20 Eylül 1951: Türkiye NATO’ya girdi

0
Türkiye NATO (North Atlantic Treaty Organization) 'ya Kore Savaşında gösterdiği başarılar ışığında 20 Eylül 1951'de girmiştir.
Türkiye NATO (North Atlantic Treaty Organization) 'ya Kore Savaşında gösterdiği başarılar ışığında 20 Eylül 1951'de girmiştir.

Türkiye NATO (North Atlantic Treaty Organization) ‘ya Kore Savaşında gösterdiği başarılar ışığında 20 Eylül 1951’de girmiştir.

Türkiye’nin dış politika hedeflerinden biri de NATO üyeliğiydi. Truman Doktrini gereği Amerikan yardım­larının NATO aracılığı ile Batı Avrupa’ya yayılması, Türkiye’ye yapılan yardımların azalacağı düşüncesini de beraberinde getirmişti. Üyelik için ilk başvuru Mayıs 195e karşı çıktı.0’de İkin­cisi de Ağustos 1950’de yapıldı. ABD itiraz etmese de İngiltere ve bazı Avrupa devletleri, Türkiye kabul edildiğinde SSCB’nin tepki göstereceği hatta yeni bir savaş ortamına girileceği kaygısı içerisindeydi.

Türkiye, Kore Savaşı’na katılarak NATO üyeliği için ka­rarlı olduğunu gösterdi. Birleşmiş Milletlerin davetine olumlu cevap veren Türkiye, Kore Savaşı’na 4.500 ki­şilik bir kuvvet gönderdi. Türkiye’nin Birleşmiş Millet­ler gücüne katılmasıyla Cumhuriyet tarihinde ilk kez yurt dışına asker gönderilmiş oldu. Bu girişimin ama­cı, Batılı devletlerin desteğini sağlayıp NATO’ya üye olunmasını sağlamaktı. Türkiye’nin Kore Savaşı’nda gösterdiği başarılar, Sovyetlerin Avrupa’ya saldırı olasılığına karşı Sovyetlere yakın yerlerde askeri üs­ler kurulması gereği ve bunun için en uygun ülkenin Türkiye olduğunu strateji uzmanlarının da belirtmesi, Türkiye’ye yönelik Batı Bloku politikalarında hızlı bir değişim yaratmıştı.

20 Eylül 1951’de Ottowa’da gerçekleşen NATO Konferansı’nda, ABD’nin teklifi üzerine Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya üyeliği masaya yatırılmıştır. 12 NATO ülkesinin onayıyla 1952 yılında Türkiye ve Yunanistan NATO’ya kabul edilmiştir.

NATO Stratejileri

– Kurulduğu yıllarda öncelikle askeri sayısal denge­nin (SSCB’ye karşı) sağlanması için asker sayısı­nın artırılması.
– Atom silahlarına kapasitesini hızla artıran Sovyet­lere karşı kullanılabilecek nükleer silahlar için as­keri üsler kurulması.
– Olası bir saldırıda son çare olarak nükleer silahlara başvurulmasının kabullenilmesi
– Merkezden uzak, Doğu Blokuna yakın ülkelerde askeri yük daha çok olacağından, üye ülkelerde hava kuvvetlerinin geliştirilmesinin gerçekleştiril­mesi.

1991’de Varşova Paktı’nın dağıldığı bir ortamda NATO’ya gerek kalmadığı tartışılırken; NATO’nun tek varoluş gerekçesinin toplu savunma olmadığı, üye ülkelerin güvenliğini etkileyen her türlü sorunla mü­cadele edilmesi gerektiği vurgulanmış; NATO 1999’da üye devletleri tehdit eden etnik ve dini rekabet, terör, insan hakları ihlalleri, bölgesel çatışmaların önlenmesi gibi yeni görevler üstlenmiştir.

Kore Savaşı’nın yani Türkiye’nin NATO’ya girmek için ödediği en büyük bedel ise;

721 şehit,

175 kayıp,

2147 yaralı,

234 esir,

346 hasta ile sonuçlanmıştır…

Bunların yanı sıra 1954 yılından itibaren, Amerika’nın NATO çatısı altında Türkiye sınırları içinde üs kurmasına ve asker bulundurmasına izin verilmiştir. 1960’lı yıllarda bu üslerin sayısı 100′ü geçmiştir.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here