Ayasofya Plan Şeması ve Geçirdiği Değişiklikler

0

Tüm dünya tarafından bilinen ve çok önemli bir yere sahip olan Ayasofya, gerek plan, gerek bulunduğu konum, gerek malzeme, gerek ihtişamı, gerek işlevselliği ve sayabileceğimiz bir çok özellik bakımından ön planlardadır.

Ayasofya tarih boyunca bir çok yenilik geçirmiş, küçük çaplı onarımlar dışında tahrip edilip, yakılıp/yıkılıp baştan yapıldığı da olmuştur.

Ayasofya yapım tarihlerine değinmeden önce Bizans mimarisinde Ayasofya’nın önemini, hangi plan tipinde incelendiğini ve Türk mimarisi için ne önem arz ettiğini kısaca açıklayalım.

Bizans mimarisinde esas alınıp kullanılan bazı kilise şemaları bulunmaktadır. Bunlar; bazilikalar, merkezi planlı şema , kubbeli bazilikalar, kapalı yunan hacı biçimindeki plan şeması, sekiz destekli plan şeması, kiborion mekanlı plan şeması, yonca planlı şema , tek nefli plan şeması ve dehlizli plan şeması olmak üzere dokuza ayrılmaktadır. Bu plan grubu bir sonraki plan grubuna aktarılmadan önce  gelişerek şekillenmektedir. Üçüncü aşamayı oluşturan kubbeli bazilikalar kısmında Ayasofya planını göreceğiz. Daha önceleri daha klasik olarak bazilikal ve üst örtüsü ahşap tavanlı olan Ayasofya belli dönemlerde yıkılıp yerini kubbeli bazilikal şemaya bırakmıştır.

 

Bazilika

İç sütun dizileri ile neflere ayrılmış kapalı mekanlardır. Apsis, ana mekan ve narteks olmak üzere üç temel bölümden oluşmaktadır. Klise plan şemasının ilk dalını oluşturan bazilikal tipteki yapılar daha erken örneklerde karşımıza çıkmaktadır.

Örnek olarak Anadolu’da Fatih’in İstanbul’u  fethetmesinden sonra camiye çevirilen Kasimiye Camii bazilikal tipteki bir kilisedir. Bunun dışında İstanbul/Yedikule, Studios Manastırı Kilisesini örnek verebiliriz.

 

Merkezi Planlı Şema

Türbe ve hamam binaları merkezi planlı yapılara öncülük etmiştir. Sonraları türbeler Aziz ve Azize ziyaret alanlarına dönüşürken, hamamlar ise vaftizhane olarak kullanılmıştır. Daha sonrasında ise bu plan şeması benimsenerek bu plana uygun kiliseler yapılmaya başlanmıştır. Yuvarlak kare veya çokgen planlı yapılardır. Bu yapılarda önemli olan üst örtü sistemidir. Üst örtü kasnak üzerine kubbe konularak örtülür. Bu plan tipinde gelişmiş ve basit olmak üzere iki alt başlık bulunur. Basit tip kubbenin direk olarak taşıyıcı duvarlara oturması ile yapılırken, gelişmiş tip kubbe taşıyıcısının arşitrav ve arşivaltlarla bağlanıp sütun halkası oluşturulmasıyla yapılır.

Örnek verecek olursak eğer İtalya/Roma Santa Constanza Kilisesi. Aslında bir türbe olarak yapılan yapı , Constantin’in kızının ölmesi üzerine (354)  ve buraya gömülmesi üzerine ona ibadet etmek amaçlı 1254’te kiliseye çevrilmiştir.

 

Kubbeli Bazilikalar

Bazilika ile merkezi plan şemasının kaynaştırılmasından türetilmiş olup erken dönemin üçüncü temel kilise plan şemasıdır.

En önemli örneği ise Ayasofya’dır.

