Ankara’nın Başkent Oluşu (13 Ekim)

0

Süreci anlatmaya başlamadan önce gelin önce başkentin ne anlama geldiğini tanıyalım:
Başkent, ülkenin yönetim merkezidir. Yani Büyük Millet Meclisi, devlet başkanı, başbakanlık, bakanlıklar, yüksek yargı organlarının bulunduğu kente denir. Gelelim asıl konumuz olan Ankara’nın başkent oluşuna, ilk önce Ankara’nın başkent oluşundan önceki olaylara biraz değinelim:
O zamanlar yurdumuz işgal altındaydı bu yüzden dolayı
Mustafa Kemal Paşa,halkın işgale karşı direnmesi için Sivas ve Erzurum kongrelerini düzenlemiştir.

Sonra 27 Aralık 1919 günü Temsilciler Kurulu üyeleriyle birlikte Ankara’ya gelmiştir.
O zamana kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’dur . Osmanlı Mebusan Meclisi son kez 12 Ocak 1919′da İstanbul’da toplanmış, 16 Mart 1919 günü İngilizler İstanbul’a girmiştir. İngilizler önce meclisi basmışlar. Ve bu olay üzerine birçok milletvekili Anadolu’ya geçmiştir. Yakalananlardan çoğu tutuklanmıştır. Artık İstanbul’un da işgalinden sonra Osmanlı Mebusan Meclisi’nin İstanbul’da toplanma olasılığı kalmamıştır. Fakat milletvekillerinin toplanacağı ve ülkenin yönetileceği bir başkent gerekiyordu.
Şimdi gelelim Ankara’nın başkent seçilme sebeplerine:

Öncelikle Ankara, Anadolu’nun ortasında, savaş cephelerine eşit uzaklıkta bir kentti. Savaşın yönetimi ve haberleşme, Ankara’dan kolaylıkla yürütülürdü. Etrafı dağlarla çevrili olduğu için işgali de zordu. Ve Ankara’nın hiç işgal edilmemiş olması da seçilmesinde etkin rol oynamıştır. Son zamanlarda bilhassa halk arasında İstanbul’un siyasal ve toplumsal çevresine karşı duyulan güvensizliğin iyiden iyiye artmış olması ve aynı zamanda Mustafa Kemal Ataturk’ün de kongrelerinden sonra özelllikle Anadolu da büyük direniş başlaması ile birlikte dağılan Osmanlı Mebusan Meclisi üyeleri ile Sivas ve Erzurum Kongreleri’nde seçilen temsilcilerin bir yerde toplanması gerekiyordu ve 19 Mart 1919 günü Mustafa Kemal Paşa kimi illere ve komutanlıklara bir genelge göndermiş, bu genelgede özetle; “Osmanlı Devletinin yaşamı ve egemenliğinin sona erdiği” bildirilmiş, “Türk ulusu kendi yaşamını ve bağımsızlığını koruyacaktır.” denilmiştir. Bu genelgeden sonra temsilcilerle Osmanlı Mebusan Meclisi’nden gelen üyeler Ankara’da toplanmaya başlamışlar. Ankaralılar onları coşkuyla, sevinçle, sevgiyle karşılamış ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 günü, Ankara’da açılmıştır.

Meclis, ilk oturumunda Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçmiştir. Mustafa Kemal Paşa bundan sonra ülkeyi kurtarma çalışmalarını Ankara’da sürdürmüş ve ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın planları Ankara’da hazırlanmıştır. Örneğin savaşın başarıya ulaşması için düzenli ordular kurulmuş ve bu ordular İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da düşmanı bozguna uğratmıştır. 30 Ağustos 1922′de kazanılan Başkomutanlık Savaşı ile Kurtuluş Savaşı’mız tamamlanmıştır.
Yurdumuz düşmanlardan kurtulduktan sonra 13 Ekim 1923 günü İsmet Paşa ve dört arkadaşı Ankara’nın başkent olması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa önerisi vermişler ve bu öneri mecliste oylanmış, kabul edilmiştir. Böylece Ankara yeni Türkiye Devleti’nin başkenti olmuştur.

Özetle:

İstanbul’un işgalinin ardından kapatılan mebusan meclisinin 27 Aralık 1919’da Temsil Heyeti olarak Ankara’ya gelmesi ile, bu şehir Millî Mücadele’nin karargâhı olmuştu. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da açılmasıyla yeni Türk devletinin temelleri atıldı. Kurtuluş Savaşı buradan yönetildi. Böylece Ankara, fiilen başkent durumuna geldi.

Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasından sonra. İtilâf Devletleri’nin askerleri İstanbul’dan çekildiler. İstanbul’un işgalden kurtulması ile yeni devletin başkentinin neresi olacağı tartışılmaya başlandı. Bazı kişiler İstanbul’un başkent yapılmasını istiyorlardı. Ancak meclisin Ankara’da açılması, buraya fiilen hükümet merkezi olma niteliği kazandırmıştı. Ayrıca Ankara, Türkiye’nin merkezinde, askerî ve coğrafî özellikleriyle başkent olabilecek konumdaydı.

İsmet Paşa (İnönü), bir kanun teklifi hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. “Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara’dır.” şeklindeki bir maddelik kanun teklifi kabul edildi (13 Ekim 1923). Kanunun yürürlüğe girmesiyle Ankara yeni Türk devletinin başkenti oldu.

Ankara özellikle başkent olduktan sonra gelişmiştir. Modern yapılar, büyük apartmanlar yapıldı. Yüksek okullar, üniversiteler açıldı. Fabrikalar, yeni iş yerleri kuruldu. Kent kısa sürede büyüdü, genişledi.
Ankara bugün nüfus yoğunluğu bakımından yurdumuzun ikinci büyük kentidir. Gelin birazda Ankara’nın Cumhuriyet’in ilanından sonra ki gelişimine birlikte göz atalım:
1923’te Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olan Ankara, hızla gelişmiştir. Eski semtlerdeki boş yerler yapılarla dolarken, yeni semtler de kurulmuş ve bataklıklar kurutularak sıtma tehlikesi ortadan kaldırılmıştır. Kentin su gereksinimini karşılamak için Çubuk barajı yapılmış, cadde kenarları, eski yangın yerleri, parklar ağaçlandırılarak kentin görünüşü değiştirilmiştir. 1926’da yapılan sayım denemesinde 57.800 olarak saptanan nüfus, 1927 genel nüfus sayımında 74.553’e yükseldi. 1945’te 200.000’i aştı (227.000 nüfus) Nüfustaki bu artış kentin alanını da genişletti ve kuruluş yıllarında kalenin bulunduğu tepede yer alan, XIX.yy’da bir surla kuşatılan kent, ovaya yayılıp, ovayı sınırlayan karşı tepelere ulaşmıştır. Devlet merkezi olması nedeniyle aşırı nüfus yığılmasının sonucu, kent çevresi de hızla gecekondularla dolmuştur. Günümüzde Ankara kenti eski yerleşme alanını her yönden aşmış ve geniş bir alana yayılmıştır. Eski kesimi iki bölümden oluşur. Hisar tepesinde yer alan Kaleiçi; bu tepenin ortasından ovaya doğru yayılan ve günümüzde ortadan kalkmış bulunan ova surları içindeki mahalleler. Eski Ankara’da son yıllarda açılan caddeler boyunca dizilmiş çok katlı yapılar ve alanlar bulunmasına karşılık, küçük kerpiç yapılı evlerin yer aldığı dar ve dolambaçlı yollara da rastlanır. Tarihsel yapılar da kentin bu eski kesiminde yer alır. (Augustus tapınağı; Roma hamamı kalıntıları; Osmanlı döneminden kalma camiler) Ankara kalesi, tepenin yüksek bölümünü kaplayan bir iç kale ile çevresini kuşatan dış kaleden oluşur. Dış ve iç kale surları arasındaki alan ile iç kalenin kuşattığı alan, dar sokaklar boyunca dizilmiş eski evlerle kaplıdır. (Ankara’ya özel bir görünüm kazandıran bu evler, kurulan ahşap iskelet boşlukların kerpiçle doldurulmasıyla yapılmıştır; duvarları, kireçle badanalıdır.) Ama son yıllarda bunların çoğu yıkılmış, kale dışındaki mahalleler hızla gelişmiş, genişletilen ya da yeni açılan yollar ve alanlar boyunca çok katlı yapılar yükselmiştir.

