10 Adımda Özgüven Kazanma

2

10 Adımda Özgüven Kazanma

Sokakta, evde, okulda, aşkta ya da işte. Bir şeyler ters gidiyorsa, kendimizi eksik hissediyorsak; ortada ciddi bir problem olabilir. Ben böyle iyiyim deyip geçmemeliyiz. Başlarda ufak bir problem gibi gözüken özgüven eksikliği biz insanların hayatlarında derin boşluklar ve kalıcı izler bırakabilir. Günlük hayatımızın her alanında bizi etkileyecek olan özgüven eksikliğini ortadan kaldırmalıyız ki verimli ve mutlu bir sürelim.

Güvende ve mutlu hissetmiyorsak bunun normal olmadığını biliriz. Özgüven eksikliğimizin olup olmadığını anlamak için her şeyden önce kendimizi tanımalıyız. Aynanın karşısına geçtiğimiz zaman aksimize sorduğumuz “Ben kimim?” sorusunun cevabını içten ve korkusuzca verebiliyorsak eğer, tebrikler! Özgüven eksikliğimiz yok. Peki ya veremiyorsak?

Kendinize bakınca görmeniz gereken insanı göremiyorsanız eğer özgüven eksikliğiniz var demektir. Peki ya nedir bu özgüven?


Özgüven Nedir? 

Kişinin kendi değeri hakkında ki öznel değerlendirmesi bütünüdür özgüven. Yukarıda da dediğim gibi; bir ayna karşısında durup “Ben kimim?” sorusuna verdiği olumlu ve olumsuz yorumlar, cevaplar bütünüdür. Aynada ki aksinize olan düşünceleriniz, bu düşüncelerle oluşan ve tamamlanan duygularınız, buna bağlı olarak da bu duygu ve düşünceleri ifade etmek adına sergilediğiniz davranışlar bütünüdür. Bir örnek mi istiyorsunuz? Aynada ki aksinize sorduğunuz sorudan aldığınız ilk cevap; “Oldukça zeki bir insanım!” olursa bunun getirdiği duygu; “Gurur”dur. Gururu ifade etme biçimi ise; dikkat ve iddiacılıktır. Tabi zekiliğin verdiği duygu “” ise işler değişir. Duygu ise; ifade biçimi aşağılama olabiliyor. Bunlar kişiden kişiye değişiyor. (Bildiğiniz gibi her bir ruh ve karakter birbirinden farklıdır.) Başka bir örnek! Aynadaki aksiniz; “O sınavı asla kazanamayacağım!” diyorsa, bunun size verdiği duygu “Umutsuzluk” ve ifade etme şekli de motivasyon düşüklüğü sebebi ise tembelliktir.

Özgüveni hayatınızda devamlı yer alacak olan bir kişilik özelliği ya da geçici bir psikolojik durum olarak düşünebilirsiniz. Bu arada özgüven her zaman genel olarak değerlendirilemez. Genel bir kavram olarak düşünülebilen özgüven, sınırlı bir alan içinde geçerli olabilir. Örnek verecek olursak eğer; “Ördüğüm danteller çok hoş oluyor, bu yüzden kendimle gurur duyuyorum.” gibi sınırlandırılmış olabilir. “Yardımsever bir insan olduğumu düşünüyorum ve bundan dolayı kendimle her zaman gurur duyuyorum!” gibi genel anlamda da olabilir. Bunu kişinin karakteristik özellikleri, yetiştirilme biçimi ve kişiliği belirliyor.

Bence özgüvenin seviyeleri arasında ince bir çizgi var ve bu çizginin vermiş olduğu davranış şekilleri. Fazla özgüven kişide: kibir, küçük görme eğilimi, aşağılama, kıyaslama, devamlı eleştirme, zor beğenme ve buna benzer; günlük hayatında, sosyal hayatında ve ilişkilerinde onun için olumlu sonuçlar vermeyecek duygu durumlarına ve davranış bozukluklarına yol açıyor. Eksik özgüven ise; umutsuzluk, mutsuzluk, güvende hissetmeme, kararsızlık, depresyon gibi yine günlük ve sosyal hayatı, ikili ilişkileri etkileyecek davranış bozukluklarına yol açıyor. Buradan anlamamız gereken şey ise; içimizde barındırdığımız özgüven seviyesini iyi ayarlamak. Çoğu da azı da zarar olan özgüvenin yeteri kadar olanı sizleri daha başarılı, sosyal birisi yapar ve verimli bir hayat yaşamanızı sağlar.

Özgüveni yerinde olan bir insan kendisinden memnun olur, bu da peşinde insanlara olan memnunluğu da sürükler. Çevresi ve başta kendisi ile barışık olur. Mutlu, pozitif ve başarılı olur. Tüm bunlarda verimli bir hayat geçirmesine sebep olur. Peki ya özgüven eksikliği nedir?


Özgüven Eksikliği Nedir ve Nasıl Oluşur?

Özgüven eksikliği için genel bir tanım vermek gerekirse eğer; kişinin kendisinden şüphe duyması, günlük ve sosyal hayatında pasif olması, herhangi bir haksızlığa ya da zorbalığa eğmesi, her girdiği ortamda kabul görmek için aşırı uyum gösterme ya da göstermemesi, devamlı yalnız kalma isteği ve toplum içinde yalnız kalması, kişiliğine ya da ortaya sunduğu bir şeye yapılan eleştirilere karşı çok hassas olması, kendine güvensizliği, depresyon ve aşağılanma duygusu bunların sonucunda da sevilmediğini hissetmesi gibi durumlardır. Bu durumların oluşturduğu bütünün adı özgüven eksikliğidir.

Bu özelliklerden her hangi birini ya da birden fazlasını taşıyorsanız, sizde de özgüven eksikliği var demektir. Özgüven eksikliğinin çok küçük yaşlarda başladığını ve giderek büyüdüğünü, tüm bunların sonucunda ise; depresyon, sosyal fobi, kaygı bozukluğu, dikkat dağınıklığı gibi psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Peki ya özgüven eksikliği nasıl ortaya çıkar?

ο Kişinin kendini veya yeteneklerini acımasız bir şekilde eleştirmesi sonucunda, kaybı yaşaması mümkün.

ο Günlük hayatta ya da uzun vadede yaşayan olayları, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirmek, umutsuzluğa ve mutsuzluğa sürükler. (Hayata toz pembe bakmayın, fakat simsiyah bir şekilde de bakmayın!)

