Ayasofya Aşkı

0
Ayasofya Aşkı

Ayasofya Nerededir ve Ne Anlama Gelmektedir ?

Ayasofya: “Kutsal Bilgi” olarak tanımların kelime manası  bu anlamı ifade eder.

Ayasofya nerededir ? 

Türkiye toprakların arasında İstanbul ilin de yer almaktadır.

Üsküdar ve  Kadıköy’den Eminönü  vapurlarına binip: Eminönü’nden tramvay ile, Kabataş – Topkapı tramvay hattında Sultan Mehmet durağında inerek ulaşmanız mümkündür.

 

Kim Tarafından yaptırılmıştır? 

Ayasofya’nın bugünkü görünümü şekli, yapısı 1. Justinianus çağına aittir.  Justinyen’den önce 1. Kostantinos ilk ahşap olarak yaptırılmıştı. 1. Kostantinos’un oğlu 2. Kostantinos şekil ve düzenlemesini yapmıştır 404 yılında yaşanan bir ayaklanmada tahrip edilmiş. Nika ayaklanmasında çıkan yangında kurtarılamadı.

Justinianus bu ayaklanmanın ardından tekrar yapımına girişti. Mimari yapısından Milaslı Anthemios ve Balatlı İsidoros’a verildi. Kilisenin yapımın bitmesinin ardından 537’de bir tören düzenlenerek açıldı. Fil ayaktan ve hatıllar, kesme taştan, başlıklar, kaplamalar, söveler beyaz ve renkli mozaik mermerden yapılmıştır. Binanın asıl duvarı, kubbe ve kemerlerin de tamamen tuğla kullanıldı. Bu hali günümüzdeki halidir. 22 yıl önce yaşanan bir depremde yıkılan kubbe restore edildi.

Hangi Uygarlıklar Muhafaza Etmiştir ?

•  Doğu Roma İmpatatorluğu

•  Osmanlı Devleti

• Türkiye Cumhuriyeti

 

Ayasofya’yı Önemli Kılan Nedenler Nelerdir ?

Evliya Çelebi “Seyahatname”sinde unutkan olanların bu kubbe altına gelip Altıntopun altında 7 kere namaz kılıp dua ettiklerini ve 7 adet siyah üzüm yiyerek şifa bulduklarından bahseder.

Ayasofya’nın kıbleye bakan kapısının kanatlarının Nuh Peygamberin (a.s.) gemisinin tahtasından yapıldığı rivayet edilir. Bu sebepten sefere çıkacak tüccarlar buraya gelip kapıya ellerini sürüp dua ettikten sonra denize açıldıkları söylenir.

Ayasofya’nın içinde bir kuyu vardı ki, nefes darlığı çekenler sabahın erken saatlerinde buraya aç karna gelip bu sudan içerlerse hemen şifa bulup iyileştikleri yolunda rivayetler vardır.

Ayasofya’nın Güney Kapısındaki dehlizde bulunan bir oyuk ise Hz. İsa’nın beşiğidir diye söylenir. Hasta olan çocuklar buraya yatırılıp iyileşmeleri için Allah’tan şifa dilenir.

Aynı  zamanda  Hz. İsa’nın  doğduğu  zaman  yıkandığı  taş  tekne de yine buradadır. Yeni doğan çocuklar buraya getirilip yıkanır. (Hristiyanlardaki batıl inanç vaftiz de buradan doğmuş olsa gerektir.)
Şark tarafındaki mahfilde ise zeminde yazılı bir taş bulunur. Hanri Donaldo yazan taşın altında 1205 yılında bir Bizanslının zırhı varmış. Bu zırh Fatih Sultan Mehmet’in resmini yapan ünlü İtalyan ressam Bellinli’ye hediye edildiği belgelerde kayıtlıdır.

Ayasofya’nın hakkında bir çok rivayet olması, uzun yıllar ayakta kalması nedeniyle tarihi köklüdür. Bu yüzünden yaşayan uygarlık bakımından sahip çıkması doğaldır. Ayasofya’nın önemli olmasının en büyük nedeni de budur.