Cumhuriyetten önce yalnızca Kaletepe çevresinde yayılan Ankara, cumhuriyetle birlikte gelişmeye başladı. O zamanlar kentin iş merkezini oluşturan günümüzün Ulus alanına açılan caddeler boyunca, yeni yapılar kuruldu. (eski Türkiye Büyük Millet Meclisi; Ankara Palas) 1930-1940 arasındaki dönem, Ankara’nın genişleme dönemi oldu. H.Jansen’in yaptığı plana göre kent Kaletepe çevresinde yeşil şeridin (bağlar, bahçeler) dışına taştı. Ankara’nın kale dışındaki mahalleleri, caddeler açılarak genişletilirken, güneyde de Yenişehir kuruldu. Kent kısa sürede Cebeci ve Maltepe yönünde genişledi. Çankaya’ya doğru uzanan kesimlerde bakanlıklar ve elçilikler kuruldu. 1940’ta yapılan sayımda nüfusu 157.000 olan kentin gelişmesi, İkinci Dünya savaşının bunalımlı yıllarında yavaşladıysa da kentin çevresinde ikinci bir şerit Gazi Eğitim Enstitüsü, Atatürk Orman Çiftliği, Harp Okulu üstünden Dikmen ve Çankaya’ya uzanan bu ikinci şerit üstünde sonradan Anıtkabir yapıldı) 1950’de nüfusu 288.000’e yükselen Ankara’da iş merkezi Ulus’tan Yenişehir’e kaydı; kent, Maltepe yönünde genişledi ve Bahçelievler’in ilk bölümleri kuruldu. 1950-1960 döneminde ikinci yeşil şerit de atlanarak, kentin alanı daha da genişletildi. Yeni semtler kuruldu (Yenimahalle, Aydınlıkevler, Gazi Mahallesi, Anıttepe); ayrıca eski bağların yerine sürekli yerleşmeler yapıldı. 1960-1970 yılları arasında yoğun bir yapı çalışmasına girişilerek Kavaklıdere, Çankaya ve Ayrancı kalabalıklaştı. Yenimahalle’ye, Karşıyaka, Demetevler gibi yeni semtler eklendi ve bu kesim ile Atatürk Orman Çiftliği arasındaki boşluklar hızla doldu. 1965’te 902.000’e yükselen kent nüfusu, 1970’te ilk kez 1 milyonu aştı (1.236.000 nüfus) 1980’de 1.877.755, 1985’te 2.235.035 oldu.

