Bab-ı Ali Baskını Nedir?

0
187
Bab-ı Ali Baskını

   BAB-I ALİ BASKINI

Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul da sadrazamlık, dahiliye ve hariciye bakanlıklarının, Danıştay gibi devlet kurumlarının bulunduğu bölgeye Babıali denilmekteydi. 

 

Bab-ı Ali Nedir?

 

Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul da sadrazamlık, dahiliye ve hariciye bakanlıklarının, Danıştay gibi devlet kurumlarının bulunduğu bölgeye Babıali denilmekteydi. 

 

Zamanla bu bölgeye basın yayın kuruluşlarının da gelmesi ile Babıali adı mecazi anlamda basın içinde kullanılmaya başlanmıştır. 

 

Babıali’nin Tercümesi (Türkçesi):  Babı Ali Yüksek Kapı” anlamına gelmektedir.

 

Peki bu anlam nereden nasıl gelmiştir?

 

Başbakanlık (bugünkü İstanbul velayeti) bütün bakanlıklar çevrelerle, gazetelerle ilgisi bulunmaktaydı. Bildiğimiz üzere gazetelerin en büyük kaynakları siyasi kaynaklar, hükumet, bakanlıklar’dır. Bu sebepten ötürü basın sektörü (gazeteler) onlara daha yakın olabilmek adına Babı Ali yokuşunda aşağıdan başlayıp yukarıya kadar kümelenmişlerdir. Ama Cumhuriyet ilan edildikten sonra başkent Ankara’ya taşınmıştır. Fakat basın sektörü İstanbul’dan ayrılmamıştır. Aslında daha sonraları Babı Ali adı kaldırılmıştır. Resmi adı da Ankara Caddesi olmuştur. Babı Ali adı günümüzde bir deyim olarak kalmıştır. 

 

 

Başbakanlık (bugünkü İstanbul velayeti) bütün bakanlıklar çevrelerle, gazetelerle ilgisi bulunmaktaydı. Bildiğimiz üzere gazetelerin en büyük kaynakları siyasi kaynaklar, hükumet, bakanlıklar'dır. Bu sebepten ötürü basın sektörü (gazeteler) onlara daha yakın olabilmek adına Babı Ali yokuşunda aşağıdan başlayıp yukarıya kadar kümelenmişlerdir. Ama Cumhuriyet ilan edildikten sonra başkent Ankara'ya taşınmıştır. Fakat basın sektörü İstanbul'dan ayrılmamıştır. Aslında daha sonraları Babı Ali adı kaldırılmıştır. Resmi adı da Ankara Caddesi olmuştur. Babı Ali adı günümüzde bir deyim olarak kalmıştır. 
ESKİ BABI ALİ CADDESİ

 

Bab-ı Ali Baskını Nedir?

 

Balkan Harbi sırasında ittihatçılar tarafından gerçekleştirilen kanlı hükumet darbesine Bab-ı Ali Baskını adı verilmiştir.

Babıali Baskını, İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenlerinin Babıali’yi basarak iktidarı doğrudan ele geçirmeleri ile sonuçlanan hükumet darbesidir.

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1908-1918 yılları arasında Türk Siyasal Partisi’ne damga vurmuş Osmanlı Devleti’ni yönetmiş bir partidir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti ilk kez 1889 yılında İstanbul’da ki askeri tıp öğrencileri tarafından kurulmuştur. Bazı kaynaklarda İttihat ve Terakki Partisi olarak geçmektedir ama Partisi ifadesi yanlış bir tabirdir Cemiyet denilmesi daha uygundur. Çünkü bu bir cemiyettir, hatta gizli bir cemiyet olarak kurulmuştur. 

İtalyan Carbonari (Karbonari) Cemiyeti’nden örnek alınarak kurulmuş bir gizli cemiyettir.

 

Peki Carbonari (Karbonari) nedir?

XIX. (19.) yüzyıl başlarında gelişen bazı cemiyetlere verilen addır.

Fransızlara ve Kral İnando’ya kin besleyen Cumhuriyetçiler, İtalya da Abruzzo’nun iç taraflarında bir teşkilat kurmuşlardır. Bu teşkilatın savaş parolası “kurdun parçaladığı kuzu için intikam” idi. 1805-1815 yılların’da Joachim Murat’ın Napoli tahtına çıkması üzerine, hemen hemen bütün İtalya’ya yayılan bir teşkilat kurulmuştur. Murat’da İtalyan birliğini kurmak, bağımsızlığını elde etmek için Carbonari Cemiyeti’nden faydalanmak yoluna gitmiştir. Fakat 1821 yılında Napoli ve Piemonte ayaklanması’nın bastırılmasından sonra, bütün İtalya’da ki Carbonari’ler vatana ihanetle suçlanmış ve kanunla cezalandırılmışlardır. Bu sebepten ötürü Fransa da, İtalyanların katıldığı yeni Carbonari Cemiyetleri kurulmuş fakat daha çok Fransız karakterine bürünerek eski önemini kaybetmiştir.

