Aşk Aslında Oydu…”O” ise Mevlana Celaleddin Rumi …

0

 

O bir okyanustu aslında;

İçinde kendine has ilmi, güzelliği ve sırları olan büyük bir okyanus.

Öyle ki ; aşkı da, coşkusu da kendini hatta yüzyılları aşıp gönüllerimizin derinliklerine kadar ulaşan.

Daha küçük bir çocuktu; babası Bahaeddin Veled’in peşinden masumca giderken:

 “Bir ırmak, koca bir ummanı peşine takmış sürükleyip gidiyor” diye hayret uyandıran.

Sevgiyle eşleşen aşkı dostluğu Hak olanı yaşayan, en güzel anlatan.

Sevgi O’nun yaratılışında var ;

”Ne olursan ol , yine gel ” diyen

Olumsuz bir cevap vermeye açık bırakmayan bir incelikte gel dedi …

O ”gel” dedi biz bugün bile O na gidiyoruz… 

O kadar içten diyordu ki gönüllerimiz hala onunla huzur buluyor..

Kim aşktan haktan bahsetse bugün bile sonu ona dokunuyor..

Hiç bir aşık hak sevdalısı onun bir sözünü söylemeden kendini aşık saymıyor.

Aslında çok sevdi de sevildi de ..

Mevlana der ki;  

Ben bir balığım, aşk ise daldığım bir derya, 
Aşktan gözlerim yaşlı olsa da o derya gözyaşımı nerden bilir! 
Başımı o denizden çıkarayım desem, balığım ya;

Nefesim Kesilir…

 

 

 

 

 

Ailesi onu öyle çok sevdi ki can bildiği dostunu Şemsi’ni almak istediler ondan..

Oysa güneş dediği Şems’te kendini görmüştü . biri derin bir okyanusun gizemli derinliğini yansıtırken diğeri o  okyanusun hırçın dalgaları olmuştu sanki..

Ama dışardan bu iki dostu görenler bilemediler okyanus dalgasız, dalgalar kumsuz olmazdı..

Anladı ki sevgi bazen tehlikeli ama o pes etmedi bu sefer ” kırk defa tövbeni bozsanda gel ” dedi.

Dünyaları saran yüreği dostluğa hoşgörüye o kadar bağlıydı ki ..

Acısını Hakka sığınarak sessizliğinde  yaşadı..

İçinde yaşadığı sevgisi o kadar büyüktü ki dünyaları kucaklıyordu..

O güzel insanın içinde yanan sevgisi taştı Hakka olan Aşkı kalbinden taşıp kendinden geçti kendi çevresinde döne döne daldı muhabbet dünyasına..sonrasında çevresini saran semazenlar hala aramızda ..

Belkide bize sadece içimizde yaşamak yerine harekete geçirmemiz gerektiğini anlatmak istemiştir.

 Ne de güzel anlatmıştı hayatını ”hamdım ,piştim .yandım.”  küçük kelimelere büyük anlamları ne de güzel katmış.

Bir düşünün bir başlangıcı olsun ama bir sonu olmasın. Doğum ölüm aslında iki tarihten başka bir şey değil aslında.

Gerçek ölüm unutulmaktı. Akıllardan, gönüllerden silinmekti.

Peki hala öğütlerini can kulağıyla dinlediğimiz; aşklarımızı onun sözleriyle ilan ettiğimiz birine nasıl olur da ölüm tarihi verilirdi.

Olsa olsa son karşılaşma tarihi verile bilinirdi boynumuzu bükerek.

Merak edenler için ben söyleyebilirim 30 Eylül 1207 tarihinde  Afganistan’ın horasan yöresinde doğmuştu.

17 Aralık 1273 pazar  günü de Hakka o güzel anlamlı aşkına kavuşmuştu.

 

Nede güzel demişti ruhumuza işlemişti sözleri :

”Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.
Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.”

 

 

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here