ο Gerçekçi olmayan hedefler belirleme, yakın vadede ise ulaşamayınca hayal kırıklıkları yaşama. (Bu da kendini tanımamaktan kaynaklanıyor.)

ο “Başaramayacağım” korkusu. Başarısızlıkları bir hayal kırıklığı gibi ve olumsuz olayları yaşanan bir deneyim gibi algılayıp, pes etmemektense; bu olayların üzerinde gereğinden fazla durma da peşi sıra umutsuzluğu ve mutsuzluğu sürükler.

ο Tüm bunlar kişiyi pasif, çekingen, özgüveni olmayan, arka planda kalmayı tercih eden, bireyler haline getiriyor. Hayatta ki en ufak şeyden korkan kişinin içinde ki girişimcilik ruhu yok oluyor ve buna bağlı olarak tüm hayatı değişiyor.

Özgüven Eksikliğinin Belirtileri

Özgüven eksikliği birçok psikolojik rahatsızlığa yol açan ve insan hayatını oldukça kötü etkileyen bir durumdur. Peki ya özgüven eksikliğinin belirtileri nelerdir?

ο “Hayır!” diyememe. İkili ya da çoklu ilişkilerde sınır koyamama, diğer bir tabir ile başkası tarafından kullanılma.

ο Kişiliğine ya da ürettiği, yaptığı herhangi bir duruma karşı yapılan eleştiriye karşı aşırı hassas olma durumu.

ο Sosyal ortamlarda hayalet gibi olma, bu ortamlardan köşe bucak kaçma. Bir başkasının ya da topluluğun önünde sunum yapma, konuşma yapmaktan çekinme.

ο İki şeyi ya da birçok şeyi birbiri ile kıyaslama durumu.

ο Kendini değersiz, yetersiz ve başarısız olarak görme durumu. Hiçbir işi yapamadığını ve kimsenin kendini sevmediğini düşünme.

ο Bir hayli hızlı şekilde umutsuzluğa kapılma durumu. Çabuk pes etme.

ο Diğer insanlar tarafından reddedilme korkusu ve önemsenmeme düşüncesi. Bundan dolayı da hiçbir ortama girmeme.

ο Karasızlık. Herhangi bir kararı almakta zorlanma. Bu ufak bir şey de olabilir büyük bir şey de, örneğin iki rengin arasında ya da iki kıyafetin arasında kalmak gibi.

ο Hayattan, çevreden ve kendinden düşük beklentilere sahip olma durumu.

ο Aynada ki aksini beğenmeme, fiziğini devamlı eleştirme. Tüm bu olumsuzluklardan dolayı olumlu yanlarını görmezden gelme.

ο Toplum içinde sevilmeyeceğini düşünme, suçluluk ve utanç hissini ağır bir şekilde yaşama.

ο Fikrini beyan ettiği takdirde, onaylanmayacağını ya da küçük düşüp; aşağılanacağını düşünme. Bu yüzden de hiç bir zaman fikrini söylememe. Sessiz kalma durumu.

ο Her olayda ya da eylemde başkalarına ihtiyaç duyma.

ο Her hangi bir şey için risk alamama.


Özgüven Merdivenleri 

Özgüven merdivenlerini sağlıklı bir biçimde tırmanmak için öncelikle aynanın karşısına geçip, kendinize “Ben kimim?” sorusunu sormalısınız. Bu soruya verdiğiniz cevaplar sizin için çok önemli. Neden mi? Çünkü kendinizi ne kadar çok tanırsanız o kadar kolay olur özgüven kazanmak. Sorunun cevabını öğrendikten sonra sizleri bu eksikliğe sürükleyen güvensizliklerinizi, kendinizde eksik gördüğünüz şeyleri bir kağıda yazın. Bu bir sivilce, boyunuzun kısalığı ya da bazılarınıza göre uzunluğu olabilir. Kendinizi bir kağıda dökün, bakalım neleri sevmiyorsunuz. Sadece rahatsız olduğunuz fiziksel özellikleri değil mesela, arkadaşlarınız bir şey yapmanızı istedikleri zaman “Hayır!” diyemiyorsanız bu da bir belirtidir; yazın. Daha sonra ise…

Paylaşmayı Deneyin!

İnsan için en önemli durumlardan biridir paylaşmak. Ve unutmayın sadece mutluluk değildir paylaşılacak olan. Bazen biraz acı ve belki sorunlarınız. Her hangi bir arkadaşınızı alın karşınıza ve anlatın ona. Kağıda yazdığınız sorunlardan bahsedin, çözümleri hakkında münakaşa edin. Eğer bir arkadaşınız yoksa, paylaşacağınız kişi bir uzman da olabilir. Hatta bana kalırsa bu daha iyi olur, çünkü doğru yönlendirme ile daha çabuk özgüven kazanmak mümkündür. Paylaştıktan sonra aklınızda büyüyüp duran ve sizi devamlı geri adım atmaya zorlayan sorunlarınızın, sizi eskisi kadar sıkmadığını fark edeceksiniz. Paylaşın!

“Bir dert atlatıldıktan sonra, insana bir kazanç olur.” (Goethe)

Hatalarınızı Süpürün!

Elinize hayali bir süpürge alın ve önünüze çıkan hataları kucaklamak yerine onları süpürün. Hayat tek taraflı bir yoldur ve doğumdan ölüme kadar insan birçok kez hata yapabilir. Doğruyu ve yanlışı ayırt etmenin en kolay yoludur hata yapmak. Ve unutmayın mükemmel insan yoktur. “O dört dörtlük!” dediğiniz insanın bile hataları vardır. Ve önemli olansa bu hatalardan bir ders çıkarıp, daha sonra onları süpürmektir. Bir hataya takılıp onu kucaklamamalıyız. Hataları süpürüp devam etmeliyiz. Çünkü hatalarınızın hiç biri kalıcı değildir. Ufak can sıkıntıları yüzünden onları fazla düşünmeyin, Süpürün gitsin!

“Hata yapmak moral bozucudur, ama kimsenin fark edemeyeceği kadar önemsiz olduğunu öğrendiğinizde utanç vericidir.” (Chuck Daly)

Kendinizi Keşfedin! 