 

 

 

Kapalı Yunan Haçı Planlı Şema

Bu tür yapılar zeminden dört ağır paye , sütun veya köşe duvarları ile haç planı oluşturur. Haç oluşturan kollar beşik tonoz ile örtülürken, orta kısımda pandantiflerle kasnağa, oradan da kubbeye geçilir. Haçın kolları arasında klan bölümler naosa açık veya kapalı olabilir.

Bu plan tipinin en erken örneğine bakacak olursak eğer 4-5 yüzyıllarda yapılmış olan Kalat-ı Simeon Stylites’i örnek verebiliriz.

 

Sekiz Destekli Plan Şeması

Şema olarak haç planına benzemektedir. Ortadaki kubbe dört yönde beşik tonozlu bölümlere açılarak haç planı oluşturur. Fakat burada kubbe sekiz destek

üzerinde yer alan tromplu bir kasnak üzerine oturur.

Örnek olarak; Yunanistan/Atina yakını S.Lucas Manastırı ve yine Atina yakını Dophni Kilisesi.

 

 

Kiborion Mekanlı Plan Şeması

Yapı olarak çok büyük olmayan ve örtü sistemi tek kubbe olan küçük çaptaki yapılardır. Kubbe burada ayaklar tarafından taşınır.

Örnek olarak; İstanbul, Chora kilisesi (şimdiki adı ile Kariye Cami)

 

 

Yonca Planlı Şema

Bizans mimarisinde neredeyse her dönem görülmektedir. Özellikle son dönemde Bizans mimarisine büyük ölçüde egemen olmuştur. Merkezi bir kubbenin üç veya dört yarım kubbe ile açılarak bir ana mekan oluşturulan plan tipidir. Bu tür yapılarda yapının planı dıştan bakıldığında bile rahatça anlaşılmaktadır.

Örnek olarak ; İstanbul/Fener, Panagiotissa Manastırı Kilisesi ve Selanik/St.Elias Kilisesi.

 

Tek Nefli Plan Şeması

Hıristiyanlığın başlangıcından Bizans’ın son dönemine kadar kullanılmış kilise plan şemasıdır. Apsis yönü kavisli ve beşik tonoz örtülü uzun bir hol görünümü veren yapı tipidir. Orta Bizans devrinde bir yenilik getirilerek uzun mekanın bir bölümünde kare bir alan oluşturularak üzeri kubbe ile örtülmüştür.

Örnek olarak; İstanbul/Zeyrek Manastırı Kilisesi ve İstanbul/Kariye Paraklesionu

Dehlizli Plan Şeması

Bu tür yapılar plan üzerinden bakıldığında haç planlı yapılar ile karıştırılabilir. Ancak bu plan tipinin en belirgin özelliği,yapı mekanının 2 ayrı bölüm olarak algılanmasıdır. Ortada bir ciborion mekan gibi yükselen kare planlı, üzeri kubbe ile örtülü bölüm ve ana mekanı “U” biçiminde saran çevre tehlizi bulunmaktadır.

 

Örnek olarak ; İstanbul/Theotokos Panochiatos Kilisesi (şimdiki adı ile Feneri İsa Camii)

Şimdi gelin bu  Bizans Plan şemalarından son hali ile  üçüncü aşamada yer alan Ayasofya’nın hangi yıllarda kim tarafından yıkıldığı, kim tarafından yapıldığı  ve hangi aşamalardan geçtiğine  bir göz atalım.

3 defa bulunduğu yerde yakılıp, yıkılıp tekrar inşa edilen Ayasofya’nın ilk yapımı 360 Yılında Constantin döneminde olmuştur. Roma döneminden kalma eski bir tapınak üzerine bazilikal planlı ve ahşap çatılı olarak inşa edilmiştir. Ancak bu yapı 404’de çıkan ayaklanma sonucu tahrip edilip yakılmıştır. Megale Ekklesta (Büyük Kilise) ismi ile anılan yapı, 5.yüzyıldan sonra “Kultsal Bilgelik” anlamına gelen Ayasofya ismini almıştır.

