Belki De Zamanı Geldi

0

Hayallerim üşür oldu yağdırdığın karda,
Gidişinledir bilmezsin yüreğim darda.
Saymadım kaç sene oldu, kaç bahar bitti,
Her gece bakar oldum gül yüzüne ayda.

İsmini verdiği yıldızla konuşuyordu yine. Kalbinden gelen bu dizeleri okudu önce, kim bilir kaç sene olmuştu görmeyeli onu.

İçindekileri susarak bağıra bağıra gökyüzüne yazıyor, ona yoldaşlık yapan en parlak yıldızla da selamlaşıyordu arada bir. Zamanla bu selamlaşmalar yerini kısa sohbetlere bıraktı. Ama bilemedi ona nasıl hitap etsin? İsmini verdi. Artık kendi kendine değil, ona seslenir gibi konuşuyordu yıldızla. Adını her duyduğunda daha mı parlıyordu ne ?
Şiirlerini kağıda kaleme değil gökyüzüne yazar olmuştu kadın.

Yine bir gece çıktı bahçeye. Havada kar kokusu, hafif dumanlı. Önce içine çekti bir güzel. Sanki O’na sarılmış da kokusunu duyar gibiydi. Nasıl da özlemişti. Çok kızgındı oysa. Ama onu özlemeye engel değildi bu. Biliyordu ki yüzünü görse, sesini duysa kızgınlığından eser kalmazdı. ”Sen beni mi bekledin yine ? Alıştın değil mi benim gibi sen de. Biraz geç kalsam sana özlüyor musun, bekliyor musun gelecek diye beni ?” dedi kadın.

Bunları söyleyerek baktı yıldıza. Işıl ışıldı, sanki bu gece biraz daha yakındı. Oturdu sallanan sandalyesine, battaniyesine iyice sarıldı tıpkı ona sarılır gibi.
-Çok sessizsin bu gece. Ne o ! Seni üzecek bir şey mi dedim ? dedi ve sustu.
Gecenin sessizliğinde sandalyeden çıkan hafif gıcırtılar daha bir yüksek geliyordu kulağına ama o kadar alışmıştı ki artık duymuyordu.
Sallanırken bir an olsun gözlerini ayırmadığı yıldızdan bir şeyler ummak ne kadar saçma diye düşündü. Halbuki bu ummak değil bir avuntuydu. Tıpkı yokluğunda yüzünü hayal edip durduğu gibi. Hayalinden silinmemesi için zihnini hep tazeliyordu çünkü. Zaten çenesindeki minik çukuru asla silinmezdi ama ya gözleri? Zira son zamanlarda hep donuk bakmıştı.

”Ama artık kızıyorum! Cevap vermeyecek misin bana ?” dedi yine yıldıza. Biliyorum konuşmayacaksın, öylece susup gittin, çünkü sen hep konuşmamayı ya da onca laf kalabalığında kendini gizlemeyi tercih ettin. Şimdi arıyorum o anlam veremediğim bir sürü sözlerini. Adım adım benden uzaklaşırken verdiğin hiç bir haberi göremeyişimden dolayı kendimi suçluyorum. Neden bunca zaman zorladım ki seni? Neden ilk gidişinde ve gidişimde her şey düzelir sanarak yeniden çabaladım ki. Göremedim işte giden şeylerin tekrarı yokmuş.. Bilemedim işte sende hiç bir şey silinmiyormuş. Şimdi susuyorsun ya! Biliyorum hiç duyamayacağım o sesini bir daha.

Yıldıza bunları söyledikten sonra artık kendisini suçlamaktan vazgeçti. Kafasında oluşturduğu bütün düşüncelerden sıyrılıp yerinden kalktı. Battaniyesini aldı üzerinden, sanki ona sarılırken birisi ayırmıştı kendisini. Öylesine üşüdü birden.
Son kez başını kaldırdı gökyüzüne ; ”Bekleme bir daha bu soğukta beni gelmeyeceğim yanına” dedi. Belki baharda, belki yazda belki bir daha kışa. ”Hiçbir şey bilmiyorum ama tek bildiğim şey seni çok özlediğim.”
diyerek eve girdi kadın.

Odasına gitti, yatağına yattı uyumak istiyordu sadece. Gözlerini kapar kapamaz gördüğü yüz günden güne soluyordu. Belki bir haber, belki bir işaret solan yüzünü canlandırmaya yeterdi ama o istemediği sürece bu olmayacaktı.

Gözlerini kapattı. O anda gülümseyen o gözler belki hayatı boyunca silinmeyecekti göz kapaklarından. Öyle tatlı bakıyordu ki, eğer gözlerini açarsa büyüsünü yakaladığı bu sahne bitecek her yer kapkaranlık olacaktı.
Kalbinin sesi sanki dışarıdan duyuluyormuş gibi hissetti. Gerçeğiyle hiç rahat davranamamıştı , hayaliyle dahi duyduğu rahatsızlık umrunda değildi o anda kadının.
Elini yüzüne sürdü. Gülen gözlerine. Ellerine değen kirpikleri sanki tek tek hissediyordu. Yavaş yavaş işaret parmağının üst yüzünü dudaklarına doğru indirdi. Aklında kalan son tadı hayal etti. Kurumuş dudakları hafif sert geldi parmağına. Eğilip ıslatmak istedi. İstediği tadını duymaktı sadece. Öylece bırakmıştı kendisine gözlerini, dudaklarını adam. Kıyamıyordu sanki ne dokunmaya ne öpmeye…
”Az önce konuşmadın benimle, neden ?” diye fısıldadı. Bir daha seni görmeye çıkmayacağım bahçeye, bir daha bakmayacağım gökyüzüne diye kendime söz verdim ama bak buradasın.” Neden çağırdığımda değil de başka zamanlarda varsın ?” diyerek devam etti kadın.

Hala gülümseyen gözlerle bakıyordu kendisine adam.
Yüzünde gezinen parmağına minik bir öpücük bıraktıktan sonra ellerinden tutup; “Sen beni göz kapaklarında tuttuğun sürece varım buradayım. Sen sadece ümit et ve sakın açma gözlerini.“ dedi gülümseyerek adam.
Sesi ahh sesiii… Ne güzeldi o sesi…

Ve açtı gözlerini usulca kadın, ”Belki de zamanı geldi” dedi…

Özge Güneş
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)
Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here