Alkol Esaretine Mecbur Değilsiniz

0

Aranızda alkolik olan var mı ? Yok değil mi ? Çünkü alkol bağımlısı hiç kimse ben alkoliğim demez. Eğer dediyse alkoliklik zaten bitmiş, tedavi sürecine girmiştir.

Geçen gün internette gezerken rastladığım bir yazı, henüz yayınlanmasının üzerinden bir gün geçmemesine rağmen 1500 civarı okuma sayısına ulaşmış. Konu Alkolizm. Bu rakam bana korkunç geldi. Bu sıkıntıyla ilişkisi olmayan birisinin böyle yazılara denk gelme olasılığı yüzde kaç ?

Öncelikle bir şey belirtmek istiyorum. Alkolizm bu gün dünya literatüründe hastalık olarak geçiyor. Hatta öyle bir hastalık ki doktorlar bir şizofreni hastasını alkol hastasına tercih ediyor. Neden ? Çünkü alkoliklik tedavi edilemiyor sadece kişinin iradesi sonucunda durdurulabiliyor. Dikkat ederseniz alkol bağımlısı insanlar başka madde kullanmazlar. Sadece alkol vardır hayatlarında.

Bu hastalığa yakalanma olasılığı ise genetik olarak başlıyor, tıpkı annende olan göğüs kanserinin sen de olma olasılığı gibi.

Ben ne doktorum ne de bir bilirkişiyim ancak iyi bir gözlemci olduğumu düşünerek kaleme aldığım bu yazıda herhangi bir tavsiyede bulunmayacağım. Sadece bazı gerçeklere değinerek okuyan kişilerde bir takım sorular ve cevaplara yönelik düşünceler oluşturabilirsem ne mutlu bana.

Aranızda mutlaka vardır, hayatının bir döneminde alkol almış, alışkanlık yapmadan bırakmış veya hala kullanmaya devam edenler. Siz içmiyorsanız yakınlarınızda vardır. O da yoksa bir gün olabileceğini düşünün o zaman.
Dikkat ettiniz mi hiç alkol kullananlar hep bir bahane üretirler. Bugün kutlama var, bugün çok dertliyim, bugün kendime tatil verdim biraz rahatlamam lazım gibi şeyler. Öncelikle kendilerinin yalan olduğunu bildiği bu bahanelere başkalarını inandırmaya çalışırlar. Bu bir zaman sonra gerçekten trajikomik bir hal alır.
Bir kaç bardaktan sonra neler yaşanacağını tam olarak bilen yakınları artık filmi her gün izler gibi ya bitmesini bekler ya da filmi değiştirmek için çabalar. Uğraşmayın ! Faydası yok… O filmi açan kişi istemedikçe siz onu izlemek zorundasınız. İşin en acı tarafı ise filmin en başları komediyken yavaş yavaş drama dönüşmesi. Arkasından trajedi olması ise kaçınılmazdır ama bunu her gün izlemek zorundaysanız artık korku filmi olmuştur bile.

Alkoliklik insanı ruhsal ve bedensel olarak esir eden bir durum. Kişi psikolojik olarak bağımlıysa eğer, bu söylediğim bahanelerle her gün içecektir.
Bir de sosyal içiciler var ki onlar asla bağımlı olduklarını kabul etmez. Çünkü haftada bir içtikleri için zararsız ve içmese de aramaz modunda yaşarlar. Oysa onlar da bağımlıdır. Haftada bir oturduğu arkadaş toplantılarının vazgeçilmezi alkolse bağımlıdır. Ancak onlar hasta değiller, sadece bağımlıdırlar. Hem bağımlı hem hasta olanlardan daha iyidir durumları. Ama hastalığa adaydırlar…

Alkolle baş etmek için doktorların verdiği bir takım ilaçlar var. Bunları kadın günlerinde birbirinden duyup kocasının içeceğine yiyeceğine habersizce karıştırmayı deneyecek kadar çaresiz kalan kadınlar duydum. Bu ilaçlar alkolle birlikte alındığı anda kalp krizinden kişiyi öldürebilecek kadar güçlü ilaçlar. (Lütfen böyle yanlış yapacak kişileri uyarınız! ) Sadece kişi kendi iradesiyle kullanırsa, yanında alkol almadan fayda sağlayabilirler. Ancak yan etkilerinden dolayı hiç kimse kullanmak istemiyor. Çünkü yaşattığı depresyon dolayısıyla hasta, alkol kullandığı günleri daha mutlu görerek ilacı bırakıyor.

