Ahlak Felsefesi (Etik)

0

AHLAK FELSEFESİNİN KONUSU

1.Felsefe Açısından Ahlak

¤ Ahlak, insanların toplum içindeki davranışları ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kurallar sistemidir.
¤ Ahlak felsefesi (etik) ise, insanın eylemlerini özel bir problem alanı olarak ele alır. Bu alanı yöneten ilkeleri inceler. Ahlaklılığın ne olduğu üzerinde durur; özünü ve temellerini araştırır; insanın eylemlerinde özgür olup olmadığını sorgular.
¤ Ahlak felsefesi, ahlaki eylem ile ahlaka karşı eylemin ayrımı için ölçütler koyar. Neyin yapılması gerektiğini, hangi eylemin iyi olduğunu, neyin yaşama anlam kazandırdığını gösterir.
¤ Ahlak felsefesi, ahlak üzerine derinliğine düşünme, başka deyişle felsefe yapmaktır.

2.Ahlak Felsefesinin Temel Kavramları

  • İyi-Kötü
İyi, insan iradesinin akla dayalı bir seçim sonucunda değer verdiği, yararlı bulduğu şey olarak tanımlanabilir.
Bir kişi için iyi olan bir şey, başka biri için kötü olabilir.
  • Özgürlük
Genel anlamda özgürlük, kişinin kendi dışında bir baskı ya da zorlama olmadan, kendi kendisini belirlemesi anlamına gelir.
Ahlaki anlamda özgürlük ise, daha çok bir irade özgürlüğü’dür. Yani kişinin iyi ve kötü, değerli ve değersiz olan karşısında, bir seçim yapabilmesi özgürlüğüdür.
UYARI;
Özgürlük, bireyin keyfine göre davranması, isteklerini dilediğince doyurma olanağı bulması demektir.
  • Sorumluluk
Ahlaki anlamda sorumluluk, kişinin eylemlerinin sonuçlarını üstelenebilmesi anlamına gelir.
NOT;
Sorumluluk, irade özgürlüğünü varsayar. Başka bir değişle, eylemlerini özgürce karar vermeyen bir kimsenin, bu eylemlerin hesabını vermesinden, onların sonuçlarını üstlenmesinden söz edemez.
  • Erdem
İradenin “ahlaksal iyi “ ye yönelmesidir.
  • Vicdan
Bireyin kendi tutum ve eylemlerini değerlendirme gücü ya da yetisidir.
  • Ahlak Yasası
Uyulması ahlak açısından gerekli olan genel-geçer kurallardır.
  • Ahlaki Karar
Kişinin, ahlaki tercihlerine göre ahlak yasasına uygun olarak verilmiş olan kararıdır. Bu karar, sorumluluk temeli üzerinde verilmiştir ve ahlaki eylemle sonuçlanır.
  • Ahlaki Eylem
Kişinin tercihlerine, kendi istek ve emellerine göre gerçekleştirdiği davranış tarzıdır.
  • Mutluluk
Ahlaki eylemlerin insana sağlayacağı ruh huzurudur.