İkinci yapı II. Theodosios döneminde inşa edilmiştir. Fakat plan tipi tam olarak bilinmese de büyük bir anıtsal kapısı bulunan bazilikal şemada olduğu tahmin edilmektedir. Bu yapıda 532 Nika İsyanı sırasında yanmıştır. (Nika İsyanı: İmparator Justinianos döneminde, aristokrat kısmı temsil eden maviler ve esnaf/tüccarı temsil eden yeşillerin imparatorluğa karşı birleşmesi sonucu oluşan büyük bir halk ayaklanması)

Üçüncü yani günümüzdeki Ayasofya genel hatları ile Justinianos tarafından 532-537 yılları arasında yaptırılmıştır. Bazilikal plan şeması ile merkezi kubbeli plan şemasının bir araya gelmesi ile oluşturulmuştur. Dönemin en iyi mimarlarına yaptırılan (Miletos’lu/Miletli İsidoros ve Tralles’li/Aydınlı Anthemios’a ) yapıya da yapım sırasında ülkenin farklı yerlerinden taşlar,mermerler ve yapı malzemeleri getirtilmiştir.

  • 20 yıl sonra bu yapının kubbesinin bir deprem sonucu çöktüğü ve İsidoros tarafından tekrar kubbenin yenilendiği de bilinmektedir.
  • 986 depremi ile hasar gören yapı sonrasında 989’da Ermeni Mimar Tryndat tarafından onarılmıştır.
  • 1453’de ise Fatih tarafından İstanbul’un fethedilmesiyle camiye dönüştürülen yapıya ,15. yüzyıl sonunda iki,16 yüzyıl sonunda iki olmak üzere toplam dört adet minare eklenmiştir.
  • Mimar Sinan tarafından Kanuni Sultan Süleyman döneminde de , kubbeyi destekleyici payandalar yapıyı daha güçlü kılması için ekletilmiştir.
  • 1847-1848 Sultan Abdülmecit döneminde ise İtalyan asıllı  olan Fossati’nin onarımları sırasında dıştan sarı ve kırmızı renklere boyanan Ayasofya günümüze dek bu renklerin izleri ile gelebilmiştir.
  • 1935 yılına kadar cami olarak kullanılan yapı, bu tarihten sonra müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Şu an halen bu hizmet için kullanılmaktadır.

Ayasofya’nın Bizans için öneminin yanı sıra Türkler için önemi de paha biçilemezdir. Bunun nedeni Türk-İslam mimarisinde sürekli tekrar eden ve örnek alınan bir mimari kompozisyonunun olmasındandır. Bu kompozisyonun örnek alınmasının  asıl nedeni ise daha öncesinde var olmayan plan şeması ve yaklaşık 32 metre çapındaki kubbeden kaynaklanmaktadır. Türklerin mekan bütünlüğü konusunda aşmaya çalıştığı üst örtü sistemine büyük katkısı bulunan bu yapı özellikle Mimar Sinan tarafından özenli bir şekilde ele alınmış ve bu kubbe problemi de en son yapmış olduğu ve ustalık eseri olarak nitelendirdiği Selimiye Camii’nde çözüme kavuşmuştur. Ayrıca dönemin padişahları tarafından siyasi güç göstergesi için Ayasofya kubbesini geçme yarışı da moda haline gelmiştir. İstanbul Klasik yapılarına öncülük eden bu yapı korunmaya ve görülmeye değerdir.

 

Vahide Köseoğlu

Vahide Köseoğlu

Her insanın hayal dünyası vardır elbette...
Kimi akşam yapacağı şeyler hakkında kısa hayaller kurar,kimi uzun vadeli hayat serüveni hakkında...
İşte ben de o hayalperest kişilerden biriyim
Hayal kurmayı seven ama yazmayı pek bilmeyen biri☺️
Vahide Köseoğlu
Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here