Yıllar Nüfus Miktarı Nüfus
Artış Hız(‰) 1927 404.581 –

1940 620.965 24,28

l950 819.693 32,85

1960 1.321.380 32,92

1970 2.041.658 43,29

1980 2.854.689 19,82

1985 3.306.327 29,38

1990 3.236.378 21,28

1997 3.631.612 18,58

2000 4.007.860 21,37

ANKARA KRONOLOJİSİ
İ.Ö. VIII-VII.yy => Frigler
=> Persler
İ.Ö.331-278 => Helenistik dönem
İ.Ö.278-189 => Galatlar
İ.Ö.189-İ.S.395 => Romalılar
395-1073 => Bizans Dönemi
1073 => Selçuklular’ın Ankara’yı ele geçirmesi
1101 => Haçlı orduları’nın Ankara’ya girişi
1127 => Danişmendoğullarının kenti Selçukluların elinden alması
1143 => Kentin üçüncü kez Selçukluların eline geçmesi
1202 => Muhiddin Mesud’un egemenlik kurması
1204 => Rükneddin Süleyman’ın kenti ele geçirmesi
1304 => Kentin İlhanlıların eline geçmesi
1344 => Ahi yönetiminin kurulması
1354 => Süleyman Paşa’nın kenti Osmanlı topraklarına katması
1362 => Ankara’nın sınırlı bağımsızlığının sona ermesi
1402 => Ankara Savaşı
1413 => Ankara’nın Anadolu Eyaleti’nin bir sancağı olması
1595 => Ankara Celali İsyanlar’ndan etkilenmeye başlaması
1832 => Mehmed Ali Paşa’nın Ankara’ya işgali
1864 => Ankara’nın vilayet merkezi olması
1873 => Kıtlık
1892 => Demiryolunun Ankara’ya ulaşması
1919 => Mondoros Mütarekesi sonrası Fransız ve İngiliz işgal kuvvetlerine bağlı bir müfrezenin Ankara’ya gelmesi
27 Aralık 1919 => Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Ankara’ya gelişi
6 Nisan 1920 => Anadolu Ajansı’nın kurulması
23 Nisan 1920 => Büyük Millet Meclisi’nin açılması
7 Ekim 1920 => Resmi Gazete’nin (Ceride-i Resmiye) yayına başlaması
20 Ocak 1921 => İlk Anayasa’nın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) Meclis’te kabulü
12 Mart 1921 => İstiklal Marşı’nın kabul edilmesi
31 Temmuz 1922 => İstiklal Mahkemelerinin kurulması
1 Kasım 1922 => Hilafet ve Saltanatın birbirinden ayrılarak saltanatın kaldırılması
13 Ekim 1923 => Ankara’nın başkent olması
29 Ekim 1923 => Cumhuriyetin ilan edilmesi, Mustafa Kemal’in ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi
16 Şubat 1924 => Hilafetin kaldırılması
20 Nisan 1924 => 1924 Anayasa’nın kabülü
26 Ağustos 1924 => İş Bankası’nın kurulması
16 Şubat 1925 => Tayyare Cemiyeti’nin (THK) kurulması
5 Mayıs 1925 => Atatürk Orman Çiftliği’nin kurulmaya başlanması
1 Eylül 1925 => I.Tıp Kongresi’nin toplanması
19 Ekim 1925 => Ankara Tıp Fakültesi’nin açılması
5 Kasım 1925 => Ankara Hukuk Mektebi’nin (1931’de fakülte oluyor) açılması
11 Eylül 1926 => Ankara otomatik telefon santralının açılması
24 Kasım 1927 => Ulus Meydanı’ndaki Zafer Anıtı’nın açılması
18 Temmuz 1930 => Etnografya Müzesi’nin açılması
10 Nisan 1931 => Türk Ocakları’nın kapatılması
12 Nisan 1931 => Türk Tarih Tetkik Cemiyeti’nin kurulması
3 Ekim 1931 => Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın açılması
19 Şubat 1932 => Halkevi’nin açılması
2 Temmuz 1932 => I.Türk Tarih Kongresi’nin toplanması
12 Temmuz 1932 => Türk Dil Tetkik Cemiyeti’nin kurulması
30 Ekim 1933 => Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün açılması
4 Mart 1934 => Ankara Radyosu’nun yayına başlaması
1 Kasım 1934 => Güvenlik Anıtı’nın açılması
25 Mayıs 1935 => I.Türk Basın Kongresi’nin toplanması
23 Ekim 1935 => Etibank’ın açılması
24 Ekim 1935 => I.Belediyeler Kongresi’nin toplanması
9 Ocak 1936 => Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin açılması
3 Kasım 1936 => Çubuk barajı’nın açılması
15 Aralık 1936 => Ankara Stadyumu’nun hizmete girmesi
29 Ekim 1937 => Ankara Garı’nın açılması
20 Kasım 1938 => Atatürk’ün naaşının Ankara’ya getirilmesi
21 Kasım 1938 => Atatürk’ün naaşının Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrine konması
19 Mayıs 1943 => Gençlik Parkı’nın açılması
9 Ekim 1944 => Anıtkabir’in temelinin atılması
7 Ocak 1946 => Demokrat Parti’nin kurulması
15 Ağustos 1948 => Milli Kütüphane’nin açılması
30 Ekim 1951 => Arkeoloji Müzesi Hitit Eserleri Salonu’nun açılması
10 Kasım 1953 => Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e konması
27 Mayıs 1960 => Ordunun yönetime el koyması
9 Temmuz 1961 => 1961 Anayasasının halk oylaması sonucunda kabulü
12 Mart 1971 => Ordunun yönetime el koyması
12 Eylül 1980 => Ordunun yönetime el koyması
1983 => Ankara’nın Metropol Şehir olması
1987 => Kocatepe Camii’nin açılması
16 Eylül 1988 => Doğalgazın Ankara’da kullanılmaya başlaması
16 Şubat 1989 => Buz Pateni Sarayı’nın açılışı
Kasım 1989 => Atakule açılışı
27 Aralık 1992 => Altınpark açılışı
10 Eylül 1994 => Aşti’nin açılışı
30 Ağustos 1996 => Ankaray’ın faaliyete geçişi
13 Eylül 1996 => Dikmen Vadisi açılışı
27 Eylül 1997 => Tatlar Atıksu Arıtma Tesisleri’nin faaliyete geçişi
28 Aralık 1997 => Ankara Metrosu’nun hizmete girmesi
29 Ekim 1998 => Aski Kapalı Spor Salonu’nun açılışı
5 Temmuz 2003 => Göksu Parkı’nın açılışı
30 Ağustos 2003 => Harikalar Diyar’nın açılması

Son olarak yazıyı Ankara’da bulunan ve gezilmeye değer bir kaç doğal güzelliklerin tanıtımyla bitireceğim.