Her birimiz bir diğerimizden farklıyız öyle değil mi? Bir elin beş parmağı bile birbirinden farklıyken biz nasıl aynı oluruz? İnsanlar doğarken farklı ve kendilerine özgü yetenekler ile doğarlar. Önemli olan bu ortaya çıkarmak ve kullanmaktır. Sizinde elbette uğraştığınız hobileriniz ve üzerine gittiğiniz yetenekleriniz vardır. Olmadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ve merdivenlerin başına dönmelisiniz, zira bir adım eksik olursa sizde bir adım eksik kalırsınız. Yeteneklerinizi ve başarılı olduğunuz yönleri bir kağıda yazın. Bu bir; spor dalı, hobi, veya hayvan sevgisi bile olabilir. Bu yeteneğinizin üzerine gidin ve onu geliştirin. Hayatınıza sizinle ilgi alanları aynı olan yeni arkadaşlar alın, onlarla keyifli vakitler geçirin. Kısacası Kendinizi Keşfedin!

“Sürekli olarak kendini yönetebilmek, insanın sahip olabileceği en değerli yeteneklerden birisidir.”  (Bertrand Russell)

Sahip Olduklarınız İçin Teşekkür Edin!

Bu adımları geçtikten sonra iş, aşk ve günlük hayatınızda düzelmeler olduğunu fark edeceksiniz. Yeni arkadaşlar, yeni uğraşlar, yeni bir iş… Hayatınıza sahip olduğunuz yeni şeyler eklenecek durmadan.  Tüm bunların farkında olmalı ve bunlar için şükretmeliyiz. Hayatımızda olumlu veya olumsuz ne kadar durum varsa; bunlar yüzünden isyan değil teşekkür etmeliyiz. Hiçbir şeyim yok! diyen bir insan çok fazla yanılıyordur. “Sağlığınız var mı?”, “Gözünüz ve görme duyunuz var mı?”, “Burnunuz ve koklama duyunuz?”, “Duyma, konuşma, dokunma, hissetme?” Hepsine sahip misiniz? Bakın şükretmek için bir sürü neden bulduk. Sahip olduklarınız için teşekkür edin.

“Çok şükür hayattayız, bizim için en önemlisi de bu.”  (Stefanie Zweig)

Hayata Karşı Pozitif Olun!

Bu merdivenlerden belki de en önemlisi bu basamak! Hayatınıza karşı, hayatınıza aldığınız kişilere ve en önemlisi de kendinize karşı pozitif olun. Böyle hissetmiyor olabilirsiniz, lakin hislerinizi kontrol etmek sizin elinizde. Hissetmiyorsanız bile pozitif davranın ve bir süre sonra kendinizde oluşan değişimin farkına varın. Her ne olursa olsun bunu kötü olarak değerlendirip o şekilde bırakmayın. Kötünün iyi yönlerini bulun ve onu keyifli bit deneyim gibi düşünün. Kendinizde ki ya da başkasında ki kötü durumları negatiflikle bağdaştırıp, umutsuzluğu çağırmayın. Özellikle başkalarının acılarına sempati duymaktan vazgeçin. Kendinizi küçümser ve nefret ederseniz, başarısızlığı kendi ellerinizle davet etmiş olursunuz. William James diyor ki; bir şeyden korkuyorsanız hiç korkmuyormuş gibi davranın bir süre sonra buna alışmış olacaksınız ve korkularınızı yenmiş olacaksınız. Kendiniz hakkında olumlu düşünürseniz bir süre sonra buna da inanmış olursunuz. Devamlı düşünürseniz inanırsınız! Hayata karşı pozitif olun!

“Unutmayın, zihniniz en büyük servetinizdir; o yüzden içine ne koyduğunuza dikkat edin.” (Robert Kiyosaki)

Övülüyorsanız Kibre Kapılmayın! Kibar Bir Şekilde Kabul Edin!

Tüm bu basamakları tırmandıktan sonra yolun yarısına gelmiş oluyorsunuz zaten. Bu yolda birçok yeteneğe ve başarıya sahip oluyorsunuz. Fakat bundan sonrası da çok önemli. Hatta en kritik noktalardan birisidir, bu basamak. Hatta kazandığınız özgüvenin yönlenmesinde en önemli rolü oynar bu basamak. Çevrenizde elbette başarılarınızı öven insanlar olacak. Peki ya siz ne yapacaksınız? Kibre kapılıp, fazla özgüven sahibi olmayı mı tercih edeceksiniz? Yoksa kibar bir şekilde övgüleri kabul edip, kendinizle gurur mu duyacaksınız? Bu iki seçenek sizin kim olduğunuzu belirleyecek. Her şey sizin elinizde. Kibir ve gurur arasında ki ince çizgiden nereye adım atacaksınız?

“Kibir ve inat, bir kişinin kendini önce mükemmeI görmesini sonra da sonunu oIuşturur.” (ToIstoy)

Aynadaki Aksine Gülümse!

Kibre kapılmadan geçtiğin bu basamaktan sonra belki de yapman gereken en kolay basamağa geldik. Tüm bu basamaklardan çıktıktan sonra hala bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyor ve yorgun hissediyorsan yapman gereken çok basit. Öncelikle derin bir nefes al, daha sonra aynanın karşına geç. Aksini görüyorsun öyle değil mi? Şimdi ise kocaman gülümse. Ne! Ben deli miyim kendi kendime gülümseyeceğim! deme. Gülümse bak, evet böyle kocaman. Aksinde sana gülümsüyor değil mi? İşte bu bir kuramdır. Facial Feedback kuramı (Yüz geri bildirim kuramı), yani aynaya bakıp gülümsediğiniz zaman beyninizde belirli duygular oluşuyor. Bu da insanın kendisini sevmesine ve daha kolay mutlu olmasına yarıyor.

“Siz kendinize inanın, başkaları size inanacaktır.” (Tacitus)

Kurallar Koyun ve Her Ne Olursa Olsun, Sadık Kalın!

