Kazım Ersun Yanal

Ersun Yanal,17 Aralık 1961 tarihinde İzmir’de Buca’da doğmuştur.Tam adı Kazım Ersun Yanal’dır. Annesi Behiye... 

Hayat

Hayat Hayat bazen sobada yaktığımız el gibidir Yaklaşma ,elleme derler, değme elini yakarsın ,canın acır derler.. Dinlemezsin.. Çünkü... 

Piyango 2

Piyango, toto, loto, at yarışı,casino kumarı vs. bütün şans oyunları. Adı gibi oyun işte. Yıllardır nice insanlara... 

Piyango

Rızkı veren Hüda’dırKula minnet eyleme..   “İsa (as) günün birinde bir kabristana uğramıştı.... 

Aşk Aslında Oydu…”O” ise Mevlana Celaleddin Rumi …

  O bir okyanustu aslında; İçinde kendine has ilmi, güzelliği ve sırları olan büyük bir okyanus. Öyle ki ; aşkı... 

Alternatif Savaş Argümanları ve İşgal Yöntemleri

Kategori : Ana Sayfa, Tarih - Etiketler :, , , , , , - Tarih : 06 Aralık 2017

Share

Savunma teknolojilerinin gelişmesi savaşan ülkeler için yüksek maliyetlerin doğmasına sebep olunca ülkeler üzerinde çalışmaya başladılar. 19. Yüzyılda İngiltere Devleti’nin Osmanlı Devleti’ni çökertmek ve yok etmek için mevcut yöntemler dışında savaş argümanları üzerinde çalışmaya başlaması farklı metodların ortaya çıkmasının miladı ve ilham kaynağıdır. Bu şekilde hem insan zayiatını minimuma indirgemek hemde savaş maliyetini azaltmayı hedeflediler. Bildiğimiz cephe savaşları devam etsede asıl savaş aklın akılla mücadelesine dönüştü. Ve buradan hareketle yeni savaş argümanları ortaya çıktı. 

Siyaset

İngilizler 19. yüzyılda batı avrupada İtalya’ya kuzeyde ise Avusturya ve Macaristan’a sınır olan dolayısıyla avrupanın en büyük toprak sahiplerinden biri olan Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve avrupadan atmak için farklı stratejiler geliştirmeye başlamışlardı. Bir taraftan Osmanlı Devleti ile ticaret yapıp diğer taraftan diplomatik ilişkiler yoluyla belli oranda insiyatifler elde ettiler. Açtıkları sefirlikler kurdukları dernekler ve basın neşriyatları yoluyla Osmanlı Devleti’nin içinde yer edinmeye başladılar. Bu sayede ister istemez diplomatik ilişkiler gelişti nüfuz sağlamaya başladılar bir taraftan lobicilik bir taraftan casusluk bir taraftan içerden hain devşirme politikalarıyla yeterli ölçüde güç sahibi oldular. Bütün bunları yaparken aynı zamanda görünen yüzüyle değerlendirmek gerekirse harp halinde olmadığımız İngilizlerle siyasi yönden irtibatımız güçlendi. Daha sonra içerde çıkan her ayaklanmayı ya doğrudan yada dolaylı olarak tezgahlamaya başladılar. Birbirine yakın veya zıt onlarca milleti bünyesinde barındıran Osmanlı Devleti’nin içinde milliyetçilik akımını kullanarak gerek halk arasında ayrışma gerekse devlete karşı ayaklanma gibi olayların fitilini ateşlediler. Sultan Abdülhamid’in; ”Hangi taşı kaldırsam altından ingilizler çıkıyor” sözü İngiltere’nin siyaseti etkili bir savaş argümanına çevirdiğinin kısa ve net izahıdır. 19. Yüzyılın ikinci yarısında başlattıkları siyasi harbin neticesini 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı Devleti’ni  yıkarak almış oldular. Günümüzde ise siyaset argümanı dahada gelişmiş ülkeler çeşitli platformlarda stratejik ortak, müttefik veya ticari ortaklıklar gibi yakın ilişkilerle birbirlerine yaklaşırlar. Karşılıklı tavizler veya sınırlamalar yoluyla bir ülke diğer bir ülkeyi sürekli dizginlemek için elinden geleni yapar. Yalnızca güçlü birkaç ülkenin menfaatlerini savunmak için kurulmuş BM, NATO, G-20 gibi uluslararası kurumlar bu amaçla kullanılır. Birkaç daimi üyenin oybirliği ile alınan kararları veto yetkisinin bulunduğu bu adaletsiz kurumlar yalnızca kurucularının işgal politikalarına hizmet edecek siyasi hamleleri sağlamakla mükelleftir. Bu kurumlarda yalnız güçlünün hukuku korunur ve yalnız güçlünün işgal politikalarına siyasi meşruiyet sağlamak üzere çalışır. Örneğin Irak işgali; BM’de alınan veya karşısında durulmayan kararlar sonucu kitle imha silahlarını yoketmek yalanının verdiği meşruiyeti sağlayarak başlamıştır.

