“Ezan Şehidi” nin Ezanı Aslına Geri Getirmesi Ve Ondan Önceki Süre

1
ezanın ilk Türkçe okunduğu yer

17 EYLÜL 1950 DE “EZAN ŞEHİDİ” NİN EZANI ASLINA GERİ GETİRMESİ VE ONDAN ÖNCEKİ SÜREÇ

   Ezan “Tanrı uludur…” diye ilk olarak 29 Ocak 1932’de Fatih Camii’nde okutturuldu. Bu fikri ilk ortaya atan Ziya Gökalp’tir. Halbuki daha önce Osmanlılık idealini taşıdığı dönemde yazdığı “Ezan” şiirinde, ezanı Hz. Peygamber dönemiyle hatta Cebrail ismini kullanarak“Müslümanların manevi alemle bağ kurmasını sağlayan ortak bir değer” olarak anlatıyordu.

   Selanik’e yerleşmesinin ardından, Ezanın ve Kur’an’ın Türkçe okunması gerektiğini ifade etmeye başladı. “Türkçülüğün esasları” isimli kitabında da ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi fikrini tekrarladı.

   Bu fikirler cumhuriyet döneminde hararetle benimsendi. 1928’de Mustafa Kemal’in isteği ile İlahiyat Fakültesi hocaları arasında görüşülmek üzere bir ıslahat (düzeltme/iyileştirme) layihası hazırlandı. Gündeme alındığı halde görüşülmediği anlaşılan bu layihanın 3. Maddesinin bir bendinde şu ifadeler yer alıyordu:

“İbadet lisanı Türkçe olmalıdır. Ayetlerin, duaların, hutbelerin, Türkçe şekilleri kabul ve öyle yapılmalıdır.”

   Yine 1928’de 10 Nisan’da anayasanın 2. maddesinde yer alan “Devletin dini din-i islamdır” ibaresi kaldırıldı. Böylece devlet hukuken laik oldu.

   Daha sonra Mustafa Kemal’in takibi ve yer yer bizzat katılarak doğrudan yaptırdığı çalışmaların ardından, 1932 yılı 29 Ocak itibariyle ilk önce Fatih Camii’nde ezan Türkçe okutturuldu

Peki sadece ezan mı Türkçe okunacaktı tabi hayır ;

Tekbir, ezan, kamet ve sala’nın Türkçeleştirilmesi.

Hutbenin Türkçeleştirilmesi.

Namazın Türkçe kılınması da gündemdeydi.

1932’de Ramazan ayında 9 meşhur hafız bu işle görevlendirildi. Bu heyet, ezan ve kameti konservatuardan bazı sazların da iştirakiyle meşk ederek hazırladı.

Tercümede tereddüt edilen noktalarda Atatürk’ün görüşüne başvurularak kesin karar verildi. Nitekim diğerlerinin yaptığı  “Allah büyüktür” şeklindeki tercüme yerine, Atatürk, Ali Rıza Sağman’ın yaptığı “Tanrı uludur” tercümesini tercih etti.

Türkçe Kur’an, tekbir ve kamet, 3 Şubat 1932’ye rastlayan Kadir Gecesinde Ayasofya Camii’ndeki mevlid de okundu.

Ezanın “Tanrı uludur…” diye Türkçe okunması sıkı bir şekilde takip edildi. Ama Arapça okunmasını yasaklayan bir kanun yoktu. Onun için buna uymayanlar, cami içinde ve dışında ve minare kapılarında polis ve jandarma bekletilerek yıldırıldı.

1, Şubat 1933’de ezan Arapça okunarak Bursa Ulu cami’de bir tepki gösterildi. Ama bu hadiseye karışan 19 kişi hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldı.

4 Şubat 1933’de ezan ve kameti Türkçe okumayanların “kati ve şedid (kesin ve şiddetli) bir şekilde cezalandırılacağı” bildirildi.  

1941’de meclisten şu karar çıktı:

   “Arapça ezan ve kamet okuyanların üç aya kadar hapis veya 10 liradan 200 liraya kadar para cezası verileceği…”

   O gün, 10 lirası olan zengin sayılıyordu. Sonra bu cezaların üç-dört katına çıkarılmış, dayak ve sürgünün yanında, aylarca akıl hastanelerine kapatma gibi cezalar da tatbik edilmiştir…

   17 Haziran 1950’de ezanın asli kelimeleriyle okunması serbest edildi. Millet; kadın-erkek, büyük-küçük herkes tekrar kavuştuğu ezanı gözyaşlarıyla, hasret ve hıçkırıklarla karşıladı…

TÜRKÇE EZAN İLE İLGİLİ BİLİNMEYENLER

  1. Atatürk 1932 yılını “dinde reform” yılı olarak seçmişti. Kur’an, ezan, sala, tekbir, namaz birer birer Türkçeleştiriliyordu. Ama ‘ezan kanunu”nu Atatürk çıkarmamıştı.                                                                                      
  2. Arapça ezanı yasaklayan kanun, zannedildiği gibi Atatürk zamanında değil, Refik Saydam’ın başbakanlığı ve İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı zamanında çıkarılmıştı (1941)                                                                                    
  3. Ezan Türkçeleştirilmeyen tek kelime neydi? “Felah” kelimesinin Türkçesi olan ‘kurtuluş’, yanlış anlaşılır korkusuyla Türkçe ezanda olduğu gibi bırakılmıştı. “Haydin kurtuluşa” yapılsa bazılarının bunu istismar edeceğinden çekinilmişti.                                                                                                                                                              
  4. Adnan Menderes hükümeti DP Genel Başkanı olduktan bir hafta sonra Arapça ezan yasağını kaldırmıştı (16 Haziran 1950). O gün halk TBMM önünde toplanmış, kanunun bir an önce çıkması için tezahürat yapıyordu            
  5. Halk Adnan Menderes idam edildiğinde ezan yüzünden asıldığına inandı ve onu “Ezan Şehidi” diye hayırla andı.
  1. 1941’de Arapça Ezan yasağını getiren CHP, ne gariptir ki, 1950’de Demokrat Parti ile birlikte bu yasağın kaldırılması lehinde oy kullanmıştı.                                                                                                                                               
  2. 1938’de Hatay’a giren Türk komutanların ilk işlerinden birisi, Arapça ezanı yasaklatmak oldu. Halk şaşkındı. Zira Fransız işgalcilerin bile dokunmadığı ezanın Türkler tarafından yasaklanmasının anlaşılır bir yanı yoktu.      
  3. Halk yasağı delmek için minarelere delileri çıkartıp Arapça ezan okutmuştu.                                                                 
  4. Tek kelime Türkçe bilinmeyen Kürt ve Arap köylerinde “Türkçe ezan” zorlamasının sebebi hala anlaşılamadı.      
  5. Adnan Menderes iktidara geldiklerinde ‘halka mal olmayan inkılaplar’ı kaldıracaklarını vaat etmişti. Ezan da ‘halka mal olmayan inkılaplar’dan biriydi.                                                                                                                                          
  6. Demokrat Parti Türkçe ezanı yasaklamadı. Sadece Arapça ezan okuma yasağını kaldırdı. Böylece ezanı isteyen, istediği dilde okuyabilecekti.

   KAYNAK;  TDV Ansiklopedisi, İslam ansiklopedisi

ORTAYLI İlber, Türkiye’nin yakın tarihi, Timtaş yayınları

 

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here