Bahar Çiçekleri

0

Bugün sizlere anlatacağım konu sonunda içinizi ferahlatacak ve gözlerinizi renklendirecek. Yaşanan tüm kötü olayları küçük bir sürede olsa unutuyor ve odalarımızı renklendiren, tabloların içinde o güzel kokusunu içimize çektiğimiz bahar çiçeklerini tanımaya gidiyoruz.

Bazen aşk acılarımızı paylaştığımız, bazen sevdiğimiz adamın bize ondan taç yaptığı, bahçelerin prensesi bahar çiçeklerine geçmeden önce aslında onları da bahar çiçeği olarak kabul ettiğimiz ağaç tomurcuklarından bahsetmek ve minik bir hikaye anlatmak istiyorum.


Zamanın birinde küçük tohum tanesi hiç bilmediği, karanlık ve soğuk bir yere düşmüş. Hangi amaçla bu yere geldiğini bilmiyormuş. O ürpertici yerde bir kenara büzülmüş ve beklemeye başlamış. Düştüğü yer ise içinde birçok yavrusu bulunan, herkes tarafından sevilen toprak ana imiş. Tabi bizim küçük tohum tanesi daha başına neler geleceğini bilmiyormuş. Bir gün sabah uyandığında o karanlık yerin ısındığını fark etmiş. Kendini biraz daha güvende hissetmiş. Zaman geçtikçe vücudunda değişiklikler gelmeye başlamış ve güneş ile ilk buluşmasını gerçekleştirmis. Artık kendisinin farkına varmış, o da büyüğünde diğer arkadaşları gibi ağaç olacakmış. Bahar gelince ortalık düğün yerine dönmüş ve arkadaşlarının dallarındaki minik tomurcuklar açmış ve çiçek olmuş. Her yer sanki gökyüzü gibiymiş. Bunu gören tomurcuk ağaç olacağı günün hayalini kurarak yaşamaya devam etmiş.
Kışın soğuğu kendini hafif esen rüzgara, kuş cıvıltılarına bırakıyor ve işte, işte o zaman çiçekler de tabiattaki yerlerini alıyorlar. Sizce de çiçekler çok güzel değil mi ? Bence hem huzur verici hem de mutluluk. Gözlerinizi kapatıp tabiata kendinizi bıraktığınızda sanki siz de bulutların üzerinde gibi olmuyor musunuz ? Ya da çimlerin üzerine yattığınızda, ağaçlarda açan çiçekleri gördüğünüzde ?
Bu kız da ne kadar hayalperest bir insan dediğinizi duyar gibiyim. Ama böylesine güzel, böylesine bereketli topraklar, alabildiğine uzanan çiçek tarlaları, mavi gökyüzü ve böylesine büyük ve tabi ki tek olan Yüce Rabbim var iken neden mutlu olmayayım ve hayal etmeyeyim ki ?
Tamam tamam haydi ilk olarak beyaz prenses (bu ismi ben koydum) papatyayı tanıyalım.


1.Beyaz Prenses: Papatya
Papatyagiller familyasından olan ve kimi zaman başımıza taç, kimi zaman kendisini fal bakmak için kullandığımız prensesimiz maticaria, bellis gibi farklı isimleri olan çiçeklerden oluşan bir türdür. Sizi nerede yetişir, nasıl bir bitkidir, ne gibi faydaları vardır gibi soruların cevaplarını vererek sıkmak istemiyorum ama prensesin bu özellikleri kısaca anlatmam gerekiyor.


Rüzgarın hafifçe bir şarkı mırıldandığı, hayvanların artık güneşe çıkmaya başladığında ortaya çıkan prensesimizi dağda, bayırda, yol kenarında, parklarda görebilirsiniz. İnsanların ayakları altında ezilebilecek kadar narin ve küçük olan bitkimiz beyaz yapraklıdır ve orta kısmı sanki güneşi andırıyor gibi sarı renklidir. Bu cümleyi kurduğumda aklıma şu teşbih geldi. Sizce de papatyanın orta kısmı güneş, beyaz yaprakları da bulutlar değil mi ?


Genellikle beyaz yapraklı ve sarı yapraklı olmak üzere iki çeşittir ve anavatanı Türkiye’dir. boyları 20-25 santimetredir.

Ah güzel kokulu çiçek..