Bunu genel olarak özetlemek gerekirse, insanlara “Hayır!” demeyi öğrenin. İnanın bana hayır demeyi öğrendikçe ve bunu korkusuzca uyguladıkça; kendinize olan saygınız ve güveniniz artacak. Kendinize kurallar koyun. Hayatta ve ilişkilerinizde sizi yanıltacak, size zarar verecek şeyleri yapmayacağınıza dair ilkeler edinin. Daha sonra bu edindiğiniz ilkeleri uygulamaya koyun, hayatınızın daha da düzenli bir hal aldığına tanık olacaksınız. Fakat! Bir arkadaş ortamında ya da başka bir yerde kurallarınızı ihlal edecek bir davranış sergilemeniz istediğinde ona “Hayır!” diyebilmelisiniz. Tekrar başa dönmek istemezsiniz öyle değil mi? “Hayır” demeyi öğrenin ve ilkelerinize sadık kalın!

“Ya susmak ya da suskunluktan daha kıymetli bir söz söylemek gerekir.” (Pisagor) 

Kendinize ve Çevrenizdekilere Karşı Nazik Olun!

Bana göre kibar insanlar her zaman bir adım öndedir. Nedeni ise; ham kendilerine hem de insanlara olan saygılarıdır. Kişinin diğerlerine saygısı varsa onları da kendisi gibi görüp daha nazik davranacaktır. Size yardım edenlere karşı güzel sözler söyleyin. Ya da teşekkür edin. En basiti budur. Diğer insanların hayatlarında olumlu bir etki bıraktığınız takdirde kendinize olan güveninizin arttığını fark edeceksiniz. Kendinize ve çevrenizdekilere karşı nazik olun!

“İnceIik, kanIarını kaynatmadan insanIarın aItIarında ateş yakma sanatıdır.” (FrankIin P. Jones)

Mükemmeliyetçilikten Kaçının!

Young man cuts English lawn with a nail scissors

Kimse dört dörtlük değildir bunu unutmayın. Bu son basamak hayatınızın her yerinde sizler için var olacak bir tuzaktır aslında. Kendinizde olmayan bir özelliği varmış gibi göstermekten kaçının. Mükemmel olmanıza gerek yok ki! Bu şekilde de seviliyorsunuz. Mükemmel olmaya çalışmak beraberinde hırs getirir. Hırs ise kin, nefret ve kibir. En yüksekten aşağıya düşmek istemezsiniz öyle değil mi? Bu yüzden kendinizi ve kalbinizi olduğu gibi kabullenin ve mükemmel olan her şeyden uzak durun. Bundan vazgeçemiyorum diyorsanız eğer; mükemmeliyetçi düşünce aklınıza geldiği an onu süpürge ile kovalayın. Bu şekilde kendinizi ve etrafınızdakileri olduğu gibi sevebilirsiniz. Mükemmel olmayabilirsiniz, sahte olmayın yeter!

“Çok kimse kendindeki kusurun farkındadır, fakat açığa vurmaktan çekinir. Kendindeki kusurları görebilmek bir özelliktir, bu kusurları söyleyebilmek ikinci özellik, hele kendisiyle alay edebilmek bir zekadır.” (Orhan Kemal)


Kazanmış Olduğunuz Özgüveni İyileştirmek İçin 9 Kural

ο Sizi ve duygularınız yıpratacak şeyler yerine daha iyi hissettirecek uğraşlar edinin. Kötü ve iyi arasında bir denge kurun ve kurallarınızı yıkmamalarını sağlayın.

ο Kendiniz ve çevreniz hakkında olumlu düşünün! Asla kibre kapılmayın ve bu sayede kazanmış olduğunuz özgüveni muhafaza edin.

ο Hatalarınızdan ve deneyimlerinizden ders çıkarın. Hayatın tek yönlü olduğunu unutmayın ve geri adım atmayın!

ο Hayal kurmak çok güzeldir. Motivasyonu da arttırır, lakin bunun hayatınıza etki etmesine izin vermeyin. Gerçekçi hedefler belirleyin!

ο Cesaretli olun! Korkularınızın üstüne gidin ve onların sizi bu hayatta mağlup etmesine izin vermeyin.

ο Bilgi akışını asla kesmeyin. Unutmayın öğrenmek size her zaman yeni şeyler katar. Öğrenmeye devam edin.

ο Kendiniz ve çevreniz için işe yarar şeyler yapın. Bu biraz göreceli bir kavram olsa da size ve günlük hayatınıza katkı sağlayacak eylemleri işe yarar olarak nitelendirebiliriz.

ο Basitliğe önem verin. Basit yaşayın hayatı. 

ο Değişimlere sıcak bakın, onları hoş karşılayın. Değişmekten çekinmeyin.


“Hayır” Diyemeyen İnsanların Yaşadığı 15 Sorun

ο Özgüven basamaklarının en önemlilerinden biri olan “Hayır!” diyebilme ve diyememe, günlük hayatta da insanları çok fazla etkiliyor. Birlikte bakalım “Hayır!” diyemeyen insanların yaşadığı sorunları.

ο Her zaman kendilerine; “Her zaman evet diyorum ama bu sefer hayır diyeceğim!” derler ve yine de evet derler.

ο Devamlı evet dedikleri için bütün insanlara katlanmak zorunda kalırlar. (Hayır diyemediği için hayatları hep kalabalıktır!)

ο Hayır demeyi beceremedikleri için sergiledikleri davranışlar ve tavırlar bütünü “Kıvırmak!” olarak algılanır.

ο Hayır dedikleri zaman üzüleceklerini düşünürler fakat evet dedikleri için daha çok üzülürler.

ο Hayır diyememek sebepsiz yorgunluklar hissetmenin en temel sebeplerinden biridir.

ο Hayır demeyi öğrenmeleri bazen acı tecrübeler sonrasında olur. (Kötü bir şakaya maruz kalabilirler ya da “İlk sen yap!” laflarına. Ne yazık ki ikisinin de sonu iyi bitmiyor!)

ο Hayır diyemediklerinden dolayı en çok suçlandıkları şey “Başkalarına kendini sevdirmeye çalışmaktır!”

ο Sadece hayır diyemedikleri için; sevmedikleri yerlere gidip, sevmedikleri kişilerle görüşürler ve hiç haz etmedikleri işleri yapmak zorunda kalırlar.

ο Kötü bir şey fakat istismara ve kullanılmaya açık hale gelirler. (En çokta bu yüzden öğrenmeleri gerekir hayır demeyi!)

ο İş hayatlarında ki bütün ayak işleri ve angaryaların kendilerine kaldığını görürler.

ο Keşkelerin çukuruna düşmüşlerdir ve buradan çıkması çok zordur.

