Ağlamadık Diye Mutlu Sanıyorlar

0
45

İnsanların şu görmezden gelme huylarından gerçekten nefret ediyorum! Böyle direk konuya dalmış gibi oldum ama başlıktan da anlayacağınız üzere derin sulara dalacağız sevgili dostlar!

Ağlamadık Diye Mutlu Sanıyorlar!

Tabi ki de bizim mutsuz olmamız kimseyi ilgilendirmez fakat umurunda olmamasına rağmen bin kez ”İyi misin? Ne oldu?” diye sorarak zorla anlatmamızı isteyen kişilerin tüm anlattıklarımızdan sonra ” Boşver ya, geçer” diyerek anlattıklarımıza burun kıvırmaları yok mu!

Kardeşim biz senin zaten dedikodu malzemesi aradığını, sadece merakını dindirmek için araştırdığını ve laf olsun diyerek hal hatır sorduğunu biliyoruz. Hayır yani anlat diyerek zorlama amacın ne? Eğer böyle gerçekten samimi olduğunu falan  düşünüyorsan bil ki çok gereksiz insan kategorisine giriyorsun! Hem de çok çok gereksiz bir insan!

Şunu da demeden edemeyeceğim! Hani dedim ya tamam mutsuz olmamız kimseyi ilgilendirmez diye, aslında mutlu olmamız da kimseyi ilgilendirmez. Ah bir de bizim mutlu olmamızı sindiremeyen dost görünümlü sinsiler var değil mi? Hani taş nerede? Biri taş versin bana ezeceğim yılanın başını!

Ne yazık ki bu söylediklerim klavye artistliği olarak burada kalacak çünkü hepimiz biliyoruz ki bu hayatta bir kişiden nefret etsek de şartlar gereği o insana katlanmak zorundayız. Bizi sinir eden hareketlerine de, iki yüzüne de, çevremizde dolanmasına da!

Aslında millete ikiyüzlü diyoruz fakat bu hayatta her insan sürekli ortalıkta maske takmış gibi dolanıyor. Karşımızdaki insanın kötü olduğunu, bize karşı bir dansöz edasıyla kıvırta kıvırta 180 derece döndüğünü bilmemize rağmen şartlar gereği bizler de onun yüzüne gülerek mevlana misali dönerek onun gibi ikiyüzlü olmuyor muyuz?

Ha içinizde ”ben ikiyüzlü değilim!” diyerek diklenen varsa buyursun anlatsın derim de inanmam arkadaşlar. Şahsen bende üniversitedeki kendini hoca sanan fakat 1 yıl boyunca bize program açıp kapatmaktan başka bir şey göstermeyen çok sevdiğim (!) hocama (!) diklenecek yürek yok. Neden yok? Çünkü öyle bir şey yaparsam dersten kalırım ve dönemim uzar. Dönemim uzarsa ne olur? Gelsin annemle havada uçan terliklerden, tahta ve demir kaşıklardan kaçarak sığınacak delik arama oyunları!

Ve size bir sır vereyim mi? Ben o yiyeceğim dayağın korkusundan ülkeyi terk etme raddesine gelsem yine de kaçamam! Aynı şekilde tıpkı sizlerin de sorumluluklarınızdan kaçamayacağınız gibi. Bu hayatta herkesin mutlaka sevmediği fakat yüzüne gülmek zorunda kaldığı birileri vardır. Akrabanız, komşunuz, iş arkadaşınız, patronunuz, müşteriniz… Bu liste uzar da uzar!

Hatta en beterini size fısıldayayım mı?

KAY-NA-NA

KAY-NA-TA

Hadi! Hadi birine karşı ters bir hareket yapın? Yapamazsınız değil mi? Hadi yapın da önce eşinizle sonra da tüm akrabalarla papaz olun.  İşte buda böyle bir zorunluluk. Neyse konudan fazla uzaklaşmadan cümleleri toparlayalım.

Ağlamadık Diye Mutlu Sanıyorlar!

Allah affetsin şu başlığı okudukça çevremdekileri düşünüp istemsizce sövmeye başlıyorum. Sizleri bilmem de ben ağlamayı değil fakat başkalarının yanında ağlamayı acizlik olarak görüyorum. Şimdi içinizden ”saçma!” diyerek burun kıvıranlarınız elbette çıkacaktır fakat bir sorun bakalım ben neden böyle düşünüyorum? Böyle düşünüyorum  sevgili dostlar çünkü ben gördüm ki siz başkalarının yanında ağladığınızda beş duruma düşüyorsunuz.

1-) Ay şuna bak kendisini acındırmaya çalışıyor. Aklı sıra ilgi görecek!

2-) Of bu sümsük de her şeye ağlıyor. Buna da ağlanır mı canım!

3-)Dur ben bunun ağlarken anlattıklarını aklımın bir köşesine yazayım da ileride bana yamuk yaparsa yüzüne yüzüne çarparım, hatta millete bu hallerini anlatarak dalga geçerim!

4-)Şimdi ben bu ağlarken yanında olayım da ileride kavga ettiğimizde kullanırım. Ben haksız olsam dahi ‘‘Ben senin yanında oldum sen nasıl bana bunu dersin” diyerek ‘‘vefasız” konumuna düşürüp başkalarına da ben haklı görünürüm.

5-) Hiii hemen şunun neden ağladığını öğrenelim, yeni dedikodu var!

Aranızda haksız olduğumu düşünen var mı? Vallahi ben gördüğüm, şahit olduğum şeyleri yazıyorum. İşte tam da bu yüzden bana göre başkalarının yanında ağlamak acizliktir. Bunu bana düşündüren tamamen insanlar oldu. Yaşadığım ve gördüğüm olaylardan ders alarak artık ne gözyaşlarımı ne de mutsuzluğumu insanlara yansıtmıyorum çünkü insanlar beni bunu yapmaya korkar hale getirdiler.