Hem görüntüsü güzel, hem güzel kokuyor, hem de iştah açıyor, sakinleştiriyor, gazı önlüyor, midemizdeki rahatsızlıkları gideriyor. Çay olarak kullanılıyor ve sakinleştirici bir özelliği var. Daha ne olsun ki.


2.Nazlı Gelin: Gelincik

Gelincikgiller familyasından olan bu kırmızı gelinimiz bana göre çok narin ve kırılgandır. Hafif bir rüzgarla birlikte ve hepsi birden aynı yöne doğru dalgalanır. Ve bu beni aşır mutlu eder. Ellerimin içine aldığımda da yaprakları hemen kopar ve bu da beni çok üzer. Hem mutluluğu hem de hüznü çağrıştırıyor ben de gelincik.


Anavatanı neresidir diye sorarsanız da bu hâlâ tartışmalı olan bir soru. Bulgaristan ile Türkiye arasında gidip gelinen bir cevap var ama dünyanın her yerinde yetişiyor. Nazlı gelinin herkes tarafından bilinen bir anlamı var.
“ Nerede şehit varsa orada gelincikler biter. “
İnsan hayatı ile ilgili çok fazla anlamın da yüklendiği nazlı gelinin ismi eskiden gelinliklerin kırmızı renkte olmasından gelmektedir. Peki hangi anlamlar diye neden sormuyorsunuz ? Ben söyleyeyim. Hassas insanlar, hor görülme, sevdiğine kavuşamama, insanın ömrü gibi gibi.


Genellikle kırmızı renkte olarak bildiğimiz gelinciğin çeşitlerine baktığımızda siyah ve sarı-beyaz yapraklı olanlarını da görürüz. Boyları ise genellikle 30-60 cm arasında değişiyor. İpeksi yaprakları var. Zaten güneşin toprakla buluştuğu zamanlarda ortaya çıktığını biliyoruz. Peki papatyanın çayı yapılıyordu ve birçok özelliği vardı. Gelinciğin yok mu ? Olmaz mı hiç.
Bazı yörelerde pişirilip yenir, tıpta ilaç yapımında kullanılır, papatya gibi çay olarak içilir ve uykusuzluk, zatürre, öksürük gibi hastalıkların geçmesine yardımcı olur. Yalnız sizi bir konuda uyarmam gerekiyor. Gelincik çiçeği yanlış kullandığında zararlı olabilmekte. Bu yüzden doktorunuza sormadan kullanmanızı önermiyorum. A, nazlı gelin mutfak sektörüne girmese olur mu ? Üzerindeki tohumlar haşhaş gibi keklerde, pastalarda kullanılmaktadır.

Rüzgarın o esintisi ile bir o yana bir bu yana giden gelinciklerin olduğu kocaman bir tarla.. Huzurun tanımı.


3. Mor Leylaklar 

Küçük ama çok dallı olan bu bitkinin adı aklıma geldiğinde gözümün önünde şu tasvir belirir. Leylak ağacını gören genç bir kızın – bu değişebilir – acaba bir tane koparsam mı yoksa koparmasam mi diye düşünüp, daha sonra eliyle bir tanesini koparması ve onu içine çekerek yoluna devam etmesi. Bir ikincisi ise şöyle: Annesini mutlu etmek için küçük kızın birkaç dalı koparıp eve anne sana çiçek getirdim diyerek, leylakları annesine vermesi ve annesinin bir su bardağının içine onu koyması. Bunlar benim yaşamımda gördüklerimden yola çıkarak oluşturduğum tasvirler. Gerçekten mis gibi kokmuyor mu sizce de ? Öyle güzel ki kokladıkça koklamak istiyorsun.

Peki bu güzel bitkimiz nerede yetişir, ne renktir, özellikleri nelerdir ?
Mavi ile mor arasında bir renkte olan bu minik ağacın bilimsel olarak adı Syringa vulgarisdır. Hemen hemen her yerde yetişebilmekte ve evlerde, dükkanlarda hoş bir görüntü vermek amacıyla kullanılmaktadır. Bir bahar çiçeği olan leylak yeterli su ve güneş ışığı ile kurak yaz mevsiminde de, kışın da yetişebilir. Bir ağaç olan bu bitki saksıda da büyümektedir. Çiçeklerini bahar mevsiminin ilk günlerinde açar ve yine ilkbaharın sonlarında kurutur.
Her çiçeğin bir anlamı olduğuna göre hiç şüphesiz leylağın da vardır. Kimi aşkı, kimi huzuru, kimi sağlığı temsil eder. İşte leylağın da payına da güven vermek ve ilk aşk düşmüş. Sizi leylaklar ile baş başa bırakıyorum.


