1951 Seul ve Kore Savaşı

0
57

1947 yılında başlamış olan soğuk savaş dönemi, dünyayı da bir anlamda Amerika Birleşik Devletleri önderliğindeki mavi ittifak ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği önderliğindeki kırmızı ittifak olmak üzere ikiye bölmüştür. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) ile Kore Cumhuriyeti (Güney Kore) arasında gerçekleşen bu savaş, soğuk savaş döneminin sıcak savaşı olarak nitelendirilebilir. Zira Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki bu savaş, dönem içerisindeki süper güçlerin de karşı karşıya gelmesine ve birbirlerinin güçlerini sınamasına sebep olmuştur. 

Sovyetler Birliği tarafından desteklenmiş olan Kore Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) birlikleri Haziran 1950’de Kore Cumhuriyeti’ni (Güney Kore) işgal etti. İlk hareketin gelmesinden sonra taraflar belli olmaya başladı. A.B.D ve Birleşmiş Milletler Güney Kore’nin tarafında yer alırken, Sovyetler Birliği ve Çin de Kuzey Kore’nin tarafında yer almıştır. A.B.D birliklerinden Korgeneral Walton H. Walker komutasındaki Sekizinci Ordu, Güney Kore birlikleri ile beraber hareket ederek bölgede ki A.B.D varlığını temsil etmiş olan birliktir. 1 Ağustos 1950’de, Amerikan birlikleri Naktong Nehri’nin gerisinde Pusan Bölgesi olarak nitelendirilen bölgede başarılı bir savunma harekatı yaparak, Birleşmiş Milletler’in savaşa dahil olabilmesi için gerekli zemini hazırlamıştır. 15 Eylül 1950’de Pusan Bölgesi’nde yapılan saldırılardan sonra, Kuzey Kore’nin savaş gücü yıkılmıştır. Böylece 1 Ekim 1950’de Amerikan birlikleri 38. Paralel olarak adlandırılan bölgeye ulaşmıştır.

Bu zafer ile yetinmeyen A.B.D, Çin ve Sovyetler Birliği sınırlarına dayanmak pahasına güç kullanarak Kore’yi birleştirmeye çalıştı. Böylece 9 Ekim’de Güney Kore ve Amerikan birlikleri asıl hedeflerine doğru harekete geçtiler. 19 Ekim’de Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’ı ele geçirdiler. Zafere adım adım yaklaşıldığına iyice inanmaya başlayan ittifakın gidişatı, savaşa dahil olan Çin’in etkisiyle tamamen harap olacaktı.

Çin, yapılan bütün uyarıları göz ardı ettikten sonra savaşa girerek BM kuvvetlerini Güney Kore’ye kadar geri püskürttü. O dönem çatışma içerisinde bulunmuş Çin Halkının Gönüllü Ordusu’nun tam ölçekli müdahalesi bölgedeki bütün dengeleri tersine çevirmişti. Kuzey Kore ile ittifak içerisine giren ve tekrardan Güney Kore’ye yönelen ittifak, birden fazla saldırı ile Seul’u 4 Ocak 1951‘de tekrar elegeçirdi. “Kore’de milyonlarca Çinlinin efsanesi” söylentileri de bölgede iyice yayılmıştı. Böylelikle Seul altı ayda üçüncü kez el değiştirmiş oldu.

 

İşgalden sonra Seul’den ayrılan vatandaşlar.

İşgalin ilerlemesinden sonra yetkililer Seul’un tahliyesi emrini verdi. Binlerce insan kentin güneyindeki Han nehri boyunca ilerledi. Çok zor şartlar altında gerçekleşen bu yolculuk genellikle insanların yürüyerek yaptığı bir yolculuktu. Pek azı, bir askeri araç ile taşınabilecek kadar şanslı idi. Seul’de bulunan BBC kameramanı Cyril Page, işgalcilerin yalnızca elli mil, yani yaklaşık seksen kilometre uzakta olduğunu bildirmişti. Şehir tamamen harabeye dönmüş, tek hayat belirtisi olan ve o da kaçmak için kullanılan tramvaylardan başka bir şey kalmamıştı. 

Amerikan birlikleri de bu saldırılar sonrası tarihlerindeki en uzun geri çekilme harekatını, iki yüz yetmiş beş mil yani yaklaşık dört yüz kırk iki kilometrelik geri çekilme harekatını uyguladılar. Ocak 1951’in ortalarına doğru, Amerikan birlikleri yeni bir saldırı başlattı. Toprak elegeçirmekten ziyade düşmanı ortadan kaldırmak için harekete geçen birlik, 15 Mart 1951’de Seul’u dördüncü ve son kez elegeçirdi. Ayın sonuna doğru tekrar 38. Paralel’e ilerleyen birlik o bölgeye de ulaşarak, 1951 baharına kadar pek çok savunma hattı kurdu. Bununla birlikte, Çinliler Seul’u ele geçirmek için büyük bir çaba göstermeye kararlıydı. Beşinci aşama olarak tekrar harekete geçen Çinlilerin saldırıları (22 Nisan – 8 Temmuz 1951) Kore Savaşı’nın en büyük yaya hareketi olarak nitelendirildi. Bu saldırılar neticesinde ise Çin Halkının Gönüllü Ordusu başarısız oldu ve 1951 yazında tarafların masabaşına oturarak görüşme yapmasının daha faydalı olacağına karar kılındı. 

 10 Temmuz 1951’de başlayan ateşkes müzakereleri iki yıl boyunca zorlu bir diyaloğun ardından sonuç verdi ve 7 Temmuz 1953’te yarımadadaki tam çaplı düşmanlık resmen askıya alınmış oldu. Savaşın neticesinde ise, iki buçuk milyon insan hayatını kaybetti. Bu kaybın yaklaşık bir milyon altı yüz bini sivil, kalan kısmı ise askeri birimlerden oluşmaktadır. En fazla kayıp Güney Kore’den verilmiş olup (bir milyon yüz seksen yedi bin yedi yüz on iki), en az kayıp ise birleşmiş milletler ittifakından verilmiştir. Kuzey Kore altı yüz bin sivil ile dört yüz altı bin asker, Çin altı yüz bin asker, A.B.D yüz kırk iki bin asker kaybı vermiştir. Birleşmiş Milletler ittifakında ülke başına yedi yüzden fazla kayıp olmazken, ittifak üyelerinden farklı olarak en fazla kaybı veren yedi yüz yirmi bir ile Türkiye olmuştur.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here