Besteci Galass’tan Hintli Lider Gandhi Üzerine Opera: Satyagraha

0
19
Satyagraha'dan Gandhi

Egoizmden, güçten, kibirden, öfkeden, arzudan ve açgözlülükten el etek çekmiş, ”benim”zannından kurtulmuş, huzurlu olan kişi Brahman haline gelmeye uygundur.

Bhagavad Gita

Mohandas Karamchad Gandhi, 1869 yılında Hindistan’da doğan, Londra’da eğitim alan bir avukat, 1983’te Hintli bir tüccarın davasına bakmak için Güney Afrika’ya doğru yola çıkar, elindeki birinci sınıf biletiyle trendeki yerine oturur. Tren Natal’a geldiğinde bir İngiliz kompartımanından içeri doğru bakar ve Gandhi’yi gördüğünde şaşkınlıkla yüzünü buruşturur. İçerdeki yolcunun ”koyu renkli” olduğu gerekçesiyle kendisiyle yolculuk etmek istemediğini görevliye bildirir. Gandhi yaka paça trenden atılır. Valiziyle birlikte yerde bulur kendini. Şaşkınlığını atıp düşünmeye başladığı anda üç seçeneği vardır; buna göz yumup davaya bakmak için yoluna devam etmek, Hindistan’a dönmek ya da bu adaletsizlik ve ırkçılık karşısında savaşmak. Gandhi savaşmayı seçer. Bu trenden atılış, Güney Afrika’daki ırkçı yasaları değiştirecek aynı zamanda Hindistan’ı da bağımsızlığına kavuşturacaktır.

Hint kültürüne büyük hayranlık duyan, yaşamının bir bölümünü Hindistan’da geçiren Amerikalı besteci Philip Glass’a Hintli bir arkadaşı Gandhi’nin Tuz Yürüyüşü‘nü izletir. O güne kadar Gandhi’yi bilen ancak derinlemesine araştırmayan besteci gördükleri üzerine büyülenir. Gandhi Barış Vakfı’na giderek Ganghi ile ilgili her şeyi okumaya başlar.

Otobiyografisi, mektupları, röportajları, hakkında çıkan gazete haberlerini… Gandhi’yi tanıdıkça daha da etkilenir besteci. Paraların üstünde resmini gördüğü, Hindistan’ı bağımsızlığa kavuşturduğunu bildiği bu insan felsefesi ve mücadelesi derinlemesine araştırılması, anlatılması gereken bir liderdir. Bir opera bestelemeye karar verir, Gandhi’nin Güney Afrika’daki mücadelesini anlatan bir opera. Bu opera Einstein’la başlayan ‘‘azizler üçlemesi”nin ikincisi olacaktır.

Besteci, müzikle profesyonel olarak uğraşmaya başlamadan önce bilim insanı olmak ister. Ancak fizik ve matematikte pek başarılı değildir kendi anlatımına göre. Dünyanın en nitelikli müzik okullarından biri olan Julliard’da okur ancak bilim tutkusundan da vazgeçmez. Bilim insanları üzerine müzikler bestelemeye karar verir. Stephan Hawking için yapılan filmin müziklerini besteler. Müziklerini yaptığı filmlerden en popüleri Truman Show’dur. Her daim bestelediği müziğin bir fikri aktarması gerektiğini düşünen besteci, derin felsefeler, mesajlar içeren filmler için müzik besteler. Qatsi Üçlemesi bunun çarpıcı örneklerinden biridir. Teknolojinin hayatı nasıl terörize ettiğini anlatan bu belgesel serisi bestecinin müzikleriyle birlikte etkisi daha da artmış olan sahneler sunar. Bestecinin bilim insanlarıyla ilgili müzikleri Galileo operası ile devam eder. Gün gelir Philip Glass, Einstein üzerine bir opera yapmaya karar verir.

Einstein bilim insanlarının ilk süperstarı. 1940’larda herkes Einstein’i tanıyordu ama kimse izafiyet  teorisini anlamamıştı.

diyen besteci Einstein on the Beach operasını besteler. ”Azizler Üçlemesi”nin ilk operasını dünyayı fikirleriyle değiştiren insanlara adar. Einstein bilimde, Gandhi politikada, Akhnaten ise inançta dünyayı değiştirecek güçte etkiler bırakmış liderlerdir. Akhnaten MÖ. 1335’te Mısır’da yalayan bir firavundur. Kendinden önceki firavun hanedanlarında uygulanan çok tanrılı din anlayışına son vermiş, ayrımlardan uzak, kardeşliğin, barışın hakim olduğu bir inancı getirmiştir. Besteci üçlemenin sonuncusu olarak Akhnaten’i besteler. ”Biz besteciler bu dünya için ne yapmalıyız ?” kaygısının sonucunda, bu üç tarihi karakterin felsefesini sunar. 1980’de sahnelenecek Gandhi ile ilgili operasına Gandhi’nin Afrika’da başlattığı bağımsızlık mücadelesine verdiği ismi koyar: Satyagraha. Bu kelime ”doğruya sevginin kuvvetiyle kavuşma”yı tasvir etmektedir. Buradaki sevgi tanrısal bir sevgidir, aşktır. İnancı son derecede kuvvetli olan Gandhi tüm yolunu tanrıya doğru hizmet edecek nitelikte çizer.

