüntüleme yapılabiliyor. Hatta bu sayede bebek dünyaya gelmeden önce birçok hastalığı teşhis ediliyor. Örneğin; “Fetal MR” sayesinde bebeklerin anne karnındayken doğumsal kalp hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları bilinebilir. Ayrıca anne adayları hamileliklerinin ilk 2 ayı hariç MR emniyetli şekilde çekilebilir. Çünkü MR’da iyonizan radyasyon yoktur, bu yüzden ilk 2 ay dışında güvenlidir.

Çalışanların birazda umutsuz ve keyifsiz kutladıkları birgünde denilebilir..Çünkü onlarda bazı haklardan yararlanıp adaletlice ve insanca yaşamak istiyorlar.. Bu haklar ve istekler nelerdir dersek :

Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri olarak  istiyoruz? 

–          İnsanca çalışma koşullarının sağlanmasını,

–          Kanunların uygulanmasında keyfiyete son verilmesini,

–          Özlük ve ekonomik haklarımızın iyileştirilmesini,

–          Fiili hizmet (yıpranma) önündeki engellerin kaldırılmasını,

–          Lisans tamamlama ve yükseköğrenim hakkımızın verilmesini ..

 

Bu yakarışları yetkili kurumlar görüp çözüm önerileri ile daha sağlıklı çalışma ortamı bulacaklar ve daha verimli çalışacaklardır.. Arzumuz 122 yıl önce bulunan bu yöntemin hastalara ve çalışanlara zararı en aza indirilerek kullanılmaya devam edilmesi sağlanmalıdır…

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here