Aramızdaki Ruhlar

0

Ruh; insanın maddi olmayan kısmı. Bedenimize can veren, düşündüren duyguları yaşatan kısmı. Bu nedenle ruhun hastalanması bedeni hasta ediyor, ruh olmasa beden dış etkenleri duymayacak.
Ruhlar alemi, insan beden olarak yaratılmadan önce yaratılmıştır.
Nitekim, Peygamber Efendimiz (A.S.M.), “Ruhlar, toplanmış cemaatler gibidir. Onlardan önceden birbiriyle tanışanlar, iyi anlaşırlar. Tanışmayanlar ayrılırlar pek anlaşamazlar.” buyurmuştur. (Buhari, Enbiya, 2; Müslim, Birr, 159; Ebu Davud, Edeb, 19.)

Yüce Allah şöyle buyuruyor; “Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ilimden ancak, az bir bilgi verilmiştir.”(İsra, 17/85) Bu ayette ifade edildiği üzere, ruh en gizemli varlıktır. Onun için ruhun gerçek yaratılış zamanını ve mahiyetini ancak Allah bilir. Bizim inanmamız gereken tek şey ruhun varlığıdır.
Ruh nefestir. Candır, canlılıktır. Öyleyse üzüntüden akan göz yaşın gözüne ait değil, ruhunun duyduğu kederdir. Göz üzülmez, göz bilmez, göz bedendir. Ruh görünmez ama göz yaşı olur gösterir kendini.
Teşbihte ruhu kuşa, bedeni kafese benzetirler.
Kafesi büyütmekle kuşu geliştirmiş olamazsınız. Onun büyüme yolu daha başkadır.
Kuş, kafesten dışarıyı seyreder, ama gören kafes değildir.

İnsanoğlu varoluşundan bu yana ruh ilmini merak etmiş, ruhlarla ilgili ne varsa öğrenmek istemiştir.
En çok da ruhların aramızda gezip gezmediklerini araştırmışlardır.

Söyleyince korkutucu duruyor aslında. Düşünsenize evde yalnız olduğunuz bir gece, yalnız olmadığınızı…

Beden öldükten sonra ruh bedeni terk eder bir de ölmeden terk eder: Uykuda.
Yüce Allah şöyle buyuruyor ;
39. Sure (Zümer Suresi), 42. Ayet
Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

Uykuda bedeni terk eden ruh aslında bir çeşit gezinme halindedir, rüyalarımız da buradan doğuyor zaten. Ben bu konuda bilirkişi değilim tabi ki ama rüyalarımızın ruhlarım buluşması olduğunu söyleyebilirim.

Beden öldüğünde ruhun bedeni terk etmesi ise, tamamen başka bir boyuta geçip bir daha bu dünyaya gelmeyeceği bir yolculuğun başlangıcıdır. Biz buna Ahiret hayatı diyoruz.
Her dinde ahiret hayatı inancı vardır ancak elimizdeki bilgiler sadece kutsal kitapların söylediği kadardır. Bu yüzden ahiret hayatına başlamış bir ruhun, aramıza dönüp dönmeme konusunu en iyi Allah bilir.
İnsanlar hep bu konu üzerine araştırmalar yapmışlar ve buldukları şeyler sadece ölümden önce gerçekleşen şeyler olmuştur.

Ruh çağırma seansları, astral seyahatler, telepati..
Şimdi birer birer ele alalım.
Ruh çağırma seanslarının geçmişi çok eski. İlk olarak Antik Mısır döneminde başlamış olan ruh çağırma Bizans döneminde bir hayli artmıştır, belli bir süreden sonra yasaklanmış olsa da günümüzde dahi devam etmektedir.

Hani şu hepimizin bildiği, hatta gençlik dönemlerinde arkadaşlarla eğlenmek amaçlı uyguladığımız harfler ve fincan olayı.
Bizzat yaşayıp, deneyimlemiş biri olarak söyleyebilirim ki hareket eden fincanın görünmeyen bir güçle, harfler aracılığı ile sizinle konuştuğu doğrudur. Ancak ziyaretinize gelenin bir ruh olmadığı; üç harfliler olduğu kesindir.
İslam alimleri buyuruyor ki; Ruh çağıranlar, ölenin ruhu geliyor diye milleti kandırıyorlar. Kâfirlerin ruhları hapsedilmiştir. Gelmeleri mümkün değildir. Müslümanların ruhları ise, fâsıkların, kâfirlerin çağırması ile gelmez. Kâfirlerin ruhları hapis olduğu için rüyada bile görülmezler. Şeytan onların şekline girip görünür. (Miftah-ül-Cenne)

Buraya kadar bir inanç konusudur. Kişiler inançlarında özgürdür tabii.

Telepatik duygular var bir de.