Eminim bu yazıyı okuyan on kişinin dokuzu benim gibi duygularını yansıtmaktan korkar hale gelmişlerdir. Eh haliyle artık üzgün olduğumuzda daha fazla gülmeye başlıyoruz. Sizi bilmem de bana ”a” deseler gülmeye başladım ayol! Resmen şu gencecik yaşımda insanlar yüzünden deli damgası yemeye korkuyorum!

Ağlasan bir dert, gülsen bir dert! Kısacası insanlara hiç ama hiç yaranılmıyor!

Aman zaten sizi bilmem de benim o sinsilere yaranmak gibi bir amacım da yok çok şükür. Bence sizin de olmasın. Tabi karşınızdaki patronunuz, müdürünüz vb. gibi bir şey ise azcık, ufacık yağcılığın bir zararı da olmaz ama değil mi?

Ben Hakan Hocam’a final zamanı genelde ”Yüce Hakan” diyerek sesleniyorum. Bir işe yarıyor mu derseniz dersinden kaldım fakat belki sizin işinize yarayabilir değil mi? Benim hocam bana can çekiştirmekten zevk alıyor diye sizin patronunuz da sizin sürünmenizden zevk alacak değil ya!

İşte sevgili dostlarım sadede gelecek olursak insanların gözünde ağlarsak aciz ve güçsüz, gülersek ise güçlü oluyoruz. Bunu, bu mantığı hangi karaktersiz ortaya attı bilmiyorum fakat çoğu insanın düşündüğü bir yargıdır bu. En yakınınızdaki insan bile ters düştüğünüzde sizi acılarınızdan vurmaya çekinmez!

Tam da bu yüzden beni mutlu sanmaya devam etsinler. Şayet o kazığı yemiş biri olarak ”bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek kendi köşemde başkaları tarafından çelme takılıp yere düşmeyi ve sonra tek başıma düştüğüm yerden kalkmayı tercih ederim.

Gülen maskemin altında akan her bir yaşım beni daha da güçlü bir hale getirdi! İnsanlar fark etmeden ağladım ve yine onlara malzeme vermeden onlarca kez düştüğüm yerden sessizce kalkarak yoluma devam ettim.

Hiç unutmam lise yıllarımda yaşadığım bir olay var. Dedim ya insanların yanında ağlamam diye, ben insanları da umursamam. Çevremdekilere karşı umursamaz ve güçlü bir profil çizerim ki bana dokunmadan önce iki kez düşünsünler. Bizim sınıfta da ona buna ağlayan ufacık tefecik bir arkadaş vardı. Böyle en önde oturan sınıfın zekilerinden biri. Onun yanında da sınıf birincisi.

Bunların ikisi dört yıldır çok iyi arkadaşlar ve son sınıfta sınıf birincimiz bizim bu ufak tefek arkadaşa ”Aramıza biraz mesafe koyalım, ben sadece sınava odaklanmak istiyorum.” diyerek kızı yanında kovuyor fakat ne hikmetse bir köşede test çözmek yerine sınıftan başka iki kişi ile gülüp eğlenmeye başlıyor.

Tabi bizim ufak tefek dostumuz da karalara bağlayarak tam üç ders boyunca aralıksız ağlıyor, hadi sustur surturabilirsen. Tabi benden kaçar mı? Ben olayı çoktan anladım. Bizim bu sınıf birincimiz dört yıllık dostunu neden sattı biliyor musunuz? Bizim sınıf birincimiz o ufak tefek kız dört yıldır onun yanında olmasına rağmen sadece son denemelerde ondan yüksek not aldığı için dostunu kıskanmış ve ona diş bilemişti.

İşte insanlar kendi çıkarları uğrunda büyük küçük fark etmeksizin başkalarını basamak olarak kullanmaktan asla ama asla çekinmiyor. Fakat bu hikaye de burada bitmiyor!

Baktım bizim ufak tefek kızın susacağı yok aldım bunu orta sırada en arkadaki sıramın yanına oturttum. Bir de ”ağlarsan çakarım bir tane!” diye de gözünü korkuttum, baktım ondan sonra kızın gıkı çıkmıyor. Öyle bir 20-30 dakika durduktan sonra bir anda bana dönerek ”Keşke senin kadar güçlü olabilseydim. Ne insanları umursuyorsun ne kimse seni üzebiliyor. Dört yıldır bir kez bile ağladığını görmedim, keşke senin gibi duygusuz olabilsem” demez mi!

Yüzümde bir tebessüm oluştu onlar yine sandı ki umursamadığımdan gülüyorum fakat o gülümseme öyle acı bir gülümsemeydi ki sizlere anlatamam fakat anlatmaya çalışırım. Gerçekten kalbimin acıdığı değil de yandığı tek an o an oldu. Kendi kendime dedim ki ”Biriniz anlayın be! Biriniz umursamaz değil de umursamıyor gibi rol yaptığımı anlayın. Biriniz gülmek için değil de ağlamamak için güldüğümü görün! ”

Ama anlamadılar, belki de anlamak istemediler. Ya da görmek için değil de sadece bakmak için baktıkları için anlayamadılar. Gerçi anlasalar dahi ”boşver” demekten başka bir şey yapacaklarını da sanmıyorum ya neyse.

İşte böyle böyle derken maskelerimiz ile yaşamayı öğreniyoruz be azizim. Kalbimiz yana yana ağlamamak için gülmeyi, acı çekmemek için sevmiyormuş gibi yapmayı öğreniyor ve zamanla bunlara alışıyoruz.

Ağlamadık diye mutlu sanan, bakan ama görmeyen her yüreğe selam olsun…

Fatmanur Dereköylü
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here