Asıl Dostlarımız: Hayvanlar

4
Asıl Dostlarımız: Hayvanlar
Asıl Dostlarımız: Hayvanlar

ASIL DOSTLARIMIZ; “HAYVANLAR”

 

Bizleri, büyük bir karşılık beklemeden sevebilecek, sadık kalabilecek ve yeri geldiğinde koruyabilecek kaç tanırsınız ?
Peki kan bağınız olmayan kaç kişi yapabilir bunu?
Ya farklı canlılardan bahsediyor olsaydık…

Yaygın olarak kedi, köpek, kuş ve balık olmakla beraber, geçim kaynağı olan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların yanı sıra; bazı ülkelerde sadece ihtişam için; timsah, aslan, kaplan, piton, vaşak, iguana vb. gibi yabani hayvanları da besleyenler bulunmakta.

Kendimizden başka bir şeyi görmeyen biz insanların, yaşadığı çevreye tahribatı şüphesiz çok fazla. Kullandığımız hoş kokular, yaktığımız yakıtlar, içtiğimiz tütün ürünleri, akşam evimize ekmek götürmek için çalıştığımız fabrikaların bacaları, oturduğumuz binaların yapımı aşamasında ortaya çıkan hafriyatlar, vb. saymakla bitmeyecek olan bu elimizin kirleri, aslında büyük evimizi kirletip yok etmekten başka bir işe yaramıyor. Birisi evimizin içini böyle kirletse hoşumuza gitmezdi muhtemelen. Herhangi birisini bırakın, bizler bile kendi evimizi böyle kirletmeyiz. Masamızda bulunan ufacık toz taneciklerine tahammülü olmayan biz insanlar, doğada yaşayan canlıların evlerine pek de ılımlı yaklaşmıyoruz. Onların evlerini kirletiyor, sularını bozuyor ve belirli olan bir yaşam sürelerini kısaltıyoruz. Kısaca özgürlüklerini alıyoruz ellerinden. Yasa dışı avlanmalar ile nesillerini tükettiğimiz, yavrularından kopardığımız hayvanların ve daha önemlisi dengesini bozduğumuz doğanın; günü gelince bunların intikamını alacağı kanaatindeyim.

“Kasvetli Başrahip” lakabı ile anılan İngiliz Katedral Başrahibi “William Ralph Inge” in; “Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi.” cümlesi, aslında bizim ne denli sadist bireyler olduğumuzu belirtmiştir.

Yine İngiliz yazar George Eliot ise ” En iyi arkadaşlarımız hayvanlardır, ne soru sorarlar, ne de kusur, kabahat bulurlar” sözü ile hayvanların karşılık beklemeden gösterdiği ve sadakati belirtir.

 

Yapmamız gereken şeyler basit aslında;

Onlar da hayatlarını sürdürebilmeleri için bazı maddelere ihtiyaç duyarlar ve bu ihtiyaçları kendileri zor temin ederler. Özellikle kış aylarında , yaz aylarında susuzlukla vermiş oldukları mücadelelerinde bizlerin onlara yardımcı olması şart niteliğindedir.

       “Kapımızın önüne yemek ve su koymak, bir anlık heves ile hayvan sahiplenmemek ve hayvanların yaşam alanlarına saygı duymak.”

 

 

Siz, sizi karşılıksız bekleyebilecek birini gördünüz mü hiç ? Ama Hachiko bekledi;

 Hachiko isimli köpeği birçoğunuz duymuşsunuzdur. 1924 yılında Tokyo Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Hidesabura Ueno’ nun sahiplendiği Hachiko, koşulsuz sevmişti dostunu. Her gün, sahibine işe giderken metroya kadar eşlik eden “Akita cinsi erkek köpek” Hachiko, yine yollara düşmüştü sahibiyle. Metronun dış kapısına kadar beraber gelerek, sahibi içeri girdikten sonra eve dönüyordu. Bir gün Profesör eve dönerken, metrodan indiği sırada karşısında Hachiko’ yu görünce bir hayli şaşırmıştı. Hachiko, sahibinin dönüş saatine göre metronun kapısında beklemeye başlamıştı. Ve bir yıl boyunca  sahibini her sabah metroya uğurlamış ve akşamları da metro kapısında karşılamıştı. Hachiko bugüne kadar hiç saatini şaşırmamış olan sahibini beklerken, profesörün gelmediğini gördü ve gece boyunca metronun kapısında bekledi. Bir sonraki akşam ve üçüncü akşam, dördüncü akşam ve diğer akşamlarda da gelmemişti. Profesör, okulda kalp krizi geçirerek ölmüştü oysa. Hachiko, 10 yıl boyunca her akşam dönecek umudu ile Tokyo metrosunun Shibuya İstasyonunun kapısına gitti. Tam 12 yaşında o istasyonun kapısında, döneceği umudundan bir an bile vazgeçmeyerek öldü.

Bugün, Shibuya İstasyonunu kullanan her Tokyolu, istasyonun kapısında Hachiko’ nun heykeli ile karşılaşıyor. Japonlar sadakat simgesi olarak yapmıştır bu heykeli ve 2015 yılında ise Profesörün çalıştığı üniversite bahçesinde de bir anıt yapılmıştır.

 

Hayvanların sevgisi ve sadakati böylesine karşılıksız, böylesine içten iken, biz insanlar gerekli hassasiyeti göstermiyoruz onlara. Onların da Allah tarafından yaratıldığını, Allah’ın sessiz kulları olduğunu, mahşer gününde şahitlik yapacağını bilmiyor, veya bu durumu pek umursamıyoruz.

Bir hadise göre ise;

“Kötü bir kadın yoluna devam ederken bir su kuyusunun yanında, sıcaktan kavrulmuş ve takati kalmamış bir köpeğe; kuyudan ayakkabısı ile su çekip vererek, susuzluğunu gidermiş ve Allah tarafından günahları affolunmuş.” [Müslim, Tövbe 155, (2245)]

 

Son zamanlarda belediyelerin sosyal sorumluluk projesi adı altında yapmış olduğu; kedi evleri, kedi, köpek mama kapları, yaban hayvanları için belirli zamanlarda doğaya bırakılan yemler, gibi uygulamalar, hayvanlar için bir ışığı olsa da, insanlar olarak bizler de üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz.

Yüreğimizdeki merhametin en büyüğünü hak eden hayvanlara yapılanlar, pek de içe sindirilir türden değil. Çeşitli işkenceler, sokağa atmalar, aç bırakmalar, dövmeler ve hatta tecavüzler. Tüm Dünya üzerinde var olan bu sorunları, bazı hükumetler bir şekilde cezai yaptırımlar ile aşmış olsa da, ülkemizde bu yasalaşma henüz yeni taslak haline geldi. Hayvan Koruma Kanunu’ nda yapılacak olan değişime göre; “Hayvanlara işkence eden ve öldürenlere 4,5 yıl, nesli yok olma tehlikesi altında olan hayvanları öldürenlere ise 7 yıla kadar hapis cezası geliyor.

 

Şimdilik bu bile büyük bir adım sayılabilecek olan ülkemizde hayvanlara daha çok saygı ve sevginin beslenmesi dileğimle…

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here