 

Ayasofya Hakında  Fatih Sultan Mehmet’in Sözleri

Fatih Sultan Mehmet Ayasofya Kilisesi’ni alır almaz Cuma namazını Ayasofya’da eda ettiğini, Ayasofya’yı ne kadar sevdiğini tüm dünyaya duyurduğunu bilmekteyiz. Fatih Sultan Mehmet’in Peygamber efendimiz (s.a.v) ‘in hadisini gerçekleştirmek üzerine İstanbul’ un Fethini gerçekleştirir. İstanbul topraklarımıza katıldığı günden beri Ayasofya bizim sınırlarımız içerisindedir. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u ne kadar zor şartlarda aldığını bilmeyen yoktur. Bu zor şartlarda Ayasofya bizim olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya hakkında söylediği, bizim de unutmamamız gereken sözler;

” Ayasofya  Vakfiyesi 1 Haziran 1453”

”İşte  bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı Camiye dönüştüren Vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tetbil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit  veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle  Ayasofya Cami’sinin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kast ederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz ederse ve bunları yapanlar yol gösterirse ve hatta yardım ederse ve kanunsuz olarak ondan tasarruf yapmaya kalkarsa , camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler talep ederse yahut onu kendi batıl defterine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olur. Bu sebeple, bu Vakfiye’yi kim değiştirirse, Allah(c.c)’ın, Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in, Melekler’in bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun  ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin, haşr günün de yüzlerine bakılmasın.

Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene olacaktır.

Allah( c.c)’ın azabı onlaradır.

Allah işitendir, bilendir” .

Fatih Sultan Mehmet’in bu sözleri bize gösteriyor ki Ayasofya onun için göz bebeği derecesinde kıymetlidir. Her kim bunu bilerek saygısızlık etti ise bu sözler yakasındadır. Biz de yıllarca bu sözü bilmeden yaşadık. Şu an vicdan azabı duyuyorum. Allah (c. c) düştüğümüz bu durumu, bilmediğimiz için bizi affetsin.

 

Ayasofya’nın Kıbleye Çevrilmesi 

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a ilk girdiğinde Cuma Namazını Ayasofya’da kılmak ister. Bunun üzerine ustalara emir buyurur;  Kilise Cami’ye dönüştürülmesini ister. Ustalar Kiliseyi  Camiye çevirirler. Cuma günü cemaat toplanır. Fatih Sultan Mehmet: Hocası Akşemsettin’e “İmamlığa siz geçin.“ demiştir. Akşemsettin ‘Buraya öyle birisi geçmelidir ki, ömrü boyunca ikindi namazının sünnetini hiç bir şekilde kaçırmamış olsun. Sadece cemaat içerisinde Fatih Sultan Mehmet ömrü boyunca ikindi namazını hiç kaçırmamıştır. Hocasına “Ömrüm boyunca hiç bir şekilde ikindi namazının sünnetini hiç kaçırmadım“demiştir. Bunun üzerine imamete kendisi geçer ve tekbir alır. Tekbiri aldıktan sonra namazı bozar, ikinci kez tekbir alır yine namazı bozar. Üçüncü kez namaza durur ve bu sefer namazı bitirir. Bu hadiseyi alimler gururlandırdığı için şeytanın onunla mücadele ettiğini şeklinde yorumlar mevcuttur.

Bu hadise bir de Akşemsettin’den dinlenmek istenir;

Akşemsettin olayın izahını şu şekilde yapar, biz namaza durduğumuz esnada Ayasofya’nın yönü kıbleye dönük değil Fatih Sultan Mehmet’in yönü kıbleye dönük değildi birinci tekbiri alıp  o yüzden bozmuştur. İkinci tekbirde de dönük değildi o yüzden tekrar  bozdu. Üçüncü tekbir alışında ise arka safında bir boşluk  vardı, bu boşluk hızırın yeridir. Fatih Sultan Mehmet üçüncü tekbiri aldığı sırada Ayasofya Cami’nin yönünü Kıbleye çevirmiştir. Fatih Sultan Mehmet’te namazını tamamlayabilmiştir, şeklinde izahını yapmıştır. Ortodoks mabetleri Kudüs’e dönük yapılır, bizim kıblemiz arasında az bir açı farkı mevcuttur. Kıbleye çevrilmesi olayı kaynaklarda bu şekilde geçmektedir.