4.Mimoza Çiçeği

Baharın ilk habercileri.. Rengiyle coşkuyu, heyecanı, neşeyi getiren çiçek..


Mimoza çiçeği de o güzel rengiyle baharda tabiatı süslemektedir. Bu çiçeğin dünyada kadınlar için büyük bir önemi var ve mimoza çiçeğinin hikayesi, anlamı nedir dediğimizde karşımıza şu cevap çıkıyor.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında İtalya 1946lı yıllarda kendilerini motive edecek, eski hayat enerjilerini geri getirecek bir şey arıyorduı. Bu şekilde kendilerine çözüm yolu ararken Kadın Dayanışma Derneği üyesi olan kadınlar, bu ülkenin nesesinin kadınlar tarafından yapılabileceği kanısına vardılar ve bu işin bir çiçekle bağdaşlaştırılması gerektiğini düşündüler ve bu çiçek de mimoza oldu. Hem Mart ayında çiçekler doğaya çıktığı için, hem rengi güneşi, neşeyi çağrıştırdığı için bu çiçek seçildi.
İşte böyle bir çiçek mimoza. Güneşi çağıran rengiyle tüm gözleri üzerine çekmeyi başarıyor. Ve kadını çağrıştırıyor. Mimoza çiçeğim diye boşuna türküler yazılmadı sonuçta.


5. En Asil Çiçek : Gül

Aşkın çiçeği.. Peygamber efendimizin en sevdiği çiçek.. Asilliğin tanımı..


Gülgiller familyasının ağırbaşlı hanımefendisinin ana yurdu aslında Asya’dır. Bu hanımefendi tabi ki sadece Asya’da değil, dünyanın her yerinde yetiştirilmekle birlikte Türkiye’de 25 tane çeşidi vardır. Çok eski zamanlardan beri bulunan gül, hem mutfakta, hem süslemede hem de kozmetik alanında çokça kullanılmaktadır. Öyle asil ki verildiği kişiye şu anlamı aktarıyor:“ Çok değerlisin. “


Pembesi, beyazı, mavisi, siyahı ve aşkın rengi kırmızısı ile en çok sevilen çiçeklerden biridir. Öyle bir çiçektir ki şairler şiirlerinde bile çokça bahsetmişler, sevgililerin yüzünü güle ve laleye, dudağını gülün gonca haline benzetmişlerdir. Gerçekten öyle güzel öyle güzel ki hangi kelimeyi kullansam eksik kalacak.
Anlamlarına baktığımızda ise gülün payına düşen anlam rengine göre değişiklik göstermiş:
✓ Kırmızı renk – Aşk
✓ Beyaz – Saflık ve temizlik
✓ Sarı – Neşe
✓ Pembe – Mutluluk

Gül çiçeğini araştırırken ilgimi çeken ve yüreğimi burkan en önemli nokta şu oldu. Evlenmeden vefat eden kızların mezar taşlarına kırılmış bir gonca gül resmi yaparlarmış. Sizce de çok üzücü değil mi ? Yazının başında size sıkıntılarınızı kısa süre de olsa unutturacağım dedin, şimdi neden üzüyorsun diyorsunuz değil mi çok haklısınız. Hemen size gülün kokusunu hatırlatıyorum. Diğer çiçekler olduğu gibi gül de tam anlamıyla mis gibi kokuyor. Hem renkleri güzel, hem kokusu, hem de insanı mutlu ediyor. Daha ne olsun ki ?
Biraz da gülün kullanım alanlarından bahsedelim mi ?
Mutfakta çok sevilen ve kullanılan gül hem lokumun içinde, hem reçellerde hem de şerbetlerde kullanılıyor. O mis gibi reçeller, o tatlı reçeller..
Peki parfümler ? Onlarda da kullanılıyor tabi.
Bembeyaz güllerin arasında çekilmiş olduğum çocukluk fotoğrafıma baktığımda hep gülümserim.

Sizin de yüzünüzden gülücük eksik olmasın.

Bu anlattığım çiçeklerin dışında sümbül, karanfil, orkide ve bunlardan başka bir çok çeşit var. Gerçekten böyle bir Rabbin kulu olduğum için çok şükür diyorum. Saygıyla kalın efendim.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here