Abdülkadir Aygan Kimdir ?

0
75

Abdülkadir Aygan Kimdir?

İtirafçıların itirafçısı Abdülkadir Aygan…

JİTEM için can suyu oldu itirafçılar. Kürtçeyi bilen, PKK!yı tanıyan itirafçılar, kırsalda yer göstermenin yanı sıra PKK’nın şehir milis yapılanmasını ve gelir kaynaklarını da biliyorlardı. JİTEM, ilk kez sahada yer buluyordu itirafçılarla…

PKK’nın ilk kadrolarındandı Abdülkadir Aygan.

Ağabeyi astsubaydı. Liseye kadar tahsil yapmasını da ağabeyi sağladı.

Yıllarca PKK içinde kaldı; itirafçılığı seçti, bir o kadar da JİTEM için çalıştı. JİTEM’deyken haraç almadan gaspa, tehditten santaja kadar birçok suçla anıldı. Sıkıştı, saf değiştirdi. İtirafçılık meslekti, bu kez kendince JİTEM’in sırlarını anlattı.

Devletten kaçıp PKK’ya sığındı. Örgüt hizmetlerini karşılıksız bırakmadı; yurt dışına çıkardı, İşveç’e yerleştirdi.

Örgüt, Abdullah Öcalan’ı PKK’nın kuruluşunda genel sekreterliğe seçtiren ilk itirafçılardan Şahin Dönmez’i infaz etti. Örgüt içinde sayıları on binleri bulan aralarında gencecik üniversite öğrencilerinin de olduğu kişileri “ajan”, “işbirlikçi” oldukları gerekçesiyle, işkencelerden geçirdi; kurşuna dizdi. Ancak, Abdülkadir Aygan’a dokunamadı.

Çünkü o Abdullah Öcalan’ın akrabasıydı. Aygan’la Öcalan’ın dedeleri amca çocuklarıydı.

Aygan JİTEM’den kısa zamanda sıkıldı. 1993 yılında ayrılmayı kafayı koydu. Abdullah Öcalan’a haber gönderdi.

Aygan, 29 Ekim 2006 tarihinde Nasname adlı sitede JİTEM’de kalmasını şöyle anlattı:

Halbuki 1993’lerden sonra daha işin başında iken JİTEM’den ayrılmak istediğimi Abdullah Öcalan’ın ailesinden insanların aracılığıyla kendisine iletmiştim. Ancak ‘Serok’tan (Abdullah Öcalan) aldığım ’emir’ olduğu yerde kalsın ve işine devam etsin daha sonra düşünürüz oldu! JİTEM’de kalmamı isteyen Öcalan’ın bunda bir günahı yok mu? Neden kimse bu durumu sorgulamayı akıl etmedi? Abdullah Öcalan neden o kadar çok seçenek varken, sadece orada kalsın dedi?”

Öcalan, “Aygan orada kalsın.” diyerek bu isteği reddetti.

Urfa’nın Suruç ilçesine bağlı Uzunhıdır köyünde mevsimlik işçi olan 7 çocuklu bir ailenin ferdi olarak 1958 yılında doğdu Abdülkadir Aygan…

Aile yoksuldu, nerede iş varsa oraya göçüyordu. İlkokulu Yakapınar’da bitirdi. Nizip Ortaokuluna başladı, aile bu kez Osmaniye’ye göçtü. Ortaokulu burada okudu.

Adana Motor Lisesi’ne başladı. Tahsili yarım kalsa da tanıdıkları arasında ünlü bir isim vardı, o yıllarda Fatih Terim de bu okulun öğrencileri arasındaydı…

Hatta velileri de aynı kişiymiş Aygan ile Terim’in: Kayserili Şinasi Alkan. Aygan bunu şöyle açıklıyor: “Mesela Fatih Terim bizim okuldan. Benim başladığım sene o futbol yüzünden okulu bırakmıştı. Benim velim, aynı zamanda Fatih Terim’in velisidir; Şinasi Alkan Bey. Kayserili’ydi kendisi.”

Lise yıllarında koşuya meraklıydı; Akdeniz bölge atletizm takımına girdi, bazı yarışlarda birincilik derecesi elde etti.

Önce ülkücülüğe merak saldı, sonra vazgeçti solu seçti.

Gelgitleri çoktu Aygan’ın…

TİKP Lideri Perinçek’in Osmaniye’de kurduğu kültür derneğine de gitti bir ara, o günlerde sıkı bir Aydınlık gazetesi okuruydu.