Ankara Karagöl

Heyelan sonucu oluşmuş Işık Dağı eteklerinde yer alan Karagöl Kızılcahamam ve Çerkeş (Çankırı) sınırları içindedir. Krater göl özelliğine sahip Karagöl’ün etrafı söğüt ağaçları ve yemyeşil çam ormanlarıyla çevrilidir. Gölün dibi bataklık olduğundan yüzmeye elverişli değildir.

 

Ankara Abacı Peribacaları

Kızılcahamam’ın Başören köyü Abacı mahallesinde bulunan Abacı Peribacaları önemli jeosit alanlarındandır. Yağışın etkisi ile bu alanda bulunan tüflerin aşınması sonucu oluşan peribacaları oldukça dar bir alanda görülmektedir.

 

 

Ankara Yaylaları

Eğriova Yaylaları: Ankara’nın Karaşar beldesine 20 km mesafede yer alan Eğriova Yaylası Belenova, Kuyucak, Sarılalan, Çukurören ve Eğriova Yaylalarını kapsamaktadır. Yayla günübirlik gezilere, kamping olanaklarına, piknik ve doğa yürüyüşlerine elverişlidir. Ayrıca burada bulunan gölette sportif balıkçılıkta yapılmaktadır.

Ankara Kaplıcaları

Kızılcahamam Kaplıcası: Ankara’ya 75 km uzaklıktaki Kızılcahamam ilçesinde bulunan termal kaplıcalar sağlık turizminde tercih edilen yerlerin başında gelmektedir. Roma döneminden beri kullanılan Kızılcahamam kaplıcaları doğayla iç içe, yemyeşil çam ormanlarının çevrelediği bir alanda yer almaktadır.

 

 

Ankara Soğuksu Milli Parkı

Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan Soğuksu Milli Parkı 1050 hektarlık bir alana sahiptir. Bitki çeşitliliği bakımından zengin olan milli parkta yaban çileği, yabani gül, karaçam, sarıçam ve çeşitli otlar yetişmektedir. Fauna açısından incelendiğinde ise milli park içinde yaban domuzu, ayı, tilki, sincap, çakal gibi hayvanlar ve çeşitli kuş türleri yaşamaktadır. Ayrıca park alanında keklik, pırnak ve çil üretme tesisi bulunmaktadır.

 

Ankara Elmadağ Kayak Merkezi

Ankara’ya 18 km uzaklıkta bulunan Elmadağ Kayak Merkezi 1500 – 1850 metreler arasında bulunmakta olup pistler ağaçsızdır. Merkezde kayak sezonu ocak, şubat ve mart aylarıdır. Bu aylarda kar kalınlığı 30-60 cm’dir. Elmadağ Kayak Merkezinde bulunan restoran, otel, kafeterya, kayak evi, kar üstü aracı ve teleski tesisi ziyaretçilerine hizmet vermektedir. Bölge bahar ve yaz aylarında doğa yürüyüşü yapmaya da elverişlidir.

 

Ankara Bizans Dönemi Mağaraları

Ankara’nın Güdül ilçesine bağlı doğal bir güzelliktir. İlçede bulunan Kirmir Çayı kıyısında İnönü mevkiine gelindiği zaman bu mağaraları görebilirsiniz. Bizans zamanında kalındığı tahmin edilmektedir. Bu yüzden bu isim verilmiştir. Yer yüzeyinde olan bu mağaralar, dağın içi oyularak yapılmıştır. İçinde merdivenler de bulunmaktadır. Mağaralara merkezi sayılacak bir yerde bir adet kilise mevcut. Bu da bir köy olarak kullanıldığı göstermektedir. Bu mağaraların altını Kirmir Çayı zamanla oymasıyla bazı merdivenler dışarıda kalmıştır.

Ankara Tuluntaş Mağarası

Ankara’nın Gölbaşı ilçesine bağlı bir doğal güzelliktir. İl merkezine 15 kilometre mesafede yer alan Tuluntaş Mağarası, Tuluntaş-Hacılar-İncek köyleri arasında bulunuyor.Yaklaşık 5 kilometre uzunluğundaki mağaranın genişliği ise 1-1.5 kilometredir. Yüksekliği ise 40 metreye kadar ulaşmaktadır. Mağara içinde inanılmaz bir görüntüye sahip sütunlar, dikitler ve sarkıtlar buunmaktadır.

Ahmet Kaya
Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here