Aslında hepimizin günlük hayatında yaşadığı durumlar. Birini düşünürken onun telefon açması, iki kişi aynı anda telefona sarılıp mesaj yazması, kapı çalınıp aklındaki kişinin kapıda belirmesi gibi durumlar. Tesadüf diye isimlendirilen her şeyin açıklaması telepatik duygulardır.
Telepatik iletişim, konuşmadan ya da herhangi bir mimik kullanmadan sadece beyin dalgaları ile iletişim kurmak anlamına geliyor. Telepati tek başına yapılamıyor, muhakkak iki kişi gerekiyor. Bu kişilerden biri bir şeyler düşünüyor diğer ise o düşünceleri algılıyor. Yani telepati ile bir düşünce bir kişiden başka bir kişiye aktarılabiliyor. Telepati hakkında araştırmalar yapan uzmanlar, telepatik yeteneği gelişmiş insanların olduğunu ancak söz konusu yeteneğin çalışılarak da güçlenebildiğini belirtiyorlar.
Bedenimizin değil sadece ruhumuzun devreye girdiği bu durumların çoğunu farkında olmadan yaşar gideriz. Bunu fark ederek yönetenler vardır ki; onlar ruhlarını bir şekilde kontrol etmek için karşı tarafın ruhunu da ihtiyaç duyarlar. Şöyle anlatabilirim size;
Birine odaklanıp, bütün diğer düşüncelerden sıyrılarak ona kısa ama net mesajlar gönderebiliriz. Bunun için ne telefona ne kağıda ne kaleme ne de yazacak bir ele ihtiyaç duymayız. Sadece ruhumuza ihtiyaç vardır.
O kişinin ruhunun dikkatini çekebiliriz yani aklına düşeriz. Aklına düştükten sonra, size geri dönüş yapması tamamen diğer ruhla alakalı olduğu için bir garantimiz yok. Ancak onun ruhuna dokunmak için kendi ruhumuzu yönetebiliriz.

 

Ve Astral seyahat.

Ruhun bedenden ayrılarak dolaşması demektir. Yanınıza valiz almadan, yükte hafif düşüncede ağır bir seyahat aslında 🙂
Kişinin iradesiyle başka mekanlarda gerçekleştirdiği bu durumun rüyadan farkı sadece iradedir. Ruhunuzun kontrolü sizde olur, gitmek istediğiniz yeri seçersiniz gidersiniz.
Parapsikolojiye inanan insanların denediği bu ruh gezintisi sırasında bedenleri olduğu yerde kalır ama gördükleri ve hissettikleri tamamen gerçektir.
Bir zamanlar bu konuya o kadar fazla ilgi duydum ki, bir gün bu seyahati gerçekleştireceğime emindim. Ben cesaret edip deneyemedim ama deneyenlerin deneyimlerini hep takip ettim.
Nasıl yapıldığı konusuna gelince, günlük yaşadığımız dış etkilerden tamamen sıyrılmış olmamız gerekiyor. İlk aşama meditasyon yani.
Uzun bir çalışma gerektiren bu yolculukta kendinizi hazır hissederseniz gerçekleşmemesi için bir neden yok.
Korku ve endişelerden sıyrılmış bir ruhla nereye gidip, kiminle buluşacağınıza karar verdikten sonra sadece hissedeceksiniz.
Göreceksiniz ama gören bedeninizdeki göz olmayacak, dokunacaksınız ama dokunan eliniz olmayacak, sarılacaksınız belki de ama kollarınızla değil. Sadece ruhunuzla…
Metafizikte mantık aranmaz ama Astral seyahatin bir mantığını aramayınız. Sadece istemek ve bilinçli olmak ihtiyacınız olan malzemeler. Uykunun bilinçli hali desek doğru olur. Yarın uyanabilir miyim endişesi taşımadan uykuya dalarız, sabah uyanırız, hiç bir şey hatırlamayız geceye dair. Ama bunu bilinçli yapmaya başlarsak, uyumak gerektiği için değil, mekan değiştirmek için uyursak göreceğimiz her şeyi sabah hatırlayacağız. Tabi bu söylediğim en basit hali.

Konunun özüne dönersek ruhlar gezer mi ? Gezer. Ölmeden önce bunu yapmak elimizde. Öldükten sonrası bilinmiyor.

Bununla ilgili hatırladığım bir şeyi anlatayım size;
Televizyon programlarında; şu komik sorulardan dolayı İlahiyatçılarımıza gına getiren yurdum insanı var ya ! Yine bir programda gençten bir delikanlı sordu hocaya :
-Hocam öleceğiz, mezara gireceğiz, eee kıyamete kadar ruhumuzun canı sıkılmaz mı ne yapacağız ?
Hocanın cevabı güzeldi:
-Sen mezarımızı öylesine boş bir yer mi sanırsın? Allah bu dünyada yaptığımız işlere göre can sıkıntımızı giderecek elbet. Ruhumuzun canı sıkılmaz hiç merak etme.

Ruhun anlamı her ne kadar canlılık olsa da aklımıza ilk gelen şey ölüm oluyor. Bizler ölümden bu kadar korkarken ruhumuzu güzel şeylerle beslemeyi ihmal ediyoruz. Halbuki ruha yaptığımız besin kaynağı her ne ise bedenimize dönüşüşü de onadır.

Ruhumuzun en büyük besin kaynağı ise dua etmektir. Ruh kendi yaratıcısına ihtiyaç duyar, onun kendini kollamasını hisseder bunun  tek yolu da dua etmektir.
Yönetebileceğiniz tek ruh kendi ruhunuzdur. Unutmayın ne kadar iyi beslerseniz bedeniniz de o kadar sağlıklı olur.

Öldükten sonra ruhlar gezer mi aramızda bilmiyoruz, bunu açıklığa kavuşturamadık ancak bildiğimiz bir gerçek var; Ne hissediyorsanız içinizdeki ruh olduğu için gerçek olan odur. Bu yüzdendir bazen hislerimize yenilmemiz veya o hisleri dinleyince “ iyi yapmışım”dediklerimiz.  Böylesine gerçek olan bir şeyin yaşarken aramızda dolaşmaması imkansız geliyor bana. Zira düşündüğümüz sürece aramızda, yanımızda efendim…

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here