Abdülhak Hamit Tarhan’ı Tanıyalım

1
52
Abdulhak-Hamit-Tarhan

Abdülhak Hamit Tarhan, 2 Ocak 1851’de doğmuştur. Babası Hayrullah Efendi ise, meşhur bir tarihçi ve diplomattır. Abdülhak Hamit ilk tahsiline Evliya Hoca, Bahaddin ve Hoca Tahsin Efendi gibi özel hocaların huzurunda başlamıştır.

Nasuhi Bey ile 1863 Ağustos’ta Paris’e gitti. Orada özel bir koleje başladı. Kısa zamanda Fransızcasını ilerletti. 1,5 sene tahsilden sonra, yanlarına gelen babası ile İstanbul’a döndü. İstanbul’da Fransız okuluna başladı ve Fransızcasını ilerletmek için Babıâli’de tercüme odasına girdi. On dört yaşlarındayken, Tahran Büyükelçiliği’ne tayin edilen babasıyla birlikte İran’a gitti, 1,5 sene özel olarak Farsça dersleri aldı. Babasının 1867’de vefatı üzerine İstanbul’a döndü.

Tahran hatıralarını anlatan Macera-yı Aşk adlı ilk eserini yazdı ve ‘Makber‘ mersiyesini yazmasına sebep olan Fatma Hanım’la evlendi. 1876 senesinde, hariciye mesleğini seçti. Paris Sefareti ikinci kâtipliğine tayin edildi ve iki buçuk sene vazife yaptı. Bu arada Fransız edebiyatını yakından tanıma fırsatı buldu.
1881’de Poti, 1882’de Golos, bir sene sonra da Bombay konsolosluğuna tayin edildi. Bombay’da üç sene kaldı. Eşi Fatma Hanım’ın rahatsızlığının artması üzerine, İstanbul’a dönmek için yola çıktı. Fatma Hanım Beyrut’ta vefat etti. Cumhuriyetin ilanından sonra 1928 senesinde İstanbul milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı.

Abdülhak Hamit, şiir ve tiyatrolarında buralarda gördüğü doğa manzaralarını tasvir etti. Bu sebeple Türk şiirine Batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirdi. İlk başlarda Tanzimat ekolünün tesirinde kalmış, sonra Batıyı tanıyınca, klasik edebiyattan ayrılarak Batı tekniği ile eserler vermiştir.
Dize ve uyak düzenlerinde değişiklikler yaptı, heceye önem verdi. Divan şiirindeki belirli konuların sınırını aşmaya çaba gösterdi.

Lirik, epik ve felsefi şiirler yazdı. Edebiyatımızdaki ilk pastoral şiir örneği olan “Sahra”yı yazdı. Sanatçı, gerek içerik gerekse biçim yönünden getirdiği yeniliklerle Divan şiir geleneğine son vermiştir.

Tiyatro alanında önce Namık Kemal’in, daha sonra Batılı yazarların oyunlarını örnek aldı. Sanatçının yazdığı tiyatrolar sahne tekniğinden uzak oyunlardır. Tiyatrolarını sahnelenmek için değil, okunmak için yazmıştır.
Edebiyatımızın yeni bir çehre kazanmasında Recaizade Mahmut Ekrem daha çok teorik yönünü işlerken, Hamit yazdıklarıyla bunu uygulamıştır.
‎Eserlerinde Batı edebiyatından bilhassa Shakspeare ve Victor Hugo’nun tesirleri açıkça görülür.
Şiirlerinde romantik ve felsefi düşünceler, metafizik ve insan kaderi gibi konular üzerinde durur.
Şiirlerinde pek çok yabancı kelime vardır. Batı yazarlarından etkilenerek yazdığı dramlar Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur.
Türk edebiyatında “Şair-i Azam” (büyük şair) olarak tanınır.
Şiir ve tiyatro türlerinde eserler vermiştir. Tanzimat şiirinde Batılılaşma hareketinin ve yeniliklerin asıl öncüsüdür.

Divan edebiyatını bitiren kişidir. Şiirin kurallarını değiştirmiştir. Hem Doğu’ya hem de Fransız şiirine ait biçimleri ustaca kullanmıştır. Hiçbir kurala bağlı olmayan şiirleri de vardır.
Türk edebiyatında “şiire metafizik ürpertiyi getiren şair” olarak da bilinir.
Şiirlerinde ölçü, dil ve uyağa önem vermemiştir.
Lirik şiirleri vardır. Felsefi şiirler de yazmıştır.
Sanat sanat içindir‘ anlayışını benimsemiştir.
İlk şiir kitabı olan Sahra’da pastoral nitelikli şiirleri yer alır. Bu eseri Batılı anlamda, Türk edebiyatında ilk pastoral şiir örneklerini içerir. Gözleme dayanmayan kır ve köy hayatının övgüsü vardır.
Doğa sevgisinde ve doğaya açılmasında J.J. Rousseau’nun etkisi vardır. Mutluluğun kaynağını doğada bulur.
Şiirlerinde çoğunlukla aruz ölçüsü kullanmıştır.
Belde‘ adlı şiir kitabında şehir hayatını, Paris’teki sanat ve eğlence yaşamını anlatmıştır.
Şiirde yaptığı yeniliklerle Servet-i Fünun şairleri üzerinde etkili olmuştur.
Türk edebiyatında ilk uyaksız şiiri yazmıştır. (Validem)
Tiyatro türünde yirmi bir eseri vardır. Bunların bir bölümü mensur, bir bölümü de manzum-mensur karışıktır.
Şiir şeklindeki manzum tiyatrolarının bazılarını aruz, bazılarını hece ölçüsüyle yazmıştır.
Tiyatro eserlerinde romantizm akımının etkisi görülür. Tiyatrolarının tümü dramdır. Tiyatro eserlerinde ağır ve süslü bir dil kullanmıştır
Tiyatro eserlerinde konu genellikle uzak ülkelerde geçer.
Tiyatrolarında karakter tahlillerinde başarılıdır.

ESERLERİ

Şiirleri: Makber, Sahra, Validem, Ölü, Hacle, Bunlar Odur, Garam, Divaneliklerim yahut Belde, Yadigâr-ı Harp, Bâlâdan Bir Ses, İlham-ı Vatan, Kahpe yahut Bir Sefilenin Hasbihali.

Tiyatroları: Sardanapal, Turhan, Kanuni’nin Vicdan Azabı, Eşber, Nazife, Abdullahü’s-Sagir, İlhan, Yabancı Dostlar, Arziler, Ruhlar, Tayflar Geçidi, Tezer, Nesteren, Liberte, Hakan, Cünun-ı Aşk, Mecara-yı Aşk, Sabr u Sebat, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Tarık, İbn-i Musa, Zeynep, Finten, Yadigâr-ı Harp

Gülse Sarı
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here