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Kurulmasında ki Amaç;

1876 da Kanunu Esasiye ilan edildi, 1878 de Padişah 93 Harbini bahane ederek  Meclisi Mebusan’ı kaldırdı. Aydın ve yazarların bir kısmını sürgüne gönderdi bir kısmını da hapse attı, dernek ve toplantıları yasakladı, basına sansür getirdi. Bu sebepten ötürü doğal olarak aydınlar tekrardan meşruti yönetime geçmek adına II. Abdülhamit’i baskı yapmak adına örgütlenmeye başladılar. İşte Bu örgütlenmenin adı: İttihat ve Terakki Cemiyeti’dir.

Kısacası İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurulmasında ki temel amaç meşruti hayata yeniden geçmek, basın ve toplanma yasak olduğu için gizli olarak örgütlenmiş bir cemiyettir.

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Kurucuları;

  • İbrahim Temo
  • İshak Sukuti
  • Mehmet Reşit
  • Abdullah Cevdet
  • Hüseyinzade Ali

 

Unutmayalım ki İttihat ve Terakki Cemiyeti Carbonari Cemiyetini örnek almıştır. Bu Cemiyeti kurmalarındaki amaç da meşrutiyeti yeniden ilan etmek, yeniden geçmekti.

İttihat ve Terakki Cemiyeti ilk olarak bu adla kurulmamıştır. İlk adı İttihad-ı Osmani olarak kurulmuştur. 

Bu Cemiyette: Türk. Arap, Arnavut, Makedon, Boşnak, Ermeni, Sırp, Rum, Yahudi gibi birçok ulustan insanlar vardı. Çünkü adı İddihad-ı Osmani’dir. Tabi daha sonraları adı günümüzde kullandığımız İttihat ve Terakki Cemiyeti olmuştur.

İttihat ve Terakki Cemiyeti İstanbul dışında: Paris, Cenevre ve Kahire de şubeler açmıştır. Gazetelerde çıkarmıştır. Burada gazetelerin çıkması yasaklandığı için II. Abdülhamit dönemin de yurt dışında çıkarılmışlardır.

1902 yılında Jön Türk Kongresi toplanmıştır. Bu kongre de İttihad-i Osmani Cemiyeti ikiye bölünmüştür. Bunlar;

  1. İttihat Terakki (Ahmet Rıza tarafından kurulmuştur)
  2. Teşebbüs-ü Şahsi Hareketi doğdu. (Prens Sabahattin tarafından kurulmuştur)

 

Prens Sabahattin ve Ahmet Rıza ikilisi arasında fikir ayrılıkları yaşanmıştır. Biri fikri mücadeleyi diğeri silahlı mücadeleyi savunmuştur. Doğal olarak bu fikir ayrılığı İttihad-i Osmani Cemiyeti’ni iki’ye bölünmeye sebep olmuştur. Ahmet Rıza İttihat ve Terakki’yi kurdu. Aslında kurdu ifadesi yanlış bir tabirdir. Kurmak yerine ikiye bölündüğü için Ahmet Rıza İttihat Terakki’nin başkanlık görevini üstlendi. Teşebbüs-ü Şahsi bölümünü de Prens Sabahattin üstlenmiştir.

1907 yılında Vatan ve Hürriyet Cemiyeti İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşme kararı aldı. Bu cemiyetin taraftarları 1908 yılında Makedonya da isyan çıkardı bunun sonucunda 24 Temmuz 1908 de Padişah ikinci Meşrutiyeti ilam etmek zorunda kaldı. Yani Meclisi Mebusan’ı yeniden açmak zorunda kaldı.

1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti Anayasa değişikliği yaptı, yapılan bu değişikle Padişahın yetkileri sınırlandırıldı, Meclisin yetkileri de arttı. Osmanlı döneminde Padişahın yetkilerini sınırlandıran en büyük olay olmuştur.

1911 yılında yönetmeliğini değiştirdi, Cemiyetin adı Parti oldu. 1911 yılında İttihat ve Terakki Partisi Fırkası adını aldı ve böylece Türk tarihinin ilk partisi resmiyet kazandı. 

Türk tarihinin ilk siyasal Partisi: İttihat ve Terakki Partisi’dir. 1889 yılında kurulmuş. 1911 yılında İttihat ve Terakki Partisi adını almıştır.

Bazı kaynaklarda ilk kurulan Parti Ahrar Partisi denilmektedir ama bu yanlış bir bilgidir. İlk kurulan Parti İttihat ve Terakki Partisi Cemiyeti’dir.

Kuruluşu 1889 yılıdır, resmiyet kazanması 1911’dedir.

1913 yılında İttihat ve Terakki Partisi’nin Hürriyet ve İtilaf Partisine darbe yaptı, bir hükumet darbesi gerçekleştirdi. Buna da Bab-ı Ali Baskını diyoruz. Hükumet darbesi denmesinin sebebi tarihimiz de gerçekleştirilen ilk hükumet darbesidir. 

