Belki Hiçbir Şey Yolunda Gitmedi Ama . . .

1
19

Belki hiçbir şey yolunda gitmedi ama hiçbir şeyde yolundan etmedi.

Aynı başlıkta ki gibi hayatta hiç pes etmeyen biriydi o..Hayatı mücadelerle geçti ama tarihte onu yalnız bırakmadı, unutulmayan cesur devrimci lider olarak adını kaydetti ölümsüz hayata …

O, Che Guevara

14 Haziran 1928’de Rosario, Arjantin’de dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi bazı kaynaklarda 14 Mayıs şeklinde de  geçmektedir. Yüksek mühendis olan babası Ernesto Guevara Lynch, İrlanda asıllıydı, annesi Clia dela Serna’nın ailesi ise İrlanda ve İspanya kökenliydi. Henüz iki yaşındayken astım krizi geçiren Che, hayatı boyunca bu hastalıkla yaşayacaktı. Guevara ailesi, Che 3 yaşındayken, Buenos Aires’e yerleşmişler, ancak astım krizlerinden dolayı Che’nin durumu daha da kötüleşince doktorların tavsiyesiyle Cordoba’ya taşınmaya karar vermişlerdi. Çünkü tedavisi güç olan hastalığının iklim koşullarıyla yakın ilişkisi vardı. Politik eğilimleri itibariyle sola açık liberal olarak tanınan Guevara’nın ailesi, İspanya iç savaşında açıkça Cumhuriyetçileri desteklemişlerdi. Ekonomik anlamda durumu iyi olan aile zaman içinde maddi sıkıntılar yaşamaya başladı.

Eğitim bakanlığına bağlı Dean Funes Lisesi’ne devam eden Guevara, hastalığına rağmen hareketli bir çocukluk geçirir. Zira oldukça başarılı bir atlet ve dinamik bir rughby oyuncusudur. Agresif bir oyun tarzı olduğu için azgın anlamına gelen “El Furibundo” sözcüğüyle annesinin soyadından oluşan “Fuser” lakabıyla anılan Che, o dönem babasından satranç oynamayı öğrenmiştir. 12 yaşından itibaren yerel turnuvalara katılmaya başlayan Che, ergenlik yıllarında da şiir ve edebiyatla ilgiliydi. Özellikle Pablo Neruda’nın şiirlerini çok seven Che’nin kelimelerle ilişkisi hayatı boyunca iyi olacak, kendisi de şiirler yazacaktı. Kendini geliştirmek için Jack London’dan Jules Verne’e, Sigismund Schlomo Freu ‘dan Bertrand Russell’e kadar kendi alanında başarılı birçok önemli ismin eserlerini okuyan Che, fotoğrafçılık’a da ilgisi varmış. Kamerasını yanından ayırmayıp insanları, gördüğü yerleri ve arkeolojik alanları fotoğraflarını kaydediyormuş..Geçen zamandan sonra maddi durumları bozulunca che çalışmaya başlamıştır.1948’de Buenos Aieres Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki eğitimine başlayan Che, öğrenciliği boyunca Latin Amerika’da uzun yolculuklara çıkmıştır. Fakültedeki ilk yıllarında Arjantin’in kuzey ve batı bölgelerini dolaşıp, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve bazı hastalıkların üzerine gitmiştir.

 

 Ve bir gün ….Yakın arkadaşı 1951’de  biyokimyager Alberto Granado, yıllardır konuştukları Güney Amerika seyahati için tıp eğitimine bir yıl ara vermesini önerince, ikili kısa süre sonra, “La Poderosa II” (Güçlü II) adını verdikleri 500 cc.lik 1939 model Norton marka motosikletle Alta Gracia’dan yola çıkarak hayatının tarihi yoluna doğru adım da atmıştır..Peru’da Amazon Nehri kıyısındaki San Pablo cüzzam kolonisinde gönüllü olarak birkaç hafta geçirmeyi düşünen Granado ve Guevara, tur boyunca Latin Amerika’nın köylülerini yakından tanıma fırsatı bulmuşlardı. Guevara’ya göre, Latin Amerika’nın ayrı uluslardan oluşan bir karma yapı olması, ülkeler arasındaki eşitsizliği arttırıyor, gücün bölünmesine neden oluyordu, bu yüzden kıta çapında gerçekleştirilecek bir stratejiyle Latin Amerika tek vücut olmalıydı. Sınırları olmayan ve tek bir kültürle bağlanmış birleşik İber-Amerika’nın hayalini kurmaya başlayan Guevara’nın bu düşünceleri sonraki devrimleri için çıkış noktası olacaktı. Ve  Che büyük fikirlerle Arjantin’e döner dönmez hayallerini gerçekleştirmek için tıp fakültesindeki eğitimini bir an önce bitirip, 1953 yılının mart ayında mezun olup  12 Haziran’da diplomasını almaya hak kazanmıştır.

Güney ve Orta Amerika’da kaldığı yerden gezilerine devam edebilmek için 7 Temmuz 1953’te yola çıkan Guevara, Venezuella’daki cüzzam kolonisinde çalışacaktı. Önce Peru’ya uğrayan Che, orada yerliler hakkında daha önce yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir..Ve burda hayatının dönüm noktalarından biri olacak tarihi bir tanışma yaşayarak ,Ricardo Rojo adındaki avukatla karşılaştıktan sonra, Venezulla’ya gitmekten vazgeçip, Rojo ile birlikte Guetamala’nın yolunu tutmuştur.. O sıralarda hükümetin başındaki Başkan Jacobo Arbenz Guzmán özellikle toprak reformu ile ilgili bir toplumsal devrim yapma durumu varken,  Arbenz sağcı bir darbe ile devrilmiştir. Bunun üzerine Guevara Arjantin büyük elçiliğine sığınmıştır.. İhtilalcilerin safhına katılan Guevara bir süre sonra tutuklanarak elçilik binasından çıkarılmıştır. Guatemala’da bir çok Kübalı sürgün ve Fidel Castro’nun kardeşi Raul Castro ile tanışan Che, Guetamala’da kalması tehlikeli bir durum alınca Meksika’ya gitmeye karar vermiştir. Arbenz hükümetinin CIA destekli bir darbeyle devrilmesi, Guevara’nın Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist bir güç olduğuna dair görüşleri güçlenmiştir..

