Bana Şehrini Söyle, Sana Hikayesini Anlatayım

0

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

 

 

Evet Türkiye her bir köşesiyle cennet. Her şehri, her köşesi farklı farklı güzelliklerle dolu. Ben bu ülke topraklarında yaşayan herkesin bu mısralarla aynı fikirde olduğunu düşünüyorum, en azından umut ediyorum.

Dört bir köşesi tarihi cennet olan öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bazı yerleri görünce insanın tüyleri diken diken oluyor. 

Yaşadığımız, ziyaret ettiğimiz şehirlerin adlarını sürekli duyar ve kullanırız. Bildiğimiz üzere Türkiye’nin 81 ili vardır. Ancak bu illerin (şehirlerin) isimlerinin neden o isimle anıldığını ya da her bir şehrin ayrı hikayesi olduğunu bilmiyoruz. 

Şehirlerin isimleri, geldikleri kültüre dair pek çok bilgi barındırmaktadır. Her bir şehir yüzyıllar boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Bu medeniyetlerin izleri de şehirlerin isimlerine yansımıştır. 

Yolunu bile bilmediğimiz, haritadaki yerini tahmin bile edemeyeceğimiz o şehrin kendi başına güzel olması bile bazen yeterde artar.

Şimdi sizlere bazı şehirlerin kokusunu, tadını, ışığını bir nebze de olsa hissettirebilmek adına yüzyıllardır değişen bu önemli şehirlerin isimlerinin ilk nereden ve nasıl geldiğini efsaneleri ve hikayeleri ile inceleyelim.

 



ŞEHİRLERİN İSİMLERİ NEREDEN GELMİŞTİR

 

ANKARA

 

 

Yolculuğumuza Başkentle başlayalım.

Ankara, tarih boyunca pek çok değişik isimle anılmıştır.

İslami kaynaklarda Ankara’nın adı Enguru olarak geçmektedir.

Frig dilinde “Ank”: engebeli, karışık arazi anlamına gelmektedir. 

Ankara şehri farklı dönemlerde sırası ile: Ankyra, Ankura, Ankuria, Anger, Engürlü, Angare, Angera, Ancora ve son olarak da günümüzde ki ismi olan Ankara adını almıştır.

Ankara adının nereden geldiği birtakım efsanelere dayanmaktadır. Doğruluğu tartışılabilir. 

Bizanslı tarihçi Pausanis’a göre Frigya’nın ünlü kralı Gordios’un oğlu Midas’a bir gece rüyasında ilahi bir ses bir gemi çapasını aramasını ve bulduğunda da bir kent kurmasını emreder. Bu çapa Ankara Kalesi’nin yakınlarında bulunur. Bunun üzerine Midas buraya gemi çapası anlamına gelen “Anker” adını vererek kenti kurar. 

Hatta bu efsane’nin üzerine bazı bilginler araştırma yapar ve bir şey fark ederler. Spiritüel Coğrafya da (insanın kendisini tanıma yoludur) önemli yerler olan Türkiye çevresindeki ve içindeki 3 merkezi ele alır: Troya, Gize, Nemru. Bu merkezleri birleştirerek bir üçgen oluştururlar ve Gize’den Konya’ya bir doğru çizerler ve Ankara’ya kadar bu doğruyu taşırlar. Bunun sonucunda “Çapa” şekli ortaya çıkar. Roma devrinde de Ankara ve çevresinde basılan para ve madolyon’ların üzerinde gemi çapası resimleri’nin olması da bu efsanenin doğru olabileceğini düşündürmüştür.

Bir başka rivayete göre: Ankara Kalesi halka angarya (bir kimseye ya da bir topluluğa hiçbir ücret ödemeksizin ve zorla, baskı ile yaptırılan iş) ile yaptırıldığından buraya angarya adından yola çıkılarak Ankara adı verildiği de söylenmektedir.

 


 

İSTANBUL

 

 

İstanbul şehri dünya’nın en eski şehirlerinden biridir. 