Satyagraha’yı yazdım çünkü (…) şiddetsizlikle ilgili diyalog kurmamız gerektiğini düşündüm. Yaptığım bir söyleşiyi başlatmaktı. Bu opera şiddetsiz sosyal değişimleri anlatıyor. İşe yaradı mı? Yarayacak mı? Bilmem. Eylem eylemsizlikten iyidir. Gandhi eylemi seçti.
Philip Glass

Satyagraha’dan bir görüntü

Besteci, Gandhi’ye rehberlik eden Kur’an ve İncil’le birlikte üç kutsal kitaptan biri olan Bhagavad Gita’yı okumuş ve çok etkilenmiştir. Hinduların bu kutsal kitabı, bir destanın bölümüdür. Prens Arjuna ve Tanrı Karişna’nın diyaloglarını içerir. Tüm diyaloglar Tanrı Krişna’nın öğretilerini; savaşa ve şiddete antitez olarak şefkat, adalet, tevazuyu anlatır.  Glass operayı bu kutsal kitaptan çıkarak bestelemeye karar verir. Operayı Sanskritçe yazar. Bhagavad Gita’nın dili olan Sanskritçe aynı zamanda Hintlilerin geleneksel dilidir, sanat eserleri de bu dilde yazılır. Glass Sanskritçenin bir opera için duyuş açısından çok uygun olduğunu söyler. Metnin İngilizceye çevrilmemesini özllikle talep eder. Telepati yeteneğini kaybetmiş gibi gözüken bizlerin aslında metnin anlamına ihtiyaç duymadan, direkt olarak duygu üzerinden manayı anlayabileceğimizi savunur.

Satyagraha’dan

Opera üç perde, yedi sahneden oluşur. İlk perde Leo Tolstoy, ikinci perde Rabindarth Tagore, üçüncü perde ise Martin Luther King ismindedir. Leo Tolstoy yaşamının son yıllarında Gandhi ile mektuplaşır.Mektuplarında Gandhi’nin mücadelesini desteklediğini dile getirir. Nobel ödüllü Hintli yazar Rabindrath Tagore ise Gandhi ile birebir aynı dünya görüşüne sahip olmasa da onun fikirlerine çokça değer verir. Gandhi’ye yüce ruh anlamına gelen Mahatma ünvanını veren de Tagore’dur. Hindistan’ın ilk bağımsızlık marşının sözlerini yazar. Martin Luther King, Gandhi’nin mücadelesini örnek alarak Amerika’daki ırkçı rejime karşı çıkmıştır ancak Gandhi gibi o da suikaste kurban giderek genç yaşta ölür… Besteci bu üç tarihi karakterin isimlerini perdelere vererek Gandhi’nin Güney Afrika’daki hayatından yedi gerçek sahneyi resimsel bir sahne içerisinde sunar. Besteci özellikle Gandhi’nin Güney Afrika’da geçirdiği yılları operaya konu eder çünkü bu yılların Gandhi’nin en üretken yılları olduğunu düşünür.  Operadaki karakterler Tolstoy, Tagore, King, Gandhi, Einstein, Akhnaten’in ve elbette Philip Glass’ın ortak bir özelliiği vardır. Tüm bu kişilerin yaşadıkları dönemde ve geçmişte ezilenlerin sürekli olarak zalimlere boyun eğişine, sömürgeci rejimlerin yaşattığı haksızlıklara karşı mücadele etmişlerdir.

Besteci müzik üretimi boyunca bu nitelikte eserler yapar.

Şöhret ve ticaret kazancı göz ardı ederek gerçek, dürüst, yeni bir müzik dili oluşturmak için idealizmi işimin ana hedefi yaptım.

diyen Glass müziğini asla para kazanmak için bestelemez. 40’lı yaşlarına kadar taksi şöförlüğü, tamircilik gibi günlük işler dahi yapar, Einstein on the Beach operasının Amerika’nın en büyük operası olan Metropolitian Opera’da prömiyerinin olduğu bir akşam temsile gitmek yerine söförlük yapmak zorunda kalır. Arabasına binen bir kadın, söförün isminin Philip Glass olduğunu öğrendiğinde şoka girer ve ”Sizin isminizle aynı isimde bir besteci var” der. Musluk tamiri yaptığı bir evde ise ev sahibi tamiri yapan kişinin Philip Glass olduğunu duyunc ne yapacağını bilemezken bestecimiz boruları değiştirmeye devam edecektir…

Hakikati aramak için gerekli araçlar, basit oldukları kadar da güçtür. Bunlar kendini beğenmişlere büsbütün olanaksız, bir masum çocukcağıza ise tümüyle mümkün görülebilir. Hakikat peşinde koşan insan bir toz zerresinden daha alçakgönüllü olmalıdır.  Dünya alem toz zerrelerini ayakları altında ezer. Hakikat peşinde koşan insan öyle alçakgönüllü olmalıdır ki, toz zerresinin altında ezilebilmelidir. Ancak ve ancak o zaman, şöyle bir parlayıp sönüveren gerçek ışığına kavuşabilir. 

M. K. Gandhi

Satyagraha’dan Gandhi

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here