Che 8 Temmuz 1955’te Fidel Castro ile tanıştır..Castro ile aynı düşünceleri paylaşan Guevara, onun gerçek bir devrim lideri olduğuna kanaat getirerek Küba diktatörü Fulgencio Batista’yı devirmek için kurulan “26 Temmuz Hareketi”ne katılmıştır..Grupta doktor olarak görev yapmasına karar verildiyse de hareketin diğer üyeleriyle askerî eğitime katılmıştır..1958 aralığında devrimin en önemli olaylarından olan Santa Clara’ya saldıran “İntihar timi”ni yöneten Guevara, 7 Şubat 1959’da zafer kazanan hükümet tarafından “Doğuştan Küba vatandaşı” ilan edilmiştir.. 1960 yılında “La Coubre” isimli silah gemisinin patlamasında yaralanan kurbanlara yardım eden Guevara, bir süre sonra Sanayi Bakan’lığıda yapmıştır. Küba sosyalizminin gelişmesinde büyük önemi olan Guevara, ülkenin önde gelen kişilerinden biri olmuştur aslında..

Guevara ve askerleri Bolivya Ordusu’yla 1967’de ilk kez çatıştıklarında yaklaşık elli kişiden oluşan ve ELN (Ejército de Liberación Nacional de Bolivia) adı verilen ordusuyla Bolivya güçlerine karşı başarı elde eden Guevara, liderlerden birini de öldürmüştü. Ama genede doktorluk ruhu ağır basmış yardım etmek istemiştir ama Bolivyalı subay dahil kimse kabul etmemiştir.. Bunun üzerine Guevara’nın gerilla kampının yeri bir muhbir tarafından Bolivya Özel Harekât Birliği’ne bildirilince 8 Ekim’de kamp kuşatılmıştır.. Quebrada del Yuro kanyonunda Simeón Cuba Sarabia ile birlikte devriye gezerken yakalanan Guevara, ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim olmak zorunda kalmıştır.. Guevara, yakalandığı sırada orada bulunan askerlere göre : “Ateş etmeyin! Ben Che Guevara’yım ve canlı olarak daha değerliyim” diyerek aslında korkusuzluğunu göstermiştir..

Böyle büyük ruhu ortadan kaldırmakta zordu ..Bazı kaynaklara göre Che’nin infazından sorumlu çavuş Mario Terán aşırı derecede heyecanlandığı için bilinçli bir şekilde ateş edememiş, Che’yi öldüren merminin kim tarafından ateşlendiği asla bilinenemiştir. Çarpışmada öldüğü izlenimi vermek, yüzünün tanınır durumda olduğunu sağlamak için ayaklarına defalarca ateş edilerek öldüren Che Guevara’nın cesedi bir helikopterin iniş takımlarına sıkıca bağlanmış ve yakınlardaki Vallegrande’ye götürülmüştür..

Guevara’yı ve Bolivya’daki faaliyetlerini yakın takibe alan bir kişi vardır oda  Félix Rodríguez adındaki CIA ajanıydı. Rodríguez Guevara’nın saatini ve diğer kişisel eşyalarını alıp ve sonraki yıllarda bunları röportaj yaptığı gazetecilere göstermiştir. Bu eşyaların bir kısmı halen CIA’de sergilenmektedir.

Guevara’nın öldüğünü 15 Ekim’de tüm Küba’ya duyuran Fidel Castro, ülkesinde üç günlük yas ilan etmiştir...1997 yılında Guevara’nın elleri olmayan cesedinden kalan kemikler bir uçak pistinin altından kazılarak çıkarılıp  DNA testiyle kimliği tespit edilerek Küba’ya geri getirilmiştir. 17 Ekim 1997’de cesedinden kalanlar, Bolivya’daki harekatta birlikte savaştığı 6 askerle birlikte, Küba Devrimi’ni gerçekleştirdiği Santa Clara’da özel olarak hazırlanmış anıt mezara askerî törenle gömülmüştür..

You may also like

Share

1 YORUM

  1. Birazda gerçeklere bakmak lazım bu adam yakalandığında Fidel Castro nun onu kurtarma imkanı olduğunu söylüyor o dönemki dava arkadaşları… fidel castro nun özellikle bilerek ve isteyerek kurtarmadığı anlatılıyor o oluşumun içindeki insanlar tarafından ve sebeplerden bahsediyorlar che nin kendisine katılmayan masum köylüleri katlettiği aynı zamanda kadın zaafı olduğu bu sebeple dava satacak potansiyelde olduğu 2. Eşinin tam bir komünist düşmanı olduğu gerçeğinide koyarsak castronun bu adamı neden ölüme terkettiği anlaşılıyor gibi… kahraman arıyorsanız kübaya kadar uzanmanıza gerek yok hemen kafkasya da yanıbaşımızda şamil basayev var şehit oldu müslümandı ama kgb ofisini basabilecek kadarda cesurdu che kim ya..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here