3.Ahlak Felsefesinin Temel Soruları

¤ Ahlak felsefesinin temel sorularının başında “insan ahlaki eylem de bulunurken gerçekten özgür müdür?“ sorusu gelir. Bu soruya bazı filozoflar olumlu, bazıları olumsuz yanıtlar vermiş ve çeşitli kanıtlar ileri sürmüşlerdir.
İndeterminist Görüş: İnsanın, ahlaki eylem de bulunurken özgür olduğunu savunan görüştür. Bu görüşe göre, insan bir davranışta bulunurken kararını özgür olarak, kendi iradesiyle verir.
Determinist Görüş: İnsanın, ahlaki eylem de bulunurken özgür olmadığını savunan görüştür. Bu görüşe göre insan kendi iradesiyle özgürce kararlar veremez. Dünyada meydana gelen her şey gibi, ahlaki seçimler ve davranışlar da kendilerinden önce gelen bazı olaylar tarafından belirlenir.
Otoderminist Görüş (Ahlaksal Özerklik): Bu görüşe göre, insan sağlam bir kişilik oluşturabilmişse, doyurucu bir bilgi birikimine sahipse özgürdür. Böyle bir kişi, kendi ahlaki değerlerini oluşturabilir, karar ve davranışlarına bunlara göre yönlendirebilir.
UYARI;
Özgür olmayan bir kişiyi, eylemlerinden dolayı sorumlu tutmak, gerçeklerle çelişir. “İnsan özgür değildir.“ Dersek, ahlakı ortadan kaldırmış oluruz. Kısacası, özgürlük, ahlâkın ön koşuludur. Fakat özgürlük, canımızın istediğini yapmak değildir. Ahlaki özgürlük, bir karar özgürlüğüdür.
¤ Ahlak felsefesinin bir başka sorusu “ahlâki eylemin amacı nedir?“ sorusudur. Bu soruya aylak felsefesi’nde; ödev, mutluluk, Tanrı sevgisi, haz, fayda, bencilik, üstün insana ulaşmak gibi çeşitli yanıtlar verilmiştir.
¤ Ahlak felsefesinin bir başka sorusu “ahlak yargılarının nitelikleri nelerdir?“ sorusudur.
NOT;
– Ahlak yargıları, değer yargılarıdır. Bunlar gerçekleri değil, bir değerlendirme dile getirirler.
– Ahlak yargıları, yapılması istenen bir eylemi bildirir; “olması gereken “ i ortaya koyar.
– Ahlak yargıları, değişkendir. Toplumdan topluma ve zamandan zamana değişir.
– Ahlak yargıları, insanın özgür seçimine dayanır ve onun davranışında irade egemendir.
– Ahlak yargıları değerlerle ilgili olduğundan evrensel değildir.
– Ahlak yargılarına, biçim değiştirmiş yargılar gözüyle bakılabilir. Örneğin; “yalan söylemek kötüdür.“ Yargısı, aslında “yalan söyleme!“ biçiminde bir buyruktur.
¤ Aylak felsefesinin temel sorularından biri de “kişi vicdanının karşısında evrensel bir ahlak yasası var mıdır?” sorusudur. Bu soruya bazı filozoflar olumlu, bazıları olumsuz cevaplar vermişlerdir. Bu soru ahlak felsefesi’nde, en çok üzerinde durulan sorudur.
¤ “Ahlaki eylemlerin nitelikleri nelerdir?“ sorusu da ahlak felsefesinin sorularından biridir.
NOT;
– Ahlaki eylem bilinçli olmalıdır. Bilinçsizce yapılan bir davranış iyi sonuçlar doğursa bile ahlaki sayılamaz.
– Ahlaki eylemlerin dayandığı ilkeler evrenselleştirilebilir olmalıdır. Zaman zaman yapılan iyi davranışlar ahlaki sayılmaz.
– Ahlaki eylemler benzer nitelikteki durumlar için de geçerli olmalıdır. Bu, ahlaki eylemlerin tutarlılığıdır.

