1942 de Ekmek’in Karnesi Vardı..

0

kavramı günümüzde farklı anlamlarda da kullanılır..Karın doyurma yemek anlamı dışında  emek kazancının karşılığı olarakta tasvir edilir..Ama bundan yıllar önce 1942 yılında Dünya, yaklaşık olarak 50 milyon insanın ölümüyle son bulacak, tarihin en kanlı savaşının, yani II. Dünya Savaşı’nın ortasında bulunuyor savaşın içinde bizzat yer almamasına rağmen, uzun süren Türkiye’yi de son derece derinden etkileyip ülke ve halk için çok zor günler getirmiştir..  Bu dönemde ister istemez savaş ekonomisi uygulamak zorunda kalınmış savaş boyunca yarı seferberlik havası zorunlu olarak devam ettirilmiş, yetişkin nüfusunun uzun dönem askere alınması, üretim sürecinde düşmelere sebep olmuştur.

ÖNCE BEYANNAME, SONRA KARNE

Bunca insana karneler nasıl dağıtılacak, ekmek üretimi ve satışı nasıl kontrol altına alınacaktı? Uygulama şöyle yapılacaktı: Aile reisleri bir beyanname doldurarak mahalle muhtarına verecek, böylece muhtardan, ev halkından her kişi için, bir ekmek karnesi alacaktı. Alınca da nüfus cüzdanının kapağının içine, aldığına dair bir damga vurulacaktı. “II. Kânun ve Şubat Ekmek Karnesi Verildi”, “Mayıs-Haziran Ekmek Karnesi Verildi”, ” Mart-Nisan 1944 Ekmek Kartı Verildi” gibilerden bir sürü damga…  Ekmek karneleri bir aylıktı. Karnenin alt tarafında makasla kesilecek kuponlar sıralanmaktaydı: O ay 30 çekiyorsa, 30 kupon; 31 çekiyorsa, 31 kupon. Sabah oldu mu bu kuponlar makasla itina ile kesilir sonra firına gidilerek ekmekler alınırdı. Böyle karneyle verilmesinin diğer amacı ise, ekmek karaborsasını engellemek, bazı kişilerin ihtiyaçlarından fazlasını alarak ekmek ziyanına sebep olmasını önlemekti. Ekmekle birlikte un satışı da yasaklanmıştır. Un olmayınca açma, çörek, simit ve de tatlı çeşitleri de fırınlardan, tatlıcılardan ellerini eteklerini çekmişlerdi.

II. Dünya Savaşı’nın o buhranlı günlerinde halkı ekmek ve yiyecek karnesine bağlayan tek ülke sadece Türkiye değil; aynı zamanda dünyanın diğer en büyük ekonomik ve siyasi gücü olan İngiltere, diğer öteki Avrupa ülkeleri ve ’de aynı politikaları aynı şekilde uygulamıştır. Hem ekonomik krizden, hem de savaştan dolayı büyük güçlükler ve yokluklar yaşayan Avrupa’da insanlar uzun süre karneyle yiyecek,elbise, petrol almıştır. Sadece yiyecek değil, elbise ve ayakkabı gibi diğer temel ihtiyaçlarda Avrupa’da karneye bağlanmıştır.

Kişi başına tahsis edilen ekmek miktarı günlük 375 gramdı. 7 yaşına kadar olan çocuklara bunun yarısı (187,5 gram), ağır işçiler için de bir misli ekmek verilirdi (750 gram). O zamanlar fırınlar genellikle ’somun’ denen yuvarlak ekmek çıkartmaktaydı. Fırıncı elindeki bıçakla ekmeği ortasından keserek ikiye ayırırdı.
13 Ocak 1942 tarihinde başlamış olan ‘ekmek karnesi günleri’ bu zorlukların adeta bir sembolü haline gelmiştir.

Günümüzde bazen ekmekler bir poşet içine bağlanıp çöpe atılıyor..Bu geçen zorluklara karşı daha dikkatli olsak daha israf etmeden yaşayabilsek gelecek kuşaklara da yardımcı olmuş oluruz..Onlara da kaynak bırakmalıyız sonuçta..Ama günümüzde yaşanılan katkı maddeleri ekmek’ede katılarak sindirim sistemimizi zorluyor, türlü hastalıklara neden olabiliyor..Hiç yemeyin diyenler var yada az tüketin diyende var.. Biz bunu kişiye bırakalım..Sonuçta bilgi her yerde  ama siz siz olun Gdo’lu bilgi almamanız dileğiyle …Sağlıklı ve bereketli Yaşamlarımız olsun..

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here