Alparslan Türkeş (1917 – 1997)

0

(1917 – 1997)

“Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiçbir dâva başarıya ulaşamaz.”

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan Türkeş, 25 Kasım 1917 öğle vaktinde Koyunoğlu ailesinden Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın çocuğu olarak, Lefkoşa’da Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı evde dünyaya geldi. 3 Haziran 1933’te ailesiyle birlikte Lefkoşa’dan ayrılarak Limasol’dan kalkan İtalya bandıralı “Viyana” gemisiyle İstanbul’a geldi.

1933’te Lefkoşa doğumlu İzmit Hüseyin Sırrı Bellioğlu’nun tavsiyesiyle Kuleli Askeri Lisesi’ne geçici olarak kaydoldu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçince asli kaydı gerçekleşti. 1936’da Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olup 1938’de Harp Okulu’nu bitirdi.

1939’da piyade asteğmeni olarak atış okuluna girerek buradan teğmen rütbesiyle mezun oldu. Refik Yurtsever’in ablasının kızı Muzaffer Hanım ile 5 Eylül 1939’da nişanlandı ve 14 Ocak 1940’da evlendi. Bu sırada Gelibolu’daki 58. Piyade Alayı 5. Bölük Komutanlığı’na tayin edildi ve Balıkesir, Bandırma, Edincik, Erdek ve Marmara Adası’nda görev aldı.

1944’te üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız’la birlikte “Irkçılık – Turancılık” davasından yargılandı ve 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesi’nde kaldı. 1945 yılında Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi ve 1947’de beraat etti. Orduya tekrar döndü. 1955’de Harp Akademisi’ni bitirdi.

Daha sonra Türk Ordusu tarafından ABD’ye gönderildi ve burada Amerikan Harp Akademisi’ni ve piyade okulunu bitirdi. 1955-1957 yılları arasında Washington’da NATO Daimi Komitesi’nde Türk genelkurmayı temsil heyetinde görev yaptı.

Aynı sırada uluslararası ekonomi eğitimi gördü. 1959’da Almanya’da Atom ve Nükleer Okulu’na gönderildi ve buradaki eğitiminden sonra albaylığa yükseldi ve Kara Kuvvetleri Komutalığı NATO şube müdürü olarak atandı.

27 Mayıs ’dan kısa süre önce Elazığ’daki birliğinden Ankara’ya atandı ve Albay Talat Aydemir’in önerisiyle Milli Birlik Komitesi’ne () alındı. Darbeyi planlayıp yönetecek olan 37 kişilik içinde yer aldı. Darbe bildirisini 27 Mayıs 1960 günü radyodan okuduktan sonra adı sıkça duyulmaya başlandı. 27 Mayıs sonrası Başbakanlık müsteşarlığı yaptı.

Bu dönemde MBK içindeki görüş ayrılığı sonucu 13 Kasım 1960’da MBK Başkanı Org. Cemal Gürsel bir bildiri yayımlayarak MBK’nin çalışmalarının ülkenin yüksek çıkarlarını tehlikeye düşürecek bir duruma geldiğini, bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri ile MBK üyelerinin talepleri üzerine MBK’yi feshettiğini açıkladı. Yeni oluşturulan MBK’de ise Alparslan Türkeş’in de içinde bulunduğu ve 14’ler olarak adlandırılan ve ülkenin köklü yapısal sorunları çözülmeden kısa süre içinde yapılacak seçimlerle iktidarın sivillere bırakılmasını reddeden 14 subaya yer verilmiyordu. Türkeş ve arkadaşları sivil iktidarların oy korkusuyla yapamadığı bazı hamleleri bu dönemde gerçekleştirmek istiyordu. MBK üyesi Korg. Cemal Madanoğlu’nun inisiyatifiyle gerçekleşen bu operasyonla söz konusu kişiler Türk Silahlı Kuvvetleri’nden de emekli edilerek çeşitli görevlerle yurt dışına sürgüne gönderildiler.

Alparslan Türkeş de bu operasyon sonucu yeni Delhi Büyükelçilik Müşaviri olarak Hindistan’a gönderildi. Sürgündeyken MBK Başkanı Cemal Gürsel’e Yüksek Adalet Divanı’nda yargılanan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerinin doğru olmayacağını vurgulayan ve Milli Yol dergisinde yayınlanan mektubu gönderdi. 25 ay kadar sonra 23 Şubat 1963’te Gümülcine’den yurda döndüğünde burada kalabalık bir “Milliyetçi topluluk” tarafından karşılandı. İlk defa “Başbuğ” olarak burada anıldı.

Gökhan Evliyaoğlu’nun Adalet Partisi’ne katılma yolundaki teklifini reddeden Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 2 Mayıs 1963’te Türkiye Huzur ve Yükselme Derneği’ni kurdu. Alparslan Türkeş sürgünde olduğu dönemde 14’lerden çoğu ile sık sık bir araya gelerek dönüşten sonraki stratejisini belirleyici toplantılar yapmıştı. Nitekim 31 Mart 1965’te 14’lerden Dündar Taşer, Ahmet Er, Muzaffer Özdağ, Rıfat Baykal, Mustafa Kaplan gibi eski MBK üyeleri ile birlikte Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP)’ne girerek fiilen siyasi hayata atılmış oldu.

1965’te bu partinin başkanı oldu. Sosyalizm, liberalizm arasında gidip gelen bu partide başkan olmasıyla birlikte uzun tartışmalardan sonra tüzüğünde “Dokuz Işık Doktrini” yer aldı. Türkeş bu dönemde kendisini sevenler tarafından “Başbuğ” ilan edildi ve aynı yıl Ankara’dan milletvekili seçildi.

6 – 8 Şubat 1969’da Adana il kongresinde CKMP adı Milliyetçi Harekat Partisi ve terazi olan ablemi de üç hilal olarak değiştirildi. 1966 yılında cumhurbaşkanlığına aday oldu ve Cevdet Sunay karşısında 11 oy alarak seçimi kaybetti. 1969 ve 1973 yıllarında Adana milletvekili olarak parlemontaya seçildi. 1974’te ilk eşi Türkeş’i kaybetti. Bundan 2 yıl sonra 1976’da Seval Türkeş’le evlendi.

1975’den sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulundu. Bu dönemde sağ ve sol çatışması arttı. Yetkililerin elinde Milliyetçi Hareket Partisi’nin şiddetin esas kaynağı olduğuna dair kanıtlar vardı ve Cumhuriyet Savcısı kapsamlı bir soruşturma yapmak istiyordu. Ancak hükümet buna izin veremezdi. Çünkü bu rolün açığa çıkarılması koalisyonun dağılması anlamına geliyordu ve Demirel bunu düşünmek bile istemiyordu.

12 Eylül darbesi sırasında Milli Güvenlik Konseyi başkanı diğer 3 parti başkanlarının teslim olduğunu Alparslan Türkeş’in de teslim olmasını aksi taktirde suçlu durumda olacağını belirten bir bildiri yayınladı. 12 Eylül darbesinden sonra 9 Nisan 1985’e kadar 4,5 yıl tutuklu kaldı. 12 Eylül döneminde idam cezasıyla yargılanan Türkeş, bu davadan beraat etti. 1987’de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi’ne girdi ve aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede genel başkanlığa seçildi. 1991 genel seçimlerinde RP ve IDP ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş, Yozgat milletvekili olarak yeniden parlementoya girdi. Bu sırada 1992’de 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılan değişiklikle MÇP’nin ismi de 1993 yılında olarak değiştirildi.

95 genel seçimlerinde parlemento dışı kalan Türkeş, bu dönemde uzlaşmacı bir lider olarak ülke siyaseti üzerinde en etkili siyasetçi oldu. Türkeş, 9 Işık başta olmak üzere siyasi ve tarihi görüşlerini içeren kitaplar yazdı.

Türk siyasi hayatının en tartışmalı liderlerinden biri olan Alparslan Türkeş’in 4 Nisan 1997’de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara’da vefat etti. Cenazesi devlet töreniyle kaldırıldı.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here