ο “Hayır” dememeyi; “İyi niyet”, “Yumuşak yüzlülük” ve “insaniyet” olarak görürler fakat hayır diyememek ciddi bir rahatsızlıktır.

ο Hayır demedikleri için evet dedikleri zamanlarda da çok fazla kale alınmazlar.

ο Hayır diyebilseler de en ufak bir ısrar sonucunda evet demeleri ile ünlüdürler.

ο Ve “Hayır” diyemeyenler için bir atasözü vardır; “Yüzümün yumuşağından donumun ıslağı kurumadı”

“Herkese evet derken dikkat edin, sakın her defasında kendinize hayır diyor olmayasınız?” (Paulo Coelho)


Özgüven Temalı En iyi 10 Film

Özgüven eksikliği yaşıyorsanız, kendinize sair hiç umudunuz yoksa, mutlaka izlemeniz gereken filmler vardır derim. Başkalarının azimleri sizler içinde ilham olabilir. Motive olmak, başka gözlerden dünyaya bakabilmek için bazen filmlere ve kitaplara ihtiyaç duyarız. Kendinizi hafife almayın! İyi Seyirler.

Kral İçin Hologram

Vizyon tarihi: 22 Nisan 2016
Süre: 1 saat 38 dakika
Yönetmen: Tom Tykwer
Oyuncular: Tom Hanks, Sarita Choudhury, Alexander Black
Tür: Dram
Ülke: Almanya, ABD, İngiltere, Fransa
Orijinal Adı: A Hologram For The King
Konusu; Yönetmen koltuğunda Tom Tykwer’in oturduğu filmin oyuncu kadrosunda; Tom Hanks, Sarita Choudhury, Alexander Black oldukça başarılı oyuncular yer alıyor. Bir dram filmi olan Kral İçin Hologram; 22 Nisan 2016 yılında gösterime girdi. Amerikalı bir iş adamı olan Alan Clay 54 yaşındadır. İflasın eşiğindeki iş adamının işleri hiçte yolunda gitmemektedir. İşleri yoluna koyabilmek ve bu can sıkıcı durumdan kurtulmak için Anthony gençlerin oluşturduğu bir takım ile Suudi Arabistan’a gider. Suudi Arabistan’da IT endüstri üzerinden fikirlerini paylaşır fakat ne yazık ki onun geleneksel düşünceleri yeterince karlı olmadığı için kabul görmez. Kral Abdullah’a sunulmak üzere, geliştirmiş oldukları yeni Amerikan IT teknolojisini tanıtmak için tüm ekip bir araya gelmiştir. Geliştirdikleri bu teknoloji sayesinde şehri ekonomi merkezine dönüştürebileceklerdir. Suudi Arabistan gibi bir ülkenin iklimine alışkın olmayan grup gergin bir şekilde bekleyişi sürdürürken onları bir hayli kötü bir sürpriz beklemektedir. Çinliler daha ucuza mal olabilecek bir çözüm önermişlerdir ve bunun sonucunda ise kıyasıya bir rekabet başlar. Bir azim ve özgüven timsali olan bu filmi herkesin izlemesi gerekir.

Şimdi Ya da Asla

Vizyon tarihi: 1 Şubat 2008
Süre: 1 saat 36 dakika
Yönetmen: Rob Reiner
Oyuncular: Jack Nicholson, Morgan Freeman, Sean Hayes
Tür: Dram, Macera, Komedi
Ülke: ABD
Orijinal Adı: The Bucket List
Konusu; Yönetmen koltuğunda Rob Reiner’ın oturduğu ve oyuncu kadrosunda Jack Nicholson, Morgan Freeman, Sean Hayes gibi başarılı oyuncuların bulunduğu film sizleri oldukça etkileyecek. Dram, macera ve komedinin oluşturduğu film; 1 Şubat 2008 yılında gösterime girmiştir. Kanserin avına düşürdüğü iki farklı hayat. Birbirlerinden tamamen farklı hayatları ve kişiliklerine rağmen; her ikisi de hastane odasında mücadelede. Fakat bu iki insanın çok önemli bir ortak noktaları var. Gerçeğin ve yaklaşan sonun farkında olmalarına rağmen hayatlarında yapamadıkları ve yapmak istedikleri birçok şey var. Bu yüzden bir liste çıkarıp istekleri belirlemek gerek öyle değil mi? Kaderleri hastane odasında birleşen bu iki insan, bir liste yapıp; koyuldular yola. Bu şekilde sona doğru giden zaman dilimini kendileri ile barışarak ve mutlu bir son yazarak geçireceklerdir. Bunun üzerine hastaneyi terk ederler ve omuz omuza verip anlam dolu bir yolculuğa çıkarlar. Unutmadan! Çıktıkları bu yolculukta gülmenin kıymeti ve hoşgörünün önemini anlayacaklardır. Bir insanlık dersi olarak nitelendirilebilecek bir film.

Küçük Gün Işığım

Vizyon Tarihi: 27 Nisan 2007
Süre: 1 saat 40 dakika
Yönetmen: Jonathan Dayton, Valerie Faris
Oyuncular: Abigail Breslin, Greg Kinnear, Paul Dano
Tür: Komedi, Dram
Ülke: ABD
Orijinal Adı: Little Miss Sunshine
Konusu; Yönetmen koltuğunda Jonathan Dayton ve Valerie Faris’in oturduğu, oyuncu kadrosunda ise, Abigail Breslin, Greg Kinnear, Paul Dano gibi başarılı isimlerin boy gösterdiği Komedi ve dram karışımı film, 27 Nisan 2007 yılında gösterime girmiştir. Uzaktan bakıldığında bir hayli modern ve aslında sıradan bir Amerikan ailesi gibi duran Hoover ailesi; aslında hiçte göründükleri gibi değildir. Birbirleri ile uzaktan yakından benzerliği bulunmayan aile üyeleri ve çatışmaları aslında ne kadar sıra dışı ve ilginç bir aile olduklarını gösteriyor. Ailenin küçük ve akıllı ancak şişman kızları Olive’in tek hayali, ülkenin öteki ucunda düzenlenecek olan güzellik yarışmasına katılmaktır. Bunun üzerine eski bir minibüse atlayarak yola çıkan aileyi müthiş bir macera bekliyor. Gidecekleri bu yolda aile olmanın kavramını bir kez daha öğreneceklerdir. Bir özgüven ve kenetlenme eseri!