Ekonomi

20. Yüzyıla damgasını vuran dünyada sık sık gördüğümüz bir alternatif savaş argümanı da ekonomidir. Bir ülkeyi güçsüzleştirmek istiyorsanız o ülkeyi öncelikle ekonomik yönden çökertmeniz icabeder. Uluslararası platformlarda çeşitli ambargolar uygulama kararları aldırmakla başlayıp o ülkenin ticaretini engellersiniz bozulan ekonomi yatırım gücünü düşürür bu üretime yansır dolayısıyla ihracatınız dibe vurur. İşte tam bu safhada tıpkı kış günü gömlekle dışarı çıkıp üşümeye sonra donmaya başlarsınız ya birisi gelip size kazak verir donmaktan kurtulursunuz, sonra  birisi size veresiye kaban satmayı teklif eder hemen alırsınız üşümemek için tabi… işte size veresiye kaban veren o kahraman genelde IMF gibi uluslararası resmi tefeci kurumlar olur. Ülkeyi önce ekonomik ablukalarla hasta ederler sonra şifacı gibi kapınızdan içeri girip bir uyuşturucu iğne ile sizin ağrınızı keserler. Artık ülke borçludur haliyle ödeme şansıda olmayacağı aşikardır biraz daha para istersiniz yok denilmez sonra ülke ekonomisine bir kayyum edasıyla el koyup yönetmeye ve sömürmeye başlarlar. Modern zamanların işgal ve talan yöntemlerinden birisidir ekonomi silahı ve iyi kullanıldığı takdirde çok güçlü askeri mekanizmaya sahip ülkelere bile diz çöktürebilirler. Bunun en iyi örneklerinden biride ülkemiz ’dir. geçmişte zaten çokta refah düzeyi yüksek olmayan ülkemiz çeşitli ekonomik ambargolar yaşamış adeta bitkisel hayat yaşamaya başlamıştı işte bu sebepsiz veya sebepleri bahaneler olan ekonomik ambargolar neticesinde İMF’ye müşteri olmuştur. Sonra biraz daha borç derken ülke memuruna bile maaş veremez düzeye gelmiş arada düzelme çabaları olsada sunni borsa oyunlarıyla ülkede ekonomik kriz çıkartıp yine olduğumuz yerde çakılıp kalmaya mahkum olmuşuz. Kabul edelim etmeyelim ülkemiz 40-50 yıl kadar ekonomik işgal altında yaşamış bir ülkedir. Sonuç olarak İMF’ye olan borcumuzun bitmesiyle başlayan süreçte ülke kaç tane mega projeye kavuştu, ihracat katlandı, kamu binaları yenilendi, global anlamda birkaç krizden ülke ekonomisi etkilenmedi….vs. Yani 80 yılda 3. dünya ülkesi gibi görülen 15 yılda dünyanın en büyük 16. ekonomisi ve Çin’den sonra en hızlı büyüyen ekonomi olma başarısını gösterdi çünkü işgal 15 yıl önce bitmişti…

