1938 Atatürk ikinci kez ağır komaya girdi

0
40

Mustafa Kemal Atatürk, 1938 başlarında iştahsızlık ve halsizlik hissetmeye başladı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kaşıntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu. Bu kaşıntıların Çankaya Köşkü’ndeki karıncalardan meydana geldiği öne sürüldü ve köşk ilaçlamaya alındı. Atatürk de özel bir kür tedavisi için Yalova Termal’e gönderildi. Termal Otel’de, 22 Ocak 1938 günü Atatürk’ü muayene eden Dr. Nihat Reşat Belger, karaciğer rahatsızlığından kuşkulandı ve Atatürk’e siroz teşhisi koydu. Doktor Belger’in mutlak surette perhiz yapmasını tavsiye ettiği Atatürk, Termal Otel’deki tedavisine bir süre daha devam etti, ancak doktorların bütün itirazlarına rağmen 1 Şubat 1938’de tedaviyi yarıda bırakarak Bursa’ya hareket etti.

8 KASIM 1938 – Atatürk’ün, ikinci defa ağır komaya girişi.
saat 19.00 sıralarında başlayan koma, gittikçe ağırlaşarak ölüm anına kadar devam etmiştir.Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin, Atatürk’ün sağlığına ait akşam tekrar resmî bildiri yayımlamaya başlaması: “…Bugün saat 18.30’da hastalık birdenbire normal seyrinden çıkarak şiddetlenmiş ve sıhhî vaziyetleri yeniden ciddiyet kazanmıştır.”
8 Kasım 1938 akşamı saat 19.00’da Atatürk doktoru Neşet Ömer İrdelp’e bakarak “aleykümesselam” dedi ve son büyük komaya girdi.
Yapılan tüm tedavilere rağmen Atatürk günden güne kötüleşiyor, karın bölgesinde su toplanmaya devam ediyordu. Viyana’dan Eppinger, Almanya’dan Bergmann adında iki profesör gelmişti. Bunların koydukları teşhis ve tedavi aynı idi. Atatürk 16 Ekim 1938’de ağır bir komaya daha girdi ve 20 Ekim gününe kadar komada kaldı.Komayı atlatan Atatürk Ankara’ya Cumhuriyet törenlerine gitmek istiyordu. Ancak doktorlar Atatürk’ün Ankara’ya gitmesine izin vermiyorlardı. Atatürk isyan edercesine “Ankara’ya gidelim. Ne olacaksam orada olayım ” diyor, doktorların izin vermeme sebepleri açıklanınca hiddetleniyordu. Atatürk “Beni bir an evvel Ankara’ya götürün yapılacak mühim işler var.” demiş, ne yazık ki yapacakları, düşündükleri ne ise yapamamıştı.
29 Ekim günü Cumhuriyet’in 15 yılıydı ve Ata Ankara’ya gidemediği için üzülüyordu. 29 Ekim törenlerinden dönen Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerini alan vapur Dolmabahçe Sarayı önünden geçiyordu. Öğrenciler Atatürk’ü görmek istiyordu. Ata tüm itirazlara rağmen pencere kenarına geldi öğrencileri selamladı. Öğrenciler de hep bir ağızdan 10. yıl Marşı’nı söylediler. Atatürk ilk kez o gün gözyaşları döküyordu.
Tüm tedavilere rağmen günden güne eriyen Atatürk, 8 Kasım 1938 günü şiddetli bir rahatsızlık daha geçirdi. Saat altı buçuk gibi gelen bu rahatsızlıkta Atatürk’ün midesi bulanmış ve kusmaya başlamıştı.
Sürekli istifra etmeye çalışan Atatürk, bu sırada Hasan Rıza Beye (Soyak) bakarak “Saat kaç?” diye birkaç kez sormuş, Hasan Rıza Bey her soruşunda “Saat 7 efendimiz” diyerek cevap vermişti. Bu sırada kendisine haber verilen Neşet Ömer Bey de gelmişti. Atatürk’e gereken tedavileri yapıyorlar ve bazı önlemler alıyorlardı. Neşet Ömer Bey bir ara “Dilinizi göreyim efendim.” diye seslendi. Atatürk dilini yarıya kadar dışarı çıkardı. Neşet Ömer Bey “Biraz daha uzatınız efendim.” diye seslenince Atatürk, Neşet Ömer Bey’e bakarak
– “Ve aleykümüsselam” diyerek gözlerini kapattı. Atatürk son kez komaya girmişti…

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here