Umudunu Kaybetme

Vizyon tarihi: 2 Mart 2007
Süre: 1 saat 58 dakika
Yönetmen: Gabriele Muccino
Oyuncular: Will Smith, Thandie Newton, Jaden Smith
Tür: Dramatik komedi, Biyografik
Ülke: ABD
Orijinal Adı: The Pursuit of Happyness
Konusu; Yönetmen koltuğunda Gabriele Muccino’nun oturduğu filmin, oyuncu kadrosunda Will Smith, Thandie Newton, Jaden Smith gibi başarılı oyunculukları ile dikkat çeken kişiler yer alıyor. Gerçek hayattan esinlenen bir film olan Umudunu kaybetme; dramatik komedi ve bir biyografi karışımı filmdir. 2 Mart 2007 tarihinde gösterime giren filme büyük ilgi duyuldu. İyi bir eş ve baba olan Chris Gardner; maddi açıdan sıkıntıda olan ve işi ile sorunlar yaşayan bir adamdır. Eşi ise bu sıkıntılara daha fazla katlanamayacağını düşünerek evi ve onu terk eder. Christopher adında ki minik oğulları da babasının yanında kalmayı tercih eder. Tüm bunlar yetmezmiş gibi birde ev sahibi onları evden dışarı atar. Sokaklarda kalan baba-oğul, tuvaletlerde, düşkünler evinde çalışarak ayakta durmaya çalışır. Oğlunun sevgisi ise bu mücadelesi için en önemli şeydir. Ve sevgiye eklenen bir var olma savaşı, baba-oğul için muhteşem kapılar açacaktır. En kötü anda bile umudunu kaybetmeyen ve savaşmak için çaba gösteren bir baba, herkese örnek olmak için burada!

Can Dostum

Vizyon tarihi: 1 Mayıs 1998
Süre: 2 saat 6 dakika
Yönetmen: Gus Van Sant
Oyuncular: Chris Britton, Matt Damon, Robin Williams
Tür: Dram
Ülke: ABD
Orijinal Adı: Good Will Hunting
Konusu; Yönetmen koltuğunda Gus Van Sant’ın oturduğu ve oyuncu kadrosunda Chris Britton, Matt Damon, Robin Williams gibi başarılı oyuncular bulunmaktadır. Dram ağırlıklı olan film 1 Mayıs 1998 yılında gösterime girdi. MIT’de temizlikçi olarak çalışan ve genel I.Q.’nun çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip olan Will Hunting; temizlik yaptığı akşamlardan birinde, bir sınıfın tahtasında yazılı kalmış bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi imkansız olan bu problemi hiç zorlanmadan çözer ve sessizce ortadan kaybolur. Çok kısa bir süre içerisinde problemi o tahtaya yazan profesör tarafından keşfedilen Will bu başarısını diğer problemlerde de aynı başarısını sürdürür. Her şey çok güzel giderken bir kavga sonucunda hapis cezasına çarptırılan Will’in bu beladan kurtulmak için profesöre ihtiyacı vardır. Bir hayli etkileyici ve sürükleyici olan bu film, başarılı senaryosunu Akademi Ödülleri’nde kazandığı Oscar heykeli ile ödüllendirilmiştir.

Forrest Gump

Vizyon Tarihi: 11 Kasım 1994
Süre: 2 saat 20 dakika
Yönetmen: Robert Zemeckis
Oyuncular: Tom Hanks, Gary Sinise, Robin Wright
Tür: Dramatik komedi, Romantik
Ülke: ABD
Konusu; Yönetmen koltuğunda Robert Zemeckis’in oturduğu ve oyuncu kadrosunda Tom Hanks, Gary Sinise, Robin Wright gibi başarılı oyuncuların bulunduğu, dramatik komedi ve romantik filmi olan Forrest Gump, 11 Kasım 1994 yılında gösterime girmiştir. Oldukça düşük bir I.Q. sahibi olan Forrest Gump, tanıştığı Jenny’ye aşık olur. Forrest Gump Elvis Presley, Kennedy, Nixon’ın da olduğu tarihsel ve önemli kişilerle bir kaza eseri tanışır ve 50’lerden 70’lerin sonuna kadar süren bir zaman zarfında olaylar gelişir. Forrest Gump tamamen tesadüf olan Vietnam savaşına ve Amerikan yakın tarihinin en önemli olaylarına şahitlik eder. Hatta ve hatta bu olaylarda rol alır. Fakat Gump bilmeden yaptığı şeylerin ne kadar önemli sonuçları olduğundan haberdar değildir.

Rocky

Vizyon Tarihi: Eylül 1982
Süre: 1 saat 59 dakika
Yönetmen: John G. Avildsen
Oyuncular: Sylvester Stallone, Talia Shire, Burt Young
Tür: Aksiyon, Dram
Ülke: ABD
Konusu; Yönetmen koltuğunda John G. Avildsen’in oturduğu ve oyuncu kadrosunda Sylvester Stallone, Talia Shire, Burt Young gibi dönemin başarılı oyuncularının yer aldığı Rocky gerçek hayattan esinlenilerek yapılan bir filmdir. Aksiyon ve dram ağırlıklı film 1982 yılının Eylül ayında gösterime girmiştir. Aynı yıl tam 10 kategoride Oscar’a aday olmuş ve üçünü kazanmıştır. Oldukça sıradan bir adam olan Rocky Balboa boş zamanlarında yaşadığı şehrin yerel kulüplerinden birinde boks ile ilgilenen amatör bir boksördür. Amerika’da düzenlenen yeni yılın boks maçları programları tamamlanmak üzere iken, Apollo Creed isimli yenilmez unvanlı boksör sakatlanmıştır. Bu başarılı boksörün önerisi üzerine turnuvaya onun yerine adı duyulmamış bir amatörün katılması fikri kabul görmüştür. Ve tahmin edin bu boksör kim? Tabi ki Rocky! Büyük bir sorumluluğun altına giren Rocky, artık yılın en önemli maçının aktörlerinden biridir. Bir hayli zorlu geçecek olan hazırlanma sürecinde ise ona yardım edecek iki kişi antrenörü Mickey ile aşkı Adrian olacaktır.