Etiğin Temel Problemine Farklı Yaklaşımlar

Evrensel Ahlak Yasasının Olup Olmadığı Problemi
Ahlak felsefesi’nde en çok tartışılan problemlerden biri “evrensel bir ahlak yasasının olup olmadığı“ problemidir. Bazı düşünürler bu soruyu olumsuz, bazıları olumlu yanıtlamışlardır.
A. Evrensel Ahlak Yasasının Varlığını Reddedenler;
Aylak eylemleri sadece sonuçları açısından değerlendiren ve evrensel bir ahlak yasasının olamayacağını savunan başlıca görüşler arasında hazcılık, yaratıcılık, bencilik ve anarşizm gibi öğretiler sayılabilir.
Hazcılık (Hedonizm)
“Ahlâki eylemin amacı hazdır.“
Hazzın yaşamdaki tek gerçek ya da en yüksek iyi olduğunu savunan öğretidir. Yani, gerçekten iyi olan tek şey, insanın alacağı hazdır.
Temsilcileri: Aristippos ve Epikuros
Aristippos, hazlar arasında en küçük bir ayrım yapmaz; yani ister maddi ister manevi olsun, bütün hazlar nitelik bakımından birbirlerinin aynıdır.
Epikuros’a göre de tüm insanlar, daha doğdukları andan başlayarak hazzı arar, acıdan kaçarlar. Mutluluğu acıdan kaçarak ve hazlar elde ederek ulaşırlar.
NOT;
Epikuros, hazlar arasında bir ayrım yapar. Ona göre Ma’nevi hazlar, maddi hazlardan daha değerli ve önemlidir. Epikuros’un ahlâkın, kişinin maddi ve manevi gereksinimleri arasında denge kurabilmesi fikrine dayanır. Bunun için hiçbir şeyde aşırıya kaçmamak, Ölçülü bir yaşam sürmek, acı verecek davranışlardan sakınmak gerekir.
Faydacılık (Pragmatizim)
“Ahlâki eylemin amacı faydadır.“
Bir eylemin ahlaki değeri, söz konusu eylemin sonuçlarının iyiliğini ve kötülüğüne göre değerlendirilir. Mutluluğu sağlayan şey faydadır.
Temsilcileri: William James, John Dewey
Pragmatizim, yapılan her eylemin kişinin mutluluğunu artırması ya da azaltmasına göre değerlendirilebilmesi gerektiğini söyler. Pragmatizim iyi hazla, kötü ise acıyla eşit kılar. Bu nedenle yaratıcılık, bir hazcılık türü olarak karşımıza çıkar.
UYARI;
Haz ahlakı ile bir çok ortak noktaya sahip olan yaratıcılığa göre de, yaşamda gerçek anlamda değer olan tek şey hazdır. Fakat Hazcılık iyi hazza eşitler ve hazzı yalnızca birey açısından değerlendirir.
Oysa yaratıcılık, iyi“ en yüksek sayıda insana, en yüksek mutluluğu sağlayan şey“ olarak tanımlar. Yani yaratıcılık has temeline dayansa bile bu haz, birey açısından değil, çoğunluk açısından değerlendirilen bir hazdır.
Bencilik (Ahlaksal Egoizm)
“Ahlaki eğilimin kaynağı ben sevgisidir.“
Bencilik, günlük değilde başkalarını dikkate almadan yalnız kendine, kendi çıkarını düşündüğü anlamına gelir. Etik değilse insanın tüm eylemlerinin “ben sevgisi”yle belirlendiğini, ahlaklığında kendini koruma içgüdüsünün dışa vurmasından başka bir şey olmadığını ileri süren öğretidir.
Temsilcisi: Thomas Hobbes
Hobbes; İnsanın psikolojik özelliklerinden hareket eder. Ona göre insan, doğuştan bencildir ve onda egemen olan kendini koruma güdüsüdür. Herkes kendi çıkarını korumak için çalışıyor ve bu yüzden başkalarıyla çatışma durumuna girer. Ahlaklı davranış, çatışma durumunu önlemek için bir araçtır.
UYARI;
Egoizme göre ahlaki eylem de önemli olan, bireylerin çıkarına uygun olan sonuçtur.
Anarşizm
“Baskıcı tüm kurumlar yıkılmalıdır.“
Anarşizm, ana düşünce olarak insanların devlet olmadan da yaşayabileceklerini savunan öğretidir. Bireye önem verir ve bireysel isteklerden daha üstün bir şey olamayacağını savunur.
Temsilcileri: Proudhon, Bakunin, Kropotkin ve Stirner.
Bakunin’e göre ahlak, yıkılması gerekenler arasındadır. Çünkü ahlak, insanları daha kolay yönetmek için uydurulmuş kurallar yumağıdır.