Terör

En etkili yeni nesil savaş argümanlarından biriside terördür. Birden fazla amaç için kullanılabilir. Ülkede kaos oluşturmak, güven sorunu oluşturmak, yabancı ve yerli yatırımı azaltmak, toplum içinde kargaşa çıkarıp iç savaş çıkarmak, ülkeyi bununla uğraştırarak dünya siyasetiyle ilgilenemez duruma düşürmek, kaynakların azalmasını sağlamak, yapılacak kamusal hizmetleri engelleyerek ülkeyi yaşanabilirlikten uzak kılmak ve en önemlisi son noktada işgal etmek için bu bahaneyle meşruiyet yaratmak gibi etki gücü yüksek ve neredeyse doğrudan kendi ordusunu kullanmaya bile belki gerek kalmadan hedef ülkeyi kendi insanıyla çatıştırarak amaca ulaşma noktasında çok etkili bir savaş argümanıdır. Bize hiç yabancı olmayan bu savaş yöntemi 2. Dünya Harbi sonrası akıl edilmiş bir yöntemdir. Daha ucuz maliyeti birden fazla alanda etki gücü olduğunu düşünürsek neden bu kadar yaygın kullanıldığını daha kolay anlayabiliriz. Sözde küresel güçler esasında emperyalist haydut devletlerin sıkça başvurduğu bu savaş ve işgal yöntemi bir ülkeyi adeta yoketme noktasında çok etkilidir. Günümüzde bunun onlarca örneğini sayabiliriz. Kendi ülkemizden başlayacak olursak yıllardır yaşadığımız PKK gerçeğinin bizlere kaybettirdiklerine bakalım isterseniz. Yıllarca okul,hastane,yol veya iş alanları gibi zaruri ihtiyaçlar için kullanacağımız kaynakları 30-40 yıldır savunma sanayisine harcıyoruz. Gelişmemize, toplumsal huzurumuza, teknolojik çağa ayak uydurmamıza, sanayileşmemize, akademik atılımlara yönelmemize engel olmuş neredeyse hayatımızın her alanına kasteden azılı bir savaş argümanıdır terör. Yaşadığımız coğrafyanın 2003Irak işgaliyle başlayan sürecini inceleyecek olursak neredeyse terörün etkin olmadığı bir toprak parçasının bulunmadığını görürüz. Kimi bölgelerde hakim olan terör örgütlerine meşruiyet sağlanarak devlete ortak yaptılar, kimi bölgelerde önce katil örgütler oluşturup sonra onları temizleme bahanesiyle asıl terör örgütlerini sahaya sürdüler. Irak’ta terör örgütü olarak kabul edilen IKYB-KDP gibi örgütler aşiretler işgalden sonra oluşturulan yönetimde ortaklık yaptılar sindire sindire geçen zaman içerisinde meşrulaştılar terör örgütünden siyasi aktörlüğe devşirildiler meşru birer kukla oldular. ’de ise önce batılı yabancı güçlerin oluşturduğu İŞİD-DAEŞ gibi terör örgütleriyle sansasyonel katliamlara imza atarak hedefe giden yolda hamle yapmak için meşru zemin oluşturdular destekledikleri başka bir terör örgütünü halk hareketi gibi göstererek silahlandırdılar ve belli bölgelere onları kullanarak burunları dahi kanamadan hakim oldular. Günümüzde bir hedefin işgali için terörizmi de profesyonelleştirdiler. Önce kötü çocuklarla heryeri kan gölüne dönüştürdüler sonra sözde iyi çocukları sahaya sürüp kötü çocukları temizlediler. Terör 21. yüzyılın ilk çeyreğinde en önemli ve en yaygın savaş argümanı olarak kabul edilmektedir. Kullanılabilirliği kolay maliyeti düşük ve herşeyden önemlisi işgalci güçlerin figüran kullanarak tehlikeli sahnelerden kendisini alıkoymasını sağlayan yegane unsurdur.

Darbeler

Darbelerde şüphesiz önemli bir alternatif savaş argümanıdır. Hedef ülkelerde iç karışıklık veya iç savaşa en etkili fayda sağlayacak faktörlerden birisidir darbeler. Ancak terör,ekonomi ve siyaset gibi savaş argümanlarına göre etkisi biraz daha az icra edilişi ise kısa vadede biraz zordur. Hedefteki ülkede darbe yapmak için elinde askeri güç olan bir generali satın almak belki yeterli görülebilir ancak uzun vadede kullanılabilmesi veya yönetilebilmesi çok zordur olası bir halk devrimi karşısında şansı azdır. Darbeler ülke yönetimini ele geçirmek için yapılır ama bunu yapmak için belki en az 10 yıl altyapı hazırlamak zorunda kalınabilir çünkü güçlü olabilmek için teşkilatlanmış bir hain yapı oluşturmak gerekir bazı kritik kurumlara adamlar yerleştirilip yükselmesi ve etki gücüne kavuşmasını beklemek zorunda kalırsınız ancak belli bir nüfuz gücünüzün olduğu ülkelerde birkaç satılık istihbaratçı birkaç hain general ve birkaç alçak taşeron örgüt vakıf ve stk eliyle hedef ülkede darbe yapılabilir. Darbeler refah düzeyi yüksek olan ülkelerde neredeyse mümkün değildir belli ölçüde huzursuzluk yılgınlık karmaşa belkide sunni iç savaş gibi darbeye zemin hazırlayabilecek faktörler refah düzeyi yüksek olan ülkelerde olmaz. Yaşadığımız son dönemlerde yönetime el koymalar biraz daha yumuşak görünümlü darbelerle yapılmaya başlandı örneğin hedef ülkelerde satın alınmış birkaç savcı eliyle düzmece yolsuzluk usülsüzlük ve rüşvet soruşturmaları neticesinde hedef yöneticiye elçektirirlip işbirliği içinde olunan adayı destekleme yoluylada darbeler yapılmaktadır. Son dönemde Suudi Arabistan’da sessiz sedasız saçma sebeplerle tahtın güçlü varisleri safdışı bırakılarak tahtın vekilliği ihtimali teke düşürüldü buda bir darbedir. Dünyadaki darbelerin neredeyse tamamına yakınında ise hep tek bir devletten sözedilir. Nato şemsiyesi altında rahatça hedef ülke subaylarını birer casusa çevirip vakti geldiğinde ülke yönetimine bu hainler yoluyla el koyma işini yalnızca Amerika yapar bir başka deyişle her darbenin arkasında doğrudan değilse bile dolaylı olarak Amerika vardır. Çünkü hangi ülkede darbe olursa olsun darbecilerin tamamına yakını aynı zamanda Nato subayıdır. Nato’da ise bu güce sahip tek devlet Amerika’dır.