CHP’ye de uzak değildi Aygan…

Adana sokaklarında “Karaoğlan Geliyor” yazılı afişler astı. CHP’nin ünlü isimlerinden Ali Topuz Adana’ya gelecekti. Yazılamaya çıktı, Aygan ve arkadaşları. Ülkücüler pusu kurdu, kurşun yağdırdı üzerlerine, sırtından ve sağ böbreğinin üzerinden iki kurşunla yaralandı. Adana’da hastanede yatarken akrabası Abdullah Öcalan, kendsini ziyaret etti.

Aygan’ı ziyaret eden önemli bir isim de PKK kurucularından Ordulu Haki Karer’di.

Böyle başladı Aygan’ın PKK öyküsü…

Hastanede Ali Topuz da ziyaret etti Aygan’ı…

Kurşun bedeninde kalmıştı…

Uzun yıllar bedeninde taşıdı iki kurşunu…

Çıkarılması gerekiyordu…

Ankara’ya gitti iki kez bu iş için. Dönemin CHP Milletvekili Emin Altınbaş yardımcı oldu, ameliyat olmasını sağladı. Kurşunlardan kurtuldu.

Okulu Bıraktı PKK’ya Katıldı

Lise ikinci sınıfta okulu bıraktı Aygan, profesyonel devrimciliği seçti. PKK’nın ilk kadrolarından oldu. 1977’de PKK’nın “güneybatı eyaleti” olarak adlandırdığı Hilvan ve Siverek oldu çalışma alanı.  Propagandadan çok silaha yatkındı Aygan. Orada çok kalmadı, Nizip’e geçti. Görevlendiren kişi Terzi Cemal kod adlı Ali Ömürcan’dan başkası değildi.

Terzi Cemal, PKK’nın 1984’te Eruh ve Şemdinli baskınlarına katıldı. Hatta komutanlık yaptı.

Gün geldi Ali Ömürcan, Bekaa’da ajan olduğu gerekçesi ile PKK tarafından infaz edildi.

Altı ülkücünün öldürülmesinin faili olarak yakalandı 1980’de… 1,5 yıl Nizip, Gaziantep ve Kilis cezaevlerinde yattı, tahliye oldu, ardından askere alındı. 1982’de Kıbrıs’ta askerlik yaparken üniforması ve silahıyla birlikte kaçıp Rum kesimine iltica etti.

Oradan önce Yunanistan, ardından Viyana ve Almanya’ya ulaştı.

Daha sonra Lübnan’a geçerek PKK kamplarına katıldı. Orada da çok fazla durmadı Şam’a geçti.

İran üzerinden Kuzey Irak’a geçmek için yola çıkarken Şam havaalanında Abdullah Öcalan’ın karısı Kesire Öcalan tarafından uğurlandı.

1983-85 yılları arasında Kuzey Irak’taki PKK kamplarına erzak ve cephanelik taşıdı, PKK’lılara kılavuzluk ve kuryelik yaptı.

PKK’nın ilk eylemleri sayılan Şemdinli ve Eruh baskınlarına katılan gruba sınıra kadar rehberlik etti.

Abdullah Öcalan akrabasını o kadar iyi tanıyordu ki örgüt safında bulunduğu yıllarda eline hiç silah vermedi.

Kader, Aygan’ı da ajanlık suçlaması ile karşı karşıya bıraktı. 1985’te ajanlıkla suçlanan bir başka kişinin infazına şahit olunca hiç düşünmeden örgütten kaçtı. Kaçtığı adreste bu kez bir başka illegal örgüt vardı: JİTEM.

Cem Ersever İkna Etti

Aygan geldi T.C.’ye sığındı. Siirt Alay Komutanlığında sorgulandı. Sorgulama ekibinin başındaki ünlü JİTEM’ci Cem Ersever’di. Aygan’ı itirafçılığa ikna etmek için çok zorlanmadı, Ersever. İstediğini aldıktan sonra Diyarbakır Cezaevi’nde, Hüseyin Tilki, Ali Ozansoy gibi isimlerin de kaldığı itirafçılar koşuğuna yerleştirdi Aygan’ı. Mahkemede müebbet hapse mahkum oldu. Ancak pişmanlık yasasından yararlanınca cezası düşürüldü ve 1990 yılında tahliye oldu.

JİTEM Kadrosunda

Tahliye olduktan sonra yine askerlik yolu gözüktü, Aygan’a. Bu kez yarım bıraktığı askerliğini tamamlaması için Kars’a gönderildi. Mart ayında buradan Cem Ersever ve Albay Arif Doğan tarafından Diyarbakır’a aldırıldı.