Bab-ı Ali Baskını Padişah’ın baştan indirilmesi olayı değildir, hükumetin baştan indirilmesi olayıdır. Kamil Paşa Hükumeti devrildi yerine Mahmut Şevket Paşa hükumeti kuruldu.

İttihat ve Terakki Cemiyeti Babı Ali Baskını ile yönetime tamamen egemen olmuştur.

 

 

Bab-ı Ali Baskını

 

Bab-ı Ali Baskını, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin hükümeti ele geçirmek için 23 Ocak 1913'de yaptığı kanlı baskı'nın adıdır. 

 

Bab-ı Ali Baskını, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin hükumeti ele geçirmek için 23 Ocak 1913’de yaptığı kanlı baskının adıdır. 

Bab-ı Ali Baskını, Osmanlı İmparatorluğu’nda 23 Ocak 1913 yılında Enver Bey ve Talat Bey’in başında olduğu bir grup İttihat ve Terakki üyesi tarafından hükumet binası Bab-ı Ali’nin basılması ile gerçekleştirilen darbedir.

Bu baskın sırasında Harbiye Nazırı Nazım Paşa öldürülmüş, Sadrazam Said Paşa da halaskar zabitan grubunun baskısı ile zorla istifasını imzalattırmışlardır. 

Bab-ı Ali darbesi ile iktidar İttihat ve Terakki’nin eline geçmiştir. 

1911 yılının son aylarında ittihat ve Terakki muhalifi Hürriyet ve İtilaf Fırkası kurulmuş ve İstanbul da gerçekleştirilen ara seçimleri de kazanmıştır.

Bunun üzerine İttihat ve Terakki bir sonraki seçimleri erken tarihe aldırmış ve hile ile seçimleri kazanmıştır. 

Seçimin kazanılmasından sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası yanlıları Halaskar Zabitan dağa çıkmış ve gerçekleştirdiği eylemleri ile Mehmet Said Paşa Hükumeti’nin düşmesine neden olmuştur. 

Mehmet Said Paşa’nın Hükumetten indirilmesinin hemen ardından Ahmet Muhtar Paşa’nın sadrazamlığına yeni bir hükumet kurulmuştur.

Fakat bu hükumet 4 ay sonra Halaskar Zabitan’ın baskıları nedeni ile Ahmet Muhtar Paşa’nın da istifa etmesine sebebiyet vermiştir. Bunun sonucunda da hükumet dağılmıştır.

29 Ekim 1912 yılında V. (5.) Mehmed tarafından hükumet kurma görevi verilen Kamil Paşa, Balkan Savaşları’nda yaşanan başarısızlar nedeni ile Bulgaristan ile görüşme ayarlamış ve sorunu siyasi yollarla çözmeye çalışılması gerektiğini vurgulamıştır. 

İttihat ve Terakki Bulgarların Edirne’nin teslim edilmesinin istemesini bir fırsata çevirmiş, Kamil Paşa’nın eski başkent olan Edirne’yi vereceğini halka “Edirne elden gidiyor” sloganı ile duyurmuş ve propaganda düzenlemiştir. Halkı kışkırttıktan hemen sonra da Kamil Paşa’nın hükumet toplantısın da iken Bab-ı Ali Baskınını gerçekleştirmişlerdir.

Baskına Enver Bey, Talat Bey, Yakup Cemil, Mustafa Necip, Filibeli Hilmi, Sapancalı Hakkı ve Mithat Şükrü Bey de katılmıştır. 

Çok sayıda ittihatçı da Babı Ali’nin çevresine yerleştirilmiştir.

Baskın sırasın da 5 kişi öldürüldü. Öldürülenlerin arasında Harbiye Nazırı Nazım Paşa da vardı. 

Babı Ali Baskını, Kamil Paşa’nın görevinden istifa ettirilmesi ve Hareket Ordusu komutanı Mahmud Şevket Paşa’nın sadrazamlığa getirilmesi ile sonuçlanmıştır. 

İttihat ve Terakki’nin hemen tüm yönetici kadrosu ile iktidara geldiği bu hükümette yalnızca Talat Paşa görev almamıştı. 

 

Bab-ı Ali Baskısı’nın Nedenleri ve Sonuçları;

 

Bab-ı Ali Baskını, 23 Ocak 1913 yılında Balkan Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlandığının anlaşıldığı günlerde Bulgar orduları Edirne ve Çatalca önlerindeyken yapılan baskındır. 

İttihat ve Terakki Partisi’nin önde gelen isimlerinden Binbaşı Enver ve yanında çalıştığı Harbiye Nazırı Nazım Paşa’nın makamını, yanında fırkanın silahşörlerinden Yakup Cemil ve adamları olduğu halde bastı. Baskında Nazım Paşa öldürüldü. Daha sonra Sadrazam Kamil Paşa’nın makamına giden baskıncılar, sadrazamı silah zoru ile istifaya zorladılar. Bu olay İttihat ve Terakki’nin yönetime el koymasına neden oldu. 

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nda Almanya safında girişine ve ne yazık ki dağılmasına giden gelişmeler zinciri de böylece başlamış oldu.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here