Ali Şir Nevai Kimdir ?

0
Ali Şir Nevai Kimdir ?
Ali Şir Nevai Kimdir ?

Ali Şir Nevai kimdir ?

 

Doğum tarihi  -9 Şubat 1441-  Herat ,Afganistan

Ölüm tarihi   3 Ocak 1501  Herat ,Afganistan

 

Babası Sultan Ebu Said’in veziri olan Kiçkine Bahşi idi.

Ali Şir Nevai’ye ilk eğitimini babası vermiş, daha sonraki eğitimlerini ise Horasan ve Semerkant’da devam ettirmiştir. Arkadaşı Sultan Hüseyin Baykara, Herat’da yönetimin başına geçince Ali Şir Nevai’yi, mühürdar yapmış ardından da vezirlik görevine tayin etmiştir.

Ali Şir Nevai, görevi esnasında bol bol kitap okumuş, ilim çevreleri ile sohbet etmiş, araştırma yapma imkanı bulmuştur. Bir süre sonra arkadaşı Hüseyin Baykar’a istifasını iletse de kabul edilmemiş, aksine Esterebad Valiliği’ne tayin edilmiştir. Ali Şir Nevai, bu görevde fazla durmamış ve 1490 yılında ayrılmıştır.

Aile varlığı bulunan Ali Şir Nevai, devletten hiç maaş almamış, aksine yardım da bulunmuştur. Topluma yararlı olmak, insanlara hizmet etmekten mutluluk duyan Ali Şir Nevai, çeşitli vakıflar da kurmuştur.

Kaşgarlı Mahmut’dan sonra Türk diline en büyük hizmet veren kişi  olarak tanınan Ali Şir Nevai, Muhakemetü’l-Lügateyn adlı kitabında Türkçe ile Farsça’yı karıştırarak, pek çok yerde Türkçenin üstünlüğünü savunmuştur. Kendisinin saygı ve takdir dolu bir hayatı olmuştur.  Türkiyeli pek çok şair Ali Şir  Nevai’nin şiirlerine nazireler söylemişlerdir.

 

Ali Şir Nevai’nin Eserleri

 

Türkçe Divan (5 tane)
Farsça Divan (5 tane)
Çihim Hadis (Kırk Hadis) ve Muhâkemetü’l Lûgateyn (İki sözlüğün karşılaştırılması)  Divan-ı Lugat-ıt Türk’ten sonra ikinci önemli kitaptır.

Hazâinü’l Maânî.

Garâibü’s-Sağîr.

Nevâdirü’ş Şebâb.

Bedâyiü’l-Vasat.

Fevâidü’l-Kiber.

Hayretü’l-Ebrâr.

Ferhat ve Şirin.

Leyla ve Mecnun.

Seb’a-i Seyyârem.

Sedd-i İskender.

Lisânü’t-Tayr.

Muhâkemetü’l-Lügateyn

Mecâlisü’n-Nefâis.

Mîzânü’l-Evzân.

Nesâimü’l-Mehabbe.

Nazmü’l-Cevâhir.

Hamsetü’l-Mütehayyirîn.

Tühfetü’l Mülûk.

Münşeât.

Sirâcü’l-Müslimîn.

Tarihu’l-Enbiyâ.

Mahbûbü’l-Kulûb fi’l-Ahlâk.

Seyfü’l-Hâdî.

Rekâbet-ü’l-Münâdî.

 

Muhâkemet-ül-Lugateyn’den bazı cümleler:

“Söz bir incidir ki onun denizi gönüldür ve gönül bütün anlamları kendisinde toplar. Nitekim denizden cevherleri dalgıçlar çıkarır ve onlara mücevherciler katında değer biçilir. Gönülden söz incileri çıkarma şerefine erenler de (dalgıçlar da) bu işin mütehassısıdırlar. O inciler bu mütehassıslar ağzında canlanır, nispetlerine göre yayılır ve ün kazanırlar. İnciler değer bakımından çok farklı olurlar. Bir tümenden yüz tümene kadar (bir liradan binlerce liraya kadar) olanları vardır. Elden ele geçen ucuz incilerle, sultanların kulaklarına küpe olan incilerin değerleri bir mi?

 

“… Şöyle bilinir ki, Türk Fars’tan daha keskin zekalı, daha anlayışlı, daha saf, daha pek yaratılışlıdır. Fars ise ilimde ve gayret sarfıyla elde edilen bir anlayışta daha olgun ve derin görünüyor. Bu hal Türklerin doğru, dürüst, temiz niyetinden, Farsların da fen ve hikmetinden belli oluyor… Velakin, Türk ve Fars dilleri arasındaki kusursuzluk veya noksanlık bakımından çok büyük farklar vardır. Söz ve ibarede, kelimelerin anlam ve kavramında, Türk Fars’tan üstündür. Türkün öz dilinde öyle incelikler, güzellikler, sanatlar vardır ki inşallah yeri gelince gösterilecektir… “

 

“… Türkün Fars’tan daha üstün, daha kabiliyetli, daha açık ve parlak olduğunun şundan kuvvetli delili olur mu: Bu iki milletin gençleri, ihtiyarları, büyükleri, küçükleri arasında kaynaşma aynı derecededir. Alış-verişleri, işleri, güçleri, düşüp kalkmaları, oturup durmaları, birbirinden hiç farklı değildir. Aynı hayat şartları içinde yaşarlar… Böyle olduğu halde Türklerin hepsi Farsça’yı kolayca öğrenir ve konuşur. Oysa Farsların hiç biri Türkçe konuşamaz. Yüzde belki binde biri Türkçe öğrenir ve konuşursa da, onun Türk olmadığı daha ilk sözünden belli olur… Türkün Fars’tan kabiliyetli olduğuna bundan daha kuvvetli tanık olamaz ve hiçbir Fars bunun aksini iddia edemez… “

 

“… Fars dili yüksek ve derin konuları anlatmada yetersizdir. Çünkü Türkçe’nin oluşumunda ve konularında pek çok incelik, özgünlük vardır. İnce farklar, en uçucu kavramlar için bile kelimeler yaratılmıştır ki bilgili kimseler tarafından açıklanmazsa kolay anlaşılamaz. “

 

“… Türkün bilgisiz ve zavallı gençleri güzel sanarak, Farsça şiirler söylemeye özeniyorlar. İyi ve etraflı düşünseler, Türkçede bu kadar genişlikler, incelikler, derinlikler ve zenginlikler durup dururken, bu dilde şiir söylemenin ve sanat göstermenin daha kolay, şiirlerinin daha beğenilir olacağını anlarlar.

 

Ali Şir Nevai’nin ölümü

Ordusu ile birlikte Herat’tan ayrılan Sultan Hüseyin Baykara, Ali Şir Nevai’yi kendi yerine vekil bırakmıştır. Ali Şir Nevai, bu dönemde kalp krizi geçirmiştir. Sultan Hüseyin Baykara, tahteravanıyla Herat’a getirmiştir ancak ünlü şair bu hastalıktan kurtulamamış ve  -3 Ocak 1501-  tarihinde vefat etmiştir.

 

Rahmetle anıyoruz.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here