19. Yüzyılın Filozofu Nietzsche

0
15
19. Yüzyılın Filozofu Nietzsche

Friedrich Wilhelm Nietzsche Alman bir filozoftur. 15 Ekim 1844’te Prusya’da dünyaya gelmişti. Babası ve dedesi Lüteryan rahiplerdi. Babasının ölümünden sonra annesi, kız kardeşi, anneannesi ve iki teyzesi ile yaşamaya başladı.

On dokuz yaşına geldiğinde ailesi rahip olması için Bonn Üniversitesi ilahiyat ve klasik filoloji bölümüne yollamıştı onu. Bu durum ise Nietzsche’nin hiç hoşuna gitmiyordu. Nitekim kiliseye gitmeyi bıraktı ve üniversitesini değiştirerek Leipzig’e yerleşti.

Leipzig’de bir genelevde frengi kaptı. Bu hastalık onun kadınlara karşı hoş olmayan düşünceler beslemesine neden olmuştu.

1867’de bir yıllığına Prusya Savaşı’na katıldı. Geçirdiği bir kaza sonucu ordudan terhis edildi.

Savaştan sonra İsviçre’deki Basel Üniversitesi’nde profesör olarak çalışmaya başladı. Orada tanıştığı Wagner ile dost oldu ve haftasonlarını onunla geçirmeye başladı.

 

 

1870’de başlayan savaşla milli duyguları kabardı ve savaşa katıldı. Fakat savaş tam bir yıkımdı. Nietzsche zaten kötü olan sağlığını dizanteri ve difteri kaparak daha da kötüleştirmişti.

Bu yüzden üniversiteye geri döndü. Wagner’ın Hristiyanlığı öven çalışmalar yapması ondan uzaklaşmasına ve soğumasına neden olmuştu. Çünkü Nietzsche tamamen Hıristiyanlığın düşmanıydı. Ona göre Tanrı ölmüştü. Tanrı insanın hayallerine ulaşmak için araç olarak uydurduğu bir kavramdı. Tanrı öldü diyordu Nietzsche. Hıristiyanlık ise iğrenç bir şeydi.

Bu sırada sağlığı iyice bozuluyor, çok şiddetli baş ağrıları çekiyordu. Ağrıları öyle bir noktaya geliyordu ki günlerce yatakta felç olmuş gibi yatıyordu.

Bir süre sonra arkadaşı Paul Ree aracılığıyla tanıştığı Rus kızı Lou Salome’ye aşık oldu ve ona evlenme teklifinde bulundu. Fakat Lou onu reddetti. Yaşadığı kalp kırıklığı Nietzsche’nin yıllarca kadınlara düşman gözüyle bakmasına neden olacaktı.

3 Ocak 1889’da geçirdiği bir kriz onun hayatının geri kalanını akli dengesi bozuk olarak yaşamasına neden olacaktı. O gün caddede defalarca kırbaçlanan bir atı görünce feryatlar ederek ağlamış, hayvanın boynuna sarılmış sonra da bayılmıştı.

Sağlık sorunları ve frenginin de etkisiyle beyin felci geçirdi ve ölene kadar sessiz, yatağa bağlı bir halde yaşadı. Annesinin ölümünden sonra kız kardeşi Elisabeth bakımını üstlendi. Üç yıl sonra 25 Ağustos 1900’de geçirdiği inme ile hayatını kaybetti.

Nietzsche’nin Felsefesi

Nietzsche’nin üstüninsan görüşü vardı. Ona göre insanın amacı üstüninsan olmaktı. Nietzsche her ne kadar bu felsefesi ile ırkçılıkla itham edilse de aslında olay ırkçılık değildi. Felsefesinin anlaşılamamasından kaynaklanmıştı. Hatta Naziler üstüninsan felsefesine bu yüzden sahiplenmiş, zayıf insanların yok edilmesi, üstün ırkın yaşaması gerektiğini savunmuşlardı. Oysaki Nietzsche’nin felsefesi bu değildi.

Nietzsche’ye göre insan kendini aşılabilen bir varlıktı. Üstüninsan, insanın evriminin son halkası olacaktı. Bunun için insan öncelikle Tanrı’yı öldürmeliydi. Çünkü metafiziksel hiçbir olgu ile insanların kendilerini geliştireceğine inanmıyordu. Ona göre Hıristiyanlık köle insanların uydurmasıydı.

Bu konu elbette tartışmaya oldukça açık. Şahsi görüşüme göre insan inandığı değerler doğrultusunda da kendini geliştirebilir ve aşabilir. Önemli olan bir şeye körü körüne inanmamak, eleştiriye açık olmaktır. Şahsi görüşüme göre bir insanın kendini geliştirmesinde en büyük yardımcısı sorgulamak olacaktır. Belki de dinlerdeki sorgulama yasağından dolayı insanın metafiziksel inançla kendini asla geliştiremeyeceğini düşünmüş olabilir Nietzsche. Haksız da sayılmaz. Günümüzde dahi insanlar dini sebepleri öne sürerek sorgulamaya hoş gözle bakmıyorlar. Ama bu tamamen yanlış bir görüş. Sorgulamamız istenmeseydi insanlara zihin ve irade verilmezdi. Sorgulamayı Tanrı’nın varlığına hakaret olarak algılayanlara şunu söylüyorum: Sadece sorgulayarak Tanrınızın mucizelerini görebilirsiniz.

Takdir sizin.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here