Ölü Ozanlar Derneği

Vizyon Tarihi: 13 Nisan 1990
Süre: 2 saat 8 dakika
Yönetmen: Peter Weir
Oyuncular: Robin Williams, Ethan Hawke, Robert Sean Leonard
Tür: Dramatik komedi
Ülke: ABD
Orijinal Adı: Dead Poets Society
Konusu; Yönetmen koltuğunda Peter Weir’in oturduğu ve oyuncu kadrosunda Robin Williams, Ethan Hawke, Robert Sean Leonard gibi isimlerin yer aldığı Ölü Ozanlar Derneği; dramatik bir komedi filmi olup, 13 Nisan 1990 yılında gösterime girmiştir. 1950 yıllarında geçen filmde bulunan Welton Akademisi; ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan fakat geri kafalılığın iktidarda olduğu bir okuldur. Okul öğrenciler tarafından sıkıcı ve bunaltıcı bir yer haline gelmiştir, zira okul yönetiminin muhafazakar ve Ortodoks tavırları öğrencileri bir hayli bunaltıyordur. Fakat okulda birçok şey değişecektir. Nasıl mı? Tabi ki yeni İngilizce öğretmeni olan John Keating’in okula atanması ile. Keating alışılmışın dışında bir şekilde öğrencilere ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış gibi duran düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hepsine hayatlarını dolu dolu yaşamaları öğütlemesi ile okulun yönetimine zıt bir profil oluşturmuştur. Öğrencileri ile yakından ilgilenen, onların içlerinde bulunan ışığı dışa vurmalarına yardımcı olan Keating; öğrenciler üzerinde derin bir etki bırakır ve bir çoğunun geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Tüm bunlar olurken okul yönetiminin bunu fark etmesi ve okul müdürü Nolan’ın Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı alması bir olur. Fakat öğrencileri Keating’i savunmak için hazırdır.

Kör Nokta

Vizyon Tarihi: 17 Kasım 2009
Süre: 2 saat 9 dakika
Yönetmen: John Lee Hancock
Oyuncular: Sandra Bullock, Quinton Aaron, Tim McGraw
Tür: Dram, Biyografik
Ülke: ABD
Orijinal Adı: The Blind Side
Konusu; Yer yer hüzünlenip, yer yer gururlanacağınız bir film olan The Blind Side; babasının kim olduğunu bilmeyen ve annesinin uyuşturucu müptelası olduğunu bilerek yaşayan. Bununla da kalmayıp on üç kardeşin arasında hiç kimsenin umursamadığı Afro Amerikan genç bir çocuğun hayatını anlatmaktadır. Hayatı sokaklarda geçen bu zavallı çocuk, okuma yazma bilmez ve okulda da son derece başarısızdır. Fakat öyle bir an gelecektir ki hayatı tepeden tırnağa değişecektir. O gün ise; Cumhuriyetçi ve zengin bir aile tarafından korunmaya başladığı gündür. Kendini işe yaramaz hisseden genç, okulda futbola başlamış ve yeteneğini keşfetmiştir. Gelecekte bir gün ise; Ulusal Futbol liginin en çok konuşulan sporculardan biri olacaktır. Yönetmen koltuğunda John Lee Hanhock’un oturduğu ve baş rollerinde; Sandra Bullock, Quinton Aaron, Tim McGraw’ın yer aldığı bu film sizlere muhteşem bir örnek ve umudu olmayanlara umut kazandıracak.

Zoraki Kral

Vizyon tarihi: 18 Şubat 2011
Süre: 1 saat 58 dakika
Yönetmen: Tom Hooper
Oyuncular: Colin Firth, Helena Bonham Carter, Derek Jacobi
Tür: Biyografik, Tarihi, Dram
Ülke: İngiltere
Orijinal Adı: The King’s Speech
Konusu; 2010 yılının en iyi ve en önemli filmlerinden biri olan Zoraki Kral; Oscar’da 12 dalda aday olmuş ve “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen” ödülleri de dahil olmak üzere, 4 ödül kazanmıştır. Yönetmen koltuğunda Tom Hooper’ın oturduğu, baş rollerini Colin Firth, Helena Bonham Carter, Derek Jacobi’n paylaştığı bu film sizleri eski günlere götürecek ve bir çok olaya şahit kılacak. Konusu ise; İngiliz Kraliyet ailesinden olan VI. George’un kekemeliğinden kurtulması üzerine kurulmuş bir film. Babası olan V. George’un ölümünün üzerime, Frederick Arthur George’un abisi olan Edward’ın Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek uğruna tahtı Albert Frederick Arthur George’a devretmesi ile başlayan film de oldukça hüzünlü bir hikayeye tanık olacaksınız. tahta yeni oturan bu kralın ise çok büyük bir sorunu vardır. Çocukluğundan bu yanan kekemeliği onun için her zaman problem olmuştur. Halka hitabet etmekte zorlanan kral olur mu? İşte o da bunu yenmek için Avustralyalı konuşma terapisti olan Lionel Logue’dan dersler almaya başlar. Hem kekemeliği yenmek hem de kraliyet makamına layık olmak için.

Özgüven Eksikliğinizi Karanlık Sulara Gömecek 8 Özgüven Kitabı

Film izlemeyi sevmiyorum! Kitap okuduğum zaman daha rahat uygulayabiliyorum diyenler için, özgüven eksikliğini giderecek sekiz adet kitabımız var. Kitap okumaktan hoşlanıyor ve okuduklarınız hayata geçirebiliyorsanız eğer; tam sizlik kitaplar!

Özgüven Kazanma Yolları 1 & 2

   ο Kitap 1
Baskı Tarihi: Temmuz 2006
Sayfa Sayısı: 192
Orijinal Adı: Public and Conversational Speaking
Çeviri: Selman Dinler
Yayınevi: Goa Basım Yayın
Kitabın Türü: Kişisel Gelişim
Yazar: Dale Carnegie
Konusu; Kitabın içerisinde belki kendinizi belki de bir yakınınızı bulacağınızı garanti ederim. Bir topluluk karşısında dizleri titreyen insanlar, çenesi kaskatı kesilen ve heyecandan kelimeleri unutanlar ve daha nicesi. Özgüveni eksik insanların günlük hayatlarında ve sosyal hayatlarında neler yaşadıklarını ve bu yaşananları nasıl atlatacakları ile ilgili bir kitap. Bir rehberiniz yoksa eğer kesinlikle size rehberlik edebilecek bir kitap.
Baskı Tarihi: Kasım 2006
Sayfa Sayısı: 232
Çeviri: Selman Dinler
Yayınevi: Goa Basım Yayın
Kitabın Türü: Kişisel Gelişim
Yazar: Dale Carnegie
Konusu; Bir devam kitabı niteliği taşıyan ve yine bir özgüven rehberi olan bu kitapta; bir çok insanın hayatları ve hayatlarında değiştirdikleri şeyleri anlatıyor. Uygulanabilir tavsiyeler, pratik öneriler. Aklınıza ne gelirse. İnanın bana sorunlarınızın çözümü hiç uzakta değil. Belki bir sayfa ileride belki de okurken gözden kaçırdığınız satırda. Yeter ki bulmak isteyin.