İstanbul, insanlık tarihi’nin her zaman göz bebeği olmuş tarih boyunca çeşitli milletlerin akınlarına uğramıştır. En son Bizans İmparatorluğu’nun merkezi iken Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethedilmiştir. 

MÖ. 700’lü yıllarda Antik Yunanistan’ın önemli yerleşim bölgesi olan İstanbul, Byzantion ismi ile anılmaktaydı. Bu isim Yunanlı Dorların koyduğu bir isimdir.

Daha sonraları Konstantinniye, Konstantinopolis, Nova Roma, İslambol isimleri ile de kullanılmıştır. İslambol ismini çok eski yazıtlarda hatta Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde de çok fazla zikredilmiştir. 

Konstantinopolis’deki “is” eki Yunaca da kent manasına gelmektedir, “tin” ve “polin” ekleri ise kentte manasına gelmektedir. 

İstanbul şehrine kuruluşundan bu yana her millet kendi kültürüne göre çeşitli isimler vermiştir. 

İslam tarihinde müstesna bir yere sahip olan İstanbul, Kur’an-ı Kerimde de Belde-i Tayyibe adıyla zikredilmektedir.

Zamanla Türkçe’ye geçişi İstanbul olmuştur.

 


 

İZMİR

 

 

Bir dönem bugünkü İzmir yöresinde yaşamış Erektidler’in  Amazonlar’la savaşıp galip geldiği: önderleri These’nin de, Amazon kadını Smyrna ile evlenip, yöresine onun adını verdiği ve İzmir adı’nın da Smyrana’dan geldiği kabul edilen görüşlerden biridir. 

Diğer bir görüşe göre de İzmir Kalesi’nin Smyrna’nın halk arasındaki kullanış şekli olduğunu, Homeros destanlarında bu kent ismini Kıbrıs Kralı Kinyras’ın kızı Smyrna’dan aldığını ve tanrıça Artemis’in de İzmirli olduğunu söylemektedir. 

Smyrna, Zmirni, Esmira, Yezmirr, Samornia vs olarak adlandırılan şehir, sonunda İzmir ismi verilmiştir.

 


 

ADANA

 

 

Akdeniz Bölgesi’ndeki Adana ilimiz’in çok eskli tarihi bulunmaktadır. 

Eski kaynaklara göre Bizanslı İstefan adlı Tarihçi, Uranus’un iki oğlu Adanus ile Surus’un Tarsuslar ile savaşarak bu şehri kurduğunu bunlardan birinin adını şehre diğerinin adını da Seyhan Irmağına verdikleri söylenir. Bu arada Seyhan Irmağı’nın eski adı Sarus’tur.

Diğer bir görüşe göre de: Adana, ismini Yunanca mitolojisinden aldığını ileri sürmektedir. Yunan mitolojisi’nde Gök Tanrı olan Uranıs’un oğlu’nun ismi Adanus’dur. Adana da ismini Adanus’tan aldığı söylenmektedir.

 


 

TRABZON

 

 

Karadeniz Bölgesi’nin doğusunda yer alan Trabzon ilimiz, Alman Bilgini Falmerayer Trabzon’u Orta Asya’dan gelen Türk kavimlerinden Turanlara bağlı Tiberenler’in kurduğunu ifade eder. Tiberenler bu bölge’nin ilk sakinleri Elizonlar’la kaynaşmış ve gelişen şehir Tiberen Elizon ismini almıştır. Zamanla Tirenbun ismi Trabzon ismini almıştır.

Bir diğer düşünceye göre de Yunan mitolojisi’nde Lycaon’un oğlu Trapezeus’un Arkadaya’daki adaşına ismini verdiğinden, Trabzon’un da mitolojik kahramandan adını aldığı ve kent adının Yunan toponomi geleneğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. 

 


 

MARDİN

 

 

Mardin, Güneydoğu Anadolu bölgesi’nin Dicle bölümünde yer alan ilimizdir. Mardin isminin nereden geldiği hakkında çeşitli rivayetler bulunmaktadır. 