 

Ayasofya ve Peygamber Efendimizin Miraç’ı

Fatih Sultan Mehmet Han’ın Ayasofya hakkında bilgi toplmasını istemiş ve derlenen bilgiler arasında Peygamber Efendimiz’in Miraç’a yükseldiği esnada Ayasofya hakkında geçen olayı okumuş ve çok ilgisini çekmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya sevgisi buradan gelmektedir. Çünkü Ayasofya müslümanlar için en önemli ibadet kaynağıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Miraç’a yükselmesi esnasında Firdevs Cennetine giriyorlar. Firdevs Cenneti’nin  bir köşesinde; yakutlarla, zümrütlerle bezenmiş bir mabet bulunuyordu. Cebrail(a.s) ‘a bir soru yöneltiyor.

Bu makam neresidir?

“Buraya büyük Cami derler Allah( c.c)’ın Resulü. Bu makamın bir benzeri 3 tarafı denizlerle çevrili Konstantinoppolis şehrindeki Sofya Kilisesidir.  Senin ümmetine namaz kılmayı Allah (c .c) bahşetmiştir demiştir. Burada İstanbul’un Türkler tarafından fethedileceği müjdesi verilmiştir. Bu konuşma esnasında bir müjde daha verilmiştir; Ayasofya’da iki rekat namaz kılan müminlerin tüm günahları bağışlanacaktır. Kırk gün Ayasofyada  namaz eda eden müminlerin ise dört Peygamber sevabı verilecektir denilmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu sevinçli müjdeyi Ashabına anlatıyor. Ashablar bunu duyunca Ayasofya‘ya aşk olurlar. Bu mabede gidip namaz kılma aşkıyla yanıp tutuşurlar. Arapların, İstanbul’u kuşatma isteği hadis ve anlatılanlarla motivasyon sağlanmıştır.

Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya’ya neden bu kadar kıymet verdiğini bir kez daha anlamış bulunuyoruz.

 

Ayasofya Neden Müze Haline Geldi, Kim Döneminde

Müze Halini Aldı?

Atatürk’ün zamanın da 1 Şubat 1935 yılın da müze haline getirilmiştir.

1931 yılında mozaiklerden yapılan figürlerin ortaya çıkarılması için izin istenilmiştir. Bu çalışmayı yürüten kişi “ Thomas Whittemore”dir. Yürütülen bu çalışma sonucu Meryem Ana ve Hz. İsa figürleri bulundu.

Bir yandan çalışmalar yapılırken bir yandan da ibadete açık halde dini sorumluluklar yerine getiriliyordu. Bu ikisinin bir arada ilerlemesi olumlu karşılanmadı. İslam dini gereği resim olan yerde ibadet yapılmaz. Ortaya çıkarılan figürlerin üzeri kapatılarak çözüm bulunmaya çalışılmıştır.

Bizans döneminin zenginliğini ortaya çıkarıp bunu sergilemek istiyorlardı. Amaç buydu bunun için araştırma yapmaya başlamışlardı. Bir uygarlığın ortak mirası olması neticesin de 1 Şubat 1935’de Bakanlar Kuru kararı ile müze haline getirilmiştir.

 

Ayasofya Yeniden İbadete Açılacak mı?

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, bu konu hakkın da şu açıklamada bulunmuştur.”Şuan gündemimiz de yok ancak Fatih Sultan Mehmet’in Fetih hakkı olduğunu ifade etmek isterim” denmiştir.

Her ne kadar Ortak uygarlık adı altın da müzeleştirilmiş olsa da, Fatih Sultan Mehmet’in var olan bedduasını unutmamak gerekir. Biz dinimizce Peygamber Efendimizin doğrultusunda Ayasofya’yın ibadete açılsın istiyoruz. Fatih Sultan Mehmet’in bedduasını almak istemiyoruz Türk halkı olarak.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here