Özgüven

Baskı Tarihi: Şubat 2014
Sayfa Sayısı: 366
Çeviri: Fatoş Gaye Atay
Yayınevi: Arkadaş Yayınları
Kitabın Türü: Kişisel Gelişim
Yazar: Matthew McKay ve Patrick Fanning
Konusu; Matthew McKay ve Patrick Fanning ikilisinin kaleminden dökülen Özgüven kitabında, özgüvenin hafife alınmaması gerektiğini ve hayatın merkezinde bulunduğunu anlatmışlardır. İnsanların özgüven olmadan başarıya ulaşamayıp, eksik kalacaklarını bunun sonucunda da mutsuz olacaklarını belirtmekten de geri kalmamışlardır. Kişisel gelişim alanında büyük başarılara imza atmış olan bu kitap sizler içinde iyi bir rehber niteliği taşımaktadır.

30 Adımda Özgüven

Baskı Tarihi: Ekim 2013
Sayfa Sayısı: 432
Çeviri: Özlem Menengiç Boğahan
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Kitabın Türü: Kişisel Gelişim
Yazar: Sam Horn
Konusu; İçerik biçiminden hemen hemen aynı olsa da diğer kişisel gelişim kitaplarından bir hayli farklı. Neden mi? Çünkü bu kitap bir rehber olmak amacı ile tasarlanmış ve bunun sonucunda içerikte ne yapmanız gerektiği adım adım yazılmış ve takip edilmesi gereken bir program ortaya çıkmıştır. Sam Horn’un sizlere gösterdiği yolda adım adım (Belki bebek adımları belki koşar adım, bu tamamen size kalmış!) ilerleyerek özgüven sahibi olabilirsiniz. Özgüven eksikliğinin hayatınıza olan etkilerini fark edip, sizden aldıklarını geri kazanabilirsiniz. Tek yapmanız gereken kitabı okurken, talimatları adım adım takip ederek başarıyı kucaklamak. Fakat tabi ki başarıyı kucakladıktan sonra özgüvenin fazlasının getirmiş olduğu kibirden kaçınmak.

Özgüven Kazanmak

Baskı Tarihi: Şubat 2007
Sayfa Sayısı: 232
Yayınevi: Arkadaş Yayınları
Kitabın Türü: Psikoloji, Kişisel Gelişim, İnsan ve Toplum
Yazar: Özcan Göknar
Konusu; Yine rehber olma yolunda kararlı bir biçimde ilerleyen kitaplardan bir olan Özgüven Kazanmak, bir Türk yazarın kaleminden çıkmış en iyi kişisel gelişim kitaplarından biridir. Kafanızda özgüven ya da özgüven eksikliğine dair ne kadar soru varsa hepsini samimi ve doğru bir şekilde cevaplamış, bununla da kalmayıp bunları ve getirilerini daha iyi kavramanız için örnek olaylar ile taçlandırmış. Doyurucu ve işe yarar bilgiler vererek özgüven hakkında insan aklında hiç soru bırakmamıştır. Tamamen gerçek olaylardan esinlenerek, hatta belki de gerçek olayları kitaba geçirerek size sunmuştur. Kesinlikle okumalısınız!

Potansiyelinizi Artırın – Özgüven ve Özsaygı Kazanmak

Baskı Tarihi: Haziran 2011
Sayfa Sayısı: 240
Çeviri: Müzeyyen Baturay
Yayınevi: Sistem Yayıncılık
Kitabın Türü: Psikoloji, Kişisel Gelişim, İnsan ve Toplum
Yazar: Joseph Murphy
Konusu; Oluşturulmuş olan bir serinin 3. kitabı olan Potansiyelinizi Arttırın, Özgüven ve Özsaygı Kazanmak adı kitap Joseph Murphy’ye ait oldukça yararlı bir kitaptır. Tam verim almak için serinin diğer kitaplarınız da okumanız gerektiğini düşünüyorum. Bu ünlü seri insanın bilinç altını kullanarak yaşamış olduğu problemlerden nasıl kurtulacağını anlatır. Bu kitap ise 3. sıradan sizlere göz kırpar. Anlattığı şey ise; bilinçaltının kullanımı ile özgüven ve özsaygı kazanma ile ilgilidir. Farklı ve faydalı konulara ev sahipliği yapan kitap, olumsuzluklardan kurtulmanın özgüveni yerine getireceğini gösteriyor. Kitaba göre, bunalımda ve her zaman endişeli olan insanların özgüvenleri zayıf hatta neredeyse yok denecek kadar azdır. Bunu söylememin nedeni ise; kitabın “Güç sende!” mesajı vererek, okuyucuyu harekete geçemeye zorlamasıdır.

Cesaret: Korkunun Üstesinden Gelmek ve Özgüven Geliştirmek

Baskı Tarihi: 2012
Sayfa Sayısı: 188
Yayınevi: Butik Yayınevi
Kitabın Türü: Kişisel Gelişim, İnsan ve Toplum
Yazar: Debbie Ford
Konusu; Kitabın yazarı Debbie Ford’a göre cesaret bir hayatı değiştirebilecek olan en güçlü duygudur. Oldukça uzun bir ismi olan bu kitabın içeriği de adı gibi uzun ve bir hayli sadedir. Düşünce ve cesaretten ilham alarak özgüvenin kazanılmasının mümkün olduğunu anlatmaktadır kitaplar. Ford’un sunduğu yedi ilkeye sadık kalıp sonuna kadar devam eden bir kişinin endişelerinden ve dahi korkularından koptuğunu söylemek mümkün. Bu kitabı farklı bir yoldan özgüven kazanmak için kendinize rehber edinebilirsiniz.

Yaratıcı Özgüven

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here