Aygan, Diyarbakır’a gittikten sonra başında Cem Ersever’in bulunduğu 7 kişilik JİTEM kadrosuna dahil oldu. Kadroda Recep Tiril, Ali Ozansoy, Fethi Çetin, Hayrettin Toka ile Adil Timurtaş adlı itirafçılar vardı. İtirafçılar Diyarbakır’da OHAL lojmanlarında kalıyordu.

O Artık Memur

Sıradışı yaşamın adamıydı Aygan, askerlik görevi sona erer ermez 1 Eylük 1991 tarihinde Jandarma’da sivil memur olarak işe yerleştirildi. Ancak Abdülkadir Aygan öldürülüyor, Aziz Turan olarak yeniden doğuyordu. Kadroya da zaten Abdülkadir Aygan değil Aziz Turan olarak giriyordu.

Emekli binbaşı Cem Ersever tarafından JİTEM’e alınan itirafçı Abdülkadir Aygan 1 Eylül 1991’de Aziz Turan sahte ismi ile dönemin Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanı Kıdemli Kurmay Albay Nurettin Çakır’ın 4313 – 119 – 92/KD.Sic.Ş.Svl.M.Değ. (3487) sayılı onayı ile “genel idari hizmetler – istihbarat elemanı” olarak işe başlatıldı. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in onayı ile 30 Eylül 1992’de Aygan’ın asaleti tasdik edildi. Jandarma, Aygan’ı 13. derece iki kademe 535 göstergeden sivil memur olarak çalıştırdı. Aygan’ın 1992’deki maaş bordrosunda görev yeri JİTEM olarak gösterildi.

Atama belgesinde dönemin Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanı Kurmay Albay Nurettin Çakır’ın imzası vardı.

Aygan, “Genel İdari Hizmetler – İstihbarat Elemanı” sınıfından memur yapılmıştı. Korgeneral rütbesiyle emekliye ayrılan Nurettin Çakır, 2 Kasım 2006 tarihinde emekli Korgeneral olarak Star gazetesine konuşuyor ve konu ile ilgili olarak şunları söylüyordu: “Onay belgesindeki imza bana ait. Bazı internet sitelerinde yayınlanan onay belgesi gerçek. O dönemde İç İşleri Bakanlığının onayı ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in talimatı ile bazı itirafçıları “istihbarat elemanı” olarak Jandarma’ya sivil memur yaptık.”

Çakır “O dönem istihbarat başkanlığı gibi bazı birimler eski itirafçıların devlet memuru yapılmasını talep ediyordu.” diyerek şunları söyledi: “İçişleri Bakanlığı, bu yöndeki 3-4 teklife uygun onayı verdi. Genel komutana da bu konuda yetki verildi. Aygan’ın Jandarma’ya sivil memur olmasını kim teklif etti hatırlamıyorum. 15 yıl geçti. Kimin teklif ettiği, personeli ilgilendirmez zaten. Uygun onayı verilen kişiye belge düzenlenir. Biz de bu şahsı “açıktan atama” yetkisiyle 657 sayılı devlet memurluğu kadrosuna aldık. İşlemlerini de bana bağlı Sivil Memur Alım Şubesi gerçekleştirdi. Hatırladığım kadarıyla o dönem 3-4 itirafçıyı bu şekilde işe aldık. Bu itirafçılar hangi görevlerde kullanıldı bilmiyorum. Ben gerekli işlemleri yaptım. O tarihte Aygan’ın sivil memur yapılmasını Binbaşı Ahmet Cem Ersever mi teklif etti başka bir birim mi bilmiyorum.”

Huyu Hiç Değişmedi

Abdülkadir Aygan, hep aynı kişiydi. Kendisi hiç değişmedi. Sadece bulunduğu saflardı değişenler. 1990 yılından itibaren Diyarbakır JİTEM bünyesinde tam 9 yıl görev yaptı. Mahkeme takipleri, fişleme, adam kaldırma, işkence, cinayet, fidye, gasp, kaçakçılık… Pek çok karanlık işte hep ismi anıldı.

İtirafçılar bu işleri yaparken ara sıra kendi aralarında da sorun yaşıyor hatta birbirlerine kurşun sıkıyordu. Mesela Aygan da 9 Temmuz 1998’de Mersin’de içki masasında tartıştığı ve kendisi gibi bir itirafçı olan Fırat Altın sahte kimlikli Abdülhakim Güven’e kurşun yağdırarak ağır yaralıyordu.

