Acı Katliam Çingene Soykırımı

0
26

Çocuklar herzaman her devirde acı çekmiştir maalesef..Hiçbir günahları yokken ve hiçbirşey bilmeden öldüler veya katledildiler..Ama bir zaman var ki sadece çingene oldukları içinde hayatlarından koparıldılar.. Nedeni ise sanat yetenekleriyle ve özgün yaşam tarzlarıyla dünyanın pek çok ülkesinde kültürel bir renk olarak kabul edilen ve hoşgörülen çingeneler, Nazi Almayası’nda insanlık dışı bir nefretin hedefi oldular.. Nazi ırkçı ideolojisine göre Çingeler “yok edilmesi gereken aşağı ırklar” olarak görülüyordu..

Çingenelerin ‘toplu imhası’ 1941 Sonbaharı’nda başladı. Bu dönemde Çingeneleri bulmak, öldürmek ya da toplama kamplarına göndermek için özel Einsatzgruppe timleri bile  kurulmuştur. Almanya’dan on binlerce Çingene (kadın, yaşlı, çocuk ve bebek dahil) Polonya’ya ve oradan Belzec, Treblinka, Sobibor ve Majdanek toplama kamplarına gönderilmişlerdir. Hollanda, Fransa ve Belçika’dan yola çıkarılan 30 bine yakın Çingene de Auschwitz’e göndermiştir. Bu insanların çok büyük bir bölümü Naziler tarafından öldürülmüştür. Auschwitz Müzesi Tarih Bölümü Müdürü Dr. Franciszek Piper’e göre, Auschwitz’in bir parçası olan Birkenau’ya “23 bin Çingene transfer edilmiş ve bunların 21 bini öldürülmüştü; Çingenelerin öldürülme oranı Yahudilerinki kadar yüksekti. Auschwitz kumandanı Rudolf Hess’in anılarında da yazmıştır ; öldürülen bu Çingenelerin arasında “çok sayıda çocuk, yaşı neredeyse yüze varan ihtiyarlar ve hamile kadınlar” vardı.

10 Ekim 1944  Çingene Soykırımı: 800 Roman/Çingene çocuk, Auschwitz toplama kampında sistematik uygulamayla öldürüldü.

Nefret bitmiyor son bulmuyordu, Almanya 1933’te  Çingenelerin kısırlaştırılması yasası çıkarttı..Ve bu kısırlaştırma ameliyatlarında birçok kişide hayatından olmuştur.Çünkü ameliyatlar canlı yapılmakta ve acıya dayanmak çok zordu. Bu büyük trajediye rağmen, Çingene soykırımı çoğu zaman görmezden gelinmiştir. Soykırımı anlatan kitaplarda, filmlerde, makalelerde Çingene soykırımı ya hiç belirtilmemekte veya önemsiz bir konu gibi geçmekteydi. Oysa Çingenelere yapılan muamele ile Yahudilere yapılan muamele arasında fark yoktur. Her iki grup da 1936’daki Nuremberg kanunları tarafından Alman toplumundan dışlanmıştır.

Günümüzde de değişen pek bir şey yok…
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Çingeneler ırkçı/faşizan zihniyet ve uygulamaların kurbanı oluyor. Çingenler/Romanlar yoğun olarak yaşadıkları Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Slovakya, Polonya, Bulgaristan, Türkiye ve Romanya başta olmak üzere genel olarak Orta ve Doğu Avrupa’da kötü muamele, yoksulluk, tahammülsüzlük, şiddet ve dışlanma ile karşılaşıyorlar.  İtalya ve Fransa gibi Batı Avrupa ülkelerindeki Romanlar ise ya gayri insani kamplarda yaşamlarına devam etmeye zorlanıyorlar ya da doğrudan ülkeleri olduğu düşünülen Romanya’ya gönderiliyorlar. 2004 genişlemesiyle birlikte AB vatandaşı haline gelen Romanların ise serbest dolaşım çerçevesinde ortaya çıkan hukuki haklarını kullanmalarına dahi izin verilmemekte..

Sonuç olarak diyebiliriz ki sürekli kimlik kavgası yaşıyoruz..Oysa insan ne dil ne din ne ırk hiçbirşey gözetmeksizin  birlikteliğimizi sürdürsek ne başarılı işler yaratırız aslında..Farklılıklarımızdır bizi güçlü yapan, işbirliğimizle değer üstüne düğer katacak olanda bizleriz. Neden ayrılıyoruz kim kopartıyor bizi …Devrimlerin düşmanı kimlik siyasetidir zaten..Kimlik siyasetini yok edersek BİZ oluruz..İşte o zaman insan insan gibi yaşayacaktır..

Nazım Hikmet’in şiiri ne güzeldir;

Ya hayrandır sana
ya düşman
Ya hiç yokmuş gibi
unutulursun
Ya da bir dakika bile
çıkmazsın akıldan

İnsanın insanlığı unutulmaması dileğiyle …

 

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here