Stirner de ahlaksal değerlerin bir takım soyutlamalar olduğunu belirtir. Kendisine yönelmesi gereken bir gerçek tanımadığını, insan için bir ödevin olmadığını öne sürer.
UYARI;
Hazcılık, yaratıcılık, bencilik ve anarşizmi ek olarak Nietzsche’nin ve Sartre’ın ahlak öğretilerinden söz edilebilir. Bu anlayışların anarşizm ile bir ilgileri bulunmaz.
Nietzsche
“Ahlaki eylemin amacı üst insana ulaşmaktır.“
İnsan için mutluluk haz da değil, güçlü olmaktadır. Böyle bir mutluluğa varmak ise, sert bir disiplin gerektirir. Duygularını, eğilimlerini yücel’ten insan, gerçek insan varlığına ulaşır. Bu ideal insan, üstün insandır.
Nietzsche; İnsanın ahlaki değerleri olduğu gibi benimsemek yerine, yeni değerler yaratması gerektiğini savunur. İnsan değerleri hazır bulamaz, çünkü değerleri ona aktaracak hiç kimse yoktur.
Sartre
“Tek mutlak değer özgürlüktür.“
Ona göre insan, tanrı tarafından önce özü (mahiyeti) düşünülmüş ve sonra bu öze göre yaratılmış bir varlık değildir. İnsanın kendisinden önce gelen ve onu belirleyen bir özü yoktur. Ona göre varoluş özden önce gelir.
İnsan, öncelikle var olur ve kendisini daha sonra tanımlar. İnsanın kendisini nasıl yaparsa, öyle olur. İnsan, kendisi için varlıktır, bilinç ve özgürlüktür. Sartre, bu düşünceyi “insan özgürlüğe mahkûmdur.“ sözüyle dile getirir. Hangi koşullar içinde bulunursak bulunalım, biz özgürüz ve yaşamımızı, kendi kararlarımızla yönlendiririz.
NOT;
Özetle;
– Haz ahlakına göre herkese haz verecek şeyler değişik olduğundan,
– Benciliğe göre, bencil olan insanların düşüncelerin de barış isteği dışında ortak bir nokta olamayacağından,
– Anarşizm de, tüm baskıcı kurum ve kuralların kalkması savunulduğundan,
– Nietzsche’de, değişme nedeniyle salt doğruluk diye bir şey olamayacağından,
– Sartre’de ise doğrular, sadece bugünün doğruları olabileceğinden, evrensel bir ahlak yasası olamaz.
B. Evrensel Ahlak Yasasının Varlığını Kabul Edenler;
Evrensel bir ahlak yasasının bulunup bulunmadığı problemine ikinci yaklaşım, evrensel bir ahlak yasasının bulunduğunu kabul eden yaklaşımdır. Burada ise iki alternatif vardır;
– Ahlak yasası, öznel özellikler tarafından belirlenir.
– Ahlak yasası, bireyden bağımsız olarak, birtakım nesnel özellikler tarafından belirlenir.
» Evrensel Ahlak Yasasını Belirleyen Özellikler;
a. Öznel Özellikler
Bu grupta yer alan filozoflara göre, insanların ahlaki eylemlerinde kendilerine yol gösteren bir ahlak yasası vardır. Fakat, bu evrensel ahlak yasası, insandan bağımsız değildir; yani Tanrı’dan ya da objektif bir takım değerlerden kaynaklanmaz. Bu yasa, insanın doğası ile ve koşulları ile ilgilidir, insanın özellikleri tarafından belirlenir. Bu görüşü faydacı ahlak anlayışında buluyoruz.
UYARI;
Fayda ahlakının temsilcileri olan filozoflar, ahlaki eylemi haz ve fayda temelinde ele aldıkları için, evrensel ahlak yasasının varlığını kabul etmeyenler arasında belirtilmiştir. Ancak onların haz ve yarar anlayışı, tek kişinin değil, genelin çıkarı ve mutluluğuna yönelik olduğu için bu filozoflar aynı zamanda evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eden görüşler içinde sayılır.
Stuart Mill’e göre de, bütün ahlaklılık, insandaki evrensel mutluluk duygusuna dayanır. Burada mutluluk deyince, Mill duygusal isteklerin tahminini değil, toplumsal duyguların tahminini anlar. (Utilitarizm)
Henri Bergson da evrensel ahlak yasasını öznel özelliklerin belirlediği görüşündedir. Ona göre ahlâki eylemin ölçütü “sezgi “dir. İnsan neyin iyi, neyin kötü olduğunu ancak sezgiyle kavrayabilir.
b. Objektif Özellikler