Burdur’da da Aynı İşleri Yaptı

Abdülkadir Aygan’ın tayini 1999 yılında Burdur’un Bucak ilçesine çıktı. Burdur’a yerleşen Aygan, Burdur Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde “sivil memur” olarak göreve başladı. Orada da adı işkence ve kaçakçılık olaylarına karıştı. Aygan, tayin edildiği Burdur’da ordu yardımlaşma kurumu (OYAK) iştirakçisi de oldu. OYAK’a 24 Ocak 2001’de Aziz Turan ismiyle verdiği dilekçeyle iştirakçilik talebinde bulunan Aygan’ın bu isteği kabul edildi ve Aziz Turan 15 Şubat 2001’de daimi üyeliğe alınarak 5-29-49-82 numara ile kayıt defterine eklendi.

10 Yıl Çalıştı

PKK itirafçıları yıllarca Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Teşkilatı bünyesinde “sivil memur” olarak çalıştı. Resmi kayıtlarda şehit gözüken Abdülkadir Aygan da 1991 yılından 2001 yılına kadar tam 10 yıl Diyarbalkır ve Burdur Jandarma Aşayiş Komutanlıklarında “sivil memur” olarak çalıştı. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi savcının esas hakkındaki mütâlaası doğrultusunda görevsizlik kararı vererek dosyayı 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesine gönderdi. 2006 yılında askeri mahkeme sanıkların askeri personel olup olmadıklarını Jandarma Genel Komutanlığına sordu.

Jandarma, mahkemeye gönderdiği 20 Ekim 2006 tarihli cevapta cinayet ve bombalama gibi çok sayıda suçtan yargılanan ve JİTEM elemanı olduğu iddia edilen 5 sanığın askeri personel olduğunu açıkladı.

Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanı Tuğgeneral Vahdettin Bereceli imzalı belgede Adil Timurtaş ve Recep Tiril’in işçi, Ali Ozansoy, Abdülkadir Aygan (Aziz Turan) ve Fethi Çetin’in ise memur olarak Diyarbakır Jandarma Aşayiş Komutanlığı bünyesinde çalıştıkları belirtildi.

Bir Var Bir Yok

Abdülkadir Aygan şimdi aslında “Yaşar ne Yaşar ne Yaşamaz” adıyla Aziz Nesin’in kaleme aldığı ilk radyo oyununun adeta başrol oyuncusu. Çünkü Abdülkadir Aygan resmen ölü ama hayatta. Aziz Turan’ın adı var kendi yok…

Aygan’a Malatya doğumlu Aziz Turan ismiyle yeni kimlik verilirken kayıtlara da “şehit” olarak geçirildiği 2006 yılında Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Mahkemesinde görülen davada ortaya çıktı. Bu davada “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da aralarında olduğu 8 sanık JİTEM adına 1992 – 1994 yılları arasında 8 cinayet işledikleri iddiasıyla yargılanıyordu.

7. Kolordu Askeri Mahkemesi 2006 yılında halen İsveç’te yaşayan Aygan hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkardı. İçişleri Bakanlığı Aygan’ın yakalanmasını isteyen askeri mahkemeye gönderdiği cevapta Abdülkadir Aygan’ın “şehit” sayılarak nüfus kaydının kapatıldığını bildirdi. Bakanlık bu yüzden de Aygan hakkında arama kararı çıkarılmayacağını belirtti.

7. Kolordu Askeri Mahkemesi 26 Ekim 2006 tarihli duruşmasında İçişleri Bakanlığının pişmanlık yasasından yararlanan Aygan’ın nüfus kaydının kapatılmasına rağmen yeni kimliğiyle aranmasını istedi.

Mahkeme, İsveç’te yaşadığı bilinen Aygan’ın nüfus kaydı kapatıldıktan sonra Aziz Turan ismiyle yeni nüfus kağıdı aldığı bilgisine dayanarak sanık itirafçının bu isimle aranmasını kararlaştırdı.

Ancak Abdülkadir Aygan İsveç makamlarına “savaş mağduru” olarak başvurup, “siyasi sığınma” talebinde bulunduğunda Aziz Turan ismiyle değil yine asıl adı Abdülkadir Aygan adıyla başvurmuştur. Resmiyette İsveç’te Aziz Turan ismiyle yaşayan biri yok. Türkiye’de ise Abdülkadir Aygan “şehit” gözüktüğü için sonuç alınamamıştı. Abdülkadir Aygan’ın da haklı itirazları var yaşamöyküsünde. Mâkul ve mantıklı savunuyor bir o yanda bir bu yanda olmasını… Kaleme aldığı “Çapraz Ateş” adlı kitabında kendi hikayesini detaylıca anlatırken bu sıkıntısını da şöyle dile getiriyordu: “Normal bir vatandaş gibi yaşamak istiyordum. Fakat iki taraf da beni rahat bırakmıyorlardı. Devamlı takip altındaydım.”

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here