Atatürk ve Batılılaşma

0

 

Batıcılık, garplılaşma, batılılaşma: Osmanlı devletinin zayıflamaya başlamasıyla 18.yüzyıldan itibaren gündemimize giren siyasi kavramlardır. Birçok Osmanlı aydını bu fikre inanarak bazen ılımlı bazen aşırı temsilcileri olmuştur. Batılılaşma, ortak ve üstün medeniyete yönelmek olarak da tanımlanabilir.

Batılılaşma üç evrede görülür.

Türkiye’de;

Birinci evre: Dışarıdan saldırıları önlemek kaygısı hakimdir. Dolayısıyla bu dönemde yalnızca askerliği içine alan bir yenilik görülür.

İkinci evre: Tanzimatla başlar, bu dönemde yenilik bütün toplumsal kurumlara uygulanır. Yalnız doğu-batı ikililiğini korumak şartıyla.

Üçüncü evre: Cumhuriyetle başlayan üçüncü evrede ise kesin bir kararla yalnız batı yoluna gidilir.

Atatürk’e göre; “batı bir coğrafi terim değil batıyı bir uygarlık ve muasır medeniyet olarak görür.”

Fransız yazar Mourice Penot’a verdiği demeçte şu sözleri söylemiştir:

“Memleketler muhteliftir fakat medeniyet birdir ve bir milletin terakkisi için de yegane medeniyete iştirak etmesi lazımdır.”

Atatürk batılılaşmayı taklitçilik ve benzeme özentisi olarak görmemiştir. Yabancı gazeteye verdiği bir demeçte: “Garplıların nelerini milletiniz için almak isterseniz?” sorusuna “Biz garp medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz onda iyi olarak gördüklerimizi kendi bünyemize uygun bulduğumuz için dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz.” diye cevap verir.

Milletleri millet yapan kültürdür ve kültürün içinde Tarih ve Dil bulunduğu için bu iki kavram çok önemlidir. Mustafa Kemal Atatürk, Türk Tarih Kurumunu ve Türk Dil Kurumunu açarak Tarih ve Dil alanında çalışmalar yaptırmıştır. Türk Tarihi ve Türk Dili hakkında birçok bilgiler öğrenilmiştir. Bu olay Mustafa Kemal Atatürk’ün bir taklitçi olmadığı iddiasını ispatlar eğer taklitçi olsaydı bu kurumları açıp da milletin kendi öz kimliğini öğretmezdi. Taklitçi olsaydı Avrupa’da ortaya çıkan Faşizm, Komunizm ve Nazizm’i benimsetirdi.

Atatürk’ün başka bir sözünde ise;

“Türkler yüzyıllardan beri hep aynı doğrultuda hareket etti. Sürekli olarak doğudan batıya yürüdük. Doğuda yasarken bile kendimizi mümkün olduğu kadar batıya yakın bir yerleşim yeri seçtik vücutlarımız doğuda ise de fikirlerimiz batıya yönelik kalmıştır.” demiştir.

Başka bir sözünde ise;

“Bütün çabamız Türkiye’de modern batılı bir yönetim kurmaktır. Medeniyeti isteyip’de batı’ya yönelmemiş millet var mı? Bir yönde yürümek kararında olan ve ayağındaki zinciri buna mani olduğunu gören insan ne yapar? Zincirleri kırar ve yürür. Biz milli eğemenliği ilan ettik kelimeleler üzerinde oynamayalım. Bugünkü Türk Hükümeti az çok Cumhuriyettir.” (Cumhuriyet ilan edilmeden saatler önce söylemiştir.)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here