Bu grupta yer alan filozoflar, evrensel bir ahlak yasasının varlığını kabul ederler. Fakat onlara göre, bu ahlak yasasının kaynağı insanda bulunmaz. Bu yasanın kaynağı insanın dışındadır ve o, kendisini insana zorla kabul ettirir. Yani bu yasanın insandan bağımsız objektif bir temeli vardır.
Sokrates’e göre ahlâki eylemin amacı “mutluluk“, kaynağı ise “bilgi “dir. Bilgi insanları doğru eyleme, bilgisizlik yanlış eyleme götürür. Bilginin yolunu izleyen, erdemli ve mutlu olur. Ona göre bilginin içeriği, iyi olmasıdır. İyi, belli bir amaca hizmet eden ve fayda sağlayan şeydir. Hiç kimse bilerek iyiden kaçamaz.
UYARI;
“Bilgi erdemdir“ ve “hiç kimse bilerek kötülük yapmaz“ önermeleri Sokrates’in ahlak felsefesinin temelidir.
Platon; kesin, genel-geçer bir bilginin varlığını nasıl “idealar kuramı”ndan kalmışsa, evrensel bir ahlak yasasının varlığını da aynı kurama dayanarak açıklamıştır. Ona göre, idealar dünyasında bir iyi ideası vardır. Bu iyi ideası, iyilik dediğimiz şeyin özünü meydana getirir. Aynı şey, tüm değerler için geçerlidir. Aynı şekilde bir adalet ideası, bir cesaret ideası, bir ölçülülük ideası vardır.
NOT;
Platon’a göre, içinde yaşadığımız bu dünyada mutlak olarak adil olan, mutlak olarak doğru olan, mutlak olarak iyi olan hiçbir şey bulunmaz. Değişmez değerlerin, normların, ideaların bilgisini akıl yoluyla ulaşarak, bu bilgiyi ahlaki eylemlerimize temel yapmalıyız.
Farabi’ye göre, mantığın bilgi yasalarını ortaya koyması gibi, ahlâk da insanın izlemesi gereken yolun ana kurallarını ortaya koyabilir. Bunu gerçekleştirecek yetkili organ akıldır. Akıl bir eylemin “iyi” ya da “kötü” olduğunu karar verebilir. İnsan istenci de seçme gücüne sahiptir. Çünkü seçme, ussal düşünceye dayanır. Böylece insan “etkin akıl” la iyinin bilgisine ulaşabilir.
NOT;
İnsan, akıl yoluyla iyiyi kötüden ayırt edebilir. En yüksek erdem bilgi olduğuna göre, bilge sağlayan akıl, insan davranışları konusunda yargıda bulunma gücü taşır. Farabi’ye göre, iradenin akla dayanan düşünceler üzerine kurulduğunu bilen insan, özgürlüğe ulaşabilir.
Spinoza’ya göre evrensel ahlak yasasını belirleyen en önemli öge insanın, kendisinin de bir parçası olduğu doğal düzenini anlamasıdır. Sonrada, bu bilgiye dayanarak, ahlaki bir biçimde davranmasıdır.
Spinoza’ya göre insan, tutkular ve düşünce ikilemi içinde yaşar. Tutkular ruhun karışık ve bulanık yanını oluşturur ve bunlar güçsüzlük, erdemsizlik ve yetkisizlik halleridir. Tutkuları içinde insan bir köle değil, düşünce durumunda ise özgürdür. Özgürlük erdemdir. Buna göre, ahlâkın ödevi düşünce yardımıyla tutkuları yenmektir.
NOT;
Ahlaki hayat, aklın tutkulara karşı savaşıdır, amacı; insanı, tutkularının kölesi olmaktan kurtarıp, onu özgür kılmaktır. İnsan özgürlüğe yalnız bilgiyle ulaşabilir. Bilmek, Tanrı’yı bilmek demektir ve Tanrı’yı bilmek ise varolan olarak algıladığımız her şeyin tanrının özünden doğduğunu bilmektir.
Kant’a göre, ahlaki olay, iradenin ahlaki bir karar vererek bunu eyleme dönüştürmesidir. Bu da evrensel bir ahlak yasasına göre olur.
NOT;
Kant, bu evrensel ahlak yasasına kategorik İmparatif (koşulsuz buyruk) adını verir.
Kant’a göre ahlâki eylemin amacı mutluluk olamaz. Çünkü mutluluk değişken ve öznel bir kavramdır. Böyle olunca, eylemlerimizin ahlaki olması ya da olmaması değişecek, birinin ahlaki bulduğu bir eğilimi başka biri ahlaki bulmayacaktır.
NOT;
Kant’a göre herkes için aynı kalan, değişmeyen temel, “iyi isteme” (iyi niyet) ve “ahlak yasası” dır. Başka bir değişle bir “ödev “dir. Ona göre ödev, her çeşit duygunun, özellikle de çıkar duygusunun ötesinde ahlak yasasına, sadece “yasa saygısı” duygusuyla bir boyun eğiştir, kesin bir buyruktur.