Algı Yönetimi

21. Yüzyılın parlayan yeni savaş argümanı algı yönetimidir. Algı yönetimi hedefteki ülke veya şahsı ekarte edebilmek adına bazı saçma doneler üzerinden gerek medya kuruluşları gerek Stk’lar gerekse halkın kaderine etki edecek bazı politikacıların kullanılarak olan basit bir vakayı aşırı abartarak veya olmayan bişeyi olmuş gibi inandırarak yada masum bir olayı alakasız başka mecralara saptırarak yapılabilir. Esas itibariyle hedefteki ülkede satın alınmış veya kullanılmaya müsait hain ruhlu veya hain insanları bir yalanın sözcüsü yaparak kitleler arasında inandırıcılığı sağlamak ve çoğaltmaktır. Yalanla başlar temelinde mutlaka bir iftira yatar. Siyasetle dize getirilemeyen, terörle diz çöktürülemeyen, darbelerle indirilemeyen, ekonomik yaptırımlara karşı kaynaklar bulup güç kaybettirilemeyen belki suikastlarla etkisi hale getiremedikleri insanlara devlet başkanlarına halk nazarında karşılığı olanlara karşı sürekli uygulanan bir savaş argümanıdır. Hedefteki insanı itibarsızlaştırmak ve bu sayede halktaki karşılığını azaltarak yapılacak ilk seçimde kaybetmesi için sıkça yapılır. Ancak bu alternatif argüman azılı bir suçlu veya haini aklamak içinde yapılabilir algı yönetimi öylesine etkili bir silahtır ki; iki haftada haini vatansever, vatanseveri de hain yapar halk nazarında ancak profesyonellik ve organize destek isteyen bir iştir. Dünyada bu tarz algı operasyonlarını CIA’nın yaptığı herkes tarafından bilinir insan aklına hükmetmeyi milyonlarca insanı bir hainin peşinden koşturmayı onlar kadar iyi bilen ve beceren yoktur. Ülkemiz bu saldırıdanda nasibini almıştır ve hala almaktadır. Dünyada başka bir ülke daha yoktur ki; birbiriyle savaş halinde olan tarafların bile ortak düşmanı olsun. Son günlerde sıkça gündemimizi oluşturan Reza Zarrab davası bir algı operasyonudur örneğin. Amerika İran’a ambargo uyguladı kendi şirketleri dahi uymadı Rusya hiçbir zaman İran’la ticaretini kesmedi, Çin Kuzey Kore’ye uygulanan ambargoyu hiçbir zaman tanımadı ancak söz konusu ülkemiz olduğunda İran’a ambargoyu delmek gibi bir suçtan koca Amerika ilk kez birini tutukladı saçma değil mi? Biz Amerika’nın eyaleti değiliz ki İran ile yaptığımız ticaret bizi bağlar ambargo uygulayan da biz olmadığımıza göre ortada koca bir tiyatro var uzattıkça uzatmaktalar. Herkes görevine iyi çalışmış bunu da görmeden olmaz sonuç olarak bu davanın aslı bu iken bize yansıtılan veya oluşturulmaya çalışılan algı çok farklı değil mi? 

 

Sonuç olarak yeni nesil savaşlarda kazananı belirleyen faktör askeri güç değil siyaset, ekonomi, terör, darbe ve algı yönetimi gibi argümanlardır. Kısaca özetlemek gerekirse artık savaşların en net ifadeyle tanımı Aklın akılla mücadelesine dönüşmüştür..

 

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Share