1946 Basın Yasası Kabulü

0
Büyük Sanatçı Meral Okay … Büyük Ozan Ruhi Su’nun Ölüm Yıl Dönümü 1946 Basın Yasası Kabulü Türkiye NATO (North Atlantic Treaty Organization) 'ya Kore Savaşında gösterdiği başarılar ışığında 20 Eylül 1951'de girmiştir.20 Eylül 1951: Türkiye NATO’ya girdi The Beatles Grubunun Parlayan Yıldızı John Lennon Büyük Sanatçı Meral Okay … Sizlere bu yazımda televizyon dünyasında isim yapan gerek kişiliğiyle gerek oyunculuğuyla gönüllere taht kuran... 1946 Basın Yasası Kabulü Kategori : Ana Sayfa, Tarih - Etiketler :basın, hak, tarihnedio, yasa - Tarih : 20 Eylül 2017 FacebookTwitterGoogle+Share 1938 ve 1940 yıllarında Basın Kanununda yapılan ve basın özgürlüğünü tamamen ortadan kaldıran değişikliklerden sonra, birçok gazeteci hapse atılmış ve birçok gazete ve dergi defalarca kapatılmıştır.
Büyük Sanatçı Meral Okay … Büyük Ozan Ruhi Su’nun Ölüm Yıl Dönümü 1946 Basın Yasası Kabulü Türkiye NATO (North Atlantic Treaty Organization) 'ya Kore Savaşında gösterdiği başarılar ışığında 20 Eylül 1951'de girmiştir.20 Eylül 1951: Türkiye NATO’ya girdi The Beatles Grubunun Parlayan Yıldızı John Lennon Büyük Sanatçı Meral Okay … Sizlere bu yazımda televizyon dünyasında isim yapan gerek kişiliğiyle gerek oyunculuğuyla gönüllere taht kuran... 1946 Basın Yasası Kabulü Kategori : Ana Sayfa, Tarih - Etiketler :basın, hak, tarihnedio, yasa - Tarih : 20 Eylül 2017 FacebookTwitterGoogle+Share 1938 ve 1940 yıllarında Basın Kanununda yapılan ve basın özgürlüğünü tamamen ortadan kaldıran değişikliklerden sonra, birçok gazeteci hapse atılmış ve birçok gazete ve dergi defalarca kapatılmıştır.

1938 ve 1940 yıllarında Basın Kanununda yapılan ve basın
özgürlüğünü tamamen ortadan kaldıran değişikliklerden sonra, birçok gazeteci hapse atılmış ve birçok gazete ve dergi defalarca kapatılmıştır.

Basın Kanunu’nun 50 maddesini değiştiren yasa tasarısı CHP tarafından meclise sunuldu ve uzun tartışmalar sonucu 20 Eylül 1946 yılında kanunlaştı.Bu kanuna göre gazete ve dergi kapatma Bakanlar Kurulu’ndan alınarak mahkemelere devredildi.

 

Yıllarca tek parti yönetiminde, İkinci Dünya Savaşı boyunca da sıkıyönetim rejiminde yaşayan Türk halkının, savaştan sonra esen rüzgarın da etkisiyle, özgürlük ve demokrasi talebi çeşitli şekillerde kendini göstermeye başlamıştı. Ayrıca İkinci Dünya Savaşının galiplerine demokrasiye geçileceği konusunda söz verilmişti. Bu doğrultuda öncelikle Matbuat Kanunu kapsamlı bir değişikliğe tâbi tutulmuştur. Matbuat Kanununun 50. maddesi 18.06.1946 tarihli ve 4935 sayılı Kanunla değiştirilerek, Kanunun ilk hâlinde yer alan “Memleketin Genel Siyasetine Dokunabilecek Yayım” kıstası kaldırılmış ve onun yerine “Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci babının birinci ve ikinci bölümlerinde yazılı cürümlerin yayım yoluyla işlenmesi hâlinde gazete ve derginin, ancak mahkemece bir aydan iki yıla kadar kapatılabileceğine karar verilebileceği ve basın özgürlüğünü tek başına bile ortadan kaldırabilecek elastiki bir kriter yerine, daha objektif ve somut bir kriter getirilmiştir. Ayrıca bu değişiklikle gazete kapatma yetkisi İcra Vekilleri Heyetinden alınarak mahkemelere verilmiştir. Yaklaşık üç ay sonra, 20.09.1946 tarihinde kabul edilen 4955 sayılı Kanunla Matbuat Kanununda çok kapsamlı bir değişiklik daha yapılmış ve ruhsatname alınması, teminat mektubu verilmesi ve gazete çıkarmak için aranan eğitim şartı kaldırılmıştır.

Son Olarak :

Biz basın işlerinin yapan bireyler olarak elbette ve ilelebet düşecek olan sorumluluğun farkındayız ve buna göre adımlar atarak hem kamusal hem de bir vatan sevdalısı birer Türk evladı olarak elimizden geleni yapan, kendisini sürekli geliştiren ve kendisini objektif olarak bu işe adayanlardanız bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Basın özgürlüğü genel olarak, haberlerin, düşüncelerin, yorumların,tahlillerin, eleştirilerin serbestçe basılması, yayımlanması ve dağıtılması olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda basın özgürlüğü; haberlere ve düşüncelere ulaşmak, haberleri ve düşünceleri yorumlamak, analiz edebilmek ve eleştirebilmek, haberleri ve düşünceleri basabilmek ve dağıtabilmek haklarını içerir.

Diğer tüm özgürlükler gibi düşünceyi açıklama özgürlüğünün ve onun özel bir türünü oluşturan basın özgürlüğünün de birtakım sınırları vardır. Bunlar: “Başkalarının şöhret ve haklarının korunması”, “devletin ve toplumun korunması” ve  ”ahlakın korunması” olmak üzere üç kategoride sınıflandırılır.

Basın özgürlüğü Türkiye’de, yukarıda belirtilen sınırların ötesinde yakın zamanlara kadar ciddî Anayasal ve yasal engellerle karşı karşıyaydı.Ancak Avrupa Birliği uyum sürecinde gerçekleştirilen Anayasal ve yasal değişiklikler bu özgürlüğün alanını kısmen de olsa genişletmiştir. Bu anlamda 5187 sayılı Basın Kanunu olumlu bir örnektir. Ancak Basın Kanunu ile elde edilen kazanımlar yaklaşık bir yıl sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı yeni Ceza Kanunu ve 18.07.2006 tarihinde değiştirilen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile geri alınmıştır. Bununla birlikte halen devam eden Avrupa Birliği uyum sürecinde genel olarak özgürlükler adına, özel olarak ise basın özgürlüğü adına iyi yönde gelişmeler yaşanmaktadır.

Ancak özgürlükler adına sağlanan bu olumlu gelişmeleri düşünceyi açıklama özgürlüğüne bir rahatlık ve genişleme sağlayıp sağlamayacağını yargı pratiği belirleyecektir. Bu anlamda yargıya düşen en önemli görev, daha özgürlükçü bir yorumla, insanımızın neredeyse paranoyaya varan kaygılarını bertaraf etmektir. Yargının atacağı bu adım hem özgürlük bilincini hızlandıracak, hem de Batı standartlarında bir düşünce özgürlüğünün sağlanması yolunu açacaktır.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here