Bir rivayete göre Mardin’in bulunduğu bölgeye yerleştirilen Marde kavminden geldiği ve bu bölgeye hükmetmekte olan kralın Mardin isminde bir oğlu vardır. Oğlu hastalandıktan sonra havası ve suyu iyi gelmesi adına Batı Kalesi’ne gönderilir.  Batı Kalesi’nde iyileşmesi üzerine Kale’nin bulunduğu yerde Mardin isimli şehrin kurulduğu söylenmektedir.

Diğer bir rivayete göre: Süryanice mukaddes Mara kelimesinden geldiği, Sasani Komutanlarından Mardius bu şehri imar ettiği için şehrin eski ismi yerine bu komutanın isminin verildiği gibi çeşitli rivayetler vardır. 

Selçuklu Türkleri bu şehri fethedince, Bizanslılar’ın Mardie, Arapların Maridin ismi yerine kendi lisanlarına uygun olarak Mardin demişlerdir.

 


 

BALIKESİR

 

 

Tarihçilere göre Balıkesir adı, Bizans İmparatoru Hadrianus’un av partilerinde kullanmak için yaptırdığı Paleo Katro (Eski Hisar) sözcüğünden kaynaklanmıştır.

Bir rivayete göre: Selçuklu Türkleri şehre Balak derlermiş. Balıkesir’i fetheden Selçuklular şehir ortasındaki hisara ithafen Balak Hisar (Hisar Şehri) ismini verdiler. Bu isim zamanla halk arasında Balıkesir haline geldi.

Bir başka rivayete göre de: Pers Devlet adamı Balı-Kisra’nın adından geldiği söylenmektedir.

 


 

SİVAS

 

 

Sivas’a Romalılar devrinde Sebastia denildiği görülüyor. Sivas için Roma Komutanı Pompei tarafından da bu isim kullanılmış ve büyüklüğüne bağlı olarak Sebastia Megapolis denilmiştir.

Bir görüşe göre de kentin adı Farsça da “üç değirmen” manasına gelen Sebast kelimesinden geldiği bilinmektedir. Zamanla Sebast ismi halk arasında Sivas ismini aldığı söylenmektedir. 

Başka bir rivayete göre de şehrin adı, kentin antik dönemindeki adı olan Sebastia sözcüğü’nün evrimleşerek Türkçeleşmesi ile bugünkü halini aldığı söylenmektedir. Sebastia ismi de Yunanca da saygıdeğer, yüce anlamına gelir. Latince Augustus’un Yunanca karşılığıdır. Bu da Pontuslar tarafından kurulan kentin Roma İmparatoru Augustus onuruna onun ismi ile adlandırıldığına dalalet etmektedir.

 


 

ŞANLIURFA

 

 

Şanlıurfa, Osmanlı Devleti döneminde köy, 1927 yılında da Siirt’e bağlı ilçe, 1990 yılında da il olmuştur. 

Şanlıurfa ilimiz tarihsel olarak çok eski bir geçmişe sahiptir ve Tarihi rivayetlere göre de Nuh Tufanı öncesine dayanmaktadır. Bir rivayete göre Cizre, Tufandan sonra ikinci kez Hz. Nuh (AS) ve oğulları tarafından inşa edilirken Cizre’nin kızgın sıcağından korunmak amacı ile, Şanlıurfa yazlık ve yaylak olarak inşa edilmiştir. 

Başka bir görüşe göre de: Nuh’un gemisi’nin kalıntıları’nın olduğu öne sürülen Cudi Dağı’nın kuzeyinde Şehr-i Nuh adıyla kurulmuş, önceleri Şerneh, daha sonraki yıllarda ise Kürdara Şırnak adını almıştır.

Başaka bir rivayete göre de: Türkler bu bölgeyi fethedince şehre Uruha adını vermişlerdir. Zamanla bu kelime Urfa şekline dönüşmüştür. Eski Tarih ve Dini kitaplarda da ve bu arada İncil’de de geçen Ur şehri’nin Urfa olduğu söylenmektedir. Ur, eski Altay Türk dilinde etrafı hendekle çevrili şehir manasına gelmektedir. 

Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen bir kanunla Urfa ismi Şanlıurfa olarak değiştirilmiştir.

 


 

ANTALYA

 

 

Helenistik dönemde Bergama Kralı II. Attalos, bölge’nin stratejik dönemini dikkate alarak buraya Liman-şehir kurdurmuştur. Kent kurucusundan dolayı Ataleia olarak anılmıştır.

Arap kaynaklarında şehrin adı Antaliye, Türk kaynaklarında ise Adalya olarak geçmektedir.

Yerleşme, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak Antalya olarak adlandırılmıştır.

 


 

KONYA

 

 

Konya Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük ilidir. 

Konya şehri’nin isminin Kutsal Tasvir anlamındaki İkon sözcüğüne bağlı olduğu iddia edilir. Mitolojide bu konuda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bu hikayelerden birinde anlatıldığı üzere, kente dadanan ejderhayı öldüren kişiye şükran ifadesi olarak bir anıt yapılır ve üzerinde de olayı anlatan bir resim çizilir. Bu anıta verilen isim, İkonion’dur. İkonun adı, zamanla İcconium’a dönüşür. Araplar kentin ismini Kuniya olarak değiştirmişlerdir. Selçuklu ve Osmanlı döneminde bu ad Konya’ya dönüşmüştür. Günümüzde de kent hala Konya adını taşımaktadır.

 


 

GAZİANTEP

 

 

Gaziantep ilinin adı ilk olarak Romalılar tarafından Antiochia ad Taurum olarak verilmiştir. Latince Toroslar’ın karşısındaki Antakya anlamına gelir. Şehir Arapların eline geçtikten sonra Ayıntap ismini alır. Ayıntap isminin kökeni hakkında ise farklı rivayetler bulunmaktadır. 

Cumhuriyet öncesi yıllara kadar Ayıntap adıyla anılmıştır. İslam egemenliği sonrasında Ayıntab adı giderek Ayıntap’a dönüşmüştür. Fransız kuvvetlerine karşı şehrin, savunmasını bu uğurda verdiği 6317 şehide rağmen yılmadan, cesaretle sürdürmesi ve eşsiz bir direniş göstermesi nedeni ile 6 Şubat 1921 tarihinde TBMM tarafından Gazilik unvanı verilmiştir. Gaziaynıtab olmuştur. 1928 yılında ise, şehrin adı Gaziantep olarak değiştirilmiştir.

Şehrin ismi Hitit dilindeki Hantap kelimesinden türemiştir ve han toprağı anlamına gelir. 

 


 

KASTAMONU

 

 

Yaygın bir rivayete göre Türkler tarafından Kastamonu Kalesi’nin fethi sırasında, Bizans Tekfur’unun güzel kızı Moni’nin yakışıklı Türk Kumandanına aşkı, dadısı vasıtası ile komutana bildirir. Komutan da Moni’ye karşılık vermesi ile Moni Komutana Kale’nin anahtarını verir. Komutan kaleye girip çıkmaya başlar. Durumu anlayan Moni’nin babası Bizans Tekfur’u güzel kızını kale’den aşağı atar. Bunun üzerine Türk askerleri Kastın ne idi Moni’ye sözü üzerine halk dilinde Kastamoni şeklini alır.

Zamanla Kastamoni bir takım değişikliklere uğrayarak Kastamonu halini alır.

 


 

Bunun gibi daha bir çok şehirlerin hikayelerini, efsanelerini öğrenmek istiyorsanız Türkiye’nin 81 şehrinin isim ve hikayelerini bir kitapta toplamışlar. 

İsrafil Altıner’in kaleme aldığı ANADOLU ŞEHİR EFSANELERİ VE HİKAYELERİ kitabı 4 yıllık bir çalışma sonucunda hazırlanmıştır. 

Şehirlerin isimlerinin hikayelerinin anlatıldığı kitapta, illerin tarihi yerlerinin minyatürlerine ait fotoğraflara da yer verilmektedir. 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here