Ahlak Yasasının Evrensel Dinlere Göre Temellendirilemesi

Evrensel dinler; Müslümanlık, Hristiyanlık ve Yahudilik’tir. Evrensel dinlerde ahlak yasası tanrının iradesine bağlıdır. Tanrı, buyruklarını peygamberlere vahiy yoluyla bildirir. Bu buyruklar peygamber tarafından insanlara iletilir. Tanrı’nın buyrukları tartışılmaz doğrulardır ve inanan insanlar tarafından olduğu gibi kabul edilir. Ahlaklı davranmak, Tanrı buyruklarına uygun davranmaktır.

Tasavvuf Düşüncesinde Evrensel Ahlak Yasasının Temellendirilmesi

Tasavvuf düşüncesinde Tanrı’ya varmanın yolu gönüldür. Tanrı’ya sevgiyle varılır. Tanrı’ya duyulan aşk, insana duyulan aşktan farklıdır. Tanrı’ya duyulan aşk, ezeli-ebedi ve gerçek olana duyulan aşktır, emektir. Bu durum ise, hoşgörüyle karşılanmaz.

 

KÜÇÜK SÖZLÜK

Amoral: Ahlak dışı.
Antimoral: Ahlak karşıtı.
İmperatif: Buyruk. Kişisel ilkelerin karşısına konulan nesnel bir gerekliliği dile getiren ahlak önermesi.
Utilitarizm: Faydacı ahlak anlayışı.
Hedonizm: Hazcılık.
Kinizm: Topluma kayıtsızlık ahlakı.
Moralite: Ahlaka uygunluk.
Eudaimonizm (Mutlulukçu Görüş): Hayatın anlamını, mutlulukta bulan farklı ahlak öğretilerine verilen ad.
Ödev Ahlakı: Ahlaki davranışı, belirli bir ahlak yasasına uyma olarak kabul eden öğreti.
Özgecilik (Alturizm): Başkalarının iyiliğini yaşam ve davranış ilkesi yapan görüş. 
Yazgıcı Görüş (Fatalizm): Her şeyin alın yazısına göre önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğini savunan görüş. 
Narsizm: Kişinin kendi ruhsal ve bedensel benliğine, kimliğine aşırı bir beğeni duyması.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here