Alkol bir bardakla başlar sonrasında şişeler yetmez olur. Son noktası ise artık uyku saatlerine alkolün karar vermesidir. Ne zaman sızarsan o zaman uyursun, uyanınca ilk iş kahvaltıya bir dubleyle başlarsın.
Kişi maalesef bu safhaya ulaşana kadar ne etrafına verdiği zarara ne cebine verdiği zarara ne de bedenine verdiği zarara, kendisini kapatır.
Bütün alkol bağımlılarının ortak özelliği aşırı duygusal ve geçmişte yaşamalarıdır.
Onlar geleceğe ümitle bakmayı unutup sürekli kendilerinde yara açmış geçmişlerini düşünürler. Aslında bir çeşit mazoşizmdir bana göre. Çünkü bir insan kendisine duygusal anlamda zarar verirken ancak bu kadar şikayetçi olmaz. Neredeyse keyif alır.

Neşeli olduklarında da durum aynıdır. Gelecek onları korkutur, hayalleri azdır, hep risk altında hissederler bu yüzden hala geçmişteki mutlu şeylerle mutlu olmayı tercih ederler.
Alkol her ne kadar içen kişiyi zehirliyor gibi görünse de zararını etrafındaki sevdikleri daha fazla görür. Çünkü günlerce saydığınız alkolün zararları onların umrunda olmaz. Yorulan hep yakınlarıdır.
Alkole bağımlılık hastalığı en başlarda kimseyi rahatsız etmez. Hatta içe kapanık, asabi insanların biraz alkol alınca gevşemeleri, yakınlarını mutlu dahi eder.
Ancak sinsi sinsi yaklaşan felaket geldiğinde ise artık geç kalınmıştır. Önceleri saçının teline dahi kıyamadığınız eşinizin her zerresine kıyarsınız. Ağlayınca kalbinizi acıtan evladınızın sizi öyle görünce korku dolu bakışları çok da umurunuzda olmaz. Zamanla beyninizde oluşan tahribatlarla kendi uydurduğunuz hikayelere inanmaya başlar, etrafınızda herkes düşmanınızmış gibi davranırsınız. İnsan ilişkileriniz zayıflar sadece alkoliklerle takılmaya başlarsınız. Alkol alınca dünya sizin etrafınızda döner, herkes sizin için bir şeyler yapmak zorundaymış hissini vererek, yakınlarınızdan hem uzaklaşır hem de uzaklaştırırsınız.
Alkolün ileri safhalarında, sarhoş olunduğunda bilinç tamamen yitirilir. Artık sabaha hatırlamadığınız davranışlar, sözler sizin bir parçanız olur.
İyi ama bunu kullanan kişinin unutması, yakınlarının da unutması demek değildir. Hatta onlarda açılan tahribat daha büyüktür. Gece kalbini kırdığınız birinden sabah hiç bir şey yokmuş gibi davranmasını beklemek cahillikten öte büyük bir vurdumduymazlıktır.

Bir alkolik düşünün ki sarhoş olduktan sonra başka birine dönüşmesin. Böyle bir şey yok!
Alkolle sağlığından olursun, parandan olursun, arkadaş çevrenden olursun, işinden olursun en ailenden de olursun ama en fenası KİŞİLİĞİNDEN olursun !
Kocası alkol kullanan bir kadının hislerini yalnızca yine bir başka alkoliğin karısı anlayabilir. Bunlar anlatılamaz sadece yaşanır.
Sonra evlilik iyi günde kötü günde hikayesinden dem vurmalar başlar. Kendi elleriyle inşa ettiği kötü günlerde kaderin ne suçu var ki bir de eşini o kaderi yaşamaya zorlarsın…

Alkol kullananları anlamak diye bir şey yok. Çünkü bu bir hastalık, anlaşılır tek yanı bu başınıza geldiyse tedaviyi kabul edip kontrol altına almanız gerektiğidir.
Bunu redderseniz kendi esaretinize mecbur bıraktığınız yakınlarınıza hiç bir konuda sitem etmeye de hakkınız yok.

Değişen hayat şartlarında insan gücünü kaybettiği anda hata yapma potansiyeli artar.. Bazen bu hatalar kişinin hayatına mal olur, bazen de karşınıza çıkan güzel insanların yardımıyla kendinizin farkına varırsınız. İşte bunlar gibi size uzatılan eli geri çevirip, hem kendinize hem sevdiklerinize zarar verecek alkole devam edip etmemek sizin elinizde. Sadece geleceğe huzur ve mutluluk fidanlarını dikin. Bırakın geçmişteki kurumuş ağaçları!
Yepyeni yemyeşil bahçeleri olan yerleri düşünün, içinde sevdiklerinizin şen kahkahaları olsun. Kurumuş ağaçları, sevdiklerinizin gözyaşlarıyla sulamayı bırakın ! Onlar öldüler. Hiç bir şey için geç kalınmaz. Ölüm bizim için bir sınır kapısıdır. O sınırı geçmeden önce her şey bizim elimizde.

Eğer yakınlarınızdan biri bu hastalıkla uğraşıyorsa sabırla yanında olun. Ama asla her yaptığını kabul ederek değil, yanlışları göstererek yanında olun. Uzattığınız eli bırakacak olursa da onun için yapabileceğiniz bir şey daha var unutmayın ! Dua etmek efendim sadece